banner1

banner51

Değerli Okurlarım,

Cumhuriyet tarihinde engellilerin toplumla bütünleşme süreçleri yeni yeni şekilleniyor desek, yerinde olur. Engelliler Türk toplumunda korunmaya muhtaç bireyler olarak benimsendiğinden onları toplumun meslek dallarında görmek biraz güç oldu.

1961 yılında Maarif Bakanlığı yasa düzenlemelerinde “keller ve körler öğretmen olamaz” denilirken 1982’den sonra biraz güncellenerek “at üstünde gidemeyen öğretmenlik yapamaz” şekline getirildi.

2017 yılı geldi. Yasa ve yönetmeliklerin Artık birazcık daha güncellenmesi gerekiyor diye düşünüyorum sanki.

2010 yılında dönemin milletvekili Sn. Lokman AYVA’nın girişimleri ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Sn. Nimet ÇUBUKÇU’nun desteğiyle ilk kez bin tane engelli öğretmen alındı. Farklı engel gruplarından bin kişinin mesleğe alınması tüm camia tarafından memnuniyet ve takdirle karşılandı. Hatta öyle ki üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olan bin tane engelli öğretmen bulunamadı. 981 engelli öğretmen göreve başladı.

Geçen yıllar engellilerin bu alanda başarılı olduklarını gösterdi ki geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2016 EKPSS sonuçlarına göre 1500 engelli öğretmenin alınacağı duyruldu. Atama sonuçları açıklandı. Farklı branşlardan 1357 öğretmenin ataması yapıldı.

Ne var ki yönetmeliğe göre atanmaya hak kazanan öğretmenlerden “öğretmenlik yapabilir” şeklinde bir sağlık kurulu raporu isteniyor. Sağlık kurulu raporu alamayan, göreve başlatılmıyor.

Bu gayet doğal. Fakat öğretmenlerin hangi kritere göre değerlendirilecekleri hastanelere bildirilmiyor. Bakanlık yetkilileri, sözlü olarak bu raporun engelli bireylerin öğretmenliğe engel ruh ve akıl sağlığı bulunmadıklarını belgelemesi için istediklerini bildiriyor.

Yeni atanan öğretmenlerin göreve başlamaları için doktorlar ve sağlık kurulu üyeleri yeterli bilgiye sahip olmadıkları için kendilerince kararlar veriyor. Kimisi “göz teması kurmak gerektiğinden görme engelli öğretmenlik yapamaz” diyor, kimileri “ellerini kullanamayan ortopedik engelli öğretmen olamaz” diyor, kimileri de biraz daha mantıklı düşünerek “sözel derslerde öğretmenlik yapmasında sakınca yoktur” şeklinde rapor düzenliyorlar.

Yeni atanan bir öğretmen olarak herhangi bir hastaneye sağlık kurulu raporu almak için başvurup da raporunuzu lehinize yönelik alamadıysanız, başka bir hastaneye rapor almak için başvurmanız için sonuçlanan raporunuza il sağlık müdürlüklerinden itiraz etmeniz vesüreci beklemeniz gerekiyor. Yani işin özü işler iyice sarpa sarmış oluyor değerli dostlar…

Demem o ki bu iş böyle olmaz. Zor değil ki, bir yönetmelikle her engel grubunun öğretmenlik gibi güzide bir mesleği yerine getirmek için kendince çözüm önerileri olduğunu, mevcut sağlık kurullarının “ruh ve akıl sağlığı bulunmamak” yönünden bir değerlendirme yapmaları gerektiğini yazacaksın, olacak bitecek!

Şimdilik durum şu: Birazcık insaflı bir hekim olayı mantığına yatırıp algılarsa, sağlık kurulu raporu almanız mümkün oluyor. Eğer bir doktor sizi anlamıyorsa”engelliden öğretmen olmaz” diyor ve raporlara imza atmıyor. Böylece büyük umutlarla öğrencileriyle buluşmayı bekleyen genç öğretmen, göreve başlayamamış oluyor.

Gelin tek bir ses olalım, bu vahim durumun düzeltilmesi için ne gerekiyorsa birlikte yapalım.

Buradan Sağlık Bakanlığı yetkililerine seslenelim:

Eğitim fakültelerinde her türlü zorluğa rağmen dirsek çürütmüş, engelinin yanında birçok akademik zorlukla mücadele vermiş, EKPSS’yi kazanarak çalışma hakkı elde etmiş öğretmenlerimizi anlamsız bir süreçte yalnız bırakmayalım.

Doktorlar öğretmen olabilirliğimize değil, sağlıklı yaşamamıza karar versin… …

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.