banner1

banner75

08 Aralık 2018 Cumartesi 13:14
1827 Okunma
Yrd. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli Kıbrıs meselesinin ardındaki gerçekleri anlattı!

Akdeniz Üniversitesi Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, MYGazete'ye konuştu.

Kıbrıs ihtilafının yüzyıllardır süren bir mesele olduğunu ve bu meselenin başlangıcında Haç-İslam mücadelesinin yattığını söyleyen Yard. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, "Kıbrıs'taki sorunların çok uzun zamandır devam etmesinin nedeni, Rum yönetimi ve Yunanistan'ın, Kıbrıs adasını halen bir Helen adası olarak görme zihniyetinin devam etmesinden ötürüdür. Yani Kıbrıs adasının tek sahibi sözde Rum yönetimiymiş gibi bir algı oluşturulduğu ve Kıbrıs Türklerini azınlık olarak gördükleri için halen bu sorun bugün sürmektedir. Güney Kıbrıs yönetimi ve Yunanistan'ın bu duruşu çok daha eski bir döneme dayanmaktadır.Megalo idea denilen 'büyük fikir' temelinde Rumlar ve Yunanlılar her zaman Kıbrıs adasının bir Yunan adası olma istencini yüzyıllardan beri bugünkü jenerasyona taşımıştır" dedi.

                                                  Yrd. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli

Kiliseleri ve konseyleri karar veriyor

Gözügüzelli şöyle devam etti:

"Bunun en büyük etkenlerinden biri de kendi eğitim sistemlerinde buna yönelik öngördükleri ideolojik tumum ve kilisenin de bu yönde üstlendiği rolle siyasi makamda bulunanlara yapmış olduğu etkidir.Aslında her iki ülkenin de laik bir sistemi olduğundan bahsetmemiz mümkün değildir. Zira bütün alınan kararlarda kilisenin etkisi mutlaka vardır. Güney Kıbrıs yönetiminde bir ulusal konsey yapısı vardır ve bu ulusal konseyin belirlemiş olduğu ideolojinin ve siyasi çıkarların dışında hiçbir iktidar partisi bunun karşısında hareket edemez. Özellikle dış politika konusunda. Şimdi bu mantık değişmediği sürece ada üzerinde huzur ve güven ortamının, ortak birleşik Kıbrıs'ta sağlanması söz konusu değildir. Çünkü 2003'te kapıları tek yanlı açma kararı alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kapıları açtıktan sonra güneye geçen pek çok Türk'e ırkçı saldırılar gerçekleşmiş ve halen belli zamanlarda sınır kapılarını kapatma ya da sınırlarda eylem ve gösterilerde bulunabilmektedirler. Dolayısıyla Kıbrıs Türklerinin temel güvencesi anavatan Türkiye Cumhuriyetidir. Kıbrıs Türklerinin kopmaz bağı olan anavatan, garanti antlaşmasıyla bu adada hem Rumlara hem Türkler'e barış, güvenlik ve huzur sağlamıştır.

Yeni müzakere süreci olacak mı?

"Dolayısıyla Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs meselesini 1974'ten sonra sadece bir işgal meselesi olarak adlandırmasının uluslararası gerçekliğe ve uluslararası hukuka aykırı bir durumdur" diyen Akdeniz Üniversite Uluslararası İlişkiler Devletler Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Emete Gözügüzelli, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adaya müdahalesi bir kuvvet kullanma ya da işgal maksatlı değil, burada yaşayan soydaşlarının can ve mal güvenliğinikorumak,bozulan düzeni yeniden tesis edilmesini sağlamaktır. Şimdi bütün bu çerçevede 
baktığımızda bundan sonra atılacak adımları Türkiye Cumhuriyeti Devleti net olarak açıklamıştır ve Rus yönetimine son kez artık ne yapmak istediklerine dair net tutumlarını açıklamaları gerektiği,olası bir anlaşma temelinde yapılması gereken müzakere sürecinde ucu açık bir sürecin kesinlikle görülmediği, Ada'daki uzlaşı çabalarını her zaman olduğu gibi desteklemeye devam edeceklerini, ancak bunu yaparken Kıbrıs Türklerinin hak ve menafaatlerinin heba edileceği bir duruma kesinlikle rıza gösterilmeyeceğini en başından beri belirtilmiştir. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte biliyorsunuz Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Özel Temsilcisi Atina, Ankara ve Ada'daki iki halk lideriyle temaslarda bulunacaktır.Ve bu temaslar sonrasında yeni bir müzakere süreci olup olmayacağı yeniden ortaya çıkacaktır
."

Kıbrıs Türklerinin hakları gaspediliyor

Rum tarafının Doğu Akdeniz'de tek taraflı yürüttüğü hidrokarbon faaliyetlerini ya da Kıbrıs Türklerinin haklarını gaspetme girişimlerini ve çabalarını deniz alanlarında da  sürdürmeye devam ederse bu noktada Türkiye Cumphuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin alacağı tavrın da farklı olacağını sözlerine ekleyen Yrd. Doç. Gözügüzelli, "Doğu Akdeniz'de zaten şu anda proaktif konumda olan Türkiye cumhuriyeti Devleti kendi yetki alanları üzerinde sondaj ve sismik araştırmalarını başlatmış, bu bölgede askeri tatbikatlarını artırmıştır. Ve ilerleyen dönemlerde de yeni yıldan sonra herhangi bir yapıcı tutum sergilenmezse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yetkilendirdiği Türkiye Petrol Anonim ortaklığının ruhsat sahalarında araştırma ve diğer faaliyetler yapılacaktır. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte Kıbrıs Türklerinin kendinden emin ve rahat olması gerekmektedir. Zira bu süreçle eğer Rum yönetimi Kıbrıs Türklerinin eşit ve egemenliğini kabul etmediğini yeniden ortaya koyan tavır içerisinde çabalarını yürütürse Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs Türkleri üzerindeki haksız ambargoların kaldırılması konusunda mutlaka adım atacağı kanaatindeyim. Bunun da zaten böyle olması gerekmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki siyasi iradenin de artık buna yönelmesi ve insanlık dışı suç olan üzerimizdeki haksız ambargoların kaldırılması yönünde çalışmalarda bulunulması ve tamamiyle buna enerjisini harcaması gerekmektedir" dedi. 


8 milyar varil petrol rezervi var

Amerika Jeoloji Araştırma Merkezi'nin 2010 yılındaki raporunda, Kıbrıs Adası etrafında 8 milyar varil petrol rezervi ile  Girit'in güneydoğusunda özellikle çok zengin yataklar olduğundan bahsedildiğini belirten Emete Gözügüzelli, "Esasında baktığımzıda İsrail ve Mısır'da halihazırda keşfedilen gaz yatakları da ortaya çıkmıştır. Zengin bir gaz yatağı olduğu doğrudur Doğu Akdeniz'in.Bu durum da Doğu Akdeniz'in küresel devletlerin bir rekabet  bölgesi haline gelmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla bu hidrokarbon yataklarının keşfiyle birlikte Avrupa'nın ve Amerika'nın Doğu Akdeniz'e artan ilgisi söz konusudur ve bu ilgi de aslında yanlı ve taraflı ortaya konmaktadır. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin atmış olduğu hukuk dışı adımlar bir anlamda desteklenmektedir. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından kabul edilemez niteliktedir. Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne verdiği destekler tarihsel süreçten bu yana her zaman fazlasıyla olmuştur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti için KKTC ayrılmaz bir parçadır. Bu bağ tarihsel geçmişimize dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin bunu böyle görmesi burada var olan devlet yapısına karşı bir yayılımcılık değil bilakis Kıbrıs Türklerinin hak ve özgürlüklerinin ve egemen varlıklarının yürütülmesine olan saygısından ve desteğinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte atılacak bütün adımlarda Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin ortaya koymuş olduğu kararlılığı destekleyen bir yapıda çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti özellikle yeni yıldan sonra belki çok daha kritik bir döneme girecektir. Güney Kıbrıs Rum yönetimine karşı alınacak tavırlar fiili olarak da tüm uluslararası topluma, uluslarası hukuktan kaynaklanan haklarımızın gösterilmesi açısından devreye konulacaktır" şeklinde konuştu.

Adımız KIBRIS TÜRK DEVLETİ olsun

Yrd. Doç Emete Gözügüzelli sözlerini şöyle tamamladı:

"Esasen bütün bu değerlendirmelerin sonrasında Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin artık KIBRIS TÜRK DEVLETİ adıyla uluslarası alanda yer alması gerekmektedir.Kıbrıs Türk Devleti adıyla 2004'ten sonra Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Devleti İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nda gözlemci statüsüyle yer almamızı sağlamıştır. Kıbrıs Türk Devleti adıyla,Kıbrıs Türkleri uluslararası alanda bir saygınlık elde eder konuma gelmiştir. Dolayısıyla bundan sonraki adımlarda bizim bu devletin yaşatılması ve korunması üzerine enerjimizi harcamamız gerekiyor ve bu da yapılacaktır. Kıbrıs Türkleri, yüzyıllardır verdiği mücadelesinde Helenizm'e asla teslim olmamıştır. Batı dünyasının yanlı tutumu günümüz dünyasında artık çok daha aleni bir şekilde, hidrokarbon keşifleriyle de kendisini göstermektedir. Tüm bu atmosferde şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bağlarını daha da kuvvetlendirerek, bölgedeki bekasını koruma kararlılığını yürütecektir.

Bilge Ateş
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Mezunu. MYGazete.com Editör&Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
banner32
banner55
Son Güncelleme: 08.12.2018 14:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner85