Gönüllü ve disiplinler arası bir ekip tarafından hazırlanan rapor; kent planlama, çevre, mühendislik, ekonomi, sosyal politika ve afet yönetimi alanlarında uzman isimlerin katkısıyla oluşturuldu.
Siyasi ve ticari bağımsızlığa sahip bir sivil inisiyatif olan Antalya Dayanışma Grubu, kentin doğal, kültürel ve kentsel değerlerini koruyarak geleceğe taşımayı hedefliyor. Grup, plansız büyüme, iklim değişikliği, afet riski, doğal alan kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş gibi sorunlara karşı uzun vadeli ve uygulanabilir çözümler geliştirmeyi amaçlıyor.
GRUBUN KURULUŞUNA DEĞİNDİToplantının açılışında konuşan Antalya Dayanışma Grubu Başkanı Erdal Atılgan, grubun güçlü bir kadroyla yoluna devam ettiğini ifade etti. Atılgan, “35 kişiyle yola çıktık, bugün 54 kişilik bir ekibiz. Antalya, Türkiye’nin en hızlı büyüyen şehirlerinden biri. Şehir o kadar büyüdü ki birbirimizi göremez olduk. Biz de bu vesileyle daha çok bir araya gelmek, sorunları ve sıkıntıları konuşmak amacıyla Antalya Dayanışma Grubu’nu kurduk” dedi.
KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLİZ“Hiçbir zaman siyasi ve ideolojik bir grubun arka bahçesi olmadığımızı ifade etmek istiyorum” diyen Atılgan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Antalya, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olmasına rağmen yıllardır yönetimsel sorunlar ve plansızlık nedeniyle büyük problemler yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bu sorunlar bugünden yarına taşındı, taşınmaya da devam edecek. Biz de alanında uzman arkadaşlarımızla memleketimize nasıl katkı sağlayabiliriz, nasıl çözümler üretebiliriz düşüncesiyle, geleceğe ışık tutmak adına bu raporu hazırladık. Sayın Valimizin de bu raporu memnuniyetle beklediğini belirtmek isterim.”
Hazırlanan raporu Antalya Dayanışma Grubu Başkanı Erdal Atılgan tarafından bugün Antalya Su Otel'de raporun sunumu yapıldı.
Antalya Dayanışma Grubu tarafından hazırlanan rapor şu şekilde;
" Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, Antalya Dayanışma Grubu üyelerinden oluşan gönüllü ve disiplinler arası bir çalışma grubu tarafından hazırlanmıştır. Rapor; kent planlama, çevre, mühendislik, ekonomi, sosyal politika ve afet yönetimi alanlarında uzman isimlerin ortak katkısıyla, bilimsel veri, saha gözlemleri ve uzun yıllara dayanan mesleki deneyim temel alınarak oluşturulmuştur.
Antalya Dayanışma Grubu, Antalya’nın doğal, kültürel ve kentsel değerlerini koruyarak geleceğe taşıma hedefiyle bir araya gelen, siyasi ve ticari bağımsızlığa sahip bir sivil inisiyatiftir. Grup; kentin karşı karşıya olduğu çevresel, mekânsal, sosyal ve ekonomik sorunlara bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmayı, kamu yararını esas alan politika önerileri geliştirmeyi ve karar vericilere bilimsel temelli katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Dayanışma Grubu’nun temel amacı; Antalya’nın plansız büyüme, iklim değişikliği, afet riski, doğal alan kaybı ve yaşam kalitesi düşüşü gibi sorunlarına karşı uzun vadeli ve uygulanabilir çözümler üretmektir. Bu çerçevede grup, yalnızca sorun tespiti yapmakla yetinmeyip, çözüm odaklı yol haritaları geliştirmeyi esas almaktadır.

Grubun vizyonu; Antalya’nın önümüzdeki yıllarda çevresel açıdan dirençli, sosyal olarak adil, ekonomik olarak sürdürülebilir, estetik ve yaşanabilir bir dünya kenti haline gelmesine katkı sunmaktır. Kentin doğal varlıkları, kıyıları, tarım alanları ve kültürel mirasının korunması, bu vizyonun temel bileşenleri arasında yer almaktadır.
Misyonu ise; bilimsel bilgiye dayalı raporlar hazırlamak, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmek, yerel yönetimler ve merkezi idare ile yapıcı diyalog kurmak ve sivil toplumun kent yönetimine etkin katılımını güçlendirmektir. Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, bu misyonun somut bir çıktısı olarak hazırlanmış olup, kentin geleceğine ilişkin ortak bir akıl ve yol haritası sunmayı hedeflemektedir.
1. Raporun Amacı ve Kapsamı
24 Aralık 2025 tarihinde grup toplantımızda sunulan Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, kentin hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme, iklim kaynaklı afetler, turizm baskısı ve çevresel riskler karşısında orta-uzun vadeli sürece uzanan bütüncül bir yol haritası ortaya koymaktadır. Rapor; inşaat, çevre, makine ve harita mühendisleri ile ekonomistlerden oluşan teknik bir kurul tarafından hazırlanmış olup, bilimsel veriye dayalı analizler içermektedir.
Temel hedef; Antalya’nın planlı, dirençli, estetik, şeffaf ve yaşanabilir bir kent olarak yeniden yapılandırılmasıdır. Rapor, yalnızca mevcut sorunları tespit etmekle kalmamakta, aynı zamanda bu sorunlara yönelik uygulanabilir politika önerileri sunmaktadır.

2. Kentsel Planlama ve Dönüşüm Yaklaşımı
Raporda, Antalya’nın uzun yıllardır parçalı imar kararlarıyla büyüdüğü, bu yaklaşımın altyapı kapasitesini zorladığı ve mekânsal bütünlüğü bozduğu açık biçimde ifade edilmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte bütüncül mekânsal planlama yaklaşımı temel ilke olarak benimsenmektedir.
Öne çıkan öneriler:
- Ulaşım, konut, çevre, turizm ve afet yönetimi kararlarının tek bir planlama çerçevesinde ele alınması
- 2025–2100 dönemini kapsayacak yeni Çevre Düzeni Planı çalışmalarının ivedilikle başlatılması
- Kentsel dönüşümün parsel bazlı değil, mahalle ve bölge ölçeğinde gerçekleştirilmesi
- Yerinde dönüşüm ve toplumsal kabulün esas alınması şeklindedir.
Bu yaklaşım, kentsel dönüşümü yalnızca yapı yenileme süreci olmaktan çıkarıp sosyal, çevresel ve ekonomik boyutlarıyla ele alan bir modele dönüştürecektir.
3. Kent Estetiği ve Kamusal Alan Kalitesi
Raporun önemli başlıklarından biri kent estetiğidir. Çarpık yapılaşma, uyumsuz cepheler, tabela kirliliği ve yeşil alan yetersizliği, Antalya’nın kentsel kimliğini zedeleyen temel unsurlar olarak tanımlanmaktadır.
Önerilen başlıca politikalar:
- Yeni yapı ruhsatlarında zorunlu estetik kriterler getirilmesi
- Antalya’nın doğal ve tarihî dokusuyla uyumlu mimari anlayışın teşvik edilmesi
- Kent merkezinde kültür ve sanat yapılarının artırılması
- Kamusal alanlarda yeşil koridorlar, kent mobilyaları, aydınlatma standartları ve rekreatif düzenlemelerle yaşam kalitesinin yükseltilmesi şeklindedir.
Raporda, estetiğin yalnızca görsel değil; sosyal etkileşimi ve kent aidiyetini güçlendiren bir unsur olduğu vurgulanmaktadır.

4. Afetlere Dirençli Kent Stratejisi
Antalya’nın iklim değişikliğine bağlı riskleri, raporda ayrıntılı verilerle ele alınmaktadır. 1975–2025 döneminde gerçekleşen 161 taşkın olayı ve 5.000’in üzerinde orman yangını, kentin afetlere açık yapısını ortaya koymaktadır.
Raporda önerilen temel eylemler:
- Afet Riski Envanteri ve İzleme Sistemi kurulması
- Altyapı sistemlerinin iklim dirençli hale getirilmesi
- Veri temelli kentsel dönüşüm planlarının geliştirilmesi
- Toplum temelli afet eğitimleri ve erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması şeklindedir.
Raporda, Afet yönetiminin yalnızca yapısal önlemlerle sınırlı kalmaması, bilgi, koordinasyon ve toplumsal farkındalık boyutlarının da güçlendirilmesi gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.

5. Mülkiyet, Arazi Kullanımı ve Şeffaflık
Arazi yönetimi ve mülkiyet konusu, Antalya’nın en hassas alanlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Rapora göre, plan değişikliklerinde şeffaflık eksikliği ve halkın sınırlı katılımı, kentte güven kaybına yol açmaktadır.
Çözüm önerileri ise şu şekilde sıralanmıştır:
- İmar Planı Değişikliği Bilgi Sistemi kurulması
- Tüm plan değişikliklerinin gerekçeleriyle birlikte dijital ortamda kamuya açılması
- Arazi Kullanımı Koordinasyon Kurulu oluşturulması
- Kadastro ve orman sınırlarının düzenli güncellenmesi
- Turizm tahsislerinin şeffaf hale getirilmesi
Bu öneriler ile yönetişimde hesap verebilirliği güçlendirmeyi hedeflemektedir.

6. Kıyı Yönetimi, Marinalar ve Deniz Ekosistemi
Antalya’nın 640 kilometrelik kıyı şeridi, raporda hem ekonomik hem de ekolojik açıdan stratejik bir varlık olarak ele alınmaktadır. Kontrolsüz yapılaşma ve kıyı işgalleri, kamusal erişimi sınırlayan temel sorunlar olarak tanımlanmaktadır.
Raporda:
- Kıyı alanlarında kamuya açık kullanım ilkesinin korunması
- Falez ekosistemlerinin güçlendirilmesi
- Yeni marina ve cruise limanı yatırımlarının çevresel taşıma kapasitesine göre planlanması
- Demre, Side, Kaleiçi ve Alanya bölgelerinde eko-marina konsepti geliştirilmesi
- Deniz ulaşımında atık su arıtımı, enerji verimliliği ve geri dönüşüm sistemlerinin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi
önerilmektedir. “Denizin yalnızca ekonomik değil, ekolojik bir sorumluluk olduğu” vurgusu raporun temel mesajları arasındadır.

7. Ulaşım ve Raylı Sistem Vizyonu
Artan araç sayısı ve turizm yoğunluğu, Antalya’nın ulaşım altyapısını zorlamaktadır. Rapor, sürdürülebilir ulaşım için şu adımları önermektedir:
- Güncel Ulaşım Master Planı hazırlanması
- Raylı sistemlerin Belek–Manavgat yönüne uzatılması
- Antalya–Alanya hızlı tren hattı ve metro sistemi yatırımları
- Yeni çevre yolları ve bağlantı arterleri
- Dijital ulaşım veri platformu oluşturulması
Amaç; toplu taşımayı güçlendirmek, özel araç bağımlılığını azaltmak ve karbon emisyonlarını düşürmektir.

8. Doğal Kaynaklar, Yeşil Ekonomi ve Sosyal Boyut
Rapor, sürdürülebilirliği çevresel olduğu kadar sosyal bir kavram olarak ele almaktadır. Su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının verimli kullanımı, geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımları öncelikli alanlardır.
Ayrıca:
- Gençlerin eğitim ve istihdam olanaklarının artırılması
- Yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir kent politikaları
- Barınma ve kira sorunlarına yönelik sosyal çözümler
- Kültürel mirasın korunması ve kültür–sanat altyapısının güçlendirilmesi
raporda önerilmektedir.

9. Genel Değerlendirme
Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, kentin bugünkü büyüme dinamiklerini yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değil; çevresel taşıma kapasitesi, mekânsal bütünlük, afet riski, sosyal yapı ve yönetişim kalitesi ekseninde birlikte ele alan bütüncül bir vizyon belgesi niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle rapor, sektörel parçalanmışlığı aşan ve kenti tek bir ekosistem olarak değerlendiren stratejik bir çerçeve sunmaktadır.
Raporun en güçlü yönlerinden biri; Antalya’nın karşı karşıya olduğu riskleri soyut öngörüler yerine ölçülebilir veriler, tarihsel eğilimler ve mekânsal analizler üzerinden tanımlamasıdır. İklim değişikliğine bağlı afet sıklığındaki artış, kıyı alanları üzerindeki turizm baskısı, yeraltı ve yüzey su kaynaklarındaki azalma, plansız yapılaşmanın altyapı üzerindeki yükü ve ulaşım sistemlerindeki tıkanma, kentin sürdürülebilirlik sınırlarına yaklaştığını ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede rapor, büyümeyi sınırlayan değil; büyümeyi yönetilebilir, dengeli ve dirençli hale getiren bir kalkınma modelini savunmaktadır. Turizm, tarım, ticaret ve sanayi faaliyetlerinin çevresel eşik değerler gözetilerek planlanması; doğal varlıkların ekonomik değere indirgenmeden korunması; kıyıların kamusal erişim ilkesiyle yönetilmesi ve kentsel gelişmenin altyapı kapasitesiyle uyumlu yürütülmesi, bu modelin temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Belgede öne çıkan bir diğer kritik unsur, yönetişim anlayışıdır. Planlama, mülkiyet, yatırım tahsisi ve imar kararlarında şeffaflığın artırılması; veri temelli karar destek sistemlerinin kurulması; yerel yönetimler, merkezi idare, meslek odaları ve sivil toplum arasında kurumsallaşmış iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik değil yönetsel bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.
Rapor ayrıca, sürdürülebilirliği yalnızca fiziksel çevre ile sınırlamamakta; sosyal refah, gelir dağılımı, barınma, erişilebilirlik ve kültürel yaşam kalitesi gibi unsurları da kent direncinin ayrılmaz parçaları olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, Antalya’nın geleceğinin yalnızca altyapı yatırımlarıyla değil; insan odaklı politikalarla güvence altına alınabileceğini vurgulamaktadır.
Geleceğe bir projeksiyon olarak ortaya konan hedefler; afetlere hazırlıklı, su ve enerji kaynaklarını verimli kullanan, ulaşımda düşük karbonlu sistemlere geçmiş, kıyı ve orman ekosistemlerini koruyan, estetik ve kimlik sahibi bir kent modelini tarif etmektedir. Bu model, Antalya’nın küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı amaçlarken, yerel değerlerini koruma ilkesinden taviz vermemektedir.

Sonuç olarak Antalya Sürdürülebilirlik Raporu; kentin mevcut gelişim eğilimlerinin devamı halinde karşılaşılabilecek yapısal risklere dikkat çeken, ancak aynı zamanda çözüm setlerini de somut biçimde ortaya koyan bir yol haritası niteliğindedir. Belge, Antalya’nın geleceğini tesadüflere bırakmayan; planlama, bilim, katılım ve ortak akıl temelinde şekillendirmeyi hedefleyen stratejik bir çağrı olarak değerlendirilmelidir.

“KAYGIMIZ ANTALYA… TESADÜF DEĞİL, AKILLI PLANLAMA”
Antalya sürdürebilirlik raporu aşağıdaki isimler tarafından hazırlanmıştır;
Akın AKINCI – İnşaat Mühendisi
• Cem ARÜV – Çevre Mühendisi
• Prof. Dr. İbrahim ATMACA – Makine Mühendisi
• Mustafa BALCI – İnşaat Mühendisi
• Sarper DERMUT – İnşaat Mühendisi
• Okan HANÇER – Harita Mühendisi
• Osman SERT – Ekonomist
• Ertuğrul YILMAZHAN – Harita Mühendisi




