MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Yörükoğlu süt

23 Nisan Konyaaltı

23 Nisan Muratpaşa

Fenix center

Antalya OSB




Antalya’ya, Antalyaspor’a mihmandar olmuş bir beyefendi… Özcan Kırmızıoğlu

08.03.2021 16:06

Bundan yaklaşık 40 yıl önce “ Yedi Mehmet” de 8- 10 kişilik bir öğlen gurubu olur ki, o günün Antalya’sında, ön planda olan abilerimizin oluşturduğu o keyifli masa da, konunun Antalya veya Antalyaspor olduğunu ilk bakışta anlardınız…

Özcan Kırmızıoğlu, annesi Sakine Hanım, eşi Ayçe Hanım, çocukları Ahu ve Efe

Bu tablo seneler boyu hiç değişmeden devam etmiştir. Bu gün aralarından ömür vadelerine yenik düşen birçok abimiz oldu, o abilerimizi rahmetle anıyorum…

Yine kuruluşundan bugüne Antalyaspor denildiğinde bir duayen olarak sayabileceğimiz isim sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecektir…

İşte bu iki ortak konuda da, Antalya ve Antalyaspor’a Mimarlık, mihmandarlık yapmış bir abimizde bu gurubun içerisinde olurdu…

Özcan Kırmızıoğlu
Özcan Kırmızıoğlu ve eşi Ayçe Kırmızıoğlu

Yıllardır, Antalya aşkı, Antalyaspor sevgisi ile mücadele etmiş, Kuruluşundan bugüne Antalyaspor Başkanlığı ve Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunmuş, ve de Antalya’nın sayılı Mimarlarından biri olmuş Sn. Özcan Kırmızıoğlu’ nu 19 Haziran 2014 Perşembe günü telefon ile arayıp, kendimi tanıttıktan sonra kendisi ile bir söyleşi yapmak istediğimi söyledim… 24 Haziran saat 09.30 da buluşmak üzere randevulaştık…

Tarif üzerine gittiğim evlerinin kapısını çalınca karşımda o güven veren gülümsemesi ve de coşku dolu ses tonu ile Özcan Abim duruyordu…

ÜNLÜ YÖNETMEN SELÇUK YÖNTEM’E BENZETİRDİM AMA ONDAN ÇOK DAHA YAKIŞIKLI İDİ…

Çok sade ve şık döşenmiş bir evde, Sn. Özcan Kırmızıoğlu Antalya ve Antalyaspor ile ilgili önemli görüşlerini, Antalya sosyal hayatında dünde ve bugünde hayat ve hayata dair izlenimlerini anlatmaya başlayınca, bana sadece dinlemek kalmıştı…

LİSE VE ÜNİVERSİTE YILLARI…

“1934 Muğla doğumlum, Liseyi Fenerbahçe takımına olan tutkum nedeni ile İstanbul Haydarpaşa Lisesinde okudum…

Lise bitince Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümüne devam ettim… Akademi yıllarında Sn. Mahmut İçli, Sn. Özer Açıkalın gibi Antalyalı birçok arkadaşım oldu…”

Özcan Kırmızıoğlu
Özcan Kırmızıoğlu

ANTALYA İLE İLK TANIŞMA…

“1956 senesinde Antalyalı okul arkadaşlarının daveti üzerine ilk defa geldiğim Antalya’ya hayran kaldım… Bu hayranlık başkanı olduğum öğrenci cemiyetlerinin Antalya’yı ziyaretleri sonunda da artarak devam etti…”

ANTALYALI OLUYOR…

“Antalya benim için bir rüya idi ve 1959 senesinin Haziran ayında Akademi bitince, genç bir Mimar olarak Antalya’ya yerleşip bir büro açtım.

İçimde ki moral burada kazanacağımı söylüyordu… İşlerim de iyi gitti. Antalya’yı çook sevdim, Antalya da beni sevdi ki, yerleştiğim günden beri çok güzel bir hayatım oldu Antalya’da…
25 yaşında tek başıma gelip yerleştiğim Antalya’ya, 65 yıl boyunca birçok hizmetler verdim…”

BAŞARILARLA DOLU BİR MESLEK HAYATI…

“Nüfusu yaklaşık 50 bin olan bir kentin, bir ömür vadesinde 40 katına, iki milyon nüfusa sahip olmasına tanıklık ettim…

Yapmış olduğum birçok eser arasında, proje ve yapı dalında birçok eserim ödüle layık görülmüştür… Bunlardan bazıları; Tünek tepe, Yedi Mehmet Restoran, Barbaros Parkının karşısında bulunan Elbirlik Apartmanı ve Gebizli Camii’dir…

Antalyaspor Tesisleri, Atatürk Evi’nin yerinden taşınıp aynen şimdiki yerine yerleştirilmesi, Antalya Koleji gibi birçok eserde de benim imzam vardır…

Özcan Kırmızıoğlu
Özcan Kırmızıoğlu'nun merhum Macit Yetkin Atatürk'ü karşılarken

Mimarlığın yanında müteahhitlik de yaptım, bu konuda ki eserlerimden biriside Saklıkent Projesidir…

Antalya da Mimarlık Mesleğine vermiş olduğum katkı nedeni ile “ Mesleğe Katkı Ödülü” ile mükafatlandırıldım…

1990 lı yıllarının sonlarında altı defa da vergi rekortmeni olarak ödüle layık görüldüm…

Antalya Fuar Alanı, Otobüs Terminali ( Otogar ), Sebze Hali, Mimarlar Odası İdare Binası, Güllük Caddesinde bulunan Kapalı Garaj, Cumhuriyet Meydanının tanzimi gibi birçok projede de Jüri Başkanlığı ve de üyeliği görevlerinde bulundum…

Antalya Mimarlar Odası kurucuları arasında yer aldım, 1960 ve 1980 li yıllarında Antalya Mimarlar Odası Başkanlığı görevini de üstlendim…

Özcan Kırmızıoğlu
Sadık Deda, Özcan Kırmızıoğlu ve Engin İpekoğlu

ANTALYASPOR…

Antalyaspor’umuzun kurucuları arasında ve de yönetim kurullarında yer aldım, Antalyaspor Başkanlığı görevini üstlendim. Antalya Spor Vakfının da kurucuları arasında yer alıp, ilk başkanlığı görevini yerine getirirken, Antalyaspor A.Ş. nin de kurucuları arasında olabilmenin mutluluğunu yaşadım…

ANTALYA HER KONUDA MANKEN BİR ŞEHİRDİR…

“Antalya Cennetin bir köşesidir benim için… İklimi, doğal ve tarihi güzellikleriyle bambaşkadır...

İnsanlarını çok severim. Kimileri Antalya insanı, kıskançtır, dedikoducudur, birbirlerini çekemez diye eleştirir. Ben bu konuda negatif düşünmüyorum…

Antalya’nın insanı güdümlü değildir, şeffaftır… İkinci bir ajandası yoktur. Akşam kavga edersin, sabaha unutur… İçinden geldiği gibi olur…

Üç varken beş yerler… Bu yüzden daima sıkıntı çeker ama eğlencesinden, zevkinden geri kalmaz. Bu söylediklerim sakın yanlış anlaşılmasın, Antalyalı yaşamayı, para harcamasını bilir diyorum, hayatın tadını çıkarır…

Giyiminde, kuşamında, eğlencesinde, gezmesinde, yemeğinde, hem çağdaş, hem de bilinçlidir. Bunu takdir etmek gerekir. Bu nedenle bazen ekonomilerinde bir aksaklık oluyor ama yaşanan tüm güzelliklerde yanlarına kar kalıyor.

Akdeniz ikliminin etkisi diyebiliriz. Az çalışacaksın, çok yaşayacaksın, gerekirse de sıkıntını çekeceksin…

Türkçeyi İstanbul’dan sonra en iyi konuşan şehirde Antalya’dır…

Tarihi, tabiat güzellikleri, havası, denizi, kumu ve de insanı ile her türlü konuda manken bir şehirdir Antalya… Akdeniz’in en güzel şehridir…

Ben bu yüzden Antalya’yı da, Antalyalıyı da çok severim…”

ÖĞLENLERİ İÇKİ İÇİLEN NADİR ŞEHİRLERDEN BİRİDİR ANTALYA…

Öğlenleri içki içen şehir olarak belki bir de İstanbul’u sayabiliriz… Bu çok uygarca bir durumdur. Yaşamasını, keyif almasını, uygarca da harcamışını bilir Antalyalı…

EŞİ AYÇE HANIM İLE TANIŞMASI, KIZI AHU, OĞLU EFE’NİN DÜNYAYA GELMESİ İLE YAŞANAN MUTLULUK…

“İlk geldiğim yıllarda gördüm ki, Antalya da dışarıdan gelene ilgi fazla… Bu da beni çok etkiledi…

O yıllarda Arkadaşlarımla birlikte “Antalya Deniz Kulübü” nü kurduk…

Cumhuriyet Meydanında “Büyük Otel” de kalıyorum… Otelin roof’u kulübün merkezi… “Deniz Kulübü Festivali” diye bir organizasyon yaptık, içerisine de 3 Mart günü kıyafet balosu koyduk…

Türk Kızılay İlk Antalya Başkanı, Eczacı nur içinde yatsın Macit Yetkin Bey de kulübümüzün üyesi… İşte o baloda Macit Beyin TED Ankara Kolejinde okuyan güzel kızı Sevgili Ayçe Yetkin Hanım ile tanıştım…

1963 yılında evlendik… 1964 de kızım Ahu, 1970 de Oğlum Efe dünyaya geldi…”

Özcan Kırmızıoğlu
Menderes Türel, Ahmet Uluç, Doğan Babacan, Özcan Kırmızıoğlu ve Recep Adanır

NE YAZIK Kİ, ANTALYA’NIN ELLİ YILLIK SÜREÇTEKİ GELİŞİMİ PROJELERİN ÖNÜNDE GİDİYOR…

“Antalya 50 senede 50.000 nüfustan, 2.000.000 nüfusa ulaşmış. Her yıl kendisi kadar büyümüş yani. Böyle büyüyen bir şehirde, ideal bir şehircilik görmek mümkün değil…

Diğer Akdeniz şehirlerine bakarsanız belki şehircilik olarak daha güzel olabilirler ama kültür olarak, tarih birikimi olarak, iklim olarak, konum olarak en güzeli Antalya’dır...

Ama bu çok güzel şehri biz bozmuşuz, bozmaya da devam ediyoruz. Antalya’daki gelişim, hesaplara, araştırmalara, istatistiklere uymayan bir gelişim.

Projeler bilimsel araştırmalara ve çalışmalara dayanır. Yapılan uygulama, hazırlanan programdan daha ileride gidiyor, siz bu hıza yetişemiyorsunuz ve Antalya bozuluyor. Yani uzmanın yaptığı programa göre değil, acelecilikten kontrolsüz büyüyor.

Sonuçta, çalışmaktan ziyade mülk edinme, rant peşinde koşma çabası devreye giriyor. Bu da Antalya’yı bozuyor. Mutlak surette çok radikal kararlar çıkması gerekir ama bu nasıl mümkün olur bilemem… En büyük dert trafik… Bir şehirde trafik sorunu varsa, şehirleşmede problem var demektir.”

ANTALYA’DA DÜNYANIN EN GÜZEL PROJESİ KISIK GÖRÜŞLER NEDENİ İLE UYGULANAMAMIŞTIR…

“1970 li yıllar… Nihat Erim Başbakan, Sadi Koçaş Başbakan yardımcısı, Antalya Valisi Hüseyin Öğütçen… Dünya Bankasının gözü Antalya’da… Güney Antalya Projesini yakından takip ediyor…

Güney Antalya Projesi içerisinde “ Sıçan Adası, Tünektepe, Saklıkent” teleferik hattını yapın, projeye ilave edin kredi verelim, diyorlar…

Kayak yapacaksınız, yarım saat sonra denize gireceksiniz. Dünya’nın başka neresinde yaşarsınız bu keyfi?…”

SAKLIKENT’DE UFKA GİDEN YOLU ELLERİMİZLE KAPATTIK…

“Dünyanın en güzel projesini kısık ve güdük görüşler nedeni ile hayata geçiremiyoruz…

Saklıkent Kooperatifinin kurucularındanım… 13 yıl yönetiminde bulundum. İş hayatımın 1/3 lük zamanını verdim…

İlk on yıllık çalışmamız içerisinde bir otel projesini yarışmaya açtık. Sn. Orhan Çakmakçı’nın 1000 yataklı, yedi yıldızlı otel projesi 1. Oldu…

Yarışmayı kazanan firma kooperatif ile antlaşma yaptı inşaat başladı…

Bu arada Sn. Hüseyin Öğütçen, İzmir Valiliğinden emekli olmuştu. Sn. Vehbi Koç, Hüseyin Beyin “Vehbi Koç Eğitim Vakfı” nın başına geçmesini istemesine rağmen, o yarışmayı kazanan firma da, bu projeye olan aşkından ötürü, her türlü yetkiye sahip genel müdür olarak işe başladı…

Şantiye Personeli ile Kooperatif Çalışanları arasında bir sokak tartışması yaşanıyor… Konu mahkemeye yansıyor ve proje ne yazık ki iptal ediliyor… Ağlamamız gereken bu sonuca sevinenler tabii ki çok…

Kaçırdığımız bu büyük fırsat Saklı Kent’in bu günlere gelmesinin başlangıcıdır. Çünkü ufka giden yolu kapattık…

Muharrem Önal Bey den sonra, Saklıkent Kooperatif başkanlığına seçildim… Maalesef 3 gün sonra istifa ettim… 3. şahıslara buranın gelişmesi için 5 yıldızlı bir kayak otelinin gerekliliğini anlatamadım. Uyduruk bir otel projesi ile engellediler…

Rahmetli Hüseyin Çalık, Rahmetli Atilla Konuk dahil dört kişi burada otel yapmak istedi. Yönetim Kurullarının kısır görüşleri nedeni ile kabul görmedi…

O rakımda dünyada müstakil mülk sadece Saklıkent de mevcuttur…

Saklıkent de 500 değil 1500 ev yapsanız sosyal yaşam için tesisler ve de burayı ayakta tutacak beş yıldızlı otel olmadıktan sonra böylesine güzel bir projeyi ayağa kaldıramazsınız…”

ANTALYASPOR BU KENTİN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİDİR…

“Antalyaspor yaklaşık 50 yıllık tarihinde hiçbir kulübün yaşamadığı olayları yaşamıştır… Tek dayanağı, şehrin güvenilir insanlarının Antalyaspor’a bu dönemlerde yönetici olmasıdır. Başarılı veya başarısız ama güvenilir… İşte en büyük manevi değer bu olmuştur…

Antalya da konu çok, gidilecek yerler çok fazla bu nedenle futbola yer kalmıyor, futbol gelişemiyor mantığı yanlıştır…

Antalya da televizyonun karşısına geçip futbol maçlarını izleyen yüzbinler var… Yani futbol taraftarı ve seyircisi var… Antalyaspor’un seyircisi yok…

Zenginlerin, Belediyelerin Antalyaspor’a desteğini istemek kolaycılıktır… Bir kulübün muhtaç olduğu maddi ve manevi kaynak taraftarıdır… Kulüp taraftarını çoğaltırsa, iyi bir maya oluşturulursa hiçbir problem kalmaz…

Futboldan anlamayan kişiler bu kulübe nasıl yönetici olurlar? Söylemi fevkalade yanlıştır… Bakın Sn. Hasan Subaşı futbolun kimlerle idare edilebileceğini çözdü ve de çok başarılı oldu. Tesis yaptı, takımı Avrupa’ya taşıdı… Yine Hasan Akıncıoğlu futbol ile alakası yoktu belki ama, uzmanlar ile yola çıkarak başarılı oldu…

Bir işi yapabilmek için o işin uzmanı olmaya gerek yok. O işin uzmanlar tarafından idare edileceğinin bilinmesi ve de idarenin uzmanlara verilmesi yeterlidir…”

ANTALYASPOR’DA ANA YAPININ MUTLAKA DEĞİŞMESİ LAZIM…

“ Dernek, Vakıf, Şirket… Üç ana yapı var. Üçünün de tüzükleri birbirinden kopuk. Tüzüklerinin müşterek bir yapıya oturtulması gerekir. Bu yapı “Divan Kurulu” olabilir. Divan’a bu güne kadar Antalyaspor’a başkanlık ve yöneticilik yapmış kişiler ile 25 yılını doldurmuş üyeler girebilmeli. Önemli bir sorunda “Divan Kurulu” çözüm merkezi olmalı…

Divan’ın toplanması 3 ana yapının toplanması anlamına gelmelidir…

ANTALYASPOR’UN ÜYE ADEDİ ARTTIRILMALI, BU YAPISALLIK TÜZÜK İLE DE KORUNMALIDIR…

“Ortak ve büyük bir heyecan ile kongrelere, genel kurullara koşarak gelen taraftar, % 56 dernek + % 39 vakıf dağılımı nedeni ile üzülerek geri dönüyor… Çünkü verdiği oyun bir anlamı yok…
Sonucunda en başarılı dönemin ardından takım küme düşüyor…

Şimdi bu abdest ile çok namaz kılmamız lazım…”

ANTALYA’NIN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİ DE KALEİÇİ’DİR…

“Dünyanın en güzel projelerinden biridir Kaleiçi… Suya sıfır mesafede yapılaşma olmaz görüşüne karşı, denize kadar inmiş güzellikleri ile dillere destan olmuş, ödül almış mimari disipline sahip bir kenttir…

Eskiden toplum Mimarına çok güvenir idi… Kaleiçi’nde bunu çok rahat görüyoruz… O dönemin ustaları, mal sahipleri tarafından inanılan insanlarmış ki 1.2.3… ev aynı özellikleri taşıyarak yapılmış…

Kaleiçi evlerini 2 kategoriye ayırabiliriz…

Birinci kategori Türk Ustaların evleri, bunlar verandası, bahçesi, avlusu, balkonu ile dışa dönüktür… Antalya insanının karakterini yansıtır…

İkinci Kategori ise Rum Ustaların evleridir bunlarda içe dönüktür… Her iki kategorideki evlerde iklime uygun yapılardır…”

BUGÜN KALEİÇİ’NDE BİR KARGAŞA VAR…

“Trafik olmamalı Kaleiçi’nde… Gece Kulübü olmamalı… Bugünkü gürültülü yapı Kaleiçi’nin sükunetini bozmuştur… Kaleiçi tek bir ele teslim edilmeli ve bir anayasası olmalıdır… Ticaret bile sokak sokak tanımlanmalıdır… 2000 yaşında, dünyanın en önemli kentlerinden biri olarak ayakta kalmış bu değer, mutlaka korunmalı ve de geç olmadan önlemler alınmalıdır… Kaleiçi sükunetiyle ziyaretçiye çok şey anlatabilir…”

Özcan Abim o kadar güzel anlatıyor ki, araya girmeye değil büyü bozulmasın diye nefes almaya çekiniyorum… Hep düşündüğümüz ama kelimelere dökemediğimiz, cümle kuramadığımız konular,

Özcan Abimin ağzından bu şehrin gerçekleri olarak dökülüyor… Sanki beynimi okuyor, soru sormama da gerek kalmıyordu…

ŞEHİR KULÜBÜNÜ ÖZLÜYORUM…

“Bana soracaksın ya neyi özlüyorsun diye? Şehir kulübünü özlüyorum…

Günlük hayata ait her bilgi türlü bilginin merkezi idi Şehir Kulübü…

50 sene evvel herkes birbirini tanırdı. Gerçi biz eski Antalyalılar arasında hala o bağ var, kaybolmuş değil ama yeni gelen nesle bakınca biz çok küçük bir grup olarak kaldık. Şehir Kulübünde şehrin ileri gelenleri, bürokratları, işadamları, esnafları, akşam belli bir saatte orada toplanırlardı. Çok güzel bir yaşam vardı. Gayet sakin fakat fevkalade sevimli bir yaşantısı vardı Şehir Kulübü’nün…

Mutlu İnsanların konusudur dedikodu… Manası güzel değildir ama yaşaması güzeldir… Kulübün bu konuda çizgisi çok yüksekti… Sosyal bir kulüptü, gitmek için akşam saatin beş olmasını iple çekerdik.

Yedi Mehmet de organize ettiğimiz öğlen yemeklerini özlüyorum… Şimdi sadece Sn. Akay Ekim ile sık olmasa da görüşebiliyoruz.

İçkinin keyfini seviyorum… Bir sene ağzıma koymasam aramam, ama davet olursa sabah, öğlen, akşam benim için saati yoktur içkinin… Bu nedenle de keyifli saatler yaşadığımız o günleri çok özlüyorum…”

ANTALYA GENÇLİĞİ ÇOK ŞANSLI…

“Antalya da gençlerin, Antalya da doğmak ve yaşamak gibi bir şansları var…

Şehrin özellikleri nedeni ile diğer gençlere göre uygarlık ve bilimsel yönden maça çok daha şanslı başlıyorlar…

Akdeniz’in iklim şartları da gelişimlerini olumlu yönde etkiliyor…

Onlar dünya ya açık olan büyük bir penceren çocuk yaşta hayatı görüyorlar…

Ve her şeyi biliyorlar…”

ÖZCAN ABİMİ MAALESEF 03.08.2018 TARİHİNDE EBEDİYETE UĞURLADIK…

O gün o sohbet hiç bitmesin istedim…

Özcan Abim dünü bugüne o kadar güzel taşımıştı ki, geçmişin önemli değerlerine özlemim daha da arttığı gibi, genlerinde olan mimari ruh ile bugün gerek Antalya, gerekse Antalyaspor için oluşturulması şart olan, ortak bir iradenin gerekliliğini her cümlesinde bana hissetmişti…

RUHU ŞAD MEKANI CENNET OLSUN…

Antalya’ya, Antalyaspor’a vermiş olduğu değerli katkılar, Antalyaspor gibi bir ülke gerçeğinin, Antalya gibi bir dünya turizm başkentinin oluşumunda atmış olduğu imzalar ve yarına dair vermiş olduğu mesajların önünde saygı ile eğliyorum…

Seni ve hizmetlerini hiç unutamayız Özcan Abi…

(Röportaj: Emin Altıner)

SUR YAPI

Sur yapı mobil

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap