banner154

banner228
01 Ekim 2019 Salı 12:51
Yunanistan balıkçılıkta bizi nasıl solladı?

3 tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, çiftlik balıkçılığının yanı sıra iç sularında da balık avları yapılıyor.

Yaklaşık 20 bin balıkçı gemisine sahip Türkiye AB ülkelerindeki en büyük filoya sahip olmasına rağmen yılda kişi başına tükettiği 8 kilo balıkla birçok AB ülkesinin gerisinde kalıyor.

Elbette bu çarpık sonucun en önemli nedenleri denizlerimizdeki balık miktarının azalmasına bağlı olarak fiyatların çok yüksek oluşu.

Onlarda hem çeşit hem miktar fazla 

Av sezonunun açılmasına rağmen balık fiyatlarında henüz bir düşme olmaması, vatandaşların bu sağlık ve lezzet deposu gıdaya ulaşmasını zorlaştırıyor.

Komşumuz Yunanistan’daki balık tekneleri tonlarca balıkla kentlerine dönerken aynı denizlerde avlanan Türk balıkçı tekneleri Yunanistan’dan kat kat düşük miktarda ve çeşitte balıkla geri dönüyor.

Türkiye’de balığın bollaşmaması ve bu nedenle fiyatların düşmemesi sonucu Ege sahillerinde yaşayan vatandaşların ucuz ve kaliteli balık yemek için Yunan adalarına günübirlik turlar yaptığı belirtiliyor.

Peki neden onlarda çeşit ve miktar bol da durum bizde içler acısı?

Yunanistan balıkçılığı iyi yönetiyor, peki ya bizde?

Denizlerimizde ve sualtında araştırmalar yapan bilim adamlarımız, balık avı konusunda Yunanistan’ın çok çok gerisinde kalmamızın nedenini, “Yunanistan’da balıkçılık iyi yönetiliyor, balıkçılığa kapalı alanlar oluşturuluyor, hangi ağın nerede kullanılacağı belli, kaçak ve yasadışı avcılık yapılmıyor ve bizdeki gibi yarı-profesyonel balıkçılar orada yok. Bu balıkçıların ne sayısı ne de tuttuğu miktar hiç de azımsanacak bir miktar değil.

Belki de en önemlisi, karada denetim yapılarak bütün bu önlemlerin sonuç getirmesi sağlanıyor.

Bizdeyse ne yazık ki durum bunların tam tersi! Bütün bu uygulamaları yapamadığımız gibi tüketici olarak da balıkçılar olarak da denizlerimize karşı sorumluluk hissetmiyoruz. O yüzden aynı denizi paylaşmamıza karşın onlarda balık bol, bizde ise tükendi” diye açıklıyor.

Deniz çayırlarını yok ettik!

Sualtı Araştırmaları Derneği’nden (SAD) Cem Orkun Kıraç şunları söylüyor:

“Yunanistan’da avlanmada derinlik sınırı 40 metre. Yani bundan daha az bir derinlikte av yapılması yasak.

Bu da hem balıkların üremesi açısından çok önemli olan derinliklerde av yapılmaması hem de deniz canlıları için hayati önem taşıyan deniz çayırlarının ve diğer üreme alanlarının korunması anlamına geliyor. Bizdeyse bu ancak 18 metreden 24 metreye, o da sivil toplum kuruluşlarının çabasıyla çıkarıldı.

O zaman dahi balıkçılarımız buna “Biz yakalamayalım da Yunanistan’a mı kaçsın balık” diye tepki göstermişti. 40 metre derinlik sınırının neden önemli olduğunu bilim adamları şöyle açıklıyor:

“Posidonia denen denizlerimizde endemik çayırlar fotosentez yapar ve güneş ışığının etkili olduğu 40 metre derinliğe kadar yayılır. Buralar balıklar için hayati önemde. Hem ürer hem beslenirler.

40 metre yasağı işte bu çayırları koruma amacıyla konulmuş bir sınır. Bu çayırların üzerine ağ atmak sadece oradaki balığı değil balığın geleceğini de yok etmektir. Biz şimdi bu ve bunun gibi detayların sıkıntılarını yaşıyoruz.”

Son çare çiftlik üretimi 

Bilim adamlarımız, Türkiye’nin kendi denizlerindeki balıkları bilinçsizce ve insafsızca tükettiğini söylüyor ve şöyle devam ediyorlar: “10 yıl önce konuşuyor olsaydık size ‘10 kilo balığın 8’ini denizden tutuyoruz’ diyebilirdik.

Bugün bu oran 5 kiloya inmiş durumda ve gidişat daha da aşağılara doğru” diyor:

Kişi başı balık tüketiminde AB ortalaması 26 kilo civarındayken, bizde 8. Bu standarda yaklaşabilmemiz için balık tüketimimize yılda 1 milyon ton daha ekleme yapmamız gerekiyor. Peki var mı? Yok. Dolayısıyla Türkiye’nin artık çiftlik üretimden başka şansı yok.

Balıkçı da, tüketici de bilinçli değil

Türkiye’deki mevzuatla AB mevzuatı kıyaslandığında eksikliklerin olduğunu ancak sorunun bu eksiklerden ziyade uygulamadan kaynaklandığını anlatan Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Biz balık tutmasını da balığı tüketmesini de bilmiyoruz.

Gırgır, trol, dinamit, zıpkın... Nerede, ne yapılmaması gerekiyorsa yapıyoruz. Tutmasını bilmediğimiz gibi tüketmesini de bilmiyoruz. Toplam balık miktarımızın yüzde 10’u, balığı yanlış kestiğimiz ve yanlış pişirdiğimiz için ziyan oluyor.

Bu çok büyük bir oran! Ayrıca tüketici de balığın tüketime uygun büyüklükte olup olmadığını umursamıyor” diyor.

MYGazete.com Özel

banner32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner241