banner154

banner228
11 Eylül 2019 Çarşamba 20:30
Antalya'da 2 antik kent risk altında!

Akdeniz’deki kıyı erozyonu ve sellerden dolayı burada bulunan antik şehirler için haberler pek de iyi değil. Dünya genelinde sular yükseldikçe, insanlarca yapılmış birçok yapı suya gömülecek ve ortadan kaybolacak. Binalar çürüyüp yıkılacak ve antik yerleşmeler yok olacak.

Mücadele veriliyor ancak...

Araştırmacılar bu bölgelerin bazılarını korumak, ısrarla esen rüzgar ve dalgalara karşı koymak için mücadele verse de, her şey kurtarılamıyor. Ve bir sit alanının varlığı, coğrafyasına bağlı olduğundan, onu almak ve yüksek bir yere taşımak da o kadar kolay değil. Peki, bu durumda çabalarınızı nasıl önceliklendirirsiniz ve hangi sit alanlarının yaşam çizgilerinin sona yaklaştığını ve hangilerinin yardıma muhtaç olduğunu nasıl anlarsınız? 

40 Unesco dünya mirası 

Almanya, Kiel Üniversitesi’nden coğrafyacı Lena Reiman başkanlığındaki ekip, verilerin yol göstermesine izin verecek bir çalışma yürüttü. Deniz seviyesinin yükselmesinden kaynaklanan sel ve erozyon yüzünden, 2100 yılına kadar potansiyel olarak tehlike altında olan Akdeniz’deki 49 UNESCO Dünya Mirası Alanı’nı haritalandırdı.

4 farklı senaryo üzerinde çalışıldı

Araştırmacılar, farklı sera gazı konsantrasyonları seviyelerine dayanarak İtalya, Hırvatistan, Yunanistan, Türkiye, Tunus ve diğer ülkeler için deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu ihtimallerini içeren 4 farklı senaryo oluşturdu. Sonra da, her bir  miras alanı için durumun ne kadar korkunç olabileceğini sıraladı.

Şu anda bile risk altındalar

Peki bu yerler ne ile karşı karşıya? Araştırmacıların tespitine göre gelecekte tehditlerle yüzleşebilecek bu alanların çoğu, şu an zaten tehlike bölgesinde yer alıyor. Bu alanların yüzde 90’ından da fazlası şu anki mevcut koşullarda risk altında bulunuyor. Yüzlerce cami, anıtlar; Tarihi Tunus şehrindeki çeşmeler ve antik Likya bölgesindeki arkeolojik sitlerden Xantos- Letoon erozyon ve sel tehditlerinin ikisinden de kıl payı kurtulabilmiş durumda.

Kentler suya yaklaşıyor

Venedik’teki taşma tehlikesi ile karşı karşıya olan kanallardaki durum daha kötü bir hal alacak. Geçmişte yerleşimler, dik topografyalara sahip alanlarda genellikle su kenarına yakın alanlara kuruluyordu ve neredeyse deniz seviyesindeydi. Eğer yüksek  erozyon senaryosu gerçekleşirse, erozyon bu kentleri kıyıya daha da yaklaştıracak. Modeldeki en kötü senaryoya göre, kentlerin suya olan ortalama uzaklığı yüzde 90 oranında düşecek.

Venedik ve Lübnan’daki Fenike

En yüksek erozyon riski, kıyıya yakınlığı, kumlu malzeme bolluğu ve yüksek dalgalara sahip oluşu gibi birçok zayıf noktasıyla, Lübnan’da bir Fenike kenti olan Sur’da. En yüksek sel senaryosunda ise selin en kötü etkileri, ünlü lagünlerinin bundan sorumlu olacağı Venedik’te hissedilecek. “Fırtına boyunca Venedik ve lagünlerin yüzde 98’i su baskını altında kalabilir” diyor Reimann. Bu su geri çekilebilir, fakat deniz seviyesindeki yükselme miktarına bağlı. Reimann, ek olarak, eğer yeni bir adaptasyon gerçekleştirilmezse, gelecekte bölgenin bazı kısımlarının kalıcı olarak suya batmasının muhtemel olduğunu söylüyor.

Avrupa’da çalışmalar başladı

Araştırmacılar, halk ve milletvekilleri arasında farkındalığın arttırılması için uygulanan stratejileri desteklemenin yanı sıra, yükselen sulara karşı su taşkını altında kalacak olan Venedik lagünü gibi yerleri ortaya atarak örtülü uyum stratejilerine de destek oluyorlar. Reiman, “Bu pahalıya mal olan bir müdahale ve yerel düzeyde tartışmalara yol açıyor.” diyor.

Reimann, “Ben, genel olarak ortak mirasımızı korumak için yenilikçi adaptasyon önlemleri alınıp uygulanması gerekeceğine inanıyorum” diyor.

Xanthos ve Letoon risk altında

XANTHOS: Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyü yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi.

M.Ö. 545’te Perslerin egemenliğine girene kadar bağımsız olan kent, bundan yaklaşık olarak yüzyıl kadar sonra tamamıyla yanmıştır.

Bu yangından sonra şehir tekrar inşa edilmiş, hatta M.Ö. II. yy.da Likya Birliğinin başkenti olma görevini üstlenmiştir.

Daha sonra Romalıların kontrolüne giren kent, bundan sonra Bizans egemenliğine girmiş ve 7. yy.daki Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinde kalmıştır.

Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönemi etkilerini gösteren bu merkez 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

LETOON: Xanthos’a 4 km. uzaklıkta bulunan Letoon, Antik Çağda Likya’nın dini merkezi konumundaydı. Bu kutsal alanda Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte, bir manastır, bir çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır.

Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağıdır ve 30.25 m’ye 15.75 m. büyüklüğündedir.

Doğuda yer alan Dor tarzında yapılmış olan Apollo tapınağı, Leto tapınağından daha az korunmuş durumdadır ve 27.90 m.’ye 15.07 m. boyutları ile daha küçüktür.

Her iki tapınağın ortasında yer alan ve en küçük tapınak olan Artemis tapınağı 18.20 m.’ye 8.70 m. boyutlarındadır. Letoon, Xanthos ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

MYGazete.com Özel

banner32
Son Güncelleme: 12.09.2019 16:42
Anahtar Kelimeler:
Antalya
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner241