banner302


banner129

Değerli Dostlar!

Cumanız Mübarek olsun

Mehmet Akif Ersoy’un FİKİR DÜNYASI

Şair Akif

“Allah’ın şehitleri olduğu gibi, şairleri de vardır.”

Süleyman Nazif

“Edebiyat tarihi şimdilik, büyük Akif’ ten daha büyük bir İslam ve Türk şairi tanımaz.”

Cenap Şahabettin

Mehmet Akif okul döneminden itibaren şiir yazar.

Akif bir şair olduğu gibi iyi bir şiir hafızıdır aynı zamanda.

Akif’in Şiiri Mesaj İçeriklidir 

Şiirde mesajın olması gerekli ama risklidir.

Kelimeler onda, adeta büyülü bir hal alır, okuyanları hayrette bırakacak bir güzelliğe kavuşur.

Akif’in Şiiri Temizdir

Yalın olmayı daha çok tercih eder.

Ali Ulvi Kurucu, “Akif’in şiirinde lüzumsuz, yersiz, uygunsuz şeyler yoktur.Akifin ihlasının önünde hiçbir batıl ve yanlış durmamıştır...”

Sadedir.

Dili ve şiiri gayet açık, net ve sade idi.

Bir yönüyle de şiirleri, sehl-i mümteni idi. Yani söylenmesi kolay göründüğü halde benzerinin yazılması ve söylenmesi güçtü.

Halkın İçindedir

Sosyal hayatın belli başlı aktörleri şiirdeki yerini alır.

Şiirlerini halk için yazmıştır.

 Hak Merkezlidir

 Onun şaşmaz ve değişmez ölçüsü Hak’tır.

Hayatı gibi şiiride Hakk'ın emrinde ve hizmetindedir.

İslami esaslar yegane gayesidir.

Bu yüzden İslam şairi diye anılmış, camilerde seslenmiş, ayet ve hadislerden ilhamını alarak şiirlerine İlahi bir ölçü koymuştur.

İçeriği Zengindir

Hasılı hayata, dünyaya ve hatta ukbaya dair pek çok şey vardır.

Kolay Yazmazdı

“Bir kelime için bir hafta düşündüğüm olur.” demesi dikkat çekicidir.

Mükemmeliyetçiydi.

Üstat Mehmet Akif, şiir yazdığı zaman, temize çekince bunu dostlarıyla paylaşırdı.

Ve Akif, kendine has üslubuyla okurdu.

Abartıdan Uzaktır

Üstad’ın şiirleri abartıdan uzaktır.

Şiirleri Bir İcazdır

Onun şiirlerini okuyanları şaşırtan, hayrete düşüren bir güzelliktedir.

Süleyman Nazif ”Hz.Davut’un elinde  demir bal  mumu gibi yumuşar, o şanlı nebi, demire istediği şekli verirmiş. Akif’in şiirlerini gördükten sonra mucize-i Davut’un manasına vuzuh ile anladım.

Davut’un elinde demir ne idiyse, ‘Safahat’ Şairinin elinde kelime ve aruz da odur.”

 KARTAL

“Mehmet Akif’in aruzu( Şiiri) sakin havada gah ağır, gah süratli uçuşlar yapan, bazen iki büyük kanadını açarak, hakimiyetle süzülen ve olduğu yerde duran, bazen de kendisini boşluğa atıp, tekrar uçuşlar yapan, harikalı bin bir marifet gösteren kartala benzer.”
                 Hasan Basri ÇANTAY

Temel Anlayışı: İslamcı Akif

“Doğu İslamlığının, Batı İslamlığının ve Merkez İslamlığının bir sentezi bir çocuktur.”
Sezai Karakoç 

Mehmet Akif İslami bir çevrede büyüdü.

Kuranla, hadisle; İslami eserlerle, geleneksel değerlerle yetişti. Babasından aldığı temel fikirler onu şekillendirdi .Ama bununla yetinmedi ve kendisini yetiştirdi, geliştirdi.

Memleketin sorunlarına İslami bir bakışla eğildi.

İslam dan uzak kalmanın tehlikelerini gördü.

İslamı yaşamamanın toplumu gerilettiğini fark etti.

Osmanlı’nın zayıflamasının temel nedeni olarak, dini, gereği ve doğru olarak anlamamak ve yaşamamak olduğunu düşünüyordu..

Zalimlerin planlarının, İslama sahip çıkılarak bozulacağına inandı. Ve bunun mücadelesini verdi.

İslamcılık

Aslında müslümanların inandığı dinin adı İslam, ona inananlar mümin veya müslümandır.

İslamcı kavramı geçen asırda ortaya çıkmıştır.

İslam’ın fert ,sosyal ve devlet boyutunu birlikte değerlendiren, ortaya çıkan sorunlara Kur'an, sünnet ve İslami kaynaklarla çözüm bulan, dinin yaşanması, İslam hukukunun tatbiki için mücadele eden, İslam birliğini savunan, ümmet bilinciyle hareket eden dindar insanlar, İslamcı olarak nitelendirildi. Onların görüşlerinede İslamcılık dendi.

Üç Akım

Osmanlı’nın gerilediği dönemde yaşayan Akif, devletin kurtulması ve İslam milletinin dirilmesi için İslamcılık fikrine sahip oldu.

Üç ana fikir ortaya çıktı.

Batıcılar, Türkçüler, İslamcılar.

Üstad, İslam birliği için çalışıyordu.İslam birliği taraftarıydı.

Tüm unsurları bir arada tutacak şeyin din olduğunu düşünüyordu.

Asr-ı Saadet'deki gibi bir hayatın asrımızda egemen olması gerektiğini düşünüyordu.

İslam kardeşliğinin birleştirici ve yeterli bir bağ olduğunu düşünüyordu.

Bu düzende müslüman da gayrimüslüm de rahat eder, huzura erer. Çünkü adalet egemendir ve adalet herkese hak ettiğini vermektir.

Akif, Türkçülerin İslami değerleri fazla önemsememelerini hep tenkit etti.

Hani Milliyet’in  İslam idi kavmiyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın ya milliyetine

Arnavutluk ne demek varmı şeriatte yeri?

Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri.

Arab’ın Türk’e; Lazın Çerkez’e, yahut Kürde;

Acemin Çinliye rüchanımı varmış? Nerde!

Müslümanlıkta anasır mı olurmuş? Ne Gezer?

Fikr-i kavmiyyeti, tel’in ediyor Peygamber!

Akif ömrü boyunca bu İslami ilkeler doğrultusunda gayret etti, son nefesine kadar aynı inançla yürüdü. Ve bu ikrar ile ruhunu teslim etti.

Vatan Millet

“Bu memleketin taşına toprağına hiçbir şairimiz Mehmet Akif kadar aşk ile bağlanmamış ve onların kaybına hiçbir şairimiz Mehmet Akif kadar samimi gözyaşları dökmemiştir.

Süleyman Nazif

Mehmet Akif İslam Yurdu olan vatanına, Osmanlı topraklarına çok bağlıydı.
...
Avrupalıların,özellikle  de İngilizlerin oyun ve entrikaları  sonucu, Osmanlı Devletinden bağımsızlığını sağlamaya çalışan ve isyan etmeye başlayan Arapları anlamakta zorlanıyordu.Onlar bu oyuna nasıl gelirlerdi?

Bu yönüyle adeta “Fena  fil millet” bir şahsiyettir.

Milleti için sıhhatini, ailesini feda eden ve rahatını bozan insandır.

Ve  Akif’te  İslamcılık ile vatanperverlik iç içedir.

Akif inanmış, uyanık, azimli bir Müslü man’dı. Belki sadece bu özellikleri bile devrinde aranılan bir vaziyetin bir göstergesi idi. Akif ’in vaazlarının düşmanın sinesini paramparça ettiği görülüyordu. Bu durum insanımıza da güven vermişti. Ona göre kurtuluşun yegâne çözümü ‘inanmak’ ve ‘ümit etmek’ idi. Akif’in ümidi inanmış bir insanın ümididir. Ona göre inanan insan, üstündür ve kazanacaktır. 
 
SAMİMİ BİR TEKLİF

Arnavutluk, Araplık, Türklük,Kürtlük namına ortaya çıkan, ileri gelen bazı kimseleri bir yere çağırmış ve kendilerine demiştir:

“ Kavmiyet cereyanı( ırkçılık) en medeni ve en gelişmiş toplumları birbirine düşürür.Bizim gibi farklı  milletlerden olanların istisnasız cahil olduğu topluluğu ise darmadağın eder. Geliniz bu cereyanı körüklemeyiniz. Mensup olduğunuz kavme hizmet etmek istiyorsanız, bunun yolu başkadır.Hepimiz biliyoruz ki İslam milletlerinin tamamı irşat ve ikaza muhtaçtır.Bunlarda mesajla Arapların irşat vazifesini Arap ukalasına( aklını ve bilgisini kullanan kişiler) bırakınız. Çünkü irşada çalıştığı kavmin dilini, adetlerini, mizacını, ruhunu, diğer kavimlerin ukalasından daha iyi bildiği için başarısı daha kolay olur.

Türk’ün,Arnavut’un Kürt’ün husul-i intibahı için de aynı usule uyarız.

“O halde bu kavimlerin bütün ileri gelenleri hilafet merkezinde aynı çatı
 altında birleşirler.Aradaki  İslami bağları kuvvetlendirerek, kendi insanlarını okutmak, yazdırmak, ilim ve irfan sahibi yapmak, servet, sanat, ticaret hususunda  geliştirmek için geceli gündüzlü çalışırlar. Heyhat !bu teklif hiçbirinin işine gelmedi.”

Mehmet Akif Ersoy 

Doğu Batı ve Medeniyet Anlayışı
  
“ Avrupalıların ilimleri, irfanları, sanayideki ilerlemeleri inkar olunamaz.Heriflerin ilimleri alınmalı, fakat kendilerine asla inanmamalı, asla kapılmamalıdır.”

Mehmet Akif Ersoy

Tarih boyunca medeniyetler, dinlerarası etkileşim, inanan ve inanmayan insanlar arası diyalog hep olagelmiştir.

Bazen bir öykünme, taklit, bazen de bir düşmanlık ve saldırı amaçlı  olan bu ilişkilerde orta yolu bulma çabaları da gerçekleşmiştir.

Bazıları, Batı’da olan herşeyin alınmasını hedef olarak sunmuştur.

Bazıları, Batı’dan gelen herşeye karşı durmuştur.

Bazıları da seçmeci bir tutum sergilemiş, bize uyanları alalım, uymayanları reddedelim demiştir.

İşte Mehmet Akif  bu son grupta yer alıyordu.

Doğu ve Batı Kavramı

Şark dünyası; Müslümanların ağırlıkta bulunduğu, Asya ülkeleridir.

Doğu ülkeleri; geri kalmış, tembel, çalışmaktan uzak, miskinlik, atalet gibi olumsuzluklarla kuşatılmış bir halde idi.

Garp dünyası ise Avrupa ( e bazen Amerika) ülkeleridir.

Batı ülkeleri; gelişmenin, güçlü olmanın, acımazsızlığın, yeniliklerin etkin olduğu dünyadaydı.

Akif, Batı’ya toptan karşı değil, tam sahiplenici de değildir.

Batının iki yüzünün olduğuna inanırdı.

Müslümanları asla sevmez, sömürgeci ve işgalcidir. Ancak batının diğer yüzü ise ilim ve teknik boyutudur.

Hikmet müminin yitik malı olduğu için onu nerde bulursa alır.

Batının bu yönüne açıktır.

Japonya ve Almanya Örneği

Akif, Japonya’ yı beğenir.

Çünkü Japon’lar, Kuran’ın istediği dünyevi şartlara uymakta, çalışmaktadırlar.

Fakat Japonya gibi kendi kültürüne yabancılaşmadan, onu reddetmeden gelişen başka bir ülke vardır.Almanya

Akif,gençlerin oraya giderek kendilerini yetiştirmesini,onların ilmini, tekniğini almalarını, modern ilimlerle donanmasını İster.

Sonrada ülkelerine dönerek büyük atılımlar yapmasını bekler.Asım’ı da bu amaçla Almanya’ ya gönderir.

Alınız ilmini Garb’ın,alınız sanatını.

Veriniz hem de mesainizi son süratini.

Mehmet Akif,aydınlık günlerin yakın olduğunu söyler.

Mademki Hakkın bize vadettiği haktır,

Şarkın ezeli fecri yakındır, doğacaktır.

Medeniyetten Ne Anlamalı?

Medeniyet; bir kültürün, toplumun maddi ve manevi değerleri, ulaştığı üstün seviye, gelişmişlik, manevi huzuru sağlayan dinamizmdir.

Medeniyet, inanç, ilim, bilgi,teknik, marifet, barış, adalet, fazilet ve ahlak üzere kurulmalıdır.

Batı, medeniyet diyor ama insanlara kan, zulüm ve gözyaşı götürüyordu. 

Bu medeniyet değil vahşetti, canavarlıktı.

Akif bu medeniyete düşmandı.

Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor,

Evvela parçalamak  sonra da yutmak istiyor.

Batı Taklitçiliği

“İçi Peri masalları, umacı hikayeleriyle harap olan bir kafa, dışına kasket geçirmekle mamur olmaz. Milliyetinizi feda etmenize karşılık ne karınız ve oluyor?”
 

Batının Bize Bakışı
...

Maddi anlamda gelişen Batının manevi anlamda, insaniyette gelişmediğini belirten Akif, böylesi bir zihniyete neler yapılması gerektiğini de şöyle ifade eder: 
...

“Tükürün Ehl-i Salip’in o hayasız yüzüne!

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!

AVRUPA İLE DİYALOG

“Bununla beraber icabında Avrupalılarla birleşebiliriz. Ancak bu birleşme, bize hiç bir vakit onların iç yüzünü unutturmamalıdır.

Yani vatanımızın, dinimizin menfaati, ticaretimizin, servetimizin, refahımızın ilerlemesi adına gerekirse, mümkün olursa mütekabil, müşterek menfaatler üzerine bunlarla çekişe çekişe pazarlık ederek ittifak ederiz. Ancak bu pazarlıklarda son derece açık gözlü bulunmamız lazım gelir.”
 

Mehmet Akif Ersoy

Bu özet;Üstad, Yazar  sayın Mehmet Nezir Gül beyefendinin eşsiz “Duruşunu Bozmayan Adam Mehmet Akif Ersoy” adlı eserinden derlemeye gayret etim.

“Niyet Hayır,Akibet Hayır olur“

İnşallah

Haftaya görüşmek üzere...

Kalın sağlıcakla!
 

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242