banner302


banner292
banner129

Anayasa Mahkemesi Başkanı, başvuruların %52’sinin “ADİL YARGILANMA HAKKI” ihlali ile sonuçlandığını belirtti. Tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine göre de müeyyidesi olan husus, temel hukuk kurallarıyla ilgili ve buna acil çözüm üretilmesi gerekiyor.

Kamu idarelerinde, liyakate önem vermeme ve yetişmiş insan erozyonuna bağlı gelişen olumsuzluk, özellikle idari yargıda, Anayasada yer alan temel hukuk kuralının önemsenmemesine dayanıyor. Herkesin kendi kuralını uyguladığı sistemin olumsuzlukları domino etkisiyle birbirini tetiklerken, sonuçları vatandaşın milli ve vatandaşlık duygularını köreltiyor.

KAMU İDARESİ ÇALIŞANLARI:Yanlış dahi olsa kanunu sorgulamadan uygulamak zorunda olduğundan, Devleti maddi yükümlülük altına sokan işlemlerdeki riskten kendisini koruma içgüdüsüyle hareket ederek olumsuz karar verme yolunu seçtiğinde, vatandaş, yargıya giderek hakkını aramak zorunda kalıyor.

YARGI AŞAMASI KESİN SONUÇ DOĞURDUĞUNDAN ÇOK ÖNEMLİDİR: Yargının işleyişi kamu idaresindeki işleyişten farklıdır ve sadece mevcut kanuna göre karar verilmez. Anayasanın 138’nci maddesi gereğince, Hâkimler; ANAYASAYA, KANUNA VE HUKUKA uygun olarak VİCDANÎ kanaatlerine göre belli aşamalardan sonra Türk Milleti Adına hüküm verirler.

Şöyle ki; Mevcut mevzuatın yanlış uygulandığı gerekçesiyle başvuru halinde, sadece mevzuatın yanlış uygulanıp uygulanmadığına bakılır. Diğer iddialarda, mevzuat doğru uygulanmışsa dahi, mevzuatın Anayasaya, Hukuka ya da Vicdana aykırı olup olmadığına da bakarak HUKUKİ VE VİCDANİ bir karar vermek zorundadır. Bunlar temel hukuk kuralıdır ve bu silsileye uyulmadıkça, Türk Milleti Adına karar verilmiş olmaz.

Su ve hava ile eşdeğer olan Adalet’in herkesin güvendiği sistem haline gelebilmesi için;

Hukukun temel kuralları, temel ders,staj ve yüksek lisansın değişmez unsuru olarak Hukuk Fakültelerinde okutulmalı, yapılacak ölçmelerle, temel hukuk kurallarını özümseyememiş öğrencinin mezun olamaması kuralı konulmalı, dava konularını içeren branşları da kapsayan,uygulamalı eğitim modeli seçilmelidir.
Süreci sonuna kadar otomatik devam eden, davanın en fazla bir yılda sonuçlandığı, çok düşük bedel ile ulaşılabilir bir yargı reformu yapılmalıdır.

Vereceğim üç örnek hem yanlışları hem de doğruyu izah ediyor aslında.

6292 sayılı kanunda, Devlet arazilerinin işgalcilerine satışı düzenlendiği gibi, Devletin kişilere sattığı halde, orman alanında kaldığı nedenle yeniden el koyduğu, 2A, 2B belirtmesi yapılamayan taşınmazlar için yapılacak uygulama [… orman olduğu iddiasıyla Hazine adına tescil edilen, taşınmazlar ilgililerine iade edilmez.Bu taşınmazların yerine, kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilir.] Şeklinde yer almış ve hiçbir tereddüt yok iken, 62 yıl öncesi Devletin yaptığı satış işlemine konu taşınmaza, kadastro sonrası orman alanında kalınca yeniden el konulmuş, kanunun tanıdığı hakka göre yapılan başvuru,net hükme rağmen hem idare hem idari yargı tarafından reddedilmiş 7 yıldır temyiz süreci hala devam etmektedir.
İkinci örnek emekliler ile ilgili.
5510 Sayılı Kanunda “ÇALIŞANIN ÖZLÜK HAKKINDA İYİLEŞTİRME YAPILDIĞINDA, EMSAL EMEKLİYEDE YANSITILIR” şeklinde emekliler için yapılacak uygulama hüküm altına alınmışken ve üst düzey bürokratlarda bu hiç sorgulamadan SGK tarafından yerine getirilirken, Vergi Müfettişleri için bu yasa çiğnenmiş, Danıştay'ın  12’nci dairesi; D.M.K’na ekli cetvelde  [1-g] bendinde belirlenen şartlardan [yeterlik şartı] taşınmadığı gerekçesiyle, 10 yıl sonra, Onbirinci Daire ve  İdare mahkemesinin lehte kararlarını ve mutlaka uyması gereken lehte İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararını yok saymıştır.

Ayrıca;
646 Sayılı KHK öncesi emekli olan Vergi Müfettişleri, şu anda fiilen görev yapanlar ile birlikte Vergi Kontrol Memuru unvanı ile çalışırken, 516 Sayılı KHK ile “Vergi Denetmeni / Vergi Müfettişi” olarak atanmışlardır ve bu kararnamede [Ek gösterge uygulamasında yeterlik şartı aranmaz] hükmü zaten var ve bu kazanılmış haktır, bunu da görmemiştir. Üstelik,Vergi Kontrol Memuru iken [Vergi Denetmeni/Vergi Müfettişi] olarak atandıklarından, I sayılı cetvelin [1-g] bendinin yeterlik şartı isteyen bölümü değil, aynı cümlenin devamındaki parantez içi hükmü geçerlidir. Bu da çok açık olarak sadece tahsil şartı ve 8 yıllık çalışma süresi şartını içeriyor ve bunu da görmemiş, tamamen hukuksuz karara imza atmıştır.
Özellikle idari yargı Türk Milleti Adına karar verirken, Anayasanın 138’nci maddesindeki temel hukuk kuralına göre karar vermesi gerekirken, buna çoğunlukla uymayarak vatandaşlık duygularının körelmesine sebep olmaktadır. Buna hiçbir kurumun hakkı yoktur.

Anayasaya uygun karara da bir örnek verecek olursak;
15 yaşında çocuk gelinin, baba ve annelerinin oluşturduğu aile meclisinde alınan kararla öldürülmesinden sonraki yargılamada, Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi sadece kanuna değil, Anayasaya ve kanunun Hukuka uygunluğuna bakmış gerekçesinde kullandığı gibi [Bölgenin sosyal yapısında kadınların söz sahibi olmaması.]gerçeğini görünce vicdanıyla hareket ederek,aile meclisindeki kadınlar için beraat, erkekler için ceza önermiştir.
Örnek karar için Hakim teşekkürü hak ediyor bence.

Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten hayırlıdır. [Hz. Muhammed.]

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erdal Yeşil 2020-06-16 16:38:11

Türkiye ve dünyanın en öncelikli sorunu ne eğitim ne yoksulluk ne de başka bir şey adalet sadece adalet ama gerçek adaleti

banner343

banner324

banner174

banner242