banner302

banner265

banner292
banner228
20 Mayıs 2020 Çarşamba 13:56
Antalya'nın gelecekteki içme suyu kaynağı SOS veriyor

Geçtiğimiz yıl adeta bugünleri haber veren balık ölümlerinin yaşandığı Karacaören Barajı’ndaki kirliliğin nedenleri, Su ürünleri Mühendisi & Hidrobiyolog Prof. Dr. İskender Gülle tarafından araştırılarak ortaya konuldu. Dr. Gülle, kirliliğin nedenlerini, “Karacaören barajında oluşan bu bakteri özellikle fosfor ve organik maddece kirletilmiş ortamlarda yoğun gelişim göstermesiyle ünlüdür ve tüm Dünya’da yaygındır. Isparta’nın kanalizasyon atıkları, süprüntü suları, Kovada Gölü’nün bol fosforlu atık suları, Çandır Köyü alabalık yetiştiriciliği atıkları ile gölün içinde yapılan kafes balıkçılığı yetiştiriciliğinden kaynaklanan yoğun fosfor ve organik madde içeren atıklar gölde ötrofikasyon (yeşerme) sürecini başlatmıştır. Gölün su kalitesini bozan bu gelişme, içinde yüzülemez, kenarında gezilemez, balık avlanamaz, suyu içilemez bir duruma neden olmuştur” şeklinde açıkladı.

Antalya, Burdur ve Isparta’nın ortak su kitlesi

Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı Doç. Dr. Erol Kesici, Prof. Dr. İskender Gülle’nin yaptığı araştırmanın sonuçlarını sosyal medya hesabından yayınlayarak şu yorumları yaptı; 

“Antalya’nın içme suyunun karşılanması beklenen gölde geçtiğimiz yıllarda balık ölümleriyle gündeme gelen Karacaören Baraj Gölü adeta yeşile boyandı! Bırakın içme suyunu, tarımda bile kullanılmamalı. Isparta’daki mermer ve deri işleme tesislerinde kullanılan kimyasallar, Isparta Çayı ve Aksu nehri vasıtasıyla yıllardır göle taşınıyor. Atık kanalına dönüşen Sav Deresi’nin adeta köpüren suları baraj gölüne karışıyor. Arıtma hiç yok ya da yetersiz. ‘Antalya baraj gölünü içme suyu olarak kullanırsa’ o zaman arıtma kurulur beklentisi ise şaşırtıcı ve ürkütücüdür’ demiş ve öneride bulunmuştuk .. Geçtiğimiz gün gölün yeşermesi üzerine "bölgede çalışmalarını sürdüren sevgili öğrencimiz değerli bilim insanı .Prof. Dr. İSKENDER GÜLLE( MAKÜ Fen Fak.) nedenin siyonobakteriler olduğunu; Gölün su kalitesini bozan bu gelişme, içinde yüzülemez, kenarında gezilemez, balık avlanamaz, suyu içilemez bir duruma neden olduğunu bildirdi...Burdur’un en önemli tatlı su varlıklarından biri olan Karacaören Barajı, turistik özelliği ve eşsiz güzelliği yanında Antalya kenti için içme ve kullanma suyu kaynağı olarak düşünülen ve protokolleri yapılan bir su kaynağıdır. Aslında Karacaören barajı Isparta’nın kirlettiği, Burdur’un seyrettiği, Antalya’nın kullandığı bir su kütlesidir.”

Isparta’nın atık suları da Karacaören’e akıyor!

Isparta ve Burdur İlleri arasında yer alan, Bucak ilçemiz sınırlarında bulunan Karacaören I Baraj Gölü, Aksu Nehri üzerinde kurulan yaklaşık 45 km2 büyüklüğünde, en derin yeri 70 m ortalama derinliği 27 m olan Burdur’un en önemli tatlısu kaynaklarından biridir. Gölün en uzak suları Eğirdir ve Kovada göllerinden gelirken, Isparta şehir merkezinin süprüntü suları da göle karışmaktadır.
Baraj Gölü 1990 yılında su tutmaya başladığında suyu içilebilir nitelikteydi. Aradan geçen 20 yılda, özellikle Isparta şehrinin kirletici suları başta olmak üzere, 2000’li yıllardan itibaren, Türkiye’de kafes balığı yetiştiriciliğinin en yoğun yapıldığı yerlerden biri haline gelen gölde günümüzde 4 bin-5 bin ton/yıl kadar alabalık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ve sonuçta beklenen oldu: Antalya’nın en önemli su tedarikçisi olan Karacaören Baraj Gölü bu yıl adeta isyan bayrağını çekti ve ben artık yokum dedi. Bilimsel terminolojide “Ötrofikasyon”, halk nazarında ise “yeşerme” olarak adlandırabileceğimiz bir olay nedeniyle göl suları adeta yeşile boyandı. Geçtiğimiz yıllarda sinyalini vermeye başlayan durum bu yıl patladı.

Doç. Dr. Erol Kesici

Dr. İskender Gülle: Kirlilik sonucu üreyen ünlü bakteri

Doç. Kesici, paylaşımında Prof. İskender Gülle’nin açılmamasını da paylaştı. İşte Prof. Gülle’nin araştırmasında ortaya çıkan sonuçlar; 

Gereken tedbirler uygulanırsa 2 yılda temizlenebilir

Baraj gölünde balıkçılık işiyle uğraşan tanıdıklarım, Mart ayından itibaren göl yüzeyinde çok yoğun bir yeşerme oluşmaya başladığını söyleyerek; tarafıma su örneği, fotoğraf ve video görüntüleri ilettiler. Yaptığım incelemede, alg patlaması olarak bilinen bu duruma, bir çeşit bakteri olan, Apahnizomenon flos-aquae isimli siyanobakteri türünün neden olduğunu belirledim.
Bu bakteri özellikle fosfor ve organik maddece kirletilmiş ortamlarda yoğun gelişim göstermesiyle ünlüdür ve tüm Dünya’da yaygındır. Isparta’nın kanalizasyon atıkları, süprüntü suları, Kovada Gölü’nün bol fosforlu atık suları, Çandır Köyü alabalık yetiştiriciliği atıkları ile gölün içinde yapılan kafes balıkçılığı yetiştiriciliğinden kaynaklanan yoğun fosfor ve organik madde içeren atıklar gölde ötrofikasyon (yeşerme) sürecini başlatmıştır. Gölün su kalitesini bozan bu gelişme, içinde yüzülemez, kenarında gezilemez, balık avlanamaz, suyu içilemez bir duruma neden olmuştur. Ancak, çok da üzülmemek lazımdır. Zira kirliliği önleme konusunda gerekli tedbirler alındığı ve uygulandığı takdirde, iki yıl içerisinde göl eski güzel haline kavuşabilecektir.
Sonuçları ve çözüm yolları başka bir yazı konusu olan bu durum, en başta Antalya olmak üzere Burdur için de önemli ve hassas bir konudur. İlerde Budur’un yaşayacağı su sıkıntısı için alternatif bir kaynak olma özelliği olan bu barajın önemi büyüktür. 
 


 

MYGazete.com Özel

Emel Gümüş
Meslek hayatına Antalya Yeni İleri Gazetesinde başladı. Daha sonra uzun yıllar Beyaz ve Fotospor Gazetelerinde görev yaptı.
banner32
Son Güncelleme: 21.05.2020 08:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242

banner335