banner211

banner154

banner216
banner200
04 Eylül 2019 Çarşamba 20:30
Polisten utanç raporu!

Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı’da görevli Dr. Zafer Akkuş ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı’nda görevli Dr. Tamer Efe tarafından hazırlanan, ‘Defineciliğin Kültürel Mirasın Korunması Bağlamında Değerlendirilmesi’ başlıklı raporda Türkiye’deki tarih talanı ve tahribatıyla ilgili utanç veren çarpıcı ifadeler yer aldı.

Raporda yer alan en utanç verici ifadelerden ikisi ise şunlar oldu:

“Mersin’in Silifke ilçesinde bulunan Helenistik ve Roma dönemlerine ait Olba antik kentinde kazı çalışması yapan ekibin başkan yardımcısı Özyıldırım’a göre arkeolojik eserleri tahrip eden ve arkeolojiyi yok etmeye ilişkin yapılan definecilik milli(*) bir görünüm sergilemektedir (Haskan-2014). / Definecilik parasal değeri olan nesneleri arayan kişi/kişilerin yaptığı Türkiye’ye özgü bir olgudur (Özdoğan, 2014:19,27,183).” 

- (*) Arapça kökenli olan milli kelimesi, kelime yapısını millet sözcüğünden alarak, millete özgü, ulusal, milletle ilgili olan anlamlarını ifade etmektedir.

Raporda bölümler halinde şu çarpıcı görüşlere yer veriliyor:

Uygarlık düşmanlığı da var

“Tarihsel ve kültürel çevrelerin tahrip edilmesi ve bozulmasının insan odaklı sebepleri arasında; tarihi çevreye karşı ilgisizliğin ve bilinçsizliğin rolü, define (hazine) avcılığı ve kültür varlığı kaçakçılığı, modernleşme özentisi ve daha çok mülk edinme düşüncesi, ticari çıkar düşüncesi ve uygarlık düşmanlığı gelmektedir (Sayan, 1994,46-49).”

Tümülüsleri dinamitle havaya uçuruyorlar

“Türkiye’de define avcılarının en fazla tahrip ettikleri yerler tümülüsler ve höyüklerdir (Akkaya, 1993,259). Kral, kral ailesi ve soylulara ait olmaları sebebiyle tümülüsler definecilerin sürekli hedefleri olmuştur.

Türkiye’de çok sayıda bulunan tümülüsleri zengin olabilme hayalleri için defineciler dinamitlemek suretiyle havaya uçurarak, balyozla paramparça ederek yok etmektedirler.

Tümülüs ya da mezarlardaki çok değerli madeni eşyaları ve altın, gümüş gibi kıymetli süs eşyalarını bulma hırsı define avcılarının profesyonel yöntemlerle kültür varlığı kaçakçılığı yapmasına ve Anadolu’nun kültürel mirasını yok olmasına neden olmaktadır.”

Türklere kazdırıp satın alıyorlar

“İkinci dünya savaşından sonra Avrupa ülkelerinde meydana gelen ekonomik gelişme ile birlikte kültürel eserleri toplamak ve koleksiyon oluşturmak düşüncesinde olan kişi veya kişiler, Türkiye’nin içinde yer aldığı Akdeniz ülkelerine yönelmişlerdir.

Bu kişilerin amacı, Türkiye’de ilk hedef olarak kaçak kazılar yapan define avcılarını höyük, tümülüs ve mezarların kazılmasına yönlendirmektir. Yüksek miktarda paraların dolaşım sağladığı bu yasadışı ilişkiler ile birlikte bilinçsizce yapılmış tahribatları da beraberinde getirmiştir/ getirmektedir (Kartal, www.turizmhaberleri.com, 2014).” 

Kamu kurumları da dahil olabiliyor

“Lidya yağmacıları (izinsiz define arayan/kaçak kazı yapan), genellikle daha rahat oldukları kış dönemini define (hazine) avcılığı mesleği ile tamamlayan kırsal tarım topluluklarının üyeleridir. Lidya’nın yağmalanması/talan edilmesi yerel, bazen aile odaklı bir faaliyettir. Nadir durumlarda da yozlaşmış yerel yetkililer ve otoyol veya orman yönetimi gibi kamu işlerinden sorumlu diğer kurumlar da müdahil olabilmektedir.

Höyük yağmacıları; kürekler, kazıcılar (kazma), traktörler, pulluklar, buldozerler ve greyderler kullanarak, genellikle taşınabilir kıymetli eşyaları, özellikle kıymetli madenlerden yapılmış materyalleri araştırırlar.

Aynı zamanda heykelli veya boyalı dekorasyon içeren öğeleri de aldıkları bilinmektedir (Roosevelt ve Luke, 2006,180).”

Dünyada en büyük zararı Osmanlı gördü

“Tanzimat ile birlikte Osmanlı devletinde başlayan reform girişimleri sürecinde ele alınan eski eser anlayışı Avrupa’dan etkilenme neticesinde gelişmiştir.

Avrupalı araştırmacılar eski eser bakımından zengin Osmanlı coğrafyasını yağmalamaya başlamışlardır. Bu çerçevede, Osman Hamdi Bey dönemine kadar eski eserlerin araştırılması ve yurt dışına çıkarılmasını önlemeye ilişkin yapılan çabalar istenilen düzeyde olmamıştır (Şimşek ve Dinç, 2009,101). Avrupa’da gelişen müzecilik anlayışının beraberinde getirdiği kültür varlığı talebi çerçevesinde, Osmanlı devletinin kültür varlığı kaçakçılığından en çok zarar ve tahribat gören ülke haline geldiği belirtilebilir (Şahin, 2007,108)”

Müslüman mezarlarına neden ilgi yok?

“Definecilik ve Türkiye’de defineciliğin kültür varlıkları üzerindeki etkileri ile ilgili Erzurum Bölge Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarında görevli Konservatör-Restoratör olarak görev yapan uzman bir personel ile görüşme yapılmıştır.

Görüşmede uzman personel şunları ifade etmiştir: “Definecilik insanlık tarihi kadar eskidir ve özellikle mezar hırsızlığı olarak başlamıştır.

Hatta mezarların soyulmasının engellenmesi için yığma taş mezarların (piramitler) ve yığma toprak mezarların (tümülüsler) yapılması gibi çarelere başvurulmuştur.

Örneğin, Osman Hamdi Bey zamanında Mısır Osmanlı Devletinin toprağı iken Mısır çarşılarında definecilik ve mezar soygunları ile ele geçen mumyaların satıldığı görülmüştür.

Mısır pazarlarında satılan birçok eserin satın alınarak İstanbul’a getirildiği anlaşılmıştır. Anadolu’da ise, İslam dininde toprağa sadece kefeniyle gömülmesi nedeniyle mezar soygunları daha az görülmüştür."

Üfürükçüden tahmin alıp, harita satın alıyorlar

“Anadolu topraklarında birçok köyde altın dolu küp hayaliyle yaşayan definecilere rastlamak mümkündür.

Çünkü Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Anadolu birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için toprağı biraz eşeleyen herkes bir şeylerle mutlaka karşılaşır.

Avcı hikâyeleri gibi anlatılan define arama hikâyeleri ve maceraları da bilinçsiz insanları kaçak olarak definecilik yapmaya özendirmektedir.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve Define Arama Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda izin alarak definecilik yapılabilmektedir. Kaçak olarak yapılan define kazılarındaki kültürel miras tahribatları inanılmaz boyuttadır. Kelimenin tam anlamıyla definecilerin çoğu bu konuda cahildirler.

Bir üfürükçüden bile yer tahmini alabilirler. Bu yüzden de köstebek diye anılırlar. Defineciler gelişi güzel mezarlık, höyük, eski ev, bahçe, orman, hazine arazisi, sit alanı vb. her yeri kazarlar ve çıkan şeyin mahiyetini bilmeden öncelikle altın ararlar. Türkiye’de 1990’lu yıllarda satılan define haritaları da tahmin edilemez derecede kültür varlıkları tahribatına neden olmuştur.

Öyle ki kaçak defineciler yekpare bir taşı bile dinamitle patlatacak kadar tehlikelidirler. Define avcıları defineye bir an önce sahip olmak amacıyla dozer gibi ağır makinalar kullanarak ya da dinamit patlatarak tarif edilemez bir kültürel miras tahribatına sebebiyet vermektedirler.”

Arkeologlar istirahat ederken antik kente girip...

“Yine günümüzde geliştirilen metal dedektörlerin de kaçak kazı yapan defineciler arasında yaygın bir biçimde kullanılmaya başlanması kontrolü çok zor durumlar ortaya çıkarmaktadır.

Definecilerin inandıkları hayal için ölüm dâhil göze alamayacakları hiç bir şey yoktur. Defineciler iyi korunamayan kazı alanlarına da büyük zararlar vermektedirler.

Gece yarısı arkeologlar istirahat ederken kazı alanlarına giren defineciler birçok tarihi eserin tahrip olmasına sebep olmaktadırlar.

Yasa dışı defineciliğin tarihi ve kültürel çevre değerleri olan kültürel mirasın tahribatında çok büyük bir payı bulunmaktadır. Define avcılarının zengin olabilme hayalleri Türkiye’nin tarihi ve kültürel çevresine onarılmaz zararlar vermekle birlikte, kültürel miras değerlerini de yok etmektedirler.”

Dedektör için izne gerek yok

“Türkiye’de dedektör kullanmak için izin almak gerekmemektedir. Dedektör; mayınları, radyoaktif mineralleri, gazları, manyetik dalgalarını bulmaya yarayan bir araç olarak adlandırılmaktadır.

Bununla birlikte dedektör toprağın altında bulunan altın, gümüş gibi metal nitelikteki eserleri bulmaya arayan ve bunun ses ve ışıkla sinyal vermek suretiyle gösteren veya haber veren cihaz olarak da işlev görmektedir.

Dedektör arazide olan bir metal parçasına benzer sinyal vermekte ve defineciler ile kaçak kazıcılar bu sinyaller üzerine izinsiz kazı yapmaya başlamaktadırlar.

Şayet bu kişi/kişiler bir höyük üzerindeyse, kaçak kazılar ile kültür varlıklarının bir kısmını veya tamamını tahrip edebilmektedir (Karaduman, 2005,30).”

100 bin defineci var

“Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenen “Elmalı Definesi” konulu konferansa katılan araştırmacı yazar Özgen Acar’a göre, Türkiye’de 100 bin defineci bulunduğu ve henüz bilim adamları tarafından bilinmeyen kültür varlıklarının bu kişiler tarafından soyulduğudur (www.mimdap.org, 2015). “

Sonuç olarak neler yapılmalı?

“Define avcılarının kültür varlıklarına karşı işledikleri suçlara karşın uygulanan cezaların caydırıcı niteliğinin yeterli olmaması, mevzuatta yer alan boşluklar, kültürel bilinç eksikliği, sosyolojik, ekonomik ve etik temelde irdelenmesi gereken bu problemin nedenleri arasında yer alabilecek ayrı bir boyuttur.

Ayrıca define hırsızları ile sadece resmi kurum ve kuruluşların çabalarıyla yeterli mücadele edilemeyeceği de bilinmelidir.

Bu mücadelede toplumun bütün katmanlarının etkin katılım ve desteğinin alınması, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar arasında işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.

Türkiye’de izinsiz ve kacak olarak yapılan defineciliğin kültürel mirasın korunması bağlamında önlenmesine yönelik aşağıda belirtilen önerilerin gerçekleştirilmesi halinde kültür varlıklarına ilişkin suçların azalacağı, tarihsel ve kültürel çevrelere olan farkındalığı/ilgiyi/ koruma olgusunu artıracağı düşünülmektedir. 

− Define ve define aramalarına ilişkin kurulan internet sitelerinin usul ve esaslarını belirleyen hukuksal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Çünkü bu internet sitelerinde kültürel varlıklar ve bulundukları yerlere ilişkin resimler, fotoğraflar, haritalar ve açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler kişi veya kişileri izinsiz define ve kültürel eser aramaya yönlendirmektedir.

− Kacak olarak yapılan kazı ve define aramasının tarihsel ve kültürel dokuya zarar verdiğine yönelik resmi ve özel televizyon kanallarında kısa eğitici filmlerin gösterilmesi gereklidir.

− Kültür ve tabiat varlıklarına karşı işlenen suçların daha iyi araştırılabilmesi için ihtisas mahkemelerinin kurulması ve savcıların/ hakimlerin anılan konuda bilgilendirilmesi gereklidir.

− Metal dedektör reklamlarının kontrol ve denetiminin (suça özendirilmemesi için) iyi yapılması gerekmektedir.

− Metal dedektörlerin kullanım amacı çerçevesinde satılmasına dair hukuksal düzenleme yapılması gereklidir.

− İzinli define aranmasını kolaylaştırıcı düzenlemelerin yapılması (kazıya refakat eden yetkililer icin yapılacak masrafların define arayacak kişiden alınmaması) kacak kazıları önleyebileceği/azaltabileceği
düşünülmektedir.

− Defineciliğin sorunları ile izinsiz yapılan definecilik/kacak kazıların önlenmesine yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinatörlüğünde, uygulayıcı kurum/kuruluşlar ve akademisyenlerin katılımı
ile değerlendirme toplantıları düzenlenmelidir.

− Arkeolojik alan çalışmalarının tamamlanarak, mevzuata ilişkin işlemler gerçekleştirilerek tescilinin yapılması gerekmektedir. Tescil edilmiş yerleşmelerin ve yapıların korunmasına yönelik önlemler
en kısa sure içerisinde alınmalıdır.

− Kurum/kuruluşlar ile özel sektör tarafından arkeolojik alanlara yakın yerlerde veya henüz tescil edilmemiş tarihsel ve kültürel  çevrelerde yapılacak her turlu inşaat çalışmalarındaki temel kazılar
müze denetiminde gerçekleştirilmelidir.

− Tescil edilen alanların korunmasına yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak önleyici olarak görev yapacak koruma görevlileri teşkilatının kurulması kacak kazı olaylarını azaltabilir.

− İl Kültür Müdürlükleri tarafından çıkarılan tarihsel ve kültürel mekan ve eserlerin ayrıntılı olarak bulunduğu kitapçıkların izinsiz veya kacak kazı yapmayı düşünen kişi/kişileri olumsuz etkilediği
düşünülmekte olup, bu çalışmaların daha sınırlı bir şekilde yapılması gerekmektedir.

− Bireyde ilköğretimden itibaren kültür varlıklarına karşı bilinç düzeyinin artırılması ve öğrenimi boyunca sürdürülebilir hale getirilmesi gereklidir. Türkiye’nin sahip olduğu kültürel değerlerin korunmasında toplumda yaşayan bütün bireylerin sorumluluğu bulunmaktadır.

Defineciliğeilişkin kanun uygulayıcı birimlerin sürdürülebilir, yasal çerçevede ve sucu önleyici çalışmaların toplum desteğini de alarak devam etmesi insanlık tarihinin günümüze ulaşan kanıtları olan kültürel mirasın gelecek nesillere sağlam bir şekilde ve özgün olarak bırakılmasına olanak sağlayacaktır.”
 

MYGazete.com Özel

Bilge Ateş
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Mezunu. MYGazete.com Editör&Haber Koordinatörü
banner32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner174

banner157