banner302


banner228
19 Kasım 2020 Perşembe 18:09
Mersin’de inşa edilen santral fay hattının dibinde
banner348

Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED raporunun "hukuken geçerli olmadığı" ve santrali üretim lisansının iptali için yapılan başvuruyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı reddetti. Bakanlığın ret kararı yargıya taşındı. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri avukatı İsmail Hakkı Atal’ın açtığı dava Mersin 2. İdare Mahkemesi’nde 30 Kasım’da görülecek. İsmail Hakkı Atal, santralin zeminine dikkat çekti. Zeminin altının boş olduğunu vurgulayan Atal, olası bir çatlama halinde Mersin’e 8, Adana’ya 12, tüm Ortadoğu’ya 48 saatte radyasyon yayılacağını öne sürdü.

Her biri 14 bin ton ağırlığında 4 reaktör

Atal’ın dikkat çektiği bir diğer unsur ise deprem riski. Atal, her biri 14 bin ton ağırlığındaki 4 reaktörün üzerine bineceği zeminin betonunun çatladığını hatırlatarak, “Henüz reaktörün ağırlığı binmeden çatladı. Biz yıllardır burada karstik boşluklar olduğunu dile getirmiştik” dedi.

7 şiddetinde deprem üreten fay hattının yanında

Atal, zeminden örnek alınması taleplerinin geri çevrildiğini vurgulayarak, “2001 yılında TÜBİTAK kongresinde sunulan bildiriye göre Akkuyu, Kuzey Anadolu Ecemiş fay hattının çok yakınında. Bu hatta 7 şiddetinden büyük 3 tane büyük deprem oldu. Son 17 bin yıldır bu fay hattı için hareketsiz bir dönemin sonuna geliniyor” diye konuştu.

Türkiye’nin Akkuyu’da üretilen elektriğe 4 katı fiyatı Rus şirkete ödeyeceğine dikkat çeken Atal, “Türkiye’nin yüzde 30 enerji arz fazlası var. İhtiyacımız olmayan bir elektrik için ülkemizin geleceğini tehlikeye adıyoruz” diye belirtti.

2019’da temeli 2 kere üst üste çatlamıştı

Mersin yakınlarında inşa edilmekte olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin 2019 yılında temelinde iki kez çatlak oluşmuş bu çatlaklar bölge insanları tarafından protesto edilmişti. Olay basına şu şekilde yansımıştı; “Nükleer santralde reaktörün oturacağı temelin bazı bölümlerinde çatlak oluştu. Türkiye Atom Enerji Kurumu (TAEK) da olaya müdahale etti. Çatlak olan bölüm ya da bölümler tümüyle kırıldı ve yenilendi. Sorun çözülmedi. İkinci çatlak oluştu. Beton kırıldı ve sorunlu bölümlerde temel yeniden atıldı.” Resmi kurumlar tarafından yalanlanmayan iddia konunun uzmanları tarafından endişe ile karşılandı.

Karataş-Osmaniye fay zoru Mersin ve Çukurova için büyük tehdit

Öte yandan 2020 yılının başında bir açıklama yapan Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim İnan Mersin'i de içine alan Çukurova Bölgesinin depremselliğini değerlendirdi. Çukurova bölgesinin depremselliğinin, etrafındaki fay hatlarıyla değerlendirilebileceğini belirten İnan, bölge için tehlike oluşturan faylardan birinin Karataş-Osmaniye Fay Zonu olduğunu kaydederek İnan, "1998'deki Adana Ceyhan depremini bu fay oluşturdu. 6,2 büyüklüğünde çok da büyük olmayan bir depremdi. Gelecekte burada oluşabilecek bir deprem, Mersin ve Çukurova bölgesinde büyük ölçekte etkili olabilir. Dolayısıyla bu fay tehlikeli" diye konuştu.

Antakya fayı da Mersin ve Çukurova için tehlikeli

Doğu Anadolu Fayının Antakya'dan geçen bölümünün, uzak da olsa Mersin ve Çukurova için tehlike oluşturan bir diğer fay olduğuna işaret eden İnan, "Çünkü biz, depremden sonraki hasarları oluşturan faktörün deprem dalgaları olduğunu biliyoruz. Deprem dalgalarının hızları da çok yüksek; saniyede 7,2 kilometre. Dolayısıyla burada oluşacak deprem dalgaları, zemininiz kötüyse sizin oraya kadar gelip, o zeminde hasarlara neden olabilir" ifadelerini kullandı.

Anamur fay zoru Mersin ve Adana’yı etkiler

Bölgeyi etkiyebilecek başka bir fay sisteminin ise Ecemiş'ten başlayıp Sivas ve Anamur'a kadar uzanan 700 kilometrelik Orta Anadolu Fay Zonu olduğuna dikkat çeken İnan, "Diğer bir fay ise bizim Anamur Fay Zonu ya da Namrun Fay Zonu dediğimiz fay zonu. Bu fay, Gülek Boğazında Ecemiş Fayı ile kesişir ve Anamur'a kadar uzanır, 220 kilometredir. Bu da parçalı bir faydır ve buralarda geçmişte deprem üretmiştir. Genelde 3,5-4 büyüklüğünde depremler ama daha büyük bir deprem olursa Mersin'i ve Adana'yı etkileyebilir. Karsantı-Karaisalı Fay Zonu da geçmişte deprem üretmiş, Tarsus'u çok etkilemiş ve Kleopatra Kapısı dahil yıkıma neden olmuştur. Dolayısıyla bu bölgelerde bu faylar tehlikeli" değerlendirmesini yaptı.

Mersin ve Adana kıyılarında tsunami dahi oluşabilir

Akdeniz'in ve Kıbrıs'ın içinden geçen bindirme fayının ise halen iki levhanın birbirine yaklaştığı, birbirinin altına girdiği bölge olduğu bilgisini veren İnan, şunları söyledi: "Burada oluşabilecek bir deprem, Mersin ve Adana kıyılarında tsunamilere neden olabilir. Geçmiş dönemlerde İskenderun Körfezinde, Anamur'da olduğu gibi. Bizim yaptığımız bir çalışmada, Anamur'da tsunami izlerini bulduk. Bu bölgede meydana gelebilecek bir deprem kıyılarımızda tehlike arz edebilir."

Geçmişteki depremlerde antik kentler yıkıldı

Depremin etkilerinin ana faya uzaklıkla değil, zemin yapısı ve bina kalitesiyle ilintili olduğunu vurgulayan İnan, "Mersin'de bunun örneğini en son 1998 Ceyhan depreminde yaşadık. Mersin'in doğu kesimlerinde bazı hasarlar oldu. Dolayısıyla 6,4 büyüklüğündeki bir depremde, Ceyhan'a 95 kilometre uzaktaki Mersin olarak etkilenebiliyorsak, burada oluşabilecek 7,5 büyüklüğündeki bir deprem Mersin'de büyük hasarlara neden olabilir" dedi. Mersin'de depremin izleri olduğuna dikkat çeken İnan, Soli Pompeiopolis, Olba ve Anemurium antik kentlerinin geçmişte yaşanan büyük depremlerde yıkıldığını, Anemurium Antik Kentinde yaptığı çalışmalarda hem tsunami hem de deprem izleri bulduğunu söyledi.

MYGazete.com Özel

Emel Gümüş
Meslek hayatına Antalya Yeni İleri Gazetesinde başladı. Daha sonra uzun yıllar Beyaz ve Fotospor Gazetelerinde görev yaptı.
banner32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242