banner234

banner265

banner292
banner228
01 Şubat 2019 Cuma 10:37
Meme kanserine karşı düzenli kontrol şart!

Antalya Medical Park Hastanesi onkoloji cerrahisi hekimi Prof. Dr. Kemal Emek meme kanseri hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Meme kanseri nedir?

Meme kanseri genelde bir kadın hastalığı olarak bilinir. Bunun sebebi, erkeklerde görülme sıklığının %1’den az olmasıdır. Dolayısıyla bir kadın hastalığı olarak bilinen meme kanseri genelde iyi seyirli bir hastalık olarak kabul edilir. 

En sık orta yaş (30-60 yaş arası) grubunda görülen meme kanserinde, son yıllarda gelişen tanı ve tedavi modaliteleri ile olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Özellikle risk altındaki kişiler yetkili sağlık kuruluşlarına başvurarak kendilerini kontrol altında tutmaları önemlidir. Düzenli “checkup” programları ve hekim kontrolleri ile kişinin kontrol altında tutulması hekimler tarafından önerilmektedir.

Meme kanseri teşhisi nasıl konulmaktadır? 

Âdet gören kişilerde her âdet sonrası meme muayenesi ayna karşısında yapılabilir. Meme dokusunda gözlenen yapısal değişiklikler, akıntı ve koltuk altında ağrılı şişlikler fark edilebilir ancak en doğru teşhisin konulabilmesi için uzman bir hekime başvurulmalıdır.

Muayenenin nasıl yapılması gerektiği sağlık kuruluşlarında hekimler tarafından hem görsel hem uygulamalı olarak gösterilecektir. Kişinin kendi kontrollerini her ay düzenli olarak yapması, kendi organını tanıması ve farklı bir yapı sezdiği anda kontrol zamanını beklemeden hekimine başvurma alışkanlığını kazanması önemlidir.

Evde düzenli yapılan kontroller ve periyodik hekim kontrolü yaptıran kişilerde aniden bir hastalık gelişme ihtimali yok denecek kadar azdır.

Kimler risk altındadır?

Genç yaş gruplarını incelediğimizde 20’li ve 30’lu yaşlardan itibaren görülmesi mümkün olan meme kanseri özellikle 50 yaş ve sonrasında görülmektedir. 

Ailesinde özellikle genç grupları ilgilendiren meme kanseri bulgularının bulunması önemli bir risk faktörüdür. Çok erken yaşlarda görülen durumlarda bu genetik bozukluğa işaret edebilir.

Hiçbir genetik bozukluğu olmayan ve kişilerde eğer 1. derece akrabalarında meme kanseri var ise kendisinde meme kanseri olma olasılığı, diğer bireylerine göre oldukça yüksektir. Hastaların da bu konuda sürekli bilgilendirilmesi ve hem geriye dönük olarak hem de hastalığın fark edildiği anda aile yapılarını gözden geçirmeleri gerekmektedir.

Örnek vermek gerekirse; eğer bir kişinin ailesinde birden fazla kanser varsa hikâyesi varsa ve bu kişilerin çoğu 50 yaşın altındaysa, ailesel olarak yüksek riskli gruba girmektedir. Buna karşı kişinin kendi yapacağı bir şey yoktur. Vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve sık sık meme kontrollerini yaptırmalıdır. 

İlk âdetini erken yaşlarda, son âdetini yani menopoza girme yaşını da çok geç yaşlarda görmesi uzun süre östrojen etkisi altında olduğunu gösterir. Uzun süren östrojen etkisi de risk faktörleri arasında yer almaktadır. Hiç doğum yapmamış ve emzirmemiş olmak gibi faktörler de yine östrojen etkisi ile meme kanserinde risk faktörüdür.

Menopoz sonrası fazla kilo da indirekt olarak östrojen etkisini arttıracağı için bir risk faktörü olarak sayılabilir.

Meme kontrolleri nasıl yapılır?

Risk altındaki hasta gruplarında, yılda en az 2 kez, uzman bir hekim tarafından hasta muayene edilmeli ve gerekiyorsa tanı yöntemleri kullanılmalıdır. Yani hastanın arayı açmadan, sürekli kontrol mekanizmasını işletmesi gerekmektedir.

Erken tanı konulan hastaların tedavi süreci daha kısa ve daha az yorucu geçeceği için toparlanma süresi de kısalacaktır.

banner32
Son Güncelleme: 01.02.2019 14:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner263

banner174

banner275