banner154

banner129

Başlıktaki cümleyi ilgi çeksin diye yazmadım.

Önce bu büyük soruna bir bakalım sonra başlıkla neyi anlatmak istediğime geleceğim.  
                                                      *
‘Anadolu, dünyanın antik heykel deposudur’ sözü,  bize emanet edilen dünya mirasının büyüklüğünü ifade eder.

Böylesine büyük ve önemli bir mirasın korunması için verdiğimiz uğraş aynı zamanda Türk Milleti’nin çağdaşlık seviyesini de gösterir.

Yani bize emanet olan dünya mirasına yönelik davranışlarımızla aynı zamanda kendimizi de dünyaya anlatırız.

 “Peki, biz bu tarihi zenginliklere sahip çıkıyor muyuz ve bu yolla kendimizi dünyaya nasıl gösteriyoruz?” gibi, cevabı hepimiz tarafından çok iyi bilinen bir soruyu sormayacağım.

Zaten medyada yer alan haberler hangi felaketlerin yaşandığını gayet açık ortaya koyuyor. 

Öte yandan günümüzde doğaya yönelik bakış açımız ve davranışlarımız da aynı olumsuz özellikleri taşıyor ki; işin o kısmına da hiç girmeyelim… Girmeyelim ki, Türklüğümüzden utanmayalım!

Çünkü Türklerdeki din anlayışı, doğa ve insan sevgisiyle harmanlanmış ve çağdaş değerlerle süslenmiş bir inanç sistemidir ve binlerce yıllık bu geleneklerimiz adeta paspas olmuş durumda.

Özetlersek; doğal ve tarihi mirasla ilgili devasa sorunların çözümü ne yakında ne de ufukta gözükmüyor! Yani bu kafayla gidersek bu işler düzelmez.
                                                     *
Peki, ne yapmalıyız?

Çoğunuz bu yazacağıma gülecek ve diyecek ki, “Bu muydu söyleyeceğin! ”

Evet tahmin ettiğiniz gibi o cümleyi söyleyeceğim: “Eğitim şart!..”

Peki, ama nasıl bir eğitim? Şimdi gülmeniz bittiyse detaylara geçelim…
                                                      *
Bana göre bu yöndeki en önemli bakış açısı şu olmalı: “ÇOCUKLAR YAKINDAN TANIMADIĞI VE SEVMEDİĞİ BİR ŞEYİ NE BUGÜN NE DE GELECEKTE KORUMAZ!”

Lafı uzatmadan detaylandırayım. Tarihi eserleri ve doğayı insanımıza çocuk yaşta anlatmalı, öğretmeli ve sevdirmeli ve bu yönde eğitim vermeliyiz.

 İşte ancak o zaman bilinçli bir toplum oluşturur ve bu değerlerimizi yağmalayıp, tahrip etmek yerine koruyabiliriz. 

Bu nedenle çocuklara tarihi eserlerin ülkemiz için önemi, anlattıkları ve neden değerli oldukları anaokulu ve ilkokulda aşılanmaya başlanmalıdır, üniversitede değil!

Doğaya gelirsek; Bu yöndeki bilinç anaokulu ve ilkokullarda verilmeye çalışılıyor. Bu eğitim yeterli olsa bile doğayı koruma yönünde olumlu gelişme sağlamak mümkün müdür değil midir bilmiyorum. Açıkça söylemek gerekirse bu konuda pek umudum yok…

Çünkü doğayı, ‘Sürdürülebilir değil tüketilebilir bir zenginlik (!)’ olarak gören önemli bir kesim var ki, bunları durdurmak mümkün değil.

Doğa, yasal çerçevede zayıf bir koruma kalkanına sahip. Bu nedenle kılıfına uydurulduğunda ‘Götürülmesi çok kolay’ bir zenginlik. Tarihi eserler ise yasayla korunma açısından biraz daha şanslı durumda. 

Yine de bu yöndeki sorunlar çocukların motivasyonuyla biraz olsun çözülebilecek gibi gözüküyor. En azından, “Bu ayıba karşı neden çağdaş önlemler alınmıyor” denilmesinden iyidir!

Esen kalın…

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner242

banner243