banner302


banner292
banner228
25 Mayıs 2020 Pazartesi 13:43
Akseki'ye yağan karın sırrı!

İşte güneşten gelen jeomanyetik rüzgarların, koruyucu ozon tabakası hasarlanmış dünyaya etkileri; 

Bugün Antalya’nın Akseki ilçesinde ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen kar yağışları, dünyadaki iklim değişikliklerine iyi birer örnek teşkil ediyor. İnsanoğlunun çevreye verdiği zararlar dünyanın, güneşten gelen jeomanyetik rüzgarlara karşı savunmasız kalmasına neden oluyor. 

Düzenlemeler iklim değişikliğine göre yapılmalı

Alışık olduğumuzun dışında bir yaz mevsimi geçiriyoruz. Ülkemizde son iki yaz sezonunda kuvvetli yağmurlar ve bugün olduğu gibi kar yağışları görülüyor. Su baskınlarına kadar varan yağışlar büyük zarara sebep oluyor. Öte yandan geride bıraktığımız kış ise oldukça kurak geçti. Tüm bu yaşananlar bile iklim değişikliğini önemli ölçüde hisseden ülkelerden biri olduğumuzu kanıtlar nitelikte. Bilim adamları, “Fosil yakıtlara yatırım yapmaya son verilmeli. İklim değişikliği kabul edilip uyum tedbirleri devreye sokulmalı” diyerek uyarılarda bulunuyor ve ekliyorlar; “Artık iklim değişikliğinin varlığını kabul edip, düzenlemeler ona göre yapılmalı. “

İşte alınması gereken 2 önlem

WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Dr. Sedat Kalem, yaz mevsiminde yaşadığımız ve alışık olmadığımız gök gürültülü yağışlar için, ‘iklim değişikliği tam da bu’ yorumunu yapıyor. Kalem şöyle devam ediyor: “Beklenmedik anlarda yaşanan beklenmedik hava olaylarıdır iklim değişikliği. Bu değişik farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde görünebilir. Bizim bulunduğumuz Akdeniz kuşağında yüksek sıcaklıklar ve kuraklık şeklinde gösteriyor kendini. Ya da tropikal iklimde olduğu gibi yaz aylarında aşırı yağışlar alıyoruz. Yani mevsimlerin ve hava olaylarının karakteristik yapısı değişiyor. Aşırı kuraklık ya da çok yağış yaşanıyor. Bunlar da orman yangınlarının daha sık, daha büyük ve daha şiddetli olmasına sebep oluyor. Bu da doğanın ve insanın felaketlerle daha sık karşı karşıya gelmesi anlamına geliyor.” Kalem, konuşmasının devamında iklim değişikliği yaşandığını kabul edip uyum sağlayıcı planlamalar yapılması gerektiğini ifade ediyor: “Yapılması gereken iki şey var var. Birincisi iklim değişikliğine sebep olan etkenleri azaltmak. Yani karbon emisyonu azaltmak ve fosil yakıtlara yatırım yapmaktan vazgeçmek lazım. İkinci olarak da, iklim değişikliğini kabul etmek ve uyum tedbirlerini devreye sokmak. Yaşamın her alanında yapmak gerekiyor bunu. Yetkililere büyük görev düşüyor.”

Ozonu hasarlı dünyaya jeomanyetik rüzgarların etkileri 

Kandilli Rasathanesi Astronomi Laboratuarı’nın, “Güneş Kaynaklı Olaylar - Yakın Uzaya ve Gezegenimize Etkileri” başlıklı raporunda güneşten gelen jeotermal rüzgarların dünyaya etkileri konusunda çarpıcı açıklamalar yer alıyor. Raporda şu ifadelere yer veriliyor:

Bir bulut gibi 4 günde dünyaya ulaşıyor

Her büyük Güneş patlamasının, aktif prominansın ya da koronal kütle atımının ardından Güneş maddesi ve beraberindeki manyetik alanı yavaş hareket eden bir bulut gibi 1 ile 4 gün içerisinde Dünya'ya gelmektedir. Bu yüklü plazma Dünya atmosferine çarparak jeomanyetik fırtınayı başlatmaktadır. Dünya üzerindeki manyetik alanda birdenbire olağanüstü bir değişim gözlenir. Jeomanyetik fırtına süresince Güneş rüzgarının enerjisinin bir kısmı Manyetosfer'e iletilmiştir. Magnetosfer'in enerjisindeki bu artış Güneş rüzgarının geliş doğrultusuna ve şiddetine bağlı olarak Dünya'nın manyetik alanında gözlenen ani değişimlere yol açmaktadır.

Güneş rüzgarları uyduları dahi rotasından çıkarıyor

Bu değişimler en fazla radyo ve telsiz haberleşmelerini, askeri erken uyarı sistemleri vuruyor. Manyetik fırtınalar sırasında ortaya çıkan parazitten bu sistemler çok etkilenmektedir. Denizaltılarda manyetik özelliklerini algılayarak bunların yerlerini belirleyen sistemler bulunuyor. Denizaltılardan gelen bu sinyallerin algılanması de jeomanyetik fırtınalar sırasında bozulmaktadır. Bu fırtınalar sonucu atmosferdeki uyduların rotalarından çıkabildikleri, atmorfere girerek yanabildikleri de ifade ediliyor.

Aydaki astronotlar bu fırtınadan ölebilirlerdi

Şiddetli Güneş patlamaları sırasında yayınlanan yüksek enerjili parçacıklar da, nükleer patlamaların ya da kazaların ardından yayınlanan radyasyon enerjisi kadar, insan yaşamı için tehlikelidir. Yeryüzünde yaşayanları bu tehlikeden Magnetosfer ve arz atmosferi korumaktadır. Uzaydaki astronotlar her an sağlıklarını tehlikeye düşürecek düzeyde radyasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalabilmektedirler. Radyasyon dozu olarak ölçülen yüksek enerjili parçacıkların hücrelere girmesi kromozomların ölmesine ve potansiyel kanser hastalıklarına yol açmaktadır. Çok yüksek dozlar tehlikeyi daha da hızlandırmaktadır. Güneş'ten gelen ve 30 MeV dan daha yüksek enerjiye sahip protonlar çok tehlikelidir. 1989 Ekim'inde Güneş'te meydana gelen patlamalar bu denli tehlike yaratacak parçacıklar üretmişti. Eğer bu sırada sadece uzay elbiseleri ile Ay'da dolaşan astronotlar olsaydı yakalandıkları bu fırtınadan sağ olarak kurtulmaları mümkün olmayacaktı.

1982’deki güneş patlamaları ozonu yüzde 30 azaltmıştı

Güneş, atmosfer için, hava akımlarını yönlendiren ısı üretim aracı gibidir. Uzun yıllar sabit bir enerji kaynağı olarak düşünülmüştür, fakat son yıllarda Güneş sabiti ile ilgili yapılan duyarlı ölçümler 11 yıllık çevrim içinde Güneş sabitinde % 0.2 ye varan değişimler olduğunu göstermiştir. Bu süreç içerisinde zaman zaman bu değerin % 0.5 lere çıktığı da görülmüştür. Atmosfer bilimciler Güneş sabitinde gözlenen bu miktardaki değişimlerin bile iklim değişiklikleri için yeterli olduğunu söylemektedirler. Bitkilerin büyümesinin Güneş'in 11 yıllık leke ve 22 yıllık magnetik aktivite çevrimleriyle ilişkili olduğu gövdelerindeki halkalardan belirlenmektedir. Geçmiş 300 yıl göz önüne alınarak Güneş aktivitesinin uzun dönemli değişimlerine bakıldığında 70-80 yıllık bir aktivite peryodundan söz edilebilmektedir.

Teleskop kullanılarak Güneş leke gözlemlerinin yapıldığı 17. ve 18. yüzyıllarda Güneş lekelerinin çok az görüldüğü kayıtlara geçirilmiştir. Bu dönemde Avrupa'da 'mini buzul çağı' yaşanmıştır. Bu durum Güneş iklim etkileşmesine işaret eden iyi bir örnektir. Öte yandan, proton olayları sırasında çok fazla sayıda enerji yüklü parçacık atmosferin orta katmanlarına kadar ulaşmaktadır. Bu parçacıklar atmosferin bu katmanlarında moleküler iyonizasyona yol açmaktadırlar. Bunun sonucu ortaya çıkan yeni kimyasal bileşikler de atmosferdeki ozon miktarını azaltabilmektedir. Böylece yaşamımız için çok zararlı olan mor ötesi ışınım yeryüzüne artan oranda ulaşmaktadır. Güneş'te meydana gelen 1982 yılındaki proton olayında ozon yoğunluğu geçici olarak % 70 oranında azalmıştır. Ozon tabakasının hem kozmik etkilerle hem de insanoğlunun olumsuz katkılarıyla hasar görmesi, dünyadaki iklim değişikliklerinin en temel nedenlerinden biri olarak görülüyor. 

Kaynak: İHA

Emel Gümüş
Meslek hayatına Antalya Yeni İleri Gazetesinde başladı. Daha sonra uzun yıllar Beyaz ve Fotospor Gazetelerinde görev yaptı.
banner32
Son Güncelleme: 26.05.2020 10:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner343

banner324

banner174

banner242