banner211

banner154

banner129

Öyle bir yazı ki, ben yazayım o yaşansın. Nerde bir eğrilik, eksiklik varsa düzeltsin kelimeler. Silgi olsun da, kelimeler silinince silinsin zulümler. Kelimelerin kurduğu ideal dünyayı kopyalayınca da çoğalabilsin güzellikler.

Bir yazı istiyorum: Yazdıkça hayata geçsin. Öyle bir yazı istiyorum ki hayatın kendisi olsun: Ben yazdıkça yaşansın mesela.

Mesela, “Birleşmiş Milletler sınırsız bir kardeş dünya kararı aldı; bundan böyle tüm insanlar ırk, inanç, cins ayırmadan dünya nimetlerinden eşit yararlanacak”, “bundan böyle tüm dünya halkları özgür yaşayacak” yazayım, yarından itibaren ebediyen öyle olsun.
Ya da hiç olmasa , “yerinden yurdundan olmuş mülteciler özel araçlarla istedikleri ülkeye taşındı ve onlara insanca yaşama olanakları tanındı” yazayım; olsun. Yok yok bu olmadı: “mülteciliğe gerek kalmadı, işgalci sömürgeciler çekildi, diktatörler yok oldu, ülkelerine barış ve adalet geldi, herkes artık kendi evinde mutlu” yazayım hemen olsun.

“Üniversite” yazayım, sadece bilim ve eğitim kalsın içinde; temizlenip paklansın: “icat ve keşiflerle dolu, geleceğin pırıl pırıl öğrencilerinin yetiştirildiği parlak bir bilgi dünyası” kurulsun. “Liyakat” yazayım, hak eden hak ettiği yerde görev yapabilsin.

“Barış” yazayım, gelsin; “saygı, ahlak, onur” yazayım, olsun. “Çölde su” yazayım, hemen yağmurlar yağsın. “Had”di üç harfle tamamladığımda, herkes haddini bilsin: “zavallılık” kalmasın.

“Gitsin bu karanlıklar” cümlesi klavyede tamamlanınca, aydınlık olsun. Klavyem “açlık”, “yokluk”, “çocuk istismarı”, “genç ölümleri”, “adaletsizlik”, “savaş”, “işgal”, “çalma-çırpma” yazamasın. “İyilik-güzellik”, “dürüstlük” yazsın; “aşk” yazsın, hemen yaşansın. “Çocukların yüzü gülsün”. “Önemli olan, kimin neye inanıp nasıl yaşadığı değil, “herkesin bir başkasının inanç ve yaşamına saygı duymasıdır” yazdığımda herkes artık öyle yaşasın.

Keşke olsaymış; hayali bile umut verici. Üzgünüm, klavyem tam tersini yapıyor: bir işe yaramayacağını bile bile yaşananları yazıyor: Onlar da “az iyilik”, “çok kötülük”ten ibaret.

Bu kelimeler “yazının gücü”ne inkârı değil, çoğu zamanlık “acz”i ve daimi bir “dileği” tarif ediyor. Üzgünüm; her şey hayatta; yazıda değil. Yoksa binlerce yıldır, milyonlarca etkili cümle, diledi iyilikleri. Hayat hayatla yenilir, mücadeleyle düzeltilir. Yazıyla değil: Öyle bir “tanrısal klavye” yok. Benimki de öncekiler gibi romantik bir ütopya sadece.

Yoksa klavyem bunların “hayal” olduğunu, ulaşılmaz “ütopya” olduğunu yazamamalıydı zaten.

Şimdi sabahın altısıdır. Yine de deneyeceğim: “Günaydın” yazıyorum, belki “gün aydın” olur.

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner174

banner219

banner157