MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




FALEZ PLAJLARI

Yörükoğlu süt

 




89 yaşında bir delikanlı Ercan Evren

01.06.2021 11:56

1963 yılının Ocak ayıydı… Kaleiçi Dizdar Hasan Bey sokak 10 numaralı evimizin, büyük bahçe kapısından içeriye Volkswagen marka bir araba girdi…  Kayaklar dahil üstü ve içerisi eşyalar ile dolu arabadan, uzun boylu ve yakışıklı bir bey ve de gülümsemesi insanın içine huzur veren bir hanım indi… Gelenler yeni komşularımız Sayın Ercan Evren ve Annesi Fatma Evren idi…

İşte o gün, ailemin ve de komşularımızın hayatında dönüm noktası olmuştu…

Ahi Evren hazretlerinin soyundan gelen Fatma Hanım teyze bilge kişiliği ile yol göstericiliği ile mahallemizin Fatma Annesi oluvermişti…

Ben ve kardeşim o güne kadar biz doğmadan vefat eden bir anneannenin özlemini duyarken, bir anda yanımızda bulmuştuk…

Çok kısa bir sürede büyük bir kaynaşma ortamı sağlanmış ve de büyük bir aile oluvermiştik…

Rahmetli annem, herkes tarafından bilinen fevkalade titiz bir kadındı… Ercan Abim, annem ile uzun ikna konuşmalarından sonra, bayram tatillerinde evimize konaklamalı yarım pansiyon turistler gelmeye başladı… Annem başlatınca, diğer komşular daha rahat ikna olmuşlardı…

Artık Kaleiçi’nde pansiyonculuk başlamıştı…

Bu tamamen Ercan Abimin, vizyonu, hayat görüşü ve felsefesini Kaleiçi halkı ile paylaşarak kazandığı bir zaferdi, bu nedenle Kaleiçi’nde pansiyonculuğun temelinde Ercan Abim vardır…

Antalya ya yerleştikten bir sene sonra 1964 yılında Sayın Ercan Evren yine Ankara kökenli Sayın Gülseren Gönen ile evlenince, mahallelimizin iyilik meleklerinin sayısı üçe çıkmıştı…

Babaanne Fatma Evren, Gülseren Evren ve kızı Sibel Evren

Bizim jenerasyonun yabancı dille yeni tanıştığı yıllardı, Gülseren Ablamın esas branşı İngilizce idi ama Almancayı da iyi biliyordu… Hepimizin üzerinde eğitimimiz konusunda büyük bir otorite kurarak, büyük emekler verdi…Evren ailesinin mevcudiyetleri ile özellikle benim ve kardeşimin sosyal ve kişisel gelişimlerimize sağladıkları katkıyı sayfalara sığdırmak mümkün değil… Bilgelikleri ile Yaşamlarımıza mütevazi olmayı elleri ile kazımışlardı…

Her saniye, her dakika, kederde, tasada, neşede başarı da yanımızdaydılar… Sanki baş ucu kitaplarımızdı…

1908 Ankara doğumlu iyilik meleğimiz Fatma Anneannemizi maalesef 2000 yılında kalplerimize gömdük…

Fatma ve Hüsnü Evren ailesinin, Müjgan Hanım dan sonra ikinci çocuğu olan Sayın Ercan Evren 1932 Ankara doğumluydu… İlkokulu Mimar Sinan İlkokulunda okuduktan sonra, yatılı olarak girdiği Galatasaray lisesini 1951 yılın da bitirip, Çok istediği İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi kazanıp, buradan 1956 yılında başarı ile mezun olmuştu…

Yıllar sonra Ercan Abim ve Gülseren Ablamı ziyaret ederek bir söyleşi yapmak istedim…

Lara Caddesinde deniz ve Konyaaltı manzaralı fevkalade mütevazi döşenmiş bir evde bundan sonrasını Sayın Ercan Evren den dinliyoruz…

MİMARLIĞIN İLK YILLARINDA KAZANILAN ÖDÜLLER…

“1956 yılında Okul bitince Ankara’ya döndüm. Dört arkadaş ofis açtık…

Son sınıfta iken “Kapalıçarşı” yanmıştı… Daha sonra “Kapalıçarşı proje yarışması ” açıldı bizde iki proje ile yarışmaya katıldık…

Projelerimizden birisi birinci, birisi üçüncü oldu…”

ALDIĞIMIZ ÖDÜLLERİN, MESLEKİ YÖNDEN GELİŞMEMİZE BÜYÜK KATKISI OLMUŞTUR…

“Askerliğimi Genel Kurmay Başkanlığı Emlak Dairesinde yaptım…

Milli Eğitim Bakanlığının yabancı dil ile eğitim yapma programında iki okul için proje yarışması açılmıştı…”

Gülseren Evren ve torunları...

1958 YILINDA SAMSUN VE MODA KOLEJLERİNİN PROJE YARIŞMASINI KAZANDIK…

“O tarihlerde, önemli projeler için yarışmalar açılırdı. Sonuçlar gazetelerde ve radyo da yayınlanır, isimlerimizin haber ajansının arkasından okunması bizlere gurur verirdi…
Bu iki okulun proje yarışmasına katılan, önemli ekiplerin arasından birinci olabilmek ( Coşkun Erkal ve Gökçetin Kanra ile ) bizim için büyük başarı idi…
Maalesef ki, mesleki kontrolörlüğünü yapamadığımız için binalara düşündüğümüz karakterin verilememesi bizleri çok üzmüştür…”

BU İKİ PROJE BENİM OKUL PROJELERİNE OLAN İLGİMİ ARTTIRDI…

“Hatta Alfred Roth’un “ Yeni Okul” kitabını tercüme ettim. Avrupa da okul inşaatlarına ne kadar önem verildiğini, pedagojinin ve mimari estetiğin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Kimsenin mimara sormadan bir binada değişiklik yapamayacağını yaşayarak öğrendim…”

BÜROMUZDA İLK ALDIĞIMIZ İŞLERDEN BİRİSİ DE GEMLİK CAMİİ OLDU…

“Modern bir camii yapmak istiyorduk. İş verenlerimiz, cami yaptırma derneği üyeleri idi, yani kasap, berber, hoca, imam ve kasaba esnafından oluşmaktaydı…
İşimizin zor olduğunu düşünürken, hiçte zor olmadığını gördük… Eğitim seviyesi belki düşüktü ama bu tertemiz kalpli insanlar, “ Modern bir Camii” yapmak istediğimizi gayet iyi anlamışlar ve de çok yardımcı olmuşlardı…”

ASIL ZOR OLAN OKUMUŞLARA KONUYU ANLATABİLMEKTİ… BAŞARAMADIK…

“Büro komşumuz bir gazeteci maketimizi çok beğendi ve projemizi gazetesinde haber yaptı…

İşte kıyamet o zaman koptu… “Yeni İstanbul” gazetesinde lehimize çıkan bir yazı dışında, tüm gazeteler bize cephe aldı…

Milliyet’te Refik Cevat Ulunay “ Minarenin sanki müezzinin bir yerine batacakmış gibi durduğunu” yazıyor, Nezihe Araz ise bizleri “başı secdeye değmemiş gençler” olarak nitelendiriyordu…

Bizim modern camiiye bu kadar takıntı çıkınca yaptırmadılar…”

AVRUPA HEPİMİZ İÇİN İDOL DÜ…

“Avrupa'ya gidebilmek için, öncelikle iaşe ve ikametini sağlayacak birisi lazım, bir arkadaşımın mimar babasının oteli vardı, onun yanına İsviçre’ye gittim…

Yemek bedava, yatak bedava, gelir yok…”

BOŞ DURACAĞINA BOŞA ÇALIŞ DERLER…

“Çok çalıştım, arkadaşımın babası benim çalışkanlığımı izlemiş, bana iyi referans oldu…

Bir yıl bir iş yerinde çalıştım ama bana ressam gibi davrandılar…

Başka bir ofise mimar olmak şartı ile gittim…”

HEP HEDEFLERİME ZORLAYARAK, BÜYÜK BİR ÇABA İLE ULAŞTIM…

“İsviçre'de çok güzel binalar, projeler yaptım…

Yüzmeyi, kayak yapmayı, dans etmeyi, Almancayı, bir hanıma nasıl davranılması gerektiğini İsviçre'de öğrendim…

Patronlarımla arkadaş olmuştum…”

İSVİÇRE'DE SON OLARAK VİTRİN YAPMAK İSTİYORDUM…

“Bern şehrine çok yağmur yağdığı için, kemerli kaldırımları vardır. Bu nedenle vitrin sanatı çok gelişmiştir.

Osman Bey isminde bir ticaret ataşesi geldi. Bir ataşelik açmak istiyorlar, bizde üç Türk çalışıyoruz.

Patronlarım destek oldular, çok güzel bir ataşelik binası yaptık. İçerisini istediğim mobilyalar ile döşedim. Muhteşem olmuştu…

Bunun için bana iyi bir para ödediler…”

ARTIK TÜRKİYE YE DÖNME VAKTİ GELMİŞTİ…

“Patronlarımla vedalaştım… Volkswagen’imin üzerine kayaklarım dahil eşyalarımı bağladım, tüm eşyalarımı ve mesleki malzemelerimi arabama yükledim, vapurla geleceğim…”

Gülseren ve Ercan Evren

BENİ İSTANBUL DA RAHMETLİ ANNEM KARŞILAYACAK…

“Aşırı yağışlardan ötürü köprü yıkılıyor, annem yetişemiyor.

Ben ve içi eşyalarımla dolu arabam ortada kaldık. Gümrüğe bırak git diyorlar.

Bu arada hamallar yanaştı nereye gideceksin dediler, ben de “Çiçek Pasajı No:22 de bir akrabam var.” dedim… Ben gümrükten çıkıncaya kadar, fötr şapkam, kayaklarım dahil tüm eşyamı almışlardı…

Ben verdiğim adrese gittiğimde tüm eşyalarım ile birlikte hamallar orada idi. Çok etkilendim.”

SINIF ARKADAŞIM ŞEVKET TOKUÇ ALANYA YA ÇAĞIRDI…

“1963 yılı, İstanbul ve tüm Anadolu felaket bir kış geçiriyor, elektrik ve su çok sık kesiliyor.

Antalya ya gelip, Alanya ya geçtim… “

ANTALYA DA TEOMAN PAŞA DÖNEMİ…

“Antalya'da DPT kurulmuş, Başında Gurungveld isimli bir Hollandalı var. Yardımcısı ise bir Türk, Galatasaray’dan sınıf arkadaşım Erdoğan Soral …

“Gel seni belediyeye müşavir yapalım.” dedi…”

KALEİÇİ’NE İNDİM… DENİZ, DAĞ, KAR, TABLO MUHTEŞEM…

“Büyülenmiştim… Burada kalmalıydım… Annemi aradım “Hazırlan, seni almaya geliyorum. ” dedim…

Rahmetli Sıtkı Göksoy ile konuşup, Tekelioğlu Konağını aylık 500 TL. kira karşılığın da tuttum…”

ARTIK ANTALYALIYDIK…

“Kaleiçi’nde mükemmel bir komşuluk ortamı bulmuştuk… Fevkalade paylaşımcı ve sevgi dolu komşularımız vardı… Rahmetli annen, baban ve mahalledeki diğer yaşayanlar ile çok kısa sürede büyük bir aile olmuştuk…”

Gülseren ve Ercan Evren

1964 YILINDA SAYIN GÜLSEREN GÖNEN TEKELİOĞLU KONAĞINA GELİN GELİYOR…

“1964 yılında Kırıkkale de, bir akrabamızın tavsiyesi ile Gülseren Hanım ile tanıştık. Muhteşem bir kayınpederim vardı, rahmetli Süleyman Gönen… Kayınvalidem rahmetli Nebahat Hanım çok istememişti ama o da ikna olunca evlendik…”

Ofisim ve evim aynı binada, sabah 9’da bir odadan çıkıp yan oda da ofisime geçiyorum… Bu düzen, bir tek gün bile aksamadı…”

AİLEM DAHA DA BÜYÜDÜ…

1965 Temmuzun da kızım Sibel, 1967 Haziranın da oğlum Hüsnü, 1968 Aralık da oğlum Can, 1973 Şubat da ise oğlum Süleyman dünyaya gelince ailemiz daha da genişleyiverdi…

ANTALYA MİMARLAR ODASI TEMSİLCİLİĞİNİ KURDUM…

Belediye İş hanı yapılacak, Antalyalı Mimarlar yapsın dedim. O zamanlar Altı mimarız, bir tekçok iyi bir abimiz idi ama Rahmetli Tarık Akıltopu’nu almamıştık…

Ercan kendisine iş yaratıyor dediler, iş iptal oldu. Bu tip olaylar beni Mimarlıktan soğutma noktasına getirmişti.

Sergiler açtım, Antalya Lisesinde “Matematik” ve “Sanat Tarihi” öğretmenliği yaptım, sadece ders değil, Avrupa’yı ve sanatı anlattım…

Sayın Osman Berberoğlu öğrencilerimdendi… “

TEOMAN PAŞA’NIN YAPTIĞI TOPLANTILAR HAYATIMIN EN EĞLENCELİ TOPLANTILARI İDİ…

“Belediyenin ihtiyaçları var… Rahmetli Mahmut Konuk beni belediyeye önermiş…

Teoman Paşa, çok otoriter olduğu için tüm müdürleri toplantıya isterdi… Karayolları Müdürü Sayın Orhan Büyükalp belki de inatla gelmezdi… Her seferinde Emniyet Müdürünü gönderir aldırırdı…

Horozların arkasına neft yağı, Faytonlar da atların arkasına torba gibi icatları vardı…”

KENDİME İŞ YARATMAK İSTİYORDUM…

“Ayrı ayrı zamanlarda üç parsel alıp otel yapmaya karar vermiştim…

En zor olanı son olarak rahmetli İbruş’dan aldığım parsel idi…

Rahmetli Avni Tolunay ruhsat vermedi…

% 5 emsal ile tarla evi olarak yapmak istiyoruz, yine de her gidişimde Avni Bey, ruhsat işini bir sonra ki toplantıya erteliyor.

Avni Bey Paris’e gitmişti, Belediye İmar Müdürü Sayın Nezihi Özyalçın’a projeyi götürerek ruhsatı aldım…”

ANTALYA MOTEL HAYATA GEÇİYOR…

“24 yataklı Otelimizi bitirirken, Mehmet Pırıltı ve Işık Mustafaların Nazlı Hanımın da evlerini inşa ettim…

Otel bitince iş alışverişe gelmişti, esnaf çok yakınlık gösterdi. Mesela buzdolabı almak için Kınaylar’a gidiyorum, param yok diyorum sormadan veriyorlar…

Elektrik yok, jeneratör var, suyu yarım parmak yanda Mobil den alıyoruz…

Resepsiyonda ben, oda bakımlarında eşim Gülseren dışında bir aşçı ve 2-3 çalışanımız var.

Oldukça sıkıştık… Borçları sıfırlamak için bir işe girip çalışmalıydım…”

D.S.İ. GÜNLERİM…

“Devlet Su İşlerinde çalışmaya başladım… Sn. Abdurrahim Erdem, Sn. Orhan Büyükalp, Sn Feyyaz Akalın, Sn. Nida Lülü, Sayın Orhan Batı, Sayın Niyazi Dereci ile çalıştım… Çok iyi dostluklar oluşturduk…

Serik İşletme binasını, Düden Şelalesi Tanzimini ve birçok şantiye binasını inşa ettim..

Borçları bitirince otelime dönüp çalışmaya başladım. Oteli 60 yatağa çıkardım…”

SAYIN SELAHATTİN TONGUÇ VE RAHMETLİ YENER ULUSOY DÖNEMLERİNDE MECLİS ÜYELİKLERİ YAPTIM…

“M.H.P’ den meclis üyesi idim. Sayın Selahattin Tonguç iyi dostum ama çok kavga ediyoruz…

Hastane yapılacak, Sayın İlhami Tankut’a sordum… Üç müteahhitten teklif alıp, yaptırın dedi.

BELEDİYE KENDİ İNŞAAT ŞİRKETİNİ KURDU…

“Kepez’deki Aşur Aksu Hastanesini yaptı. Çok ciddi hesap yaparak bir tuğlanın bile maliyetini çıkardım…

Müteahhit e yaptırmak ile her şeyi belediyenin imal etmesi arasında ki yapılan zararı gösteren bir yazı yazıp herkese dağıttım… Büyük tartışmalar yaptık ama anlaşamadık…

Bir tek Rahmetli Metin Kasapoğlu ile çok iyi antlaşırdık…”

ANTALYA'NIN İLK 18 UYGULAMASINI BEN YAPTIM…

Herkesi dinledim, çok iyi de yürüttük… Meltem Mahallesi bizim zamanımızda yapıldı…

18 uygulaması olmazsa Antalya gelişemezdi…”

Lara Otel

LARA BANDINDA İKİNCİ OTEL…

“Rahmetli İlhami Tankut ile bir arsa almıştık… Otel yapmayı düşünüyorduk. Sonradan İlhami Bey “ Otelin yapılmasında ki zorluklar beni üzebilir…” dedi ve bana hissesini devir etti… Ömrü boyunca hep dost kaldık. Çok severdim…

1978 de 120 yataklı Lara Otelin inşaatını bitirip açtım…”

FARKLI İŞLER İLE FARKINDALIKLAR YARATMAYA ÇALIŞTIM…

“Turizm ve prefabrike yapı elemanları imalatı yaptım…

Açık Hava Oyunları, birçok tercüme, gazete ve dergilerde yayınlanmış birçok yazının yanında, Mart 2011 tarihin de yayınlanmış “ORAN VE SİNAN (1), Eylül 2011 tarihin de yayınlanmış “ MODERNLİK VE TÜRKİYE’DE MODERN CAMİLER” ( 2 defa basılmıştır…), Şubat 2012 tarihin de “ ORAN VE SİNAN (2)”, Ağustos 2012 tarihinde “ANTİKİTE’DEN GÜNÜMÜZE MİMARLIK VE 20. ASIR MİMARLIĞI” ve Eylül 2013 tarihin de ”TÜRKLERDE VE AVRUPA’DA ÖĞRETİM MEKANLARI VE YÖNTEMLERİ”, Şubat 2014 tarihin de ise “TOPLUM VE KARAKTER” isimli yayınlanmış altı kitabım bulunmaktadır…”

ŞİMDİ…

“Kitap yazmaya devam ediyorum… Okuyorum… Dolaşıyorum… Araştırıyorum…

Proje yapmak hoşuma gidiyor… Rahmetli Mahmut Alpagot’un finanse ettiği, Milli Eğitim Bakanlığının Üniversite Kampüsü içerisinde ki bir projesini gerçekleştirdim…

Antalya Filarmoni Derneği, Antalya Sanat Derneği, Ansiad gibi derneklerin kurucusuyum…

Ritim ve vücut dili dersleri verdim ama değeri bilinmedi…”

ÜZERİNDE EN HASSASİYET İLE DURDUĞUM KONU…

“Sınıflarda akustik konusunu işlemeye çalışıyorum… Kötü akustik çocukların agresif ve sinirli olmasına neden oluyor…

Bunları düzeltmeye çalışıyorum…”

CANIM ABİM…

İyi ki Antalya'ya yerleşmişsiniz… İyi ki sizi, Fatma Anneannemi ve Gülseren Ablamı tanımışım… İyi ki varsınız…

Benim, Kardeşim Birgül’ün, nurlar için de yatsın annem ve babamın, mahallemizin tüm güzel insanlarının, yaşamlarımıza katmış olduğunuz değerler için size, Gülseren ablama ve Fatma Anneanneme teşekkürler ediyorum…

Gülseren Ablam ve evlatlarınız Sibel, Hüsnü, Can ve Süleyman, sevgili gelinleriniz, oğlum dediğiniz sevgili damadınız Mehmet ve de 12 torununuz, Neslihan, Emre, Mert, Mestan, Fatma, İbrahim,

Davut, Melika, Ercan, Erhan, Eren, Nazlı, torunlarınızın çocukları Aslan, Atlas, Ömer Alp, Alihan ile birlikte size sağlıklı ve mutlu günler dilerim…

Gülseren ve Ercan Evren evlatları, damadı, Gelinleri ve torunları...

Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal…

Mazimi bilgi ile donatıp, hikmetime daha emin adımlar ile yürümemi sağladığınız için size,

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum…

(Röportaj: Emin Altıner )

SUR YAPI

Sur yapı mobil

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Coronden

ŞANS OYUNLARI

On Numara
Şans Topu
Sayısal Loto
Süper Loto