banner302

banner265

banner129

Değerli Dostlar

Cumanız mübarek olsun

Nobel ödülü sahibi bir dünya markası, Türk milletinin medarı iftiharı bilim adamı Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar, “Televizyonu aç, kanalları gez yeni gelin, İstanbullu gelin, gelinimiz mutfakta, düğünümüz var, misafirimiz var, televizyonu kapat.

Bir kitap alın, yediye bölün her akşam dizi seyretmek yerine bir bölümünü okuyun.Haftada bir, yılda elli iki kitap. Değişim böyle başlar” demektedir.

Diğer yandan;

“Çünkü milletlerin ikbali için evladım,
Marifet bir de fazilet… İki kudret lazım” der Mehmet Akif Ersoy.

Göz aydınlığımız, iki gözüm!

“Gençler okumayı en büyük erdem bilin, çok okuyun! Derslerinizi ihmal etmeyin. Notlarınız gibi ahlakınız da güzel olsun. Güzel ahlak sahibi bir Peygamberin (sav) ümmeti olduğunuzu asla unutmayın! Kendinizi geleceğe hazırlayın. Yarınları inşa edecek olan sizlersiniz. Ahlak ve karakter âbidesi olun! İlim sizden sorulsun, erdemli insanlar olun. Fen ve sanatta dünya ile yarışın! Ahlak ve erdemlerde dünyaya örnek olun! Ölürseniz yer beğensin, kalırsanız el beğensin! Yarınların fethi sizden sorulmalı, geleceği inşa edecek sizlersiniz.
...
Gençlerin zihnine şu hadisleri iyi nakşetmeli:

“İki günü eşit olan ziyandadır. Beşikten mezara ilim tahsil ediniz.”

Sonrası kolay.  Mehmet Akif’in dediği gibi:

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!”

"Eğitim kalite kazanıyor, gençlerimiz geleceğe iyi hazırlanıyor. İstikbal, geçmişe göre daha kâmil insanlar görecek inşaallah!”

(Sayın Ali Erkan Kavaklı)

Örnek şahsiyet, davası ve derdi olan büyüklerimiz,  aziz milletine mihmandar olmakta; Bizlere  Mehmet Akif beyin Asım’ın nesline işaret ettiği yolda, marifet ve fazilet kazandıran eğitim ve geleceğin inşası için  fener tutmakta, bugünden yarınlarımız için aydınlatmaktadır.

Allah razı olsun.

 Örnek Kişiliği
 Sözünde Duran Adam

“İnsanın mahiyeti söylemek değil, sözünü tutmaktır.” 
 Mehmet Akif Ersoy

Akif’i Akif yapan değerlerden, kişilik özelliklerinden biri, belki de birincisi, onun sözüne sadık bir adam oluşudur.

O; sözün, dilin, insanı cennete veya cehenneme götüreceğine inanırdı.

Peygamber efendimizin  bir yerde belli bir vakitte buluşmak üzere sözleştiği kimseyi, üç gün aynı vakitte beklediğini bilirdi.

Söz mü verdin?

Hasan Basri Çantay,Akif’in yanına gelerek der ki:

“İstiklal Marşı yazacağına dair, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’e ben senin adına söz verdim! 

Akif üç defa tekrarlatır, sorar: Sen söz mü verdin?"

Eğer bu marş yazıldıysa bir sebep de budur.Arkadaşının verdiği sözü yerine getirmek...

Söz vermek

Fatih Hoca anlatıyor:
...

Ertesi gün kendisini gördüm. Vaziyeti anlatarak özür dilemek istedim, dinlemedi.Ama bana unutamadığım bir ders verdi.

“Hoca,Hoca! Bir  insan söz verdi mi yerine getirir.Sözü yerine getirmemenin mazereti  ölüm veya ona yakın bir felakettir.“

Akif ‘in bu hassasiyetini bilen dostları da buna dikkat ediyorlardı.

Evdeki Çocuklar

Mithat Cemal Kuntay anlatıyor:

Bir Cuma Akif’in evinde sekiz çocuk buldum.

Kim bu yavrular?

Akif Cevap vermedi.

“Misafir çocukları değil, benim çocuklarım! dedi.

“ 'Hasan efendi öldü de...'dedi. Ve bu çocuklar kim evvel ölürse hayatta olanın bakacağı çocuklardır, rahmetli Hasan Efendi’ nin çocukları. “

Mektepte verdiği sözü hala unutmayan  Akif,  bu çocuklara sahip çıktı, yetiştirdi, evlendirdi.  

Doğruluk Abidesi

“Münafıklığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik eder.”
                    Hz.Muhammed(sav)

Üstad Akif’ in en belirgin özelliklerinden biri, doğruluğudur.

Şu dörtlüğü bu konudaki anlayışını yansıtması açısından önemlidir.

“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim

İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim

şudur cihanda benim en beğendiğim meslek,

Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek! “

 
Biraz  Anlaşsan!

İşte bu günlerin birinde Sadrazam Talat Paşa, Mehmet Akif  ile Eşref Edip’i bakanlığa davet eder.

Bir ara söz arasında Talat Paşa şöyle der: 

“Akif bey, şu merkezi umumidekilerle anlaşsan olmaz mı?"

 Hiddetle yerinden fırlayan ve ellerini sadrazamın masasının üzerine koyan Akif:

“Sen bizi bunun için mi çağırdın? Anlaşma ne demektir? Bizim şahsi bir emelimiz, bir gayemiz mi var? Bizi simsar mı zannettin? Teessüf ederim” diyerek selam bile vermeden çıkar gider.

Akif’ in arkasından bakakalan Talat Paşa’nın dudaklarından şunlar dökülür: "Edirne’ den tanıdığım Akif, hiç değişmemiş...”

Çok Yüzlüler

 Yaşı ilerledikçe, toplumsal yozlaşmaya şahit oldukça, şu sözleri söyleme ihtiyacı duydu:  “Artık ikiyüzlüleri sever oldum çünkü yaşadıkça yirmi yüzlüler görmeye başladım.”

Değerli Dostlar...
Samimiyet zirvesi

“Düşüncelerinden dönmeden, paraya ve mevkiye yaltaklanmadan, vicdana hıyanet etmeden,gururunu çiğnetmeden, insan olarak kalarak, Hak bellediği yolda yalnız olarak gitti. “

Hilmi Yücebaş

Üstat Akif’i tanıyanların ittifak ettikleri en önemli özelliği, onun samimiyetidir.

O, Kuran ve sünnete, dine ve dindarlara yönelişinde samimi idi.

İnsan ilişkilerinde samimi idi.

Şiirlerinde, yazılarında, hitabelerinde samimi idi.

O, sahici bir mümindi.

Bir fakire paltosunu, evin tek kilimini verecek kadar...

Cebindeki paranın yarısını, bazen tamamını dostuna , ihtiyaç sahibine verecek kadar...

Akif ve Fesat

.....

Polis Müdürünü arayacak olan Kara Kemal

“Eğer bu cemiyetin içinde Akif varsa, bu bir fesat cemiyeti değildir.” der.


Nezaket ve  Tevazusu

Nezaket, müminlerin  Peygamber Efendimiz’ den örnek aldıkları çok güzel bir hassasiyettir.

Akif de bu tevazu yolunun nezaket yolcusu olarak çevresine ve dostlarına karşı alicenap, kibar, sade ve mütevazi idi.

Çoğu yerde kendi güzel fikirlerini bir başkasına söyletir.

Asım’da Köse İmam aslında  büyük ölçüde kendisidir.

Fakat en hoş olanı,Peygamber Efendimizi ziyaret edişini anlattığı şiirde yer alır .

Burada da kendini gizler; ağlayarak, hasretle, Resulullah’ın huzuruna giden bir Sudanlıyı devreye sokar. Kendini ortaya sermeye tevazu  ve hicabı izin vermemektedir.

Niçin Üniversitede?

Dış görünüşü de ilmini , irfanını gizleyebilmeye müsait.

“Herif  bana müfettişliği bir türlü yakıştıramadı .”

Fedakar İnsan

“İki yüz laf, yarım bir işin yerini tutmaz.”

Üstat Mehmet Akif, başkalarını hep kendine tercih ederdi.

Zaten Akif ‘i Akif yapan değerlerden biri de onun fedakarlığıdır.

Yorgunluğun Ne Önemi Var?
....

Doğacak çocuğun hayatı tehlikededir. Ve 60  derece çöl sıcağında  Şam’a gidip gelir.

Kilim
......

 Bu akşam çayı sizde içeceğiz”

“Bizim odanın kilimini bir fakire vermişler.   

O başkasını kendisine tercih edecek fedakarlıktaydı.

Vedalaşmanın Böylesi
.....

Arkadaşına veda etmek için altı saat yolu yaya olarak yürümüştü.

Arkadaş için vefa ve söz adına gösterilen örnek fedakarlık...

Dinine Bağlı Bir Şair

“ O,evvela müslüman, saniyen müslüman,

Salisen yine Müslüman’dır.”

 İsmail Hami
.....

BMM’ nin birinci dönem milletvekili olarak kaydı “ İslâm Şairi” olarak tescilli bir müslüman.

Okul döneminde de namazlarını hep cemaatle kılar, oruçlarını büyük bir idrakle tutardı.

Ve Akif dini, bu toplumun can damarı, hayat suyu olarak nitelendirir.

Hacca gitmeyi çok arzu ederdi. Ama nasip olmadı.

İki defa Medine ziyareti oldu.

O dinin, hayatın her alanın da egemen olmasını arzu ederdi.

Ömer Rıza Doğrul :

 Mehmet Akif için;

“Üstada göre Müslümanlık, insanlara hakiki insanlığı öğreten, esaret zincirlerinin hepsini kıran, Allah’ tan başka bir varlığa baş eğdirmeyen,Allah’tan başkasına el açtırmayan, hülasa, en asil,en mert, en şerefli insanlık idealini yaşatan bir dindi.
Onun bütün hayatında yaşadığı din, bu dindi“derdi.

Değerleri Dostlar;

Paraya ve Maddiyata Önem Vermezdi


"O hayatı boyunca hiç kimseye karşı en ufak bir zillet göstermemiştir. Onurunu rencide edecek ufak bir söze, harekete, hatta  bakışa bile tahammülü yoktur"

Eşref Edip

İnsanların dünyadaki en büyük sınavlarından biri maddiyattır.

Akif , ömrü boyunca hep fakr-ü zaruret içerisinde yaşadı.Ama bir gün olsun şikayet etmedi.

Hiç bir zaman kendi evi olmadı.hep kira da oturdu. Bunu dert etmedi çünkü dünya da kiracı olduğunun farkındaydı.

İhtiyacı olanlarla muhakkak ilgilenir , onların yaralarını sarmaya çalışırdı.

Kapısına gelen bir fakirin, kış  günü titrediğini görünce, paltosunu çıkarıp vermiştir. 

Gerçekten de ömrü hep borç içinde geçmişti.

Herhangi bir arkadaşının parasız kaldığını görünce, kesesini ortaya koyar, “ Bunun yarısı senin,yarısı da benim olsun” derdi.

İman budur! Giyecek paltosu yok,ama para almıyor!

İşte asalet, işte Akif farkı...

Akif resmî bir görev için Almanya ya gider.

Masraf Alman Devleti tarafından karşılanmaktadır. Lüks otel ayrılmıştır. Kendisi daha sade bir oteli tercih eder.Diğer arkadaşları lüks otelde kalırlar.

O  sırada Berlin de öğrenci olarak bulunan

Habil Edip Torahan, üstatı otelde ziyaret eder. Akşam yemeğine üstat davet eder.

"Yemeği yedik , garson hesabı getirdi. Her defasında Hesap pusulasını imza ediyormuş. Bana tercüme ettirdi, garsona bu hesaptan benim masrafımı çıkarmasını , onu kendisinin ödeyeceğini bildirdi. Garson, buna lüzum olmadığını söylediği halde Akif ısrar etti. Çantasından çıkardığı marklarla  benim  yemek paramı ödedi. Halbuki o sırada  diğer ekip, her akşam otelde muhteşem ziyafetler veriyordu.” İşte Akif farkı...

Hastalanıp İstanbul’a geldiği zaman, Abbas Halim paşa’ nın kızının himayesinde kalır.

 Hanımına şu latifeyi yapardı.

“Ben bizim hanıma Allah sonunda bir gürlük, bolluk verecek,; derdim, işte sonunda oldu, oldu.”

Sporu Seven Şair

Üstat Mehmet Akif  öğrencilik döneminde spora ilgi duyduğu bilinmektedir.

Vücudunun sağlıklı, yapısının sağlam ve güçlü oluşu, uzun müddet sporla uğraşmasını sağlamıştır.

Sizden mi bizden mi?
......

“Bu arkadaş sizden değil, bizdenmiş,”

Sonra Akif’in  yüzünü gözünü öper ve güreşi bırakıp derslere bakmasını nasihat eder.

Ermeni Gençle Güreş
....

Halkalı ziraat mektepinde iken  iki rakibi vardır.

Biri okul birincisi olmaya çalışan, diğeri de güreşte önüne geleni ezen iki Ermeni.

Gece gündüz çalışarak Ermeni’nin birisini geçer ve okul birincisi olarak mezun olur.

Diğer Ermeni’ye de bir gün haddini bildirir.

Bir gün Agop ,Hüseyin Avni adında bir alt sınıftan bir öğrenciyle, güya idman yapmaktadır. En son yaptığı bir hamle ile

 Hüseyin yere kapaklanır, ağzı burnu kan içinde kalır.

Akif artık dayanamaz.gerisini kendisinden

Dinleyelim.

Agop güçlü, kuvvetli, Akif’ ten  iri yarı, yaşıda biraz daha ileridedir.

“Gel Agop dedim, biraz da ikimiz idman yapalım.Tereddüt etmedi ve  bir buçuk ,iki dakika arasında sırtını yere getirdim.Ermeni ne olduğunu şaşırdı.Agop’u tam manasıyla mağlup etmiştim. Yavaş yavaş yerinden kalktı, kafası önünde kös kös mektebin kapısından içeri ye girerek kayboldu.”

Musikisever, İnceruhlu

Akif musikiden büyük haz alırdı.

En başta gelen ses; İlahi ses,Kuran’ın musikisidir.

Akif de hem güzel kuran okur , hem de

Kuran dinlerdi. Efendimiz (as) gibi.

Değişik dostlarının evlerinde bir araya gelip fasıllar düzenlerdi.

En çok Yunus Emre’nin ilahilerini beğenirdi.

Sanat musikisi de Üstat’ın ilgi alanıydı.

Güzel  şarkılara meftundu. Seçkin eserlerdi.

Bu tür şarkıları hem dinler hem de meşk ederdi.

Milletimize muazzam şiirler bırakan Üstat’ın bazı eserleri bestelenmiştir.

İstiklal Marşı, (Çinuçen Tanrıkorur)

Bülbül,(Ali Rıfat Çağatay)

Ordu’nun Duası(Yıldırım Gürses)

Şarkı,Nerdesin, Bir Ariza, Köse İmam,

Cenk Marşı,( uğurlar ola Ahmet Kaya), İlahi,Gece, Necit Çölllerinden Medine’ye,

Çanakkale Şehitlerine, Bu eşsiz şiir de Üstat’ın sağlığında bestelenmiştir.


Yalnızlığa Sığınan Bir Münzevi

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyulayı da er, geç, silecektir.

Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma,

Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir.”

Mehmet Akif Ersoy

Bir Öğrenci Olarak Akif 

Akif’in talebeliği hep birincilikle geçmiştir.

İlk, orta, lise ve yüksekokulda hep birincidir.

Bu sonuç, Akif’in düzenli çalıştığını , hedef ve ideal sahibi olduğunu gösterir.

Yürümeyi severdi. On yedi km. lik yolu yıllarca bu heyacanla aşındırmıştır.

Akif  hiçbir zaman okul da kendilerine verilen bilgilerle yetinmedi.

Sürekli olarak okuma,öğrenme, öğretme faaliyetinin içinde bulundu.

Asım kitabındaki Köse İmam olan Ali Şevki Hoca'dan ders almak , ona yakın olmak, sohbet etmek için, evini onun mahallesine taşımıştır.

Hicri Hocadan Ders 
.....

Ve Akif aylarca hocanın peşinden, aslında ilmin peşinden koşturur durur...
Ulemadan Şakir efendi;” aferin oğlum, inşaallah Büyük adam  olursun!”

Taceddin Dergahı ve Zamanını Boşa Geçirmeyen Adam
Öğleden sonra Meclis’e gider, görüşmeler  başlayıncaya kadar Fransızca bir eseri okur ,tercüme eder sonrada çalışmalara katılırdı. Evde de ya ilmi edebi bir halka kurulur, ya musiki Meclis’i  kurulur yada aynı maksatla başka bir dostun evine gidilirdi.

Bir  Okuyucu Olarak Akif

“Akif‘in Kütüphanesi’nde okunmadık tek kitap yoktu.”
  Mithat Cemal

...

Fakat Akif  bu anlamda iyi bir okuyucudur.

 Akif ,okuyacağı eserlerde seçici idi.

Akif için bir kitabı okumak demek, onu tamamen anlamak özümsemek demekti.

Farklı eserler okumuştur.

Akif’in okumalarının başın da Kuran-ı Kerim gelmekteydi.

Hergün Kuran okurdu.

Sonra, hadis ve dini kitaplarıda buraya eklememiz gerekiyor.

Şadi Şirazi ‘ nin Bostan ve Gülistan kitabındaki hikayelerden bazılarını şiirlerin de de kullanmıştır.” En çok etkilendiğim odur, onun mesleğini taklit ederek başladım.” demiştir.

Arapça, Farsça ve Fransızcayı çok iyi derecede bilirdi.

Bir gazeteci Akif’e sorar
...

Zevklerinizi sorabilirmiyim üstat?

“Zevk mi? Benim zevklerim mi?

Eğer sevdiğiniz eserleri okumak, hoşlandığı mevzuları yazmak için uğraşmak, nihayet düşünmek, yapayalnız, bir köşeye çekilmek, sessiz sedasız düşünmek bir zevk ise eh, benim de zevklerim var demektir.”

Efendim;

Bir Eğitimci Olarak Akif

“ Yaşamak istiyorsak, önce maarife(eğitim) sarılmalıyız. Dünya da maarifle, din de maarifle, ahiret de maarifle...Her şey maarifle ayakta durur. “

Mehmet Akif Ersoy 
...

 Eğitim yoluyla sıkıntı ve zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyordu.

Tespitlerinde gerçekçi, tekliflerin de ileri görüşlü idi.

Araştırmayı, çalışmayı,zihin duruluğunu teşvik ederdi.

Öğretmen Akif 

Aynı zaman da bir eğitimci ve öğretmendir.

Darülfünun da edebiyat hocalığı yaptı.

Üstat, tecrübeli bir eğitimci olarak öğretmenin imanlı, edepli, liyakatli ve vicdanlı bulunması gerektiğini söylemiştir.

Mısır'da da üniversite de hocalık yaptı.

Öğretmenlik yaptığı zaman, kendini bütünüyle derse verir,neşeli olur, tam  anlamıyla verimli olmaya çalışırdı.
...
Evet üstat , Arap alimlere ders verecek derinlikte bir dil bilgisine ve ilme sahipti.

Okulun önemini kavramıştı.

Müslümanların ciddi eğitim kurumları oluşturmasını söylerdi.

Medreseler büyük alimler , yetkin düşünürler yetiştirmelidir. 

Efendim;

Gerçek Alimleri Özlerdi

Nesillerin gelecek asra göre hazırlanması gerekir.

Bu yüzden eğitim kadrosuna büyük görev düşer. Akif bu sebeple 

Onların donanımlı, iyi yetişmiş , hem dini ilimlerle hem de çağdaş ilimlerle  donanmış olmasını  arzu ederdi.

Gerçek alimlerin yol göstericiliğinin asıl olduğunu da dile getirir.

“Halka yol gösterecek, bir kılavuz var. Ulema.Kalanın hepsi de boş...”

Cehalete Düşmandı
...

Cehaleti, “ felaketin başı, hiç şüphe yok  cehaletimiz .”olarak görürdü.

Geri kalışımızın sebebi cehalet ve tembellikti.

Cehaletimiz hem bilgisizlik hem de dini yanlış değerlendirme şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Bir Baba Olarak Akif
...
“ Ah! Kendi yumurcaklarını terbiyeden aciz babaların, mürebbi-i ümmet geçinmesi ne ayıp bir şeymiş.”

Ailesine Düşkündü

Ancak,tüm bunlara rağmen erkek çocuklarını istediği gibi yetiştirememişti.


Hanımının Hastalığı
...
Akif hanımını severdi. Ona değer verir ve ilgilenirdi.

Okul ve Saat
...
Bir gün mektebe giderken çantanın eşliliğinden dolayı ağlamıştım.Onun üzerine babam bize bir çocukluk hatırasını nakletti.

Babam beni idadi mektebine  yazdırmak için götürdü.

Kaydettiler.Fakat mektebe verilmesi lazım gelen bir para istediler.Babamın parası yetmedi. Baktım çok canı sıkıldı.Evirip çevirip sayına bakmaya başladı.

"Baba, neye saate bakıyorsun?" dedim.

“Bu gümüştür” dedi, "Bunu rehin verirsem istedikleri parayı bulabilirim.”

Cemile, babamın beni okutmak için gösterdiği bu fedakarlık karşısın da çok müteessir oldum. Ağlamaya başladım.
...
"Baba" dedim, "Ben mektepten vazgeçtim. Haydi gidelim.”

“İşte çocuklar biz bu şartlar altında okuduk. Siz şimdi çantanızın rengi biraz solmuş diye ağlıyorsunuz. Kızı Cemile anlatıyor:

“Mektebe gittim. Babamın parasının çıkışmadığını görünce gümüş saatini rehin vermeden, güvendiler sonra verirsiniz dediler.”

Akif’in Çocukları Ve Vefamız 
....
 Akif’ in büyük oğlu Emin  askerlik görevini yaptığı sırada, koğuştaki arkadaşlarına Kuran okuyup Tefsîr ettiği gerekçesiyle Divan-Harbe verildi. İrtica mahiyetin de görüldü. Tutuklandı, firar etti. Bilahere yakalandı cezasını çekti. Cezasını çeken talihsiz adam yoksulluk içinde yaşadı. Bunalım içinde yaşadığı bir gün solcu Yazar Çetin Altan’a kadar giderek yardım isteyen Emin Ersoy, olaydan kısa bir süre sonra, Beşiktaş’ta bir çöp kutusu yanında ölü bulundu. 

Kızını evden atmaya kalktılar.

Küçük Kızı Suat Ersoy ‘a Başbakan Turgut Özal bir ev tahsis etti. Evini sattı , yaşama veda etti. Cenazesinde kimse yoktu.

Küçük oğlu Tahir Ersoy ise, tercüman olarak çalışırken emekli oldu 2000 yılında  da vefat etti.

Mizahtan Hoşlanırdı
...

Bunun içinde edebi sanatını, zekasını, inceliğini kullanmıştır.

Üstat, "Cimrilik yapan zenginlere sabreden zenginler,

Cömert fakirlere de , Allah’ın nimetine şükreden fakirler” derdi.

Değerli Dostlar;

Üstat Akif’ten Latifeler... Nükteler..

Dayanıklı Müslüman

Mehmet Akif iyi bir hafızdı. Demir hafız.

İstanbul’da olduğu gibi Mısır’da da evin de de hatimle teravih kıldırır dı.

Olmaz

Üstat,İzmir’in işgali üzerine, Balıkesir’e giderek konuşmalar yapar, halkı bilinçlendirmeye çalışmıştı. Bunun üzerine Darül Hikmetil İslamiye üyeliğinden çıkarılmıştı.

“Yoo! Allah için  bu  işlerin de yerden göğe kadar haklılar. Hem bir din kurumun da üye ol.hemde Balıkesir de halka, vatanlarını çiğnetmemek üzere düşmana karşı genel bir hareketin, mücadelenin farz olduğunu söyle, işte bu olmaz!”
...

Anadolu Mektubu
...
Mehmet Akif dönüp derki:

“ Mehmet şiir yazmayı,Anadolu mektubu yazmak zannediyor galiba !”

Matbaa
...

Üstat, Gölgeler adlı kitabını Mısır’da yayınlar.

Kitap çıkınca, arkadaşlarına, “Gençlik matbaası beni ihtiyarlattı “

Anlaşma

Üstat Mehmet Akif,Mısır Üniversitesinde ders vermeye başladığı zaman, Yozgatlı İhsan Efendi sorar:

“ Nasıl Arapçayı kolayca takrir edebiliyor musunuz?”

Akif de cevap verir:

“Derse başladığım zaman talebeye şöyle dedim: Siz benim Arapçama gülmeyin, ben de sizin Türkçenize gülmeyeyim! Geçinip gidelim.”

Tabi Üstat’ın Arapçası gayet mükemmeldi.

Her İşi Yapar

....

“O adam senin işe alınman için “ Efendim bu adam sizdendir, sizin gibi her şeyi yapar.’ deseydi, sen kesin işe alınırdın !”

Yürüyüş

Bir gün Üstat’a sordular.

Günde kaç saat yürüyebilirsiniz?

“Yataktan kalkıp tekrar yatıncaya kadar” diye cevap verdi.

İstikrar

Üstat Mehmet Akif , gençlere  dil öğrenmelerini ısrarla tavsiye ederdi. 

Bir ayetle uyarıda bulundu.

“Boşanma iki defadır, bundan sonra ya iyilikle tutmak ya güzellikle salı vermektir (Bakara/229)

Sözün özü; işi ciddiye almalı, bir başlayıp bir bırakmamalı...”


Kelime Pehlivanlığı
...
Lügatte Pehlivanlık olmaz

Bakış
...
“Siz eskiden insanlara Fatih Camiinin minaresinden bakıyordunuz, şimdi Eyfel kulesinden bakıyorsunuz.”

Cimrinin Beygiri

...

Hayvana arpa verir, beygir arpayı yemez.

“Ağaç yaprakları ile yaşamaya alışık olduğu için Arpayı tanımadı” dedi.

Berlin’de Yaşadığı Izdırap
...
Berlin’de yahudilerin gücünü gördü... her şey yahudinin elinde...”

Bu özet; Üstad, Yazar Sayın Mehmet Nezir Gül beyefendinin "Eşsiz duruşunu bozmayan adam Mehmet Akif Ersoy” adlı eserinden derlemeye gayret ettim.

Niyet Hayır Akibet Hayır Olur inşallah.

Haftaya görüşmek üzere,

Kalın sağlıcakla...

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner343

banner324

banner174

banner242