banner228
26 Eylül 2020 Cumartesi 13:30
Gerçek köylülerin araştırması sonucu ortaya çıktı

Tarım ile hayvancılık yaparak geçinen Yazır Köyü sakinleri, bölgede açılacak mermer ocağının, daha önce açılan diğer ocak gibi hem tarıma, hem de meralar ile hayvancılığa büyük zarar vereceğini belirterek Antalya Valiliği’ne ruhsatın iptal edilmesi için başvuruda bulundu.

Köylülerin mücadelesine destek veren A Platformu Sözcüsü Hediye Gündüz, “ Köyün yıllık meyve üretimi 15 milyon kilo, 11 bin baş da hayvan besliyorlar. Köyün tüm bu üretimi riske girecek. Tahsisi alan şirket ilk iş olarak bölgedeki andız ağaçlarını kesip, çevreyi tahrip etmek olduBölge köylüsü mahkemeye başvurmaya da hazırlanıyor, daha önce bölgede yaşanan olumsuz örneklerden, insanlar artık başlarına neler geleceğini öğrendiler” diye konuştu.

Köylülerin Antalya Valiliği’ne verdikleri dilekçesinde şu ifadelere yer verildi;

"Ardıçdağı’nda Mermer ocağı ve ocak için açılan yol çalışması durdurulması talebi.

Antalya Korkuteli Yazır Köyü Ardıçdağı’nda, İR.201701093 Nolu işletme İzni alınmış olup, mermer ocağı açılmak istenmektedir. Alanın 18.09.2020 tarihinde, Yazır Orman İşletme Müdürlüğü tarafından teslim tutanağı ile teslim edilmesinin ardından Mermer ocağının açılması için bölgede iş makinesi gelmiş ve yol açma çalışmasına başlamış, ardıç ağaçları kırılmaya, yıkılmaya ve tahrip edilmeye başlanmıştır. Lehtar Şirketinin talebi doğrultusunda tahsis edilen alandaki ağaçların da kesileceği teslim tutanağına yazılmıştır.

Armut, elma, erik, vişne, kiraz yetişiyor, seracılık yeni yeni başladı

Bizler, bölgeye gelen iş makinasının yaptığı çalışma sonrasında konudan haberdar olduk. Yazır Köyü tarım ve hayvancılık köyüdür. Köyün tarım alanı bahçelerle beraber 8 bin dönümdür, toplam arazisi ise ormanlarla birlikte 40 bin dönümdür. Köy çevresinde ve yaylasında yapılan küçükbaş hayvancılıkta ise küçükbaş hayvanı sayısı 11.000 baştır. Köyün yıllık meyve üretimi 15 bin tondur. Meyve üretiminde ise en başta markalanmış bulunan Korkuteli karyağdı armududur. İkinci sırada üretilen meyve elmadır. Ardından erik, vişne, kiraz şeftali gibi birçok meyve üretilmektedir. Sebze olarak domates, biber, patlıcan vardır ve yeni olarak seracılık da başlamıştır. 

Tarımla uğraşan bir köyün tepesinde bütün tarım arazilerini etkileyecek mermer ocağı açılmaz

Köyün yaylasında ise özellikle buğday ve arpa üretilmektedir. Antalya’nın yayla ovası olan Korkuteli’nin yazın ürettiği sebze ve meyve tüm Antalya ve de Türkiye’nin tamamına gitmektedir. Bu üretimin bereketli ve verimli olmasının temel sebeplerinin başında ilçenin tüm köylerinde olduğu gibi tarımda ehilleşmiş çiftçilerin olması ve bölgenin doğal değerlerinin zenginliğinden kaynaklanmaktadır. Tarımla uğraşan bir köyün tepesinde bütün tarım arazilerini etkileyecek mermer ocağı açılmamalıdır ve açılmaz…
Mermer Ocağının tarım köyü olan Yazır’a ve doğaya ve hayvancılığa vereceği zararlar şunlardır:

Mermer ocağı köylünün tarlalarının sınırında açılacaktır. Açılacak mermer ocağının tozu köylülerin tarım ürünlerini mahvedecektir. Rüzgar, bütün tozu tarlada ekili ürünlerin meyve bahçelerinin ve buğday, arpa gibi ürünlerin üzerine getirecek ve verim alamayacaklardır. Bölgede tarım yapan hiçbir aile mermer ocağını istememektedir.

Bölge Yazır köylülerinin küçükbaş hayvancılık yaptığı, sürülerini otlattığı yerin sınırındadır. Yazır köylülerinin bölgede yetiştirdiği binlerce küçükbaş hayvan koyun ve keçi bu bölgededir. Şu anda çoban aileler o bölgede sürülerinin başında yaşamaktadır. Hiçbir çoban aile bu mermer ocağını istememektedir.

Bölgede 3 kuyu, 6 çeşme var, yer altı suları da riske girecek

Bölgedeki küçükbaş hayvancılık için en elzem yaşam kaynağı sudur. Bölgede 3 kuyu ve 6 çeşme vardır ve bu suların kaynağı ve havzası mermer açılmak istenen Ardıçdağı’nın olduğu bölgedir. Mermer ocağının açılması halinde bu sular kuruyacak ve hayvancılık büyük riske girecektir.

Bölgede genel olarak su kaynaklarında büyük oranda düşüş vardır. Azalan su kaynakları mermer ocağı açılması halinde daha da fazla azalacak ve kuruyacaktır.
Bölgede 3 bin yaşında ardıç ağaçları var

Ardıçdağı adı üstünde ardıçlarla kaplı bir dağdır. Ardıç, ülkemizde en zor koşullarda ve dağların kayalık bölgelerinde zor şartlarda yaşamaktadır. Bölgede 3000 (üç bin) yaşında, iki bin, 500, 100 yaşlarında ardıç ağaçları bulunaktadır. Bu ardıçlar mermer ocağı nedeniyle kesilecek, yokolacaktır. Adı geçen Ardıçdağı ardıçlar nedeniyle korumaya alınmıştır. Korumaya alınan Ardıçdağı’nın mermer ocağıyla yok edilmesi büyük tezattır. 

Bir tane ocak var o da büyük zarar veriyor

Bölgede daha önce açılan mermer ocağı bölgeye büyük zarar vermektedir. Tozu ve doğaya verdiği zararlara biz köylüler uzun zamandır tanık olmaktayken, ikinci bir ocağın açılması çok daha fazla zarar verecektir. 
İkinci ocağın gelmesi, daha sonra yine emsal teşkil edecek ve bu bölgeye çok daha fazla mermer ocağının gelmesine neden olacaktır. Bizler bu bölgede tarım ve hayvancılıkla geçimlerimizin sürdürülmesi için bölgede mermer ocağı olmamalıdır.

Bölgenin rakımının yüksek olması bölgedeki diğer dağ ve tepeleri görünür kılmaktadır. Bu bölgenin etrafındaki bütün tepelerde ve dağlarda mermer ocakları vardır ve bölgede bu ocakların zararları artık çok fazlalaşmıştır.

Korkuteli son 10-15 yıldır eskiye göre yağış oranı ve özellikle kar yağışı oranı iyice azalmıştır. Dünyada iklimi değiştiren en önemli 3 faktörden biri “ormansızlaşmadır”. Bölgemizde yağışın garantisi durumundaki ormanlarımızın daha fazla zarar görmesini istemiyoruz.

Tarım köyü olan köyümüzde açılan artezyen kuyularda taban sularının 135-150 metrelere düştüğü görülmektedir. Yer altı sularının bu kadar derinlere inmesi ve hızla daha aşağılara çekilmesi susuzluk tehlikesi demektir. Su için garantör olan ormanlardır ve ormanların korunması su ve tarım için hayati önem taşımaktadır.

Yazır köyü sınırlarında son 40 yılda 11 göl kurumuştur. Köyümüzün sınırlarında bu kadar gölün kuruması susuzluğu tetiklemektedir. Göllerin ardından ormanların da kesilecek olması çifte doğal felaket demek olacaktır. Yüksek olan Ardıçdağı’ının başına açılacak Mermer ocağından çıkacak tozlar, rüzgarın etkisiyle daha aşağıdaki tarım arazilerinin üzerine gelecektir. Tozların rüzgar etkisiyle 30 km’ye kadar yayıldığı bilinen bir gerçektir. 

Tozlar insan sağlığını da etkilemektedir. Bilimsel veriler, 10 mikron büyüklüğündeki tozların, solunum yoluyla, özellikle ağız ve üst solunum yollarını etkileyerek, koa, astım ve alerji gibi hastalıklara neden olmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, 5 mikron boyutundaki tozların, solunum yoluyla  akciğerlere kadar taşındığını ve özellikle uzun yıllar toza maruz kalan kişilerde akciğer kanseri vb hastalıklara neden olduğunu da ortaya koymaktadır. Tozlu bölgelerde özellikle Akciğer kanseri ve cilt kanserlerinin daha fazla görüldüğü de ortaya konmaktadır. Tarım köyünün toza boğulması tarımın yanında insan sağlığını da olumsuz etkileyecektir.

Tozlu ortamlarda yayılan ve beslenen hayvanlarda da, sorunlar ortaya çıkmakta, hamile hayvanlar düşük yapmakta ve yavru atmaktadır. Yine hastalanma oranları daha da yüksek olmaktadır. Hayvancılık yapılan bir bölgede mermer ocağı risktir ve bu ailelerin geçim kaynaklarına darbe vurmaktır.

Yazın nüfusu 6 bini bulan köyü riske atamazsınız

Binlerce kişiyi ekonomik olarak geçindiren ve binlerce kişiyi doyuracak sebze ve meyve üreten, kışın nüfusu 2200 olan, yazın yazlıkçıların gelmesiyle nüfusu 6000’e çıkan köylülerin, 1 tek mermer ocağı sahibinin kazanç elde etmesi için riske atılması adil değildir, adaletli değildir ve haksızlıktır.

Bu bölgede mermer ocağı açılmaz ise, orman, oksijen üreterek, ağaç üreterek, yağmur üreterek, erozyonu önleyerek bölgeye büyük bir katkı sunmaya devam edecektir. Ama mermer ocağı açılması halinde doğa kendisini binlerce yıl yenileyemeyecektir ve alan gelecek kuşaklara taşlık olarak kalacak ve hiçbir işe yaramayacaktır. Uzun yıllar verimsiz, kuru, üretimsiz kara parçası olarak atıl olacaktır. Antalya’nın dört bir yanında bu tür kapanmış ve atıl ve işe yaramaz mermer ocakları kalmıştır. Bu durum ülke topraklarını verimsiz kullanmak, üretimin dışına atmak demektir ve uzun vadeli düşünüldüğünde götürüsü çok daha fazla demektir.

Bizler bu nedenlerle mermer ocağının ve ocak için açılmak istenen yolun açılmasını istemiyor, tarımın ve hayvancılığımızın korunmasını talep ediyoruz" ifadeleri kulanıldı.

MYGazete Haber Merkezi

Emre Gündoğdu
1992 yılında Bursa'da doğdu. 2016 yılında Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü başarıyla tamamladı.
banner32
Son Güncelleme: 26.09.2020 15:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner343

banner324

banner174

banner242