banner154

banner228
06 Haziran 2017 Salı 17:00
TUZ : HEPTEN YOK MU EDELİM ?

Günümüzde yüksek miktarda ( 15 gram üstü ) tuz alımının yüksek tansiyon, kalp damar hasarı, felç ve böbrek yetmezliği gelişimindeki rolünün ortaya çıkmasıyla, modern tıp günlük tuz alımını günlük 5-6 grama düşürdü. Şimdi ufak bir tarih yolculuğu yapalım ve bir zamanların paha biçilmez değerdeki maddesi tuza bakalım.

 Tuz, insanlık tarihinde tıbbın ilgi alanına girmesinden çok önceleri, çok özel bir yere ve öneme sahipti.Bu dönemlere ait bilgilerimiz tıbbın değil tarihçilerin not ettiklerine dayanıyor.

Tarihçi Bergier, tuzun önemli sembolik anlamlarına işaret ederken bu bembeyaz maddenin temizliği, lekesizliği (immaculate Mariam, lekesiz Meryem ), sağlamlığı, dayanıklılığı, üremeyi ve ölümsüzlüğü sembolize ettiğini belirtmiştir.

Bir Arap atasözünde ‘’tuz kurt tutmaz’’ denilir. Tuz bazı toplumlarda sonsuz sadakati ve paylaşmayı temsil eder.

Kuzey Avrupada halen sürdürülen geleneklerden biri misafire tuz ve ekmek ikram etmektir.

İncil´de tanrının Davut ve oğullarına "sonsuz krallığı ve tuzu" verdiği belirtilir.

Tanrının ve tuzun şahitliğinde yapılan anlaşmaların ölümsüzlüğüne inanılır.

Tuzun sofraya devrilmesi ise kötü şeylerin olacağına işarettir.

Da Vinci´nin meşhur tablosunda, Hz. İsa´nın son yemeğinde havarilerden birinin tuzu devirmesi ve sonrasında Yahuda´nın Hz.İsa´ya ihaneti resmedilmiştir.

Vaftiz törenlerinde halen tuz ve ekmeğin kullanılması tuzun dünyevi öneminin yanında önemli dinsel anlamlarını da barındırır.

Kral Theodoric, 6.yüzyılda; Altınsız yaşayabilirsiniz ancak tuzsuz yaşayamazsınız, demiştir.

İncilde havariler için; "sizler yeryüzünün bozulmayan ve tertemiz tuzlarısınız", ayeti yer alır.

Tuz, libido (cinsel istek) ve sonsuz güzelliğin temsili Venüs´ ün(Afrodit) geldiği yerdedir; Venüs saligena. ( Saligena: tuzlu deniz suyu).

Bavyeralılarda yeni evlenen gelinin yatağına önceden tuz konulur, bu tuz bereket ve üremeyi temsil eder.

Şekspir; yaşlandığımız halde genç hissetmemizi ‘’içimizde gençliğin tuzu var’’ diyerek tarifliyor.

 Romalılarda tuzun sağlığı sembolize ettiğini görüyoruz. Latince sağlık ve sağlıklı olmak, salus ve salibris ile anlamlandırılır, kelime kökenleri sal, yani tuzdur.

Günümüzde Fransızların "merhaba, sağlıklı günler" anlamında kullandıkları Salut sözü de kökenini tuzdan alır.

Yine Romalılarda askerlerin maaşı belli miktarda tuz (sal) ile ödenirdi, bugün ingilizcede maaş anlamına gelen salary kelimesi, kökenini bu aylık ödenen tuzdan alır.

 Bergier’e göre tuz insanların hem kendi beslenmelerinde, hemde ürettikleri besinleri satmalarıyla besin endüstrisinin gelişiminde anahtar rol oynamıştır.

Salamura balık, tuzlanmış et, tereyağı, peynir üretimi, sebzelerin tuzlanıp saklanabilmesi, başka ülkelere dağıtımı ile tuz özellikle kış aylarında toplumların hayati bir maddesi haline gelmişti.

Örneğin kuzey Avrupada insanlar kışı temelde salamura balıkla geçirmekteydiler.

Yerleşik hayata geçiş, tarım, hayvancılıkla birlikte besinlerin tuzlanarak saklanabilmesi insanlık tarihinde önemli bir adım olarak görünmektedir. Hayvanlara tuz yalatılması sütlerinin artmasını sağlıyor, yavru sayısını ve etin lezzetini arttırıyordu.

İsviçre ortaçağda yaygın hayvancılık ve süt ürünleri merkezi olarak en büyük tuz alıcısı ve karşılığında et, süt, tereyağı ve peynir satıcısıydı. Diğer ülkelerle bu hayati alışverişleri onları günümüze kadar süren bir dokunulmazlığa kavuşturmuştu. İşviçre´ye saldıran karşısında tuz ticaretine ihtiyacı olan diğer devletleri bulacağından, İsviçre´nin hiç ordusu olmamıştır.

Özetle insanlık tarihinde tuzun çok önemli ve özel bir yeri vardır. Geçmişte deniz suyundan arıtılamadığı için az bulunan tuz, neredeyse altın değerindeydi. Günümüzde bir litre deniz suyundan 30 gram tuz arıtılıyor, bu yüzden çok ucuz ve bol bulunuyor. Eskiiden az bulunanı ise kaya tuzlarıydı ve bunlar hala pahalıdır.

Herşey gibi tuz için de kural geçerlidir, "azı da zarar çoğu da zarar". Tuz aynı su ve yiyecek gibi yaşamsal değerde bir maddedir, aması var; kararında almamız şartıyla.

Bu karar değeri olan 5-6 gramın altında veya "tamamen tuzsuz" beslenmenin de kalp krizi riskini arttırdığını biliyoruz. O halde fazla tuz gibi, tamanen tuzsuz beslenmek de zararlıdır. Günde bir çay kaşığı tuz 5-6 gram gelir ve bu miktar gıdalara eklenmelidir. Tuzu sıfırlamak kronik yorgunluk ve halsizlik yapar, unutkanlık başlar. Koma ve ani ölüm riski yaratır.

Bu yazıyı yazmamdaki temel neden son yıllarda "tuzun tamamen zararlı bir mineral olarak" ilan edilmesidir. Bu yaklaşım en azından tarihi değerine baksanız bile yanlıştır.

Tuzun azlığı da en az çokluğu kadar zararlıdır. Tansiyonu her zaman düşük olanlarda sıkıntı yok, onlar rahatça tuzlu yiyebilir. Tansiyon hastaları, kalp, böbrek, karaciğer hastaları ise 5-6 gram kadar tuz almalıdır, yanlışlık yapıp sıfır tuza geçilmemelidir, bu durumda ani ölüm riski artmaktadır. Sonrasında " rahmetliye zararlı diye hiç tuz bile vermedik, neden öldü ki? " diye sorarsınız. Sağlıklı bireylerin ise 6-15 gram arasında tuz kullanmalarında sakınca gözükmüyor. Bu da normal tuzlu beslenme anlamına geliyor zaten........

banner32
Son Güncelleme: 06.06.2017 17:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner241