banner211

banner154

banner200
23 Ağustos 2019 Cuma 20:30
Tarihin tanığı Hadrianus Kapısı böyle restore edildi

Bölgenin en önemli ve yakın kenti Perge’ye açılan Hadrianus Kapısı Yivli Minare ile birlikte Antalya’nın en belirgin simgelerindendir.

Bir zamanlar yapının dış cephesinde yer alan altın kaplama bronz harflerden oluşan yazıtın da işaret ettiği gibi, imparatorluğunun bir bölümünü çeşitli amaçlarla gezen ve kenti İ.S. 130 yılı civarında ziyaret ettiği düşünülen İmparator Hardianus’un onuruna, bağlılık ifadesi olarak inşa edilmişti.

Savunma sisteminin İ.S. 10. yüzyıldaki dış tehditler nedeniyle güçlendirilmesi sonrası surların arasında tamamen gözden kaybolan yapı, 20. yüzyıl başlarındaki sur yıkımı sırasında kenti doğudan ana girişi olarak yeniden düzenlenmiş, 1950’li yılların sonunda gerçekleştirilen kazı ve restorasyon çalışması ile de günümüzdeki haline kavuşmuştu.

1958 yılında gerçekleştirilen restorasyonda kolonların mermerleri Marmara Adası ocaklarından getirildi.

Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün kararı ile temin edilen ödenekler sayesinde restore edilen Hadrianus Kapısı için çok sayıda fen elemanı da görev almıştı.

O dönemde Arkeolog Mahmut Akok, Yüksek Mimar Mustafa Ayaşlıoğlu ve Müze Müdürü İsmet Ebcioğlu tarafından hazırlanan restorasyon raporu ve protokolü de Hadrianus Kapısı’nın titiz ve dikkatli bir çalışma ile Antalya’ya kazandırıldığını açıkça gösteriyor.

İşte 1958 yılında yapılan restorasyonun detaylarıyla ilgili rapor ve hazırlanan protokol: 

ANTALYA ŞEHRİ İÇİNDEKİ HADRİYAN KAPISININ

MİMARİ KURULUŞU VE RESTORASYONU

Arkeolog: MAHMUT AKOK

17 şubat 1958

Antalya şehrinde oturanlarca; Üç Kapılar diye anılan ve tanınan Romalı Çağı içinde İmparator Hadrianus şerefine yapıldığı kabul edilen Tarihi ve Mimari Anıtın 1958 yılında; Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce; onarılıp kurtarılması düşünülmüştü.

Bu yazıların müellifi aynı yılın şubat ayı içinde yerine giderek, Antalya ‘nın o zamanki Müze Müdürü İsmet Ebcioğlu ve Restorasyon yürütücüsü, Y. Mimar Mustafa Ayyaşoğlu ile buluşarak, durumu eserin yanında gözden geçirdiler.

Yapılacak işlerin bir ön programı demek olan ve bu yazılarımızın sonuna ekli Protokolu tuttular.

İşlere bu suretle fiilen başlanmış oldu. Biz aynı günlerde, müze idaresinden verilen yardımcı ve temin edilen araçlarla rölöve için gerekli ölçü alma çalışmalarına başladık.

Rölöve çalışmaları sırasında eserin durumu:

Sunduğumuz Rölöve Planlarının incelenmesinden de görüleceği üzere eserin takriben bir buçuk metrelik kısmı toprağa gömülmüş bir durumda olduğu ve ayakta kalan parçalarının da önden bakılınca kolon, konsol furuşları altına bir takım şekilsiz destek ve ayakların konulmuş olduğu görülüyordu.

Ön yüzde bulunması gerekli 4 adet kolon takımı kaldırılmıştı, bu gün kolon takımlarının yerlerini tutan örme ayaklar, dört köşe planlı olup, eski piramit şeklinde aşağıdan geniş üst başa doğru daralmakta idi.

Üç tonozlu geçitin altından rahatça geçebiliyordu. Orta kısma düşen geçitin üst kısmı tonozu eski şeklinde olmayıp, bol kireç harçlı ve küçük taşlı moloz duvar içi gibi duran, bir örgü ile dolu idi.

Üç Kapılar tarihi geçitinin doğuya bakan ön yüzünün, öteki iki tonozu oldukça eski mimari yapısında durmakta idi. Alın kısmını teşkil eden Firiz ve saçak sıralarıda sağlamca ve anlaşılır durumda kısmen yerlerinde bulunuyorlardı.

Yalnız konsolların bir kısmı yerlerinden oynamış ve furuşların ucuna rastlayan saçak parçaları genellikle düşmüş yok olmuşlardı.

Arka yüze gelince;  En çok tahribat bu yüzde görülüyordu.

İçten dışa bakışta, sol taraftaki iki ayak üstündeki tonoz ve bunlara ait sol baştaki kolon ve konsol takımları eski orjinal biçiminde anlamlı bir şekil gösteriyordu.

Öteki taraftaki orta ve sağa düşen geçitlerin bir kısım tonozların yüzleri koparılmış ayaklar da kısmen yok edilmiş, yüz örgüleriyle kolon, konsollar tamamen ortadan kaldırılmıştı. 

Geçitin üst kısmı duvar yüzleriyle, Bizans çağında bu yerde yapılan değişikliklerle sonradan örülmüş duvarların uclarının kalıntıları bulunmakta idiler.

Hadriyan Kapısı etrafında yapılan arkeolojik kazılar:

Antalya şehrinin tarihi değerli anıtının arkeolojisi üzerinde ( Tarihi mimarisini aydınlatma bakımından) kesin ve son sözü söyleyebilmek için, anıtın toprak içinde bulunan kısımlarını anlamak amacıyla çevresinde bir kazı yapmak zorunluğu vardı.

Bu yazıların müellifi ve Antalya Müzesi elemanları nezaretinde gerekli kazı ve araştırmalar yapıldı.

Esasında anıtı, bu günkü şehir sirkülasyonuna bağlamak ve toprak içi mimari buluntularını görüp kesin restorasyon şekline karar verilmek için bu iş gerekli idi.

Önde ve arka kısmında dikkatle bir kazı yapıldı.Hadriyan kapısına ait olup mimari heyeti büyüleyecek olan kısımların Lanc Koronki‘nin 1890 yılındaki görüşlerinden ancak bazı detay konularıyla farklar göstermekte oldukları tesbit edildi.

Önde yapılan kazılarda, eğreti ayaklar kaldırıldığı halde, altlarında kolonların kaideleri bulunamadı ancak sağ köşeye düşen bir kısımda ve eğreti ayağının ( Bu ayak Bizans çağı duvarı parçası idi ) önünde bir direk kaidesi ( postamenti ) üst kısmı kırık olarak bulundu. 

Geçitlerin taban döşemesi seviyesine kadar inildikçe, geçitleri önden kapatan muntazam örülü bir duvarın alt kısımları tespit edildi.

Geçitler içlerinin taban döşemelerinde, her yerde rahatça görülerek planına işlendi .Kazılar iç kısımlara doğru genişletildikçe, sağ geçitin tabanı üzerinde bir kutsal tesise rastlanıldı.

Burada 1921-22 yıllarında kazı yapan İtalyan Arkeologları da aynı izlere rastlamışlardı.

Buna ait yayınlarında Hadriyan kapısı iç kısmına düşen ve Bizanslı çağındaki yapı tesisinin bölmelerini de oldukça detaylı olarak tesbit etmişlerdi.

Biz bu yapıdan ancak bir parçası ile taban döşemesini görebildik.

İtalyanların bu kısımdaki araştırmalarından anlaşıldığına göre, İmparator Hadriyan hatırasına yapılan, Şeref girişi, Bizans çağında ön kısmına ve kolonlar ile tonoz ayakları arasına, bir sağlam duvar örülerek kapatılmış arka kısmına da geçitlerin boşluğundan faydalanılmak üzere bir takım oda bölmeleri kurularak kutsal bir yapı tesis edilmişti.

Türk çağında ise tekrar geçitlerden istifade edilmesi istenerek üç kapılar şeklinde işletmeye açılmıştı.Bu defa ön yüzdeki duvarlar kaldırılınca kolonlar yerine inşai ayakların örülmesine luzum hasıl olmuştu.

İç kısımda ise geniş ölçüde değişiklik yapılarak tonoz yüzleri ve kolonlar Bizanslı çağında kaldırılmış olduğundan, arka duvarların temizlenmesi yeterli bulunmuştu.

İç kısmın devam eden kazılarında, Hadriyan Şeref Takına ait geçit tonozlarının bir kısmı ayakları ile bu ayaklara ait pabuçlar ve yastıkları sağlam olarak ele geçti.

Bu kısım kazısında, sol baştaki bütün kolonun kaidesi, postamenti ve yastığı tam olarak bulunduğu gibi, yanındaki tonoz ayağı dışında yer alan kolonun postoment parçası ile yastığının yerinde olduğu görüldü.

Kazılar daha genişletildikçe, sağ yön köşede kısmen, burç duvarı altında kalan, daha eski çağlara ait olması gereken, yonu taşı ile yapılmış mezar anıtı biçimli bir yapı parçası görüldü.

Esasında bu yöndeki kazılar genişlik ve derinliğine ilerledikçe, içlerinde iskeletler bulunan bazı eski mezarlara da rastlanıldı. Antalya Hadriyan kapısı çevresindeki kazılar son bulunca, restorasyon için gerekli dökümanların tamamı da bulunmuş ve tarihi eserin durumu kesin olarak açığa çıkmıştı.

Tesbit ettiğimiz asaslara göre eserin şimdi gerçek mimari durumunu açıklayacak ve yazacak bilgilere sahip bulunuyoruz. 

Raporu yazan Arkeolog Mahmut Akok

Hadriyan Şeref Takının kuruluşu ve yapı özelliği:

Biribirinden 17.81 m açıkta, 840….860 m plan ölçüsünde iki yüksek yapıda burç arasına kurulan Hadriyan Şeref Takı bu kuruluşu ile Perge ve Pisitya Antiyochyası antik şehirlerinin girişlerindeki şeref taklarına ve çağın bu tip geçitler tesis etmek geleneğine tamamen uymaktadır.

Bu çağın mimari kuruluş esprileri ve buluşları her birinde ayrı ayrı olmakla beraber kuruluşundaki anlam ve maksat birbirinin aynıdır.

Antalya şehrindeki Üç Kapılar Anıtı, iki tarafındaki burçlara bitişik, iki kenar ve ikide orta ayaklı olmak üzere üç açıklıklı geçit şeklindedir.

Kenar ayakların burçlara bitişen yerlerinde ayrıca plaster şeklinde çıkıntılar bulunur.Orta ayakların tam orta aksında ve kenar ayakların ortalarında 2,27 m açıklıkta kurulmuş önlü arkalı sekiz tane kolon takımları sıralanmıştır.

Tonozları taşıyan orta ayakların gövde ölçüleri 1,12*2,52*3,25 metredir.

Bunların altında sade şekilli ve üstünde palmet kabartma süslü pabuç yastık ve başlıklarla ayakların, yükseklik ölçüleri 4,12 metreyi bulmaktadır.

Tonozların alın kemerleri dış yüzleri ve kaş silmesi kabartmalı olmakla beraber kısmen düz silmelidir.

İçleri ise sıralı kareler biçiminde kenarları silme çerçeveli ortaları gülbezek rozetli kasetalıdır.

Üç geçit açıklığında bulunan tonozlar iç yüzleri aynı tiple işlenmiştir.

Yüzlerdeki kemerler arası üçgenlerinin ortaları yukarılarında birer süslü ve silmeli konsollar bulunup, bunun üzerinde ana gövdeye dikey biçimde, açıkta bulunan kolon başlıkların üstüne başlamak üzere uzanan bir çeşit baş taban kirişleri anlamında furuşlar konulmuştur. Bu baş taban yüzü biçimde tonozların alın kemerleri üzerinden de bir silme gibi geçmektedir.

Hadriyan Şeref Takının şehir dışına bakan kemerleri üstünde bulunan bu silmenin genişçe düzlüğüne çakılı bronzdan kabartma harflerle bir yazıt bulunmakta imiş.

Bu gün bu harflerin saplamalarının izleri yerinde görülmektedir. Daha üst kısımlarda, üzeri ince ve zarif işlenmiş bir palmet frizi, daha üstte ise, çeşitli silme ve süs kabartmalarıyla bezeli saçak takımı yer almaktadır.

Bugün için en üstte ve azıcık içerlek durumda bir atika seddi sıralı görülür. Üst kat planını incelememiz sırasında, iki taraftaki burçlara yakın durumda ve iç kısım duvarının hizasına konulmuş kolon veya statü kaidesine benzer iki parça görüldü.

Anıtın üst katı tertibi yönünden daha fazla bir bilgiye bugün için sahip değiliz. Ancak benzetmelerle eski şekli için bir düşünce ileri sürebiliriz. 

Ön ve arka sıralarda yer alan kolon takımlarına gelince: Günümüze kadar ayakta kalabilmiş bir direğe göre bütün kalanlar için bir hüküm çıkarmak imkanına sahibiz.

Zira kazalar sırasında öteki sutunlardan postament ve pabuçlardan fazla bir bilgiye ve parçaya rastlayamadık. Ama temelleri görüldü. Tek örneğe göre durum ve kolon takımları şöyle olacaktır.

Üstten alta doğru 60 cm, yükseklikte tam konupozit ince işlemeli bir başlık, 408 cm uzunluk ve ortalama 45 cm çapında bir mermer direk, altında 25 cm yükseklikte iki kaval bir oluk ve iki dişten ibaret sütun kaidesi (yuvarlak), daha altta 23 cm yükseklikte ve dört köşe planlı bir sutun pabucu, onun altında 153 cm yükseklikte 104.104 cm ölçüde kare planlı bir postament, daha altta 49 cm yükseklikte pabuç taşı yer almaktadır ki kolonun orjinal döşeme üzerinde görülen yükseklik durumu böylece 670 cm olarak tesbit edilmiştir.

Başlıklar ince oyguya elverişli mermerden olup, sütun gövdelerinin bir kısmının granit olduğunu da tahmin etmekteyiz.

Kaide ve postamendlerin de mahalli ince kumlu kalkerden oldukları görüldü.

Önyüze düşen kolon postamendleriyle yastıklarındaki silmelerin itinalı bir şekilde yapılıp arka yüzlerinde bu kısımlarına daha düz pahlar (çalıklar) biçiminde bırkıldığı, elde edilen parçalarından anlaşıldı.

Antalya’nın Hadriyan Şeref takı kendine özgü bir mimari tanzim şeklinde olup, süs tertip ve tanzimi bakımından da itinalı bir işçilik gösterir.

Kemerlerin dişlerinde tesbih ve boncuk dizileri ve yumurtalı silmeleri görüldüğü gibi baştabanı kirişi silme sıralarında, lespos gümatyonu ile yumurta sıralı başka bir düzende silmeler bulunmaktadır.

Tam Firiz şeriti ise ince Akantüslü bir bordur şeklindedir.Bunun üstünde sıralı dişlerle bir gümatyon, saçakta ise palmetli geniş bir silme olup arslan başlı çörtenleride çok ince ve kabartma, itinalı bir işçilik gösteren durumdadır.

Bütün tak yüzünün bu üst üste konsollama yatay konulmuş silmeleri, anıtın Ptaslik kıymetini artırmakla ve anlamlı kılmaktadır.Tonoz ayaklarının başlıklarıda, ince işçilik ve Barok anlam taşıyan durumdadır.

Ayakların kaideleri sade ve düz yapılmışlardır. Alt kısmın pabuç ve yastıkları da düzgün silmeler halinde ve fakat metin bir işçilik göstermektedir.

Geçitlerin taban döşemeleri geniş yassı ve dikdörtgen biçimli taşlarla kaplıdır.

Bu geçit tak geçitlerin dış ve iç alanlarına bağlanışlar bir tertip üzerine olmaları gerekli ise de kazılarımızın o kısımlarda genişletilmesi mümkün olmadığından buraların tahkikine imkan bulunamadı.

Restorasyon çalışmaları:

Yukarıdaki yazılarımızla açıklamalarımızdan da belirtildiği gibi, tarihi anıtın geniş geçit arklarıyla yüz görüşlerini tamlayacak ve kolon dizilerini eski biçiminde restore etmeye imkan verecek mimari dökümanlar tamamen elde edilmişti.

Yapının orjinal vasıflı kuruluşuna elverişli taş malzemesi aynı çevre taş ocaklarından temin edildikten sonra işin ustaca yürütülmesi gerekiyordu. Kolonların mermerleri Marmara Adası ocaklarından getirildi.

Yeni yapılacak taş süslemede ince oymacılığa gidilmeyecek ve mimari çatkıyı ifadeli kılacak silmeler aynı formlarda işlenecekti. Böylece yapıldı. Üst kısımdaki atika bazen de aynen ikmal edilerek üst seviye yüzü taşla kaplanarak izole edildi.

Bir buçuk metre kadar, bu günkü cadde ve sokak düzeylerinden çukurda çıkan orjinal geçit taban döşemeleri ile yüksek kısımlar arasında set duvarları ve basamaklı geçitler yapılarak Hadriyan Anıtının etrafla olan bağlantısı temin edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünün yerinde bir kararı ile temin edilen ödenekler, ve fen elemanlarının elele, başarılı çalışmalarıyla Antalya şehri bir tarihi anıta tekrar eski mimari ihtişamıyla kavuşturuldu.

Tarihinde de bir şehri süsleyen anıt olarak kurulan Hadriyan Şeref Takı bugünkü Antalya şehrinin değerli bir süs yapıtıdır.

Tarihi değerlerin bir meşhesi olan bu yurt parçasında değerli mimari hüviyeti ile Hadriyan kapısı da yerini almış bulunmaktadır.

ANTALYA HADRİYANÜS ( ÜÇ KAPILAR ) ABİDESİNE AİT ONARIM VE RESTORE PROTOKOLÜ:.

Zemin hafriyatı:

Kapı geçit sahasında, ayakların mesnetlerini görünceye kadar hafriyat yapılarak orjinal kısımlarının meydana çıkarılması, arka ve ön kısımlarındaki bu günkü yol seviyeleriyle hafriyat neticesi meydana çıkacak geçit zemini kenarlarına istinat duvarlarının yapılması ve orta geçitin arkasına gelmek üzere ve orta geçit genişliğinde ön ve arka kısımlarla iki yan burcun önlerindeki sahaya çıkmak üzere birer merdivenin yapılması.

Hafriyat neticesi zeminin eski döşemesinden parçalar zuhur edecek olursa aynen muhafazası ve eksik kısımlarının orijinaline uyularak ikmali ve hiçbirşey zuhur etmediği takdirde, abidenin orijinal vasfına uygun bir döşeme yapılması icab etmektedir.

Etraf seviyelere nazaran geçit zemininden toplanacak suların bir drenaj ile önünde mevcut kanala bağlanması.

Gerek harfiyat yerinden ve gerek takviye ayaklarından çıkacak orjinal parçalar temizlenip restorasyon sırasında eski yerlerine vazedilecektir.

Onarım ve restorasyon: Ön ve arka cepheye ait 8 adet sütunun orjinal kaideleri hafriyat neticesi çıkmadığı veya sağlam görülmediği takdirde yerinde mevcut tek örneğe uyularak yeni kaideler inşa edilecek ve bu kaideler üzerine civar ören yerlerinden temin edilecek benzeri 7 adet direk vazedilecektir.Kapıları teşkil eden tonozların ayaklarından iki tanesi sağlam örneklerdir.

Diğer ikisi aynı malzeme ile bu örneklere uyularak özengi taşına kadar ikmal edilecektir.

Bu tamir işini müteakip ayaklardaki taş boşlukları çimento şerbeti ile doldurulacaktır.

Geçit ayakları üzerinde bulunan özengi taşlarından mevcutlarının kırıklarıda dahil olmak üzere olduğu gibi muhafaza edilmesi, noksanlarının orjinalleri gibi ve fakat tezyinatının ince aksamı ileride ve yerinde işlenebilecek şekilde silme ve profillerinin yapılması.

Üç kapıları teşkil eden tonozlar, sütunlar üzerindeki konsollar ve takviyesi icabeden diğer kısımlar ahşap malzeme ile sağlam olarak askıya alınacaktır.

Askı işinin ikmalinden sonra yerlarinden oynamış, ayrılmış sağlam ve kırık büyük kitle halindeki işlemeli taşların proje üzerinde ve yerinde nımaralanarak aşağıya indirilmesi, sütunlar yerinde ve orta geçitin üstünde yapılmış olan kagir aksam ile diğer muhtes parçaların itinalı bir şekilde sarsıntı yapmamak üzere hususi aletlerle sökülmesi ve sökülen yerlerden tehlike arzeden kısımların ahşapla takviyesi.

Geçitin tonozlu kısımlarının üzerindeki kagir aksam söküldükten sonra mevcut tonozlarla yanlarına ilave edilen ve yeni yapılacak orta tonozun üzerlerine içerde kalmak şartıyla betonarme bir gömlek yapılması(Bu gömlek üstten gelecek ağırlıkları mesnetlere intikal ettirecektir.)

Arka cephede mevcut bir kolon üzerinde bulunan kırık konsol taşı usulünce numaralanıp aşağıya alındıktan sonra kolon şakülen lamalarla ve ufki olarakta demir bileziklerle takviye edilecektir.

Üzerinde bulunan orjinal sütun başlığıda beyaz çimento ile tamir ve ikmal edildikten sonra yerine vazedilecektir.

Cephe kemerlerinin arasındaki düz kesme taşlar numaralanarak aşağıya indirilmesi ve orta kemer tonozunun inşasından sonra yerlerine vaz’ı ve eksiklerin benzeri şekilde ikmali.

Numaralanarak cephelere ait olan orijinal parçaların kırıkların birleştirilmiş ve takviye edilmiş olmak şartıyla tekrar yerlerine vaz’ı.

Eksik, aksamının tonozların özengi taşlarında kabül edilmiş olduğu veçhile tezyinatının ince aksamının ileride ve yerinde işlenebilecek şekilde profil ve silmeleri yapılarak yerlerine vaz’ı.

Ön ve arka cephelerine ait yeni sütun başlıklarıda orjinal örneğe uyularak aynı cins taşdan yapılıp yerlerine vaz edilecektir. Tonozlar arasında husule gelen müsellesi kısımlar içinde husule gelecek boşluklarla diğer parçalar arasında kalacak olan boşlukların kagir malzeme ile doldurulması ve takviyesi ve bu saha üstününde tecrit edilmesi ve bu ameliyenin ikmalinden sonra üst kısma ait bu gün yerinde bulunan parçaların eski yerlerine konulması.

Onarın sırasında bu düşüncelerimiz dışında kalmış olan ve zaruri görülen başka tedbirlerin kontrol tarafından mahallen tesbit edilip icra edilmesi. Geçitin iki yanını teşkil eden kale burçlarının yüz ve iç kısımlarının esere zarar vermeyecek şekilde tamirleri muhdes kısımların kaldırılması ve doğu güney cihetindeki burcun içten, üst kısmına ulaşacak şekilde tanzimi ve bu suretle eserin bu kısmının bakımının temini.

Etrafın tanzimi:

Hadriyanüs ( üç kapılar) abidesi etrafında bulunan sahanın kadim şehir müdafaasıyla alakalı parçalarını da gösterecek şekilde tertip, tanzim ve parklandırılması. Sahada muhtes ve çirkinlik veren bina ve tesislerin kaldırılması icabetmektedir.

17 şubat 1958

Arkeolog:                       Yüksek Mimar:

Mahmut Akok            Mustafa Ayaşlıoğlu

Müze Müdürü:

İsmet Ebcioğlu

MYGazete.com Özel

Bilge Ateş
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Mezunu. MYGazete.com Editör&Haber Koordinatörü
banner32
Son Güncelleme: 24.08.2019 14:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner219