banner154

banner265

banner292
banner228
23 Aralık 2019 Pazartesi 16:16
Depremde karnemiz kötü

İskenderun Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Bikçe tarafından hazırlanan, “Türkiye’deki Depremlerde Alınan ve Alınabilecek Önlemler” adlı araştırmada depremdeki can ve mal kayıplarımızın yüksek olmasındaki çarpıcı nedenler vurgulandı ve çözüm yolları önerildi.

İşte yürek yakan o 9 neden

Raporda, Türkiye’deki depremlerde neden yüksek oranda can ve mal kaybı olduğu yönündeki  soruya 9 madde ile cevap verilmiş. İşte detayları aşağıdaki bölümlerde yer alacak olan o 9 maddenin başlıkları: 

Türkiye’nin Sismik Talihsizliği, Büyükşehirlerde Kontrolsüz ve Hızlı Büyüme, Toplumdaki Deprem Bilinci, Planlanan Deprem Standardının Sağlanmaması, Denetim Sorunu,

 Zemin Etüdüne Gereken Özenin Gösterilmemiş Olması, Yapı ve Yapı Malzemelerinin İstenilen Düzeyde Üretilememesi, Afet Yönetimindeki Eksiklikler,  Önceki Depremlerden Ders Çıkartılmaması.

55 İLDE CAN VE MAL KAYBI YAŞANDI

1900-2014 yılları arasında Türkiye’de can ve mal kaybına neden olan en fazla deprem sayısının 5.5 - 5.9 magnitüd aralığında meydana geldiği, en çok can kaybı ve bina hasarına neden olan deprem büyüklüğünün sırasıyla 7.5 - 7.9 ve 7.0 - 7.4 aralığında olduğu, can ve mal kaybına neden olan depremlerin en fazla 4 yılda bir meydana geldiği, Türkiye’deki 81 ilin 55’inde (% 68) can kaybı ve/veya hasarın meydana geldiği, can kaybı ve hasarlı bina sayısı bakımından sayısal olarak en çok kayıp veren ilk beş bölge, büyükten küçüğe doğru; Doğu Anadolu, Marmara, Karadeniz, Ege, Akdeniz bölgeleri olarak sıralandığı belirlenmiştir (Bikçe, 2016). 


İşte Can ve Mal Kaybının Artmasına Etki Eden Temel Faktörler 


Bir deprem sonrası oluşan can kaybı ve hasarın büyüklüğü; 

Depremin büyüklüğüne, depremin yerleşim alanlarına uzaklığına, zemine, yapı kalitesine, ulusal gelir düzeyine, hızlı nüfus ve göçe bağlı kontrolsüz büyüme, eğitim eksikliği ve toplumun deprem zararlarını azaltmaya yönelik yapmış oldukları hazırlığa göre farklılık gösterir.

Deprem sonrası oluşan yapısal kayıplarının giderilmesi ve iyileştirilmesi de buna bağlı olarak çok uzun sürebilir. Türkiye’yi etkileyen depremlerde can ve mal kaybının artmasına neden olan bazı temel faktörler aşağıda sıralanmıştır; 

Türkiye’nin Sismik Talihsizliği

Türkiye’de son 60 yılda doğal afetlerden dolayı oluşan hasarlardan %61’i depremlerden dolayı oluşmaktadır (Kocaman, 2012).

Ayrıca, sanayi tesisleri, petrol türevi ve kimyevi madde üretimi ve depolanması gibi tesisler, alt yapı tesisleri ve ulaşım hatlarının yer aldığı bölgelerin deprem açısından risk taşıyan fay hatları üzerinde bulunması tehlikenin boyutlarını artırmaktadır.

Türkiye’deki 81 ilin 55’inde (%68) can kaybı ve/veya hasarın meydana geldiği görülmektedir (Bikçe, 2016). Bu dağılıma göre incelenen tarihler aralığında meydana gelen depremlerde Türkiye’deki illerin 2/3’sinin zarar gördüğü anlaşılmaktadır. 

Büyükşehirlerde Kontrolsüz ve Hızlı Büyüme

Türkiye’de 1950’lerden sonra sanayileşmeye bağlı olarak kırdan kente doğru bir iç göç başlamış, aşırı göç alan kentlerde yaşanan kontrolsüz ve hızlı büyümeye bağlı olarak depreme karşı dayanıksız yapıların ve kentlerin oluşmasına neden olmuştur.

İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2016 yılında % 92.3, belde ve köylerde yaşayanların oranı %7.7 olarak gerçekleştir (Tuik, 2016). 


Toplumdaki Deprem Bilinci

Halkın depreme karşı hazırlık ve duyarlılık konusunda yeteri kadar bilinçlenmemiş olması kayıpları arttırmaktadır.

Barem araştırma şirketinin (2011) 1999 Kocaeli depreminden on iki yıl sonra yaptığı araştırmaya göre; temsili olarak görüşülen 1021 kişinin; her on kişiden yedisinin deprem için özel bir hazırlık yapmadığını, % 52’sinin oturduğu evin depreme dayanıklı olduğunu düşündüğünü, % 71’inin depremden korunmak için hiç bir şey yapmadığını ifade etmiştir.

Anket yapılanlar arasında; %12’sinin Doğal Afet Sigortası (DASK) yaptıklarını, %10’unun yapılarını güçlendirdiklerini, %8’inin evdeki eşyalarını sabitlediklerini, %5’inin de deprem çantası hazırladıkları belirtilmektedir.

44 ildeki 3 bin 267 hanede yapılan benzer bir araştırmada ise; % 70’i depreme yönelik hiçbir hazırlığının olmadığını, % 80’i ev satın alırken veya kiralarken depreme dayanıklılığına bakmadığını belirtmektedir (Milliyet, 2011).

İnsanların ne yapacağını bilememesi nedeniyle meydana gelen orta ve büyük depremler sırasında panikle balkondan atlayarak yaralandığı veya hayatını kaybettiği haberleriyle karşılaşılmaktadır (Milliyet, 2015). 

Planlanan Deprem Standardının Sağlanmaması

1997 Türk deprem yönetmeliğinde öncekilere göre, yapıdaki donatı miktarlarında çok ciddi bir artış meydana gelmiştir (ABYYHY, 1997).

1997 yılı öncesinde yapılan binaların büyük bir çoğunluğu bu açıdan değerlendirildiğinde, deprem risklerinin yüksek olduğu belirtilmektedir (Özal, 2012).

Ancak, yapıldığı dönemdeki 1997 öncesi deprem standardını sağlayan binaların depremler sonrasında ayakta kaldığı da gözlenmektedir. 

Denetim Sorunu

Kaliteli bir yapının elde edilmesi; o yapının planlaması, tasarımı, yapımı ve kullanımı aşamalarının da uyumlu ve nitelikli olması, ayrıca, bu süreçlerin etkin bir denetimiyle sağlanabilir.

Türkiye genelinde 2001 yılına kadar, yeni yapılan binaların denetimi mimari, statik, tesisat ve elektrik için dört ayrı uzmandan oluşan dörtlü TUS (Teknik Uygulama Sorumlusu) denilen sistem ile yürütülmekteydi.

Denetlenenin denetleyeni seçerek ücretini vermesi, denetimin devlet eliyle yapılmaması, TUS’daki kişilerin görevlerini yerine getirmemesi gibi nedenlerle 2001 yılına kadar çok sayıdaki yapı kaçak veya denetimsiz olarak imal edilmiştir.

31.07.2001 tarihinde 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu 19 ilde, 01.01.2011 de ise tüm Türkiye’de yürürlüğe girmiştir.

Dolayısıyla, 35’i “1. derece deprem bölgesi” içinde olmak üzere diğer 62 ilde, 2011 yılına kadar inşa edilen binaların tam olarak nitelikli bir denetimden geçip/geçmedikleri hususunda bir şey söylenemez.

Ancak, 23.10.2011 ve 09.11.2011 tarihli Van depremlerinde toplam 17030 hasarlı bina içerisinde güncel deprem yönetmeliğine (DBYBHY, 2007) göre tasarlanmış ağır hasar almış binalar bulunmaktadır (Bikçe ve Çelik, 2016).

İşverenin, kendini denetleyecek şirketi seçmesi ve ücretini ödemesinden dolayı, denetleme ile ilgili sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. 


Zemin Etüdüne Gereken Özenin Gösterilmemiş Olması

Depremde hasar gören pek çok hasar alan yapıda; zemine göre bina yapmak yerine binaya göre zemin etüdünün hazırlandığı görülmektedir.

Bu durum, can ve mal kayıplarının artmasında oldukça etkili olmuştur. Zemin özelliklerinin depreme dayanıklı yapı yapma konusunda etkisinin önemsenmemesi nedeniyle, 1999 Kocaeli depremine kadar “zemin etüdünün” ruhsat dosyasına konulması gereken sadece bir evrak olarak görülmüştür.

13.07.1944 tarihinde çıkarılan, 4623 sayılı "Yer Sarsıntılarından Evvel ve Sonra Alınacak Tedbirler hakkında Kanun" ile imar planına esas jeolojik etüt çalışmaları yapılmaya başlanmış olsa da, 1956 yılındaki 6785 ve 1985 yılındaki 3194 sayılı imar yasalarında jeolojik etütlerden bahsedilmemiştir.

Bu konudaki boşluk İller Bankası Genel Müdürlüğü (İBGM) ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü (AİGM) ile doldurulmaya çalışılmıştır. Bu kurumlar tarafından “yerleşime uygun olmayan alanlar” Bakanlar Kurulu kararı ile “Afete Maruz Bölge” kararı alınarak yapılaşma dışı bırakılmış olsa da, planlama yetkisini belediyeler alınca ekonomik ve siyasi koşullar etkilemiştir.

1985 sonrasında, özellikle turizm bölgelerinde hızlı bir yapılaşma başlamıştır. Yapılaşma dışı bırakılan alanların yerleşime açılması üzerine Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (BİB) 17.08.1987 tarih ve 1634 sayılı genelge ile bu alanlarda jeolojik ve jeoteknik etüt raporu hazırlatılması ve raporların AİGM veya İBGM'ne onaylatılması hükme bağlanmıştır.

Ancak, bu genelgelere her yerde aynı titizliğin gösterildiği söylenemez (Csb, 2015). Kocaeli Depreminden sonra çıkartılan genelge ve yönetmelik değişiklikleri ile etüt raporlarının içeriğine yönelik yeni düzenlemeler getirilmiştir. International Journal of Research and Development, Vol.9, No.2, June 2017 27 

Yapı ve Yapı Malzemelerinin İstenilen Düzeyde Üretilememesi


En temel yapı malzemesi olan beton ve çeliğin standartların altında üretilmesi ve projesinde öngörülenin dışında uygulanması can ve mal kaybını arttıran önemli nedenlerden biridir.

Türkiye’de beton santrallari kurulmadan önce, bazı beton üretimlerinde deniz çakılı ve kumu kullanılması beton kalitesini düşürmüştür (Çağatay, 2005).

Mıcır ve kumun beton içinde en az boşluk bırakacak boyut ve miktarda olmaması, eksik çimento miktarı, su/çimento oranı yüksekliği, betonun iyi karıştırılmaması, yerleştirilme ve sıkıştırılmada yetersizlikler, hava koşullarına uygun gerekli önlemlerin alınmaması, betonun prizi sırasında usulüne uygun kür uygulanmaması, erken kalıp alma, donatıların projesinde öngörülenden farklı yerleştirilmesi gibi temel eksiklikler yapıların imalatları esnasında yetersiz malzeme dayanımlarına yol açmıştır. 

Afet Yönetimindeki Eksiklikler 

Deprem zararlarının azaltılması ve önceden hazırlık aşamasındaki planların eksik olması deprem anında ve sonrasında önemli kayıplara neden olmaktadır.

Büyük bir deprem sırasında; insanlar, kurumlar ve diğer unsurlar yaşanan olağan dışılık sırasında sağlıklı tepki veremeyeceğinden, afet henüz gerçekleşmeden önce afete müdahalelerinin iyi planlanması gereklidir.

Afet yönetimde; zarar azaltma, önceden hazırlık, kurtarma ve ilkyardım, iyileştirme ve yeniden inşa aşamalarının çok iyi planlanması can ve mal kayıplarının mimimize edilmesinde son derece etkilidir (Ergünay, 1999).

Kocaeli depreminde afet yönetimi ve arama kurtarma çalışmalarının yetersizlikleri, depremin boyutunun büyüklüğü ve bu çaptaki bir afete hazırlıklı olunmaması, can ve mal kayıplarını arttırmıştır. 

Önceki Depremlerden Ders Çıkartılmaması

Önceki depremlerde belirlenen yapısal hataların, daha sonra inşa edilen yapılarda yinelenmesi ve mevcut yapılarda gerekli tedbirlerin alınmaması can ve mal kaybının artmasına neden olmaktadır.

1999 Kocaeli depreminden sonra da Türkiye’de can ve mal kaybının oluştuğu depremler; February 3, 2002, Sultandağı (3 Şubat 2002), Bingöl (1 Mayıs 2003), March 12 and June 6, 2005 Bingöl–Karlıova (12 Mart ve 6 Haziran 2005), Kovancılar and Palu (8 Mart 2010), June 23, 2011 Maden-Elazığ (23 Haziran 2011), Tabanlı-Van (23 Ekim 2011), and Edremit-Van (9 Kasım 2011) depremlerinde meydana gelen yapısal hasarlara bakıldığında, 1999 Kocaeli depremindeki benzer hataların tekrarlandığı görülmektedir. 


2007 ABYBHY. 1.2.2.’e göre yeni binaların tasarımında esas alınacak tasarım depremi 50 yıllık bir süre için dikkate alınmasına rağmen, pek çok binanın ekonomik ömrü 50 yıldan daha kısa sürede tükenmektedir.

Yalıtım konusuna gereken özenin gösterilmemesi de yapıların servis ömrünü kısaltmaktadır. Örneğin, Son yıllarda büyük kısmının yıkılması gerektiği gündemde olan metropollerde binaların ortalama yaşı 24, İstanbul’dakilerin 26.3 yıldır (Birinci, 2013). 

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER 

Can ve Mal Kaybının Artmasına Etki Eden Temel Faktörler 


Türkiye’de gelecekte olası depremlerde meydana gelebilecek can ve mal kayıplarının azaltılması için alınabilecek tedbirler açısından öneriler şu şekilde sıralanabilir; 


• Türkiye’de depreme karşı alınması gereken stratejilerin ve bu konuda yapılacak eylemlerin planlandığı “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı-2012-2023” çok güçlü tedbirleri içermektedir. Afet zararlarının azaltılmasına dönük bu planlamanın tam olarak uygulaması Türkiye’de can ve mal kayıplarının minimize edilmesi açısından önemlidir. 


• Türkiye’de meydana gelen depremlerde yaşanacak insani, sosyal, ekonomik tahribatları minimuma indirmek için önceki depremlerdeki eksikliklerin giderilmesi, radikal tedbirlerin alınması ve uygulamalarının kontrol edilmesi son derece önemli ve gereklidir. Ayrıca; afet tehlikelerine karşı risk azaltmaya yönelik AR-GE çalışmalarına öncelik verilmeli ve deprem mühendisliği laboratuvarlarının ülke genelinde yaygın kullanımı koordine edilmelidir. 


• Depremlerde meydana gelen can ve mal kayıplarının azaltılabilmesi için sadece yapı güvenliğinin sağlanması tek başına yeterli olmamaktadır. Deprem zararlarının azaltılmasında deprem güvenlikli kentsel alanların planlanması da önemlidir.

Örneğin, kent planlamasında olası deprem zararlarının azaltılabilmesi için, zemin etütleri ve mikro bölgelemeler yapılması, buna bağlı arazi kullanımlarının sınırlandırılması, deprem anında ve sonrasında da kullanılabilecek özellikte açık alanların oluşturulması ve ulaşım ağının kurulması gibi düzenlemelerin yapılması yararlı olacaktır. 

• Olası deprem zararlarının azaltılmasının sağlanmasının en etkin yolu halkın eğitim ve öğretimi ile mümkün olacaktır. Bunun için; deprem olmadan önce, halkın deprem hakkında eğitilmesi, deprem anında ve sonrasında kendilerini nasıl koruyacakları, nasıl davranacakları konusunda halkın bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi can kaybını minimize edecektir. Bunun için modern bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak halkın bilgilendirilmesi ve eğitilmesinde devamlılık gereklidir. 

• Deprem zararlarını azaltma önlemleri İmar Yasası ve ilgili mevzuatlara yansıtılmalı, gecekondu ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı gibi durumlardan vazgeçilmelidir. Ayrıca, tüm il merkezlerinde uzman afet yöneticileri aracılığıyla, afet yönetimi ile ilgili planların hazırlanması ve geliştirilmesi, bu alanda görev ve sorumluluk verilen kişilere eğitim ve tatbikatlar yaptırılmalıdır. Alarm ve erken uyarı sistemlerinin kurulması ve geliştirilmesi, deprem sırasında elektrik ve doğalgaz yangınlarına karşı otomatik olarak kesme sistemleri kurulmalıdır. 

• Yapı denetiminde denetleyen ve denetlenen arasında kurulan bağın önüne geçilmeli ve sağlıklı bir kontrol mekanizmasının oluşturulması azami derecede önem taşımaktadır. Ayrıca, sertifikasız kişilerin inşaatlarda çalışmasının önlenmesine yönelik adımlar güçlendirilmelidir. 

• Ayrıntılı bir yapı envanteri çıkartılarak hasar görebilirlikleri ve riskleri, güçlendirme çalışmalarının hangi düzeyde olduğu, kaç binanın yıkılıp yeniden yapıldığı, okullar, yurtlar, hastaneler başta olmak üzere tüm kamu binalarının mevcut durumu belirlenmelidir. 

• Deprem sigortası tercihi yaygınlaştırılmalıdır. Konut almak için seçimini yaparken, yapının maketine, satış vaatlerine ve popülaritesine bakmaksızın; yapının güvenli ve yapının projesine uygun üretilip üretilmediğinin denetlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla, tüketicilere teknik destek verecek bir kurum oluşturulabilir. Bu kurumu da yine devlet denetlemelidir. Bu kurumda yetkilendirilmiş uzman kişilerin yapı ve yapıda kullanılan malzemeler hakkında verecekleri rapor tüketiciye neyi alacakları hakkında önemli ve güvenli bir bilgi verecektir. Bu durum; sigorta şirketlerini, yapı ve malzeme üreticileri de kaliteli ve dayanıklı yapı ve malzeme yapma noktasında zorlayıcı unsur oluşturacaktır. 

• Depreme dayanıklı binaların tasarım, malzeme ve standartlarını içeren çalışmalar desteklenmelidir. Su ve nemin yapıya zararlı etkilerinden korunması amacıyla su yalıtımı nitelikli hale getirilerek yapı malzemelerinin ömrü uzatılmalıdır. 

• Yeni kanunlar önerilmeden önce mevcut kanunların daha etkin uygulanmasındaki eksiklikler dikkate incelenmelidir. 

• 1996 yılında hazırlanan ve aradan geçen 20 yıllık sürede henüz revize edilmeyen “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasının ivedilikle yenilenmesi gereklidir. Türkiye genelindeki yerleşim birimlerinin hangi deprem kuşağında olduğunu ortaya koyan 2016 yönetmelik taslağıyla hazırlanan test aşamasındaki haritanın efektif şekilde kullanımı sağlanabilir. 

• 1990-2000 yılları arasındaki depremlerde yaşanan olumsuz sonuçlar, sadece yapıların yapım sürecindeki yetersizliklerden değil, kentsel alanları planlama ve uygulamadaki yetersizliklerden, deprem öncesi, anında ve sonrasında yapılması gereken faaliyetlerin gerektiği gibi yapılmamasından kaynaklandığını göstermiştir. Yerleşim alanlarında bir deprem anında meydana gelebilecek kayıpların ve zararların azaltılabilmesi amacıyla önceden mevcut yapılarda deprem tehlikesinin ve riskinin belirlenmesi, afet senaryolarına göre hasar görebilirlik çalışmalarının yapılması, elde edilecek veriler ışığında da can kaybı ve yapı ölçeğinde hasarı tüm alanlarda azaltamaya dönük stratejik planların geliştirilmesi ve bu planların uygulanması gereklidir. 

• Kentsel ve sanayi alanlarının, stratejik öneme sahip kritik mühendislik yapıları yer seçimlerinde ve ulaşım, petrol ve doğal gaz boru hatları güzergâh seçimlerinde deprem güvenliği için gereken parametrelere azami özen gösterilmelidir. International Journal of Research and Development, Vol.9, No.2, June 2017 30 

• Deprem zararlarını azaltmak için kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri arasında bir iş birliği oluşturulmalı ve kamu tek merkezden ve doğru bilgilendirilmelidir. 

SONUÇLAR:

Türkiye nüfusunun % 70’den fazlası birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yaşamasından dolayı, bölgenin tektonik özelliklerine uygun önlemler artarak devam etmelidir.

Aksi halde, geçmişte olduğu gibi gelecekteki olası depremlerde de can ve mal kayıplarının olmaması için tedbirler son derece önemlidir. Bu çalışmada öncelikle 1900-2014 yılları arasında Türkiye’de can kaybı ve hasara neden olan depremlere ait veriler incelenmiştir.

Daha sonra; Türkiye’de can ve mal kaybının artmasına etki eden temel faktörler sıralanmış ve can ve mal kayıplarının azaltılması için alınan ve alınması gereken tedbirler makale içinde sıralanmıştır.
 

MYGazete.com Özel

Okan Dilek
Bazı yaygın ve yerel televizyonlarda programcı, yönetici olarak görev yaptı. Yine yaygın ve yerel bazı radyolarda Sabah Haberleri, Sanat Programları ve Haber Müdürlüğü yaptı. Profesyonel olarak Tiyatro’nun her kademesinde görev aldı. Basın Danışmanlığı, Dergi ve Gazete yayıncılığı görevlerinde bulundu. Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği üyesidir.
banner32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner263

banner174

banner275