Son günlerde dünya kamuoyunun en çok konuştuğu sağlık başlıklarından biri hantavirüs oldu. Özellikle Atlas Okyanusu’nda seyreden MV Hondius isimli yolcu gemisinde ortaya çıkan vakalar ve art arda gelen ölümler, milyonlarca kişide yeni bir pandemi korkusu oluşturdu. Dünya Sağlık Örgütü’nün devreye girdiği olayda şimdiye kadar birden fazla doğrulanmış vaka ve ölümler rapor edildi.
Uzmanlara göre hantavirüs aslında yeni bir virüs değil. Yıllardır bilinen bu enfeksiyon, çoğunlukla kemirgenlerden insanlara bulaşıyor. Fare idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle temas eden tozların solunması, en önemli bulaş yolları arasında gösteriliyor. Ancak son olaylarda dikkat çeken nokta, Güney Amerika kaynaklı “Andes” türünün nadir de olsa insandan insana bulaş ihtimalinin araştırılması oldu. Bu ihtimal, küresel endişeyi bir anda artırdı.
Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından dünyada benzer bir sürecin yaşanabileceği korkusu yeniden gündeme gelirken, uzmanlar şimdilik büyük çaplı küresel yayılım ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, hantavirüsün Covid gibi kolay yayılan bir yapı taşımadığını ve küresel pandemi riskinin “çok düşük” seviyede değerlendirildiğini açıkladı. Avrupa Hastalık Önleme Merkezi ve CDC de benzer değerlendirmeler yaptı.
Buna rağmen ölüm oranları nedeniyle hantavirüs korkutucu virüsler arasında gösteriliyor. Özellikle “Hantavirüs Pulmoner Sendromu” adı verilen türde ölüm oranının yüzde 40’a kadar çıkabildiği belirtiliyor. Hastalık ilk etapta yüksek ateş, kas ağrısı, halsizlik ve mide sorunlarıyla başlıyor; ilerleyen süreçte akciğerlerde sıvı birikmesi, ciddi nefes darlığı ve organ yetmezliği gelişebiliyor.
Türkiye’de de geçmiş yıllarda hantavirüs vakaları görüldü. İlk büyük salgın 2009 yılında Zonguldak ve Bartın çevresinde kayıtlara geçti. Son verilere göre 2009-2025 arasında Türkiye’de yüzlerce vaka ve can kaybı bildirildi. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman yeni vakaların görüldüğü belirtiliyor.
Bilim insanları iklim değişikliğinin de hantavirüs riskini artırabileceği görüşünde. Daha sıcak kışlar, kemirgen popülasyonlarının artması ve insanların yaşam alanlarıyla temasın çoğalması nedeniyle virüs taşıyan farelerin şehir merkezlerine yaklaşabildiği belirtiliyor. Uzmanlara göre sel, kuraklık ve aşırı hava olayları da kemirgen hareketliliğini artırarak yeni riskler oluşturabiliyor.
Öte yandan şu anda hantavirüse karşı onaylı kesin bir tedavi veya yaygın kullanılan etkili bir aşı bulunmuyor. Tedavide genellikle yoğun bakım desteği, oksijen tedavisi ve organ desteği uygulanıyor. Bu nedenle uzmanlar özellikle bodrum, depo, ahır ve uzun süre kapalı kalan alanların temizliğinde maske ve dezenfektan kullanımının büyük önem taşıdığı konusunda uyarıyor.
