banner154

banner228
03 Kasım 2019 Pazar 21:49
Antalya'da delikanlılar kızları böyle tavlıyordu!

Antalya’nın yakın tarihçisi Hüseyin Çimrin, bir zamanlar turizm kentinde yaşanan aşkları ve delikanlıların kızları nasıl tavladıklarını yazdı.

İşte Hüseyin Çimrin’in kaleminden 40 yıl öncesinin Antalya’sındaki çapkınlık taktikleri: 

Siz hiç sevdiğiniz kıza cep aynası tuttunuz mu?

Ne yapalım? Bizim o yıllarda cep telefonumuz, Facebook'umuz yoktu.

Bugün çok basit bir araç olarak görebileceğimiz tarak, 1970'li yıllara kadar önemli bir ticaret aracı idi.

Her erkek pantolonunun sağ arka cebinde muhakkak bir tarakla, yuvarlak bir cep aynası taşır; zaman zaman bir elinde ayna, bir elinde tarak saçlarını taramayı çok severdi.

Erkeklerin saç yatırma şekilleri, genç kızlara simgesel bir anlam taşırdı. Bu nedenle tarak ve cep aynası erkek çocukları için bir aksesuar gibiydi.

Arnavut Necati’nin tatktiği

Saçların ön kısmı "Necip Bey Briyantini ile dalga dalga yapılır, kızlara "Denizdeki dalga gibi seni kucaklamak istiyorum" mesajı verilirdi.

Hele elde tarak olmadan, parmak uçları ile başta yapılan tarama hareketlerinin, çeşitli anlamları vardı. Bu taraksız saç tarama üstadı Antalya'da Arnavut Necati idi.

Arnavut Necati, hoşlandığı kızın geçeceği yöndeki uygun bir yere konuşlanır, kız on-beş metre kadar yaklaştığında taraksız saç tarama hareketlerini seri bir şekilde, ardı ardına tekrarlardı.

Kız burnu havada, hafif gülümseyerek yanından gelip geçerdi. Çoğu zaman erkekler bunu ya sevgililerine veya yeni beğendikleri kızlara karşı yaparlardı.

Cep aynası ve mendilin gücü

Daha etkili bir yöntem cep aynası ile yapılırdı. Cep aynasını güneşe göre ayarlar, Sevdikleri kızlara, cep aynasıyla mesaj iletirlerdi.

Göğüs cebine yerleştirilen mendilin şekli, sevgiliye verilen çiçeğin cinsi ve rengi, erkeğin göğsüne taktığı çiçeğin hangi yöne baktığı, bir bayanın eşarp takıyorsa, rengi ve bağlanış şekli, o günlerin Antalya'sında hepsinin karşı taraf için bir anlamı veya mesaj niteliği vardı.

Bunları sizlere yazmaya kalksam, deniz mürekkep olsa, bitmez. Neyse bu kadar ön bilgi şimdilik yeter... diyorum.

Taraksız gezmek şanımıza yakışmaz

Eskiden Antalya’da tarak imal eden birçok usta vardı. Taraklar şimşir ağacı, kemik gibi çeşitli malzemeden ve şekillerde olurdu. Fildişinden olanlar oldukça yüksek fiyata müşteri bulurdu.

Öküz boynuzundan yapılmış kemik tarakların bir tarafı ince, diğer tarafı kalın dişli olurdu. İnce taraf bitlerin ayıklanmasında; kalın dişli tarafı ise daha çok saçların taranmasında kullanılırdı.

Fakat bu tarakların ham maddesi sert olduğu için, çoğu kez bir yere otururken, dikkat edilmezse çok çabuk kırılıyordu. Taraksız gezilmek, erkeğin şanına yakışmadığından, hemen bir yenisi alınıp, arka cebe yerleştirilmesi gerekiyordu.

Tarakçı Karakedi’nin sırrı

1960'lı yılların ortasında kravatlıyla, takım elbiseseli beyefendi giyimiyle de dikkat çeken Karakedi lakaplı ufak-tefek bir adam Antalya caddelerinde ortaya çıktı.

Adını sanını bilen yoktu. O kendisini bir kere "Karakedi" olarak tanıtmıştı. Öyle de kaldı. Satışını yaptığı elindeki tarağı sağa-sola doğru veya helezoni bir şekilde büküyor, ikiye katlıyor, yine tarak kırılmıyor, serbest bırakınca da tarak, tekrar eski şeklini alıyordu.

Tarağı görenin gözleri pörtlüyordu

Karakedi'nin reklamını yaptığı caddede yüzlerce insan, Karakedi'nin çevresine toplanıyor; türlü şekillerde büküldüğü halde, bir türlü kırılmayan teknoloji harikası bu plastik tarakları seyretmekten kendini alamıyordu., O günler için bu kırılmaz tarak, 1961 yılında Rus Kozmonot Gagarin'in uzaya fırlatılmasından da daha üstün, daha da erişilmez bir teknolojiymiş gibi gelmişti bizlere.

Tarak satarak köşeyi döndü

O günlerde Antalya'daki hemen hemen büyük-küçük her erkek kırılmaz cep taraklarını (bugün arka ceplerinden yarısı görünen cep telefonları gibi) arka ceplerine yerleştirip bu yeni teknoloji harikası ile çevrelerine hava attılar. Sanırım Karakedi de bu işten, büyük paralar kazandı ve birkaç ev aldı kendine.

Domuz dişinden yapılan tarak neden ünlüydü?

Kasaptan manda boynuzu alınır. Boynuz yaş ise kurutulur. Tarak ölçüsü dahilinde enlemesine kesilir. Perdah edilir, yontulur ve düzeltilir. Gerilmeye hazır hale getirmek için bu sefer boylamasına kesilir.

İçinde su bulunan bir kaba konur. Suda kaynatıldıktan sonra ateşe tutulur. Böylece yumuşatılan boynuz, açılarak gerilir, mengenede sıkıştırılır.

Bu sıkıştırma ile soğutulan boynuz, öylece donar bir daha eğilmez. Mengeneden alınan boynuz kare haline gelecek şekilde kesilir, perdah edilir.

Bundan sonra testere ile tarağın kalın dişleri kesilir. Arkasından kıl testere ile tarağın ince dişleri kesilir.

Bu işlem bittikten sonra tarağın yüzeyi ve dişleri törpü ile düzeltilir ve sivriltilir. Parça camlar ile yüzey tekrar kazınır. Tarağa son olarak pelit külü ile parlaklık ve cila verilir.

İyi bir tarak yapmak için en az 18 işlem gerekirdi. Domuz dişinden imal edilen taraklarla taranan saçlar elektriklenmezdi.


 

MYGazete.com Özel

Bilge Ateş
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. MYGazete Haber Koordinatörü.
banner32
Son Güncelleme: 04.11.2019 14:12
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner241