banner302

banner265

banner292
banner228
07 Mart 2020 Cumartesi 15:52
İşte Antalya'ya yapılan mikrop ithalatının raporu

Ölümcül atıklarla sulanan ürünler Antalya’da

Sıra dışı gıda tüketimleri nedeniyle corona virüsün dünyaya yayılmasına neden olan Çin’in mikroplu ve zehirli tarım sularıyla ürettiği sarımsak ve pirinç Antalya’da su gibi satılıyor. Orta ve az gelirli vatandaşların rağbet ettiği üç dev market zinciri, Çin’den ithal edilen ucuz pirinç ve sarımsakları vatandaşlara peynir ekmek gibi satarken, bu ürünlerin mikroplu, zehirli ve ölümcül atıklarla kirlenmiş sularla üretildiği Türkiye’de de hazırlanan raporlarla ortaya konuldu. 

Çin’den işte bu gıdaları ithal ediyoruz

Fizik Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan “Çin Toprak, Su, Kontaminasyonu, Kanalizasyon Suları ve Endüstriyel Kimyasal Atıklar ile Tarım Arazilerinin Sulanması Sonucu Artan Enfeksiyon ve kanser Hastalıkları” başlıklı rapora geçmeden önce Türkiye’nin Çin’den ithal ettiği tarım ürünlerinin neler olduğunu kısaca bir göz atalım; Türkiye Çin’den hayvansal gıda ürünlerinin yanı sıra, (Miktar sırasına göre) çerezlik ayçiçeği, pirinç, karma yem, konserve domates, glikoz şurubu, tütün, mısır gluteni, sıvı yağlar, kalamerya, zencefil, ceviz,  kuru sarımsak, tatlandırıcılar ve kuru biber satın alıyor. 2019 yılı verilerine göre Çin’den yapılan 230 milyon dolarlık ithalatla 196 bin ton tarım ürünü satın alınıyor.

Çin’de 300 milyon kişi içme suyuna ulaşamıyor

Çin’in Kuzey bölgelerinde tarıma elverişli bolca arazi bulunuyor. Fakat yer altı su kaynakları da bir o kadar kıt. Mahsüller su kıtlığı yaşanan bölgelerde yetiştirilirken; ülkenin kıt su kaynakları nemli, yağışlı, zengin bölgelere ihraç ediliyor. Çin’de toplam su kullanımının yaklaşık % 65’i tarım kaynaklı. Bununla birlikte hızlı kentleşmenin ve sanayileşme de kıt su kaynakları üzerinde baskı oluşturuyor. Yetkililer, su sıkıntısı durumunu “tehlikeli” olarak nitelendiriyor ve su kontrolünün çok sıkı olması gerektiği konusunda sürekli çağrılar yapıyorlar. Ancak bu çağrılar hiçbir işe yaramıyor. 1,3 milyar nüfusa sahip olan Çin’de 300 milyon kişinin içme suyuna erişemediği de ortaya konulmuş durumda. 

İşte FMO tarafından hazırlanan o rapordaki tespitler

Fizik Mühendisleri Odası’dan, Fizik Yüksek Mühendisi  Ahmet Cangüzel tarafından hazırlanan, “Çin Toprak, Su, Kontaminasyonu, Kanalizasyon Suları ve Endüstriyel Kimyasal Atıklar ile Tarım Arazilerinin Sulanması Sonucu Artan Enfeksiyon Hastalıkları” konulu rapor, Çin’in yaşadığı su sıkıntısının tarım üretimine yaptığı olumsuz etkileri ve halk sağlığına yönelik ölümcül zararları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. (file:///C:/Users/WOON/Desktop/%C3%A7inden%20ithalat/Cin-Toprak-Su-Kontaminasyonu-Kanalizasyon-Sulari-ve-Endustriyel-Kimyasal-Atiklar-ile-Arazilerinin-Sulanmasi-Sonucu-Artan-Enfeksiyon-Hastaliklari.pdf) 

Dünyaya zehir ihraç eden ülkenin toprakları

Raporda, kontamine (Mikrobik) tarımsal sulama sonucu yalnızca enfeksiyon hastalıkları değil, kanser türlerinin de arttığı ortaya konuluyor. Raporun giriş bölümünde yer alan şu ifadeler Çin tarım ürünlerindeki tehdidi gösteriyor;  “Çin milli elektrik üretimi halen yoğun biçimde temel yük kaynağı kömür yakıtlı termik santraller vasıtasıyla karşılanmaktadır. Baz enerji kömürlü santraller sera gazı emisyonları sorunları da halen devam etmektedir. Son yıllarda kömür ve düşük kaliteli linyit kökenli güç santralleri kurulumu güçleşmesine rağmen Çin süregelen hava, toprak ve su kirliliği ise ulusal sürdürülebilir ekolojik denge sistemi ilkelerinin bozulması yönünde etken bir rol oynamaktadır. Ayrıca, kanalizasyon ve sanayi atık suları ile sulanan tarımsal alanlar da yine gıda güvenliği, sürdürülebilir insan ve çevre sağlığı perspektifleri açısından telafisi zor can alıcı sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle, toprak kontaminasyonu ile içme ve sulama suyu kaynaklı çevresel kirlilikler neticesi Çin kanser hastalıkları ve enfeksiyon rahatsızlıkları ölüm vakaları da önemli artışlar kaydetmektedir. Çok tehlikeli ve riskli boyutlara varan yöresel kontamine olmuş, zehir saçan topraklar ile kirli suların Çin halk sağlığı ve gıda güvenliği tehditleri bu yazıda araştırılmaktadır.”

Corona’nın ortaya çıktığı Hunan’ın pirinçleri

Rapordan, Antalya’daki üç markette satılan Çin üretimi pirinçle ilgili bölümlerden birine baktığımızda yaşanan kirliliğin boyutlarının büyüklüğü görülebiliyor. Çin’de pirinç üretimi genellikle corona virüsün ortaya çıktığı Hunan eyaleti sınırları içinde yapılıyor. Çin’de dünyanın en büyük pirinç üretimi ile birlikte, ne yazık ki kadmiyum kirlilikleri içeren tahıl ürünleri de Hunan Eyaleti kapsamında gerçekleştirilmektedir. Meselȃ, Yerel Çevre Koruma Ajansı analizleri neticesi Mr Tang’ın çeltik tarlası ürünleri genelinde alınan numunelerin yarısından fazlasında Çin yasalarının müsaade edilebilir limitlerine göre yüksek kadmiyum kontaminasyonları tespit edilmiştir. Ancak, bölgenin kirlenen tarımsal toprakları kadmiyum kontaminasyonu için henüz bir sınırlama ve kısıtlama getirilmemesi sebebiyle Mr Tang ve komşu çiftçiler tarafından hasadı yapılan kirlenmiş pirinç ürünleri de yerel çeltik fabrikaları üretim tesislerine işlenmek üzere gönderilmekte ve ihraç edilmektedir. Bununla beraber gezegenin en büyük çevre kirliliği yine dünyanın dev gıda üreticisi aynı zamanda çimento, demir ve çelik gibi ağır sanayi ürünleri imalatçısı konumunda olan Çin’de oluşmaktadır. Diğer taraftan, yapılan araştırmaların fotoğraflarında yeşil ve verimli tarım arazileri gibi görünen zehirli topraklar gömülmek suretiyle yok edilmektedir. Zehir saçan kontamine toprakların bu şekilde bertaraf edilmesi ise zorlu ve çetin koşullar içermektedir. 

Zehirli toprak sonuçları Çinli yetkililerce gizleniyor

Ayrıca, 20 – 30 yıllık bir süreç boyunca mücadele edilerek Çin su ve hava kirliliği sorunlarının azaltılması olası görülmektedir. Aksine zehirli kimyasallar toprak içinde yüzlerce yıl kalması nedeniyle toksin maddelerin tamamen yok edilmesi maliyetleri de çok yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Çin toprak kirliliği aşırı derecede fazla olması nedeniyle dekontaminasyon çalışmalarının çok zor olduğu kabul edilmektedir. Ülkede eskiden sanayi merkezi olan ancak günümüzde büyük kentlerin yakınında terkedilmiş ve kontamine olmuş endüstriyel araziler ile çok sayıda kirlenmiş çiftlik toprakları bulunmaktadır. Çin toprak kirliliği hüküm süren arazilerinin %40’ında kadmiyum ve arsenik kontaminasyonu tespit edilmiştir. Çinli yetkililer 35.000 km2 ‘lik ulusal çiftlik arazileri sahalarının kesinlikle zirai amaçlar doğrultusunda kullanılamayacak tarzda kirlendiğini vurgulamaktadır. Her şeye rağmen Çin Ulusal Toprak Denetimi raporları da tartışılmaktadır. 2005 – 2013 yılları arasında yapılan ve önceleri devlet sırrı gizli belge olarak sınıflandırılmış arazi denetim raporları kapsamında hükümetin açıkladığı toprak kontaminasyon rakamlarının çok düşük olduğu da önde gelen çevreci kuruluşlar tarafından ileri sürülmektedir. 

Çin’deki toprak zehirlenmesinin 3 ana nedeni
birinci neden kimya ve gübre sanayileri

Gezegenin tarıma uygun ekilebilir arazilerin %10’nuna sahip ülke içeriğinde dünya nüfusunun %20’sinin gıda ihtiyacını ve beslenmesini karşılamaya çalışan Çin için Prof Tongbin’in ortaya attığı toprak kirlilik oranı bile kaygılandırıcı seviye olarak kabul edilmektedir. Netice itibariyle Çin toprak kontaminasyonu yaygın düzeyde ve güvenilir bilgi yokluğu eşliğinde sürüp gitmektedir. Çin ulusal toprak kirliliğinin yaygın ve geniş seviyede seyretmesi de üç nedene dayanmaktadır. Birinci neden olarak Çin kimya ve gübre sanayileri son 30 – 40 yıldır son derece yetersiz çevre kirliliği yönetmelikleri uygulamaları gösterilmektedir. Uzun yıllardan beri ortaya çıkan çevresel atıklar toprak altında depolanmaktadır. Örneğin, 2015 yılında Çin’in doğusunda yer alan Jiangsu Eyaleti’nde domuz çiftliği toprakları altında 10.000 ton toksik atık bulunmuştur. Bir girişimcinin söz konusu domuz çiftliği arsası üzerinde antrepo inşaatı başlatması aşamasında yapılan toprak analizleri sırasında yerel zehirli kimyasal atıklar tesadüfen tespit edilmiştir. Ayrıca, 2014’de Pekin metro inşaatı tünel kazı çalışmaları sırasında çalışanların aniden rahatsızlanmaları neticesi yapılan incelemede tarım ilaçları tesisi ve pestisit fabrikası kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. 

Nehirlerin kıyısına kurulan fabrikaların atıkları

Uluslararası çevreci Sivil Toplum Kuruluşu STK olan Yeşil Barış Örgütü Greenpeace tarafından Mayıs 2017’de Jiangsu Eyaleti Lianyungang Kenti içinde yer alan Çin milli kimya sanayi parkı toprak, hava ve atık suları numuneleri alınmıştır. Alınan numunelerin tüm laboratuar tetkikleri sonrası 226 adet farklı kimyasal madde bulunmuştur. Tespit edilen kirleticilerin %75’i Çin tehlikeli kimyasal maddeler yasal düzenlemeleri kapsamında yer almaktadır. 5 Ayrıca, 25 adet kimyasal atık ürün ise sürdürülebilir insan sağlığı ve çevre güvenliği perspektifleri yönünde tehdit oluşturan aynı zamanda kanser hastalıkları riski içeren sakıncalı maddeler niteliği taşımaktadır. Bu arada laboratuvar incelemeleri sırasında üç adet yasa dışı kimyevi madde de saptanmıştır. Çin ulusal kimya endüstrisi güvenlik kayıtları ve seyir defteri tutanakları ile birlikte hüküm süren çevre kirliliği sorunları daha da karmaşık bir duruma sürüklenmektedir. Örneğin, sadece Ocak - Ağustos 2016 tarihleri arasında Çin kimya fabrikaları genelinde 232 adet kaza meydana gelmiştir. Vuku bulan kazalar ise yaklaşık bir gün devam eden kimyasal madde sızıntıları, yangınlar ve patlamalar şeklinde gözlenmiştir. Çin kimyasal madde tesisleri beşte bir oranında verimli tarım arazileri ve sulamada kullanılan nehir kıyılarında kurulması nedeniyle kimyasal atıklar sulama suları ile zirai topraklara karışmaktadır. 

Arsenik, yasal limitin 24 misli bulundu

Ancak, ortaya çıkan ulusal su, toprak ve hava çevre kirlilikleri problemlerinin tek sorumlusu kimyevi madde fabrikaları da değil. Meselȃ, Mr Tang’ın köyüne takribi 150 km uzaklıkta olan Chenzhou kenti yakınlarındaki kurşun ve çinko maden ocağı içinde 1985 yılında bir çökme oluşmuştur. Oluşan maden ocağı çökmesi sonucu tarımsal arazilere doğru tesislerin yan ürünü arsenik sızıntısı meydana gelmiştir. Zirai topraklarda saptanan arsenik konsantrasyonları ise 30 yıl sonraki yasal limit ve sınırlamaya göre 24 misli yüksek bir düzeyde ölçülmüştür. Kanalizasyon suları ile ekilebilir ziraate uygun tarımsal arazilerin sulanması kökenli çevresel kirlilikler ve zehirlenmeler ikinci büyük problemi yaratmaktadır. Atık sular ve endüstriyel sıvı atıklar gerçekte yeterli tatlı su kaynakları bulunmayan yörelerde zirai alanların sulanması amacıyla kullanılmaktadır. Örneğin, Çin’in kuzey bölgelerinde Suudi Arabistan’a kıyasla bile kişi başına daha az tatlı su rezervleri ve yatakları bulunmaktadır. Böylece, tatlı su kaynak kıtlığı çeken yöre çiftçileri buldukları her suyla kontrolsüz ve denetimsiz tarımsal arazi sulaması yapmaktadır. Çin yılda 60 milyar ton lağım ve kanalizasyon suları üretmektedir. Ortaya çıkan Çin kanalizasyon ve lağım suları ise özellikle kırsal kesimlerde sadece %10 mertebesinde atık su temizleme ve arıtma işlemleri muamelesine tabi tutulmaktadır. Neticede lağım ve kanalizasyon pislikleri de göller, nehirler, göletler, barajlar ve sulama kanalları yoluyla ekili tarımsal sahalar içerisine taşınmaktadır. 2014 yılında yapılan araştırmada lağım suları kullanılması sonucu 55 bölgeden 33 ekili tarım arazisi topraklarının kadmiyum, arsenik ve diğer zehirli kimyasal maddeler ile kontamine edildiği saptanmıştır. 


55 bölgedeki tarım arazilerinde Lağım suları çıktı

Ayrıca, yoğun sulama yapılan ekili araziler kapsamında diğer ağır metaller ve zehir saçan kimyevi elementler birikimleri de giderek artmaktadır. Daha önceleri 2010 yılında yürütülen projede ise Çin nehirlerinin %18 oranında aşırı derecede kirlendiği tespit edilmesine rağmen zirai hedef doğrultusunda kullanımları halen sürdürülmektedir. Ayrıca, ülkenin yükselen tahıl ürünleri talebine paralel şekilde Çin tarım arazilerinde gereğinden fazla gübre, pestisit, haşarat öldürücü ve bitki koruma amaçlı tarım ilaçları uygulamaları da aşırı derecede artmaktadır. 1991 yılından itibaren Çin pestisit ve haşere ilaçları kullanımı iki kat artış kaydetmiştir. Diğer ülkelerin ortalama verilerine kıyasla hektar başına Çin böcek zehiri kullanımları iki misli yüksek düzeyde seyretmektedir. Çin tarımsal gübre çeşitleri uygulamaları da küresel ölçekte yaklaşık iki kat daha fazla bir rakama erişmektedir. Çin Ulusal Beslenme ve Gıda Güvenliği Enstitüsü (National Institute of Nutrition and Food Safety) tarafından 2012 yılında 16 eyalette yürütülen kontroller ve denetimler sırasında gıda tüketimi sonucu oluşan 65 adet pestisit kaynaklı zehirlenmeler ile kirlenmeler saptanmıştır. Çin böcek ilacı ve pestisit menşeli besin zehirlenmesi vakalarının kimyasal maddelerin çiftçiler tarafından aşırı kullanımı, fabrikalardan kimyevi atıkların yasa dışı dökülmesi ve diğer sebeplerden olup olmadığı ise halen belirsizliğini korumaktadır. 

Öğrencilerde ölümcül lenfoma tespit edildi

Çin ulusal toprak kirliliği sorunları yaygınlaşması bağlamında üçüncü neden olarak ciddi ekonomik değişim, dönüşüm ve yoğun kentleşme sonucu daha fazla insanın etkilenmesi gösterilmektedir. Yirmi yıl öncesine kadar çoğu kimya tesisleri ve pestisit fabrikaları şehirlerin dışına kurulmakta aynı zamanda söz konusu kompleksler sadece topraklar, ekinler ve çiftçiler üzerinde etkili olmakta idi. Ancak, günümüzde dünyanın en büyük şehirleşme gelişimi süreci yaşayan Çin’de bir zamanlar uzakta olan zehir saçan kimyasal üretim işletmeleri artık konutların ve alışveriş merkezlerinin çok yakınında yer almaktadır. Böylece, Çinliler kimya tesislerinin oluşturduğu çevre kirlilikleri ve zararları ile iç içe yaşamaktadır. Bununla beraber Çin ekonomisinin ağır sanayi sektöründen hizmet sektörüne doğru dönüşüm geçirmesi sonrası söz konusu zehirli maddeler üreten kimya tesisleri ve pestisit fabrikaları ya kapatılmakta ya da taşınmaktadır. Öte yandan, Jiangsu Eyaleti Changzhou kentinde meydana gelen bir vaka gelecekteki muhtemel olaylara da örnek teşkil etmektedir. 2016 yılı başlarında eğitim öğretime yeni açılan Changzhou Yabancı Dil Okulu (Changzhou Foreign Language School) kampüsünde öğrenciler baş ağrıları, cilt kızarıklıkları ve kötü kokulardan şikayet etmeye başlamıştır. Yüzlerce ögrenci hastaneye kaldırılmış ve bazı hasta öğrencilere lenfoma hastalığı teşhisi konulmuştur. Söz konusu öğrenci kampüsünün 2010 yılında kapatılmış olan üç adet denetimsiz kimya fabrikası atık depolama sahası yerlerine komşu inşa edildiği ise daha sonra ortaya çıkarılmıştır. 

Sınırın 80 bin kat üzerinde bulunan bileşik

Çin ulusal çevre kirliliği nedeniyle ülkenin ziraate uygun tarım topraklarının küçülmesi ve azalması, ne yazık ki, dikkat çekici boyutlara ulaşmaktadır. Kaynak: The Economist Dergisi Ayrıca, yerel hükümetin kontrolüne geçen kimyasal maddeler atık sahaları temizlenmesi ise özel uzman firma tarafından üstlenilmiştir. Ancak, killi ağır bir tabaka üstünde bulunan atık kimyevi maddeler maalesef kil yüzeyinden çevreye doğru sızmıştır. 2012 yılında yapılan denetimlerin laboratuvar sonuçları, çözücü kimyasal 7 nitelikli kloro benzen bileşiğinin müsaade edilebilir sınırı ve limit değerinin 80.000 kat üzerinde olduğunu göstermiştir. Mayıs 2016’da iki sivil toplum örgütü, ortaya çıkan kirlilikten sorumlu tuttukları kimya fabrikaları ve pestisit tesisleri yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunarak mahkemeye müracaat etmiştir. Ancak, mahkeme heyeti davayı düşürerek davacı olan sivil toplum kuruluşlarının ise yüklü tazminat ödemesine karar vermiştir. Bu arada 30 - 40 yıldan beri toprağa gömülen Çin çevre kirleticileri ve kimyasal atık maddelerine dair kontaminasyon vakaları ise ülkenin ekonomik değişimleri ve finansal dönüşümleri ile birlikte gün yüzüne çıkarılmaktadır. Çin toprak kirliliği ve kontaminasyonu yoluyla oluşan zararlar tahmin edilen seviyelerden çok daha ciddi boyutlara kadar ulaşmaktadır. Örneğin, gıda güvenliği ve halk sağlığı perspektifleri açısından ağır metal kirlilikleri son derece kötü zararlara neden olmaktadır. Bu bağlamda Çin Tarım Bakanlığı tarafından 2002 yılında tüm ülkeyi kapsayan aynı zamanda ağır metaller hakkında yapılan gıda testleri sonuçları toplanan numunelerin %28’inde kurşun ve %10’unda ise kadmiyum fazlalığı saptanmıştır. 

Hepatit, tifo ve mide barsak kanserleri

Pekin Eko Çevre Bilimleri Araştırma Merkezi (Research Centre for Eco-Environmental Sciences)’den Prof Dr Lu Yonglong’un yürüttüğü ve diğer bilim insanlarının katıldığı proje çalışmaları sonuçları Uluslararası Çevre (Environment International) Bilimsel Periyodikleri içerisinde 2015 yılında yayınlanmıştır. Yayınlanan ilmi makaleler kontamine olmuş gıdaları tüketen kişilerin sağlık riskleri ile ilgili sindirim sistemleri kaynaklı kanser rahatsızlıkları, hepatit A ve tifo hastalıkları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, söz konusu bilimsel makale yazarları Çin toprak kirliliği kaynaklı kontaminasyon ve kanserli köyler arasında bir ilinti ihtimali görüşünü de paylaşmıştır. Bilhassa 400 - 450’li gruplar halinde göz önüne alınan yörelerde olağan dışı yüksek oranlarda karaciğer, akciğer, yemek borusu ve gastrit kanserleri tanıları saptanmıştır. Ulusal çevre sorunları ile ilgili bir Çin Sivil Toplum Kuruluşu STK tarafından 2006 yılında Hunan Eyaleti Zhuzhou kenti civarında bulunan kanserli köylerde yaşayan 500 aileden idrar numuneleri tetkik için toplanmıştır. İdrar numuneleri test sonuçları, tıbbi tetkikleri yapılan kişilerin %30’unda yüksek oranda kadmiyum kontaminasyonu tespit edilmiş ve %10’unun ise uzman doktor gözetiminde tedavisi gerektiği vurgulanmıştır. 

Gelelim Antalya’da satılan Çin malı gıda ürünlerine

Çin’den düşük maliyetli olması nedeniyle ithal edilen ve mikroplu sularla üretildiği ortaya konulan tarım ürünleri arasında en çok çerezlik ayçekirdeği, pirinç ve sarımsak satılıyor. Elbette diğer Çin malı gıda ürünlerinin de marketlerde yer aldığı bilinen bir gerçek. Çin ayçekirdeği ithalatçıların sattığı toptancılar tarafından özellikle pazarlarla ve dükkanlarda satışı yapan perakendecilere satılıyor ve bu yolla vatandaşlara ulaştırılıyor. Bu üç üründen pirinç ve sarımsak ucuz olmaları nedeniyle satıcılar ve marketler tarafından tercih edilirken, çerezlik ayçekirdeği lezzet  ve dolgunluk açısından yüksek kalitede olması nedeniyle tercih ediliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren ve dar ile orta gelirli vatandaşlara hitap eden üç marketten ikisi raflarında Çin sarımsağı ve Çin pirincini eksik etmezken, birinde ise sadece Çin pirinci satışı yapılıyor. Çin pirinci, yerli pirinçten yaklaşık yüzde 30 daha düşük fiyata satılıyor ve düşük gelirli Türk tüketiciler tarafından öncelikli olarak tercih ediliyor. Her iki markette de sadece Çin sarımsağı satılıyor, raflarında yerli sarımsak bulunmuyor. Vatandaşların etiketlere bakma gibi bir alışkanlığı pek bulunmadığından ve mikrobik üretimle raflara geldiği bilinmediğinden Çin malı ithal pirinç ve sarımsak çok yüklü miktarlarda alıcı buluyor.

Vatandaş bilmiyorsa bu ürünlerin satışı yasaklansın

MY Gazete’nin görüş aldığı vatandaşlardan birçoğu, söz konusu üç büyük marketten Çin malı sarımsak ve ucuz ithal pirinç satın aldıklarını ve tükettiklerini belirterek, “Aldığımız bu ürünlerin ne Çin malı olduğunu ne de bu kadar büyük risk taşıdığını bilmiyorduk” şeklinde konuşuyorlar. Kimileri de, halk sağlığı için tehdit unsuru olan gıda maddelerinin ithalatının yasak olması gerektiğini belirterek, “Bu konuyla ilgili kamu kurumları, mikroplu ürünlerin vatandaşa ulaşmasına engel olacak önlemleri almalı” diye konuşuyorlar.

MYGazete.com Özel

Emel Gümüş
Meslek hayatına Antalya Yeni İleri Gazetesinde başladı. Daha sonra uzun yıllar Beyaz ve Fotospor Gazetelerinde görev yaptı.
banner32
Son Güncelleme: 08.03.2020 19:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma penbedil 2020-03-08 10:37:00

O 3. Büyük zincir marketin adını o pirincin markasını açıklamakla da görevlisiniz.. madem doğruluğundan eminseniz bilgilendirme ve haber değeri varsa deşifre etmelisiniz.. havada kalmış haberlerin inandırıcılığı yok.. tarım ve hayvancılık bakanlığı bu haberi ihbar sayıp analizleri halkla paylaşmalı doğruysa gerrği yapılmalı

Avatar
Merve 2020-03-07 23:39:43

Bildigi halde devlet bunlarin satisina neden izin veriyor genelde bim a101 ve bunlar gibi marketlerde daha cok satiliyor yasaklansin

Avatar
Koray 2020-03-09 02:06:42

Bu kadar arastirmanin ve bilginin isiginda pirinclerin markasini ve hangi marketlerde satildigini neden yazmiyorsunuz tamam herkes tahmin ediyor bu merketleri ama verin ismleri neden cekiniyorsunuz

Avatar
Yusuf 2020-03-08 12:33:57

BİM de satılan pirinçler, A101 de satılan sarımsak, pirinç YAZIKKKKK bu millete

Avatar
Mehmet 2020-03-08 12:37:56

Bunları satan mağazaların faaliuetlerine derhal son verdirilmeli milleti hasta etmeye hiç kimsenin hakkı yok..

Avatar
Millet 2020-03-08 19:06:24

Şok a 101 ve bim

Avatar
Memet 2020-03-07 23:23:10

Yazik yaa desifre edilsin yasaklansinn paramizla rezil oluyozz ceza kesilsinn bakan nerdee gormuyolarmii

Avatar
Kemal Baltacılğlu 2020-03-08 11:14:25

Onun içindirki devlet ve özel hastaneler ağzına kadar hastalarla dolu.böyle sakıncalı ürünler yasaklansa hiç olmazsa sağlık giderleri büyük ölçüde azalır.

banner324

banner174

banner242