banner154

banner228
09 Aralık 2019 Pazartesi 16:36
Önüne gelen hacamat yapıyor, sülük tedavi ediyor

Eğitimci, yılların tecrübeli ismi deneyimleri ile Antalya ve Türkiye’deki alternatif tıpın en güzel yollarını birçok vatandaşa aktaran ve bu uygulamalar sayesinde sağlıklarına kavuşmalarına destek olan Hüseyin Yumakoğulları, 320 çeşit ürünün üretimini gerçekleştirdiklerini bunun için birçok sağlık alanındaki unsurları rahatsız ettiklerini söyledi. 

Yumakoğulları, “Yaptığımız her iş resmi ve insan sağlığına uygundur. Ancak ne hikmettir ki bizim yaptığımızı elin yabancısı yurt dışından gelip Network ürünleri ile milyarlarca lira paramızı alıp giderken onlara hiçbir şey denilmiyor.

Ancak bizim üretimlerimiz ve tüm izinleri ilgili bakanlık ve müdürlüklerinden alınmış olmasına karşılık sürekli denetleniyor, hatta rahatsızlık verici davranışlara maruz bırakılıyoruz. 40 yıla yakındır bu işlerle uğraşan biri olarak ülkemizde ben ve benim gibi bu işleri yapanların önü bir türlü açılmıyor, açılsa bile şartları ağırlaştırılmış müeyyediler, uygulamalar, ilgisizlikle karşılaşılıyor.

Network’a izin veren anlayış ile bizim uygulamalarımızın arasında ne fark var? Bugün silahın tüccarlarından söz ediyoruz. Silahın tüccarı var da İlacın Tüccarı yok mu ? Her yıl milyarlarca paramız bu ilaç ve network ürünlerine giderken bu tüccarlar sana ilaç sanayini kurdururlar mı?" dedi. 

Sizi tanıyabilir miyiz?

-İlk ve Ortaokulu Antalya da okudum. Liseyi İstanbul Pertenviyal Lisesinde bitirdim. Üniversiteyi Bursa Uludağ Üniversitesinde bitirdim. Edebiyat öğretmeni olarak milli eğitime uzun yıllar hizmet verdim.

Milli Takımlar Karate Antrenörlüğü yanında medyada 20 yıl Antalya’ya hizmet verdim. 35 yıldır da bitkisel ürünler ve terapisi üzerine insanlığa hizmet vermekteyiz. 35-40 yıldır da Fito Terapi dediğimiz Bitkisellerle uğraşmaktayım.

İnsan Anatomisi üzerine antrenörlük yıllarımdan bugüne sürekli kendimi yetiştirmiş ve geliştirmiş biri olarak şimdi insanlarımıza ve insanlığa hizmet vermeye çaba gösteriyorum. 

Baharatçılık yapanlara bugün Aktarcı deniliyor. Neler söyleyeceksiniz? Bunun eğitimi ve uygulaması nasıl olmakta?

-Biz öyle kulaktan dolma iki karışımı bir araya getirip insanlara sunan bir anlayışta asla olmadık. Sözünü ettiğimiz burada insanların sağlıklı yaşam döngüsü içinde bulunmalarını sağlamak. Bitkisel tedavi bizim ecdadımızdan gelmektedir.

İslamiyet öncesi Türklükten tutun Selçuklular Osmanlılar Cumhuriyet dönemine kadar geçen süreçte uygulanmış tedaviler günümüze kadar gelmiştir. Dünyaca ünlü hekimlerimiz var.

İşte ecdadımızın bize bıraktıklarını bu alanda maalesef kullanamıyoruz. Bunun için bu yolda emek harcamaktayım ve bunu bir inanç ve sağduyu sorumluluğu olarak ele almaktayım. Yani bunu bir görev bilmekteyim.

Bulunmuş olduğumuz yerde patentli ve izinli üretimler yapmaktayım. 

Avrupa’yı bu konuda ülkemizle karşılaştırmak istersek Türkiye bu kaynağın ve insanlığa hizmetin neresinde?

-Şöyle açıklamak isterim: Bugün bir İbni Sina ile övünç duyduğumuz ecdadımız bulunmakta. Tıp eğitimi verilen yerlerde İbni Sina’nın eserleri, yaptıkları ve uygulamaları ne kadar önemsiyor ve ne kadarını eğitim müfredatına alabilmişiz?

Bugün Avrupa'da Amerika'da Tıp eğitimi verilen okullarda İbni Sina’nın eserleri ve uygulamaları birinci ve ikinci sınıfta ders olarak okutulmakta. Bugün İbni Sina'nın eseri altı dile çevrilmiş ancak bizde hala Türkçesi yoktur.

Bunun nedenleri arasında bir gecede ülkemizin harf kanunu ile başlayan süreçten kaynaklandığını belirtmek isterim. Öyle ki İbni Sina yanında milyonlarca tıp alanında dev eserler ve tedavi eden unsurların yer aldığı kitaplar var ki bunların çoğundan haberimiz yoktur.

Yazım dili ve şeklinin değişmesi işte bu kitaplara ulaşımı ve araştırılmasını engellemiştir. Oysa Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktu. Sağlığın ve sağlıklı kalabilmenin hastalıkların tedavi edilebilirliğinin rotası işte bu kitaplarda yazmaktadır.

Ancak ulaşabilene okuyabilene, çevirebilene aşk olsun. Bu konuda ben ecdadımızın bıraktığı eserleri yakından takip ediyor, onları bir bir araştırıyor ve okuyarak bugünkü bilgi ve tecrübelerimizle entegre ederek sağlıklı günlerin ve tedavi yollarının uygulamalarını ortaya koyuyoruz. Bu bir aşktır. Ben bu aşkın ve sevdanın peşinde son nefesime kadar sürdüreceğim. Ben bir İbni Sina’yı anlayamıyorsam yazım ve konuşma dilinden anlamamaktayım.

Harf Devrimi Sonrası ecdadımızın yazdıkları ve eserlerine ulaşmamış mümkün olmamıştır. Böylelikle batının kültürüne bizi esir ettiler. İlaç kültürü de bir esarettir. Bizde bu alanda ecdadımıza kör bakma var. Ecdat düşmanlığı var. 

Milli İlaç sanayimiz konusunda büyük gecikmişlik var. Hala da daha bu eksikliğimiz dışarıya bağımlı olarak ortaya çıkmakta. Neler söylemek istersiniz?

-Cumhuriyet kurulalı 96 yıl oldu ama hala daha bir milli ilaç sanayimiz yok. En basiti Aspirin. Üretilmiyorsun Patenti Almanlarındır. Senin Aspirin üretmen için patent parası ödemek zorundasın. Aspirinin hammaddesi Söğüt Ağacıdır.

Memleketimizde söğütten bol ne var? Kendi üretmen yerine dıştan almayı zorlanıyorsun. Silahın tüccarı varda ilacın tüccarı olmaz mı? Dünyada harp, silah ve ilaç sanayisi vardır.

Milletin sırtından milyonlar kazananlar sana ilaç sanayisinin kurulmasına izin verir mi? Vermez tabii ki. Biz hasbel kader ecdadımızın yolundan gitmemize rağmen ensemizde boza pişiriyorlar. Yapamazsın, edemezsin, yok kandırıyorsun. Ya kim kandırıyorsa at içeri. Ama bu işi hakkıyla yapana da yol verilmeli. 


Yaptığınız işin zorluklarından söz edersek?

- "Bir dokun bir ah işit" derler ya benimki de böyle bir şey. 2005 yılına kadar onlarca mahkemem oldu. Hepsinden de beraat ve takipsizlik kararı çıktı.

Mahkemeye gittiğimde karşım da önerdiğimiz ecdadımızın miras olarak bıraktığı uygulamaları yerine getiren ve tedavi olan hâkim, savcı kanunu uygulamakta zorlandığını bilirim. Çünkü yaptığımız iş bir ecdat mirasını gelecek kuşaklara ve tedavi yöntemlerini eser olarak bırakmaktır.

Benim elimden on binler gelip geçmiştir. 1946 yıllarında çıkmış bir kanun vardır. Bu kanun üzerinden hizmetlerimizi vermekteyiz. Ancak sürekli yönetmelik değişikliği gelmektedir. Bu tamim ve yönetmeliklerin sık sık gelmesinin değiştirilmesinin nedeni bu işi sen yapma demektir.

Bu işten rant bekleyenlerin uğraştığı bir konudur. Sen bizim rantımıza el uzatma diyenlerin engellemeye çalışmasıdır. Eczacılar da bir dönem bizim uygulamalarımızı sıkça şikâyet etmekteydi.

Oysa yolumuz ve çözüm odağı yöntemlerimiz aynıdır. İnsanlığa hizmet, insanlık için ecdat mirasını insanlarımızın şifa aradığı kanallarda fayda bulmasıdır. Olay budur. Bu ekonomik bir savaştır.

Ecza fabrikaları çuval çuval kazanırken neden bizim yaptığımız işlerin önü kesilmek istenilmektedir? Halktan, vatandaştan en ufak bir şikâyet yok. Memnuniyet var. Çünkü şifayap oluyor insanlar, şifa buluyor ve devam ediyor alternatif tıpa.

Bu işin diploması nedir?

-Yıllardır bu işin sertifikasına sahip olmuş bir firmayız. Yaptığımız araştırmalarımız, denemelerimiz ve uygulamalarımız ile bugün 320 adet ürün insanlığın hizmetindedir.

Sertifikamızda, diploma denilen ve yerine geçecek her türlü evrak bizde mevcuttur. Tarım Bakanlığı Bitki Koruma Daire Başkanlığından onaylıdır ürettiğimiz ürünlerimiz. Tarım İl Müdürlüğü sürekli bizleri denetler. Biz kayıtlıyız.

Antalya'da iki yüz üç yüz tane aktarcı diye tabir edilen esnaf vardır bunların hiç birisine gidilmez ancak Antalya'da bu koşul ve şartlara uygun sadece iki yer vardır birisi Yumakoğulları’dır. Satışı düşünülen ürünlerin sağlıklı olup olmadığına bakabilen iki yerden birisiyiz.

Bizleri denetlemek isteyenlerin en azından bizim sektörümüzle ilgili bilgi sahibi olması önemlidir. Her türlü izinlerimizi almış bir firmayız. Yerel yönetimlerin ilgili birimi geliyor Doruk Satış izni diye bir evrak imzalatmak istiyor.

Zaten bu izni ben almışım niye bir daha yerel yönetimin iznini almak zorunda bırakılıyoruz. Pekâlâ, o izni de alıyoruz ödememizi yaparak. Satış iznimizi yerel yönetimlerden aldık. Ne değişti peki? Ben kendimi daha çok işime vermek istiyorum.

Bürokrasi, yönetmelikler ve iş bilmez davranışlarla geçirdiğim vaktime yanıyorum. Bu durum beni fazlasıyla üzüyor. Çok gereksiz detaylara maruz kalmaktayım. 

Televizyonlarda görsel şova dönüşerek ballandıra ballandıra anlatılan yöntemler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

-Geçtiğimiz günlerde yine çıkmış biri buğday ununu kapsüllemiş zayıflama ilacı diye milyonları kazanıyor. Kimin ürettiği nasıl ürettiği çok önemli. Kulaktan dolma bir olay değil bu. Bunun ilmini yapmak gerekiyor.

Rahmetli babaannem köyün doktoru, ebesi, sağlıkçısı kimliğindeydi. Ordan ocak tabir ettiğimiz bir el sürmemiz var bu mevzulara. Tüm bunları deneyerek 35 yıldır insanlığın hizmetindeyiz. Sonra spor adamı olmamızın da bir tecrübesi var.

Biz bu konuda yetiştirildik. Her yıl üç ay SESAM'da altı yıl eğitim aldık. Çin, Almanya, Moskova, Kırmızı, Azerbeycan buraları komşu kapısı yaptırdık. Bu işlerle uğraşan önce Yumakoğullarını bulmaktadır.

Rant uğruna şarlatanlık yapanları gülerek izliyoruz. Devlete on lira ceza ödeyip öte yandan milyonları kazanmalarına yine izin veriliyor bu anlayışta olanlara. Bişe bildiklerinden değil. Millet sağlıklı bilgiye aç. Vatandaş ne yediğini ne içtiğini bilmiyor ki. Ne çıkmışsa vatandaş yükleniyor bu reklamlara sonra da iş bilmezlerin kasasını dolduruyor. 

Sizden sonra bu tecrübeyi yürütecek kimse var mı ?

-Kızım ve oğlum bu konuda ihtisas sahibidir. Onlar yürütecekler. Bildiğim her şeyi onlara aktarıyorum aktarmaya devam ediyorum. Yeteri kadar deneyime sahip oldular ancak bunun sınırı yok. Çünkü ecdadımız hiçbir zaman bu işin yakasını bırakmamış sürekli araştırmış ve yeni yöntemler çareler arayarak sağlıklı nesiller ve gelecek bırakmak için çabalamışlardır. Ancak şartlar ağırlaştırıldıkça bu işlerin de içinden çıkılması zorlaşıyor. Artık devletimiz ayva ile elmayı birbirinden ayırması gerekiyor.

Türkiye'de ve Antalya'da endemik bitki konusunda neler söylemek istersiniz?

-Ülkemizde 80 bin endemik bitki bulunmaktadır. BATEM'de 15 bin endemik bitki tespiti yapmıştır. Kurulan laboratuar endemik bitkileri sınıflandıracak, damıtacak, öğütecek, Türkiye'de kurulacak ilaç fabrikasının temelini teşkil edecekti.

Ama 25 yıldır bir arpa boyu yol alınamadığı görülmektedir. Milyarlık tesis Aksu'da boşu boşuna yatıyor. BATEM açıklamaları ele avuca gelen bir şey yok. Çakışır Otu için BATEM e gittim. Biri Aydın dan birisi de Antalya'dan.

Bunların hangisinin daha faydalı olup olmadığını öğrenmek istedim. Bu otun analizinin yapılmasını istedim. Bana bunun yapılamayacağını söylediler. Ne yapacak mışız peki dedim, ‘’Sen bunu damıtacaksın, öğüteceksin içinden hangi maddeyi istiyorsan biz onu ayrıştırıp sana vereceğiz" açıklaması yaptılar. İşte bu tesis işlem yapamaz durumda. Bir şey yapmaya kalkanları ise engelleyen bir kuruma dönüştü BATEM. 

Bir de hacamat konusu var... 

-Hacamat artık hastanelerimizde yapılmaya da başladı. Kurslar açılıyor. Geçtiğimiz günlerde genç bir kızımız geldi hacamat yaptığını söyledi. 15 günlük kurslarla hacamat olunur mu? Hacamat bilgi ister. Beceri ister.

Hacamat manevi açıdan bakıldığında peygamber efendimizin sünnetidir. Deri altında dolaşıma katılamayan kirli kanın dışarı atılmasına hacamat denilir. Hacamat yapacak insan vücuda baktığında nerede şekil bozukluğu var oraya odaklanarak tedaviye oradan başlamalı.

Buna göre tayinini yapar hacamat. Bu da yılların tecrübesine bağlıdır. Hacamattan üç gün önce ve üç gün sonra hayvansal gıdayı kesmek gerekiyor. Üşütmemek gerekiyor. Sonra hijyene çok dikkat edilmelidir.

Hacamat olayında ilk gelen kandan sonra tedavi olunduğu söylenir. Olay öyle değildir. Hacamat yılda iki kez yapılmalıdır. Mayıs sonu Haziran başı, Ağustos başı Eylül ayı içerisinde yapılmalıdır. Çünkü doğa tabiat yeniye o zaman geçmektedir.

Tabiat uyanmaya başladığında insan vücudu da bu mevsimlere uyanır. Topraktan geldik toprağa bağlıyız. Bu döngüye uymak gerekiyor. Bu aylarda hacamat yapılmaz. Diz boyu kar var hacamat yapılıyor. Olmaz!

Yerden ot biter gibi hacamat yapanlar bitti. Yarım doktor candan, yarım iman imandan eder. Bu bir kültür meselesidir. Bu değeri üç kuruş kazanacağım diye yaparsan olmaz. Bu bir kültür meselesidir. On beş günlük kursla bu işler olmaz.

Bir de bionerji konusunda kendini bioenerji uzmanı ilan edenler var. Bioenerji'nin enerjisi Ay’dan alınır. Bana bu konuda danışmaya gelenler var. Enerji uzmanıyım diyen Rusya'da kendisi burada Antalya'da Bioenerji uzaktan enerji aktarımı yapacakmış.

Böyle şey olur mu hiç. Bu tür İnsanları tımarhaneye kapatmak gerek. Göz gördüğünü yansıtır. Bionerji de böyledir. 

Sülükte doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

-Salgılanan salgı tedavi ediyor denilmekte. Tamamen yanlış bir ifade.  Hacamat ve sülüğün amacı aynıdır. Sülük emmeye başladığında salgılanan salgının tedavi ettiği söylenir. Tamamen yanlış bir ifade.

Sülük nerede bir temizlik yapılması isteniyorsa orayı emer ve şişer yere düşer. Pis kanı emiyor diye bir şey yok. Sülük kanla beslenir. Emer emer kirli temiz aramaz karnını doyurur çeker gider. Pis kanı emer diye bir şey yok.

Kendi tecrübelerinle pis kanın olduğu yeri tespit eder koyarsan olur. Kullanılan sülük tekrar kullanılırsa hastalık geçebilir. Sülük için kesik atılmaz.

MYGazete Haber Merkezi

Okan Dilek
Bazı yaygın ve yerel televizyonlarda programcı, yönetici olarak görev yaptı. Yine yaygın ve yerel bazı radyolarda Sabah Haberleri, Sanat Programları ve Haber Müdürlüğü yaptı. Profesyonel olarak Tiyatro’nun her kademesinde görev aldı. Basın Danışmanlığı, Dergi ve Gazete yayıncılığı görevlerinde bulundu. Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği üyesidir.
banner32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner242

banner245