banner234

banner265

banner292
banner228
06 Haziran 2017 Salı 18:00
Bilinç Nedir?

Bilincin tanımı, beyni kabaca tanımlamadan yapılamaz. Öyleyse biraz tanımaya başlayalım; Beyin tabanı, beyin sapı da dahil olmak üzere, nefes almayı, kalp atış hızını, uyku düzenini ve iç organlarımızın  bizim kontrolümüz dışındaki  işlevlerini denetler. Kasların düzenli çalışmasını sağlar ve denge fonksiyonlarını hemen yanındaki beyincikle birlikte yürütür. Bu kısım sürüngen beyni olarak bilinir. Memeli beyni denilen orta beyin ise duyguları düzenler, susamayı, açlığı ve tokluğu denetler, hoş ve tatsız deneyimleri ayırır, kokuları algılar, bilinçaltı denilen bu alan üreme dürtüsü, öfke, saldırganlık, sevinç gibi duyguların da kaynağıdır. Şizofreni, depresyon gibi akıl hastalıkları buradan salgılanan bazı maddelerin dengesizliğinden kaynak alır. Bu orta bölgeye beynin beyaz cevheri denilir.

Beynin en üstünde yer alan beyin kabuğuna ise gri cevher denilir. Bu bölge canlılar arasında en çok biz insanlarda belirgin şekilde kalındır. Bilince ait hemen her şeyimiz bu gri cevherde yani kortekstedir. Beynin ön kısmı anlama, yorumlama, plan yapma, karar verme, amaç edinme ve öğrenme gibi insani vasıfları taşır. Yan kısımlar dokunma, nesneleri tanıma, işitme, konuşma, yazma, arka kısım ise görme merkezini bulundurur. Esasen bizi biz yapan işte bu gri cevher alanlarıdır. Gri cevher, beyaz cevher ile birçok sinir kablosu aracılığıyla sürekli bağlantı halindedir. 

TV´lerde yorum yapan bunamış bir kadının beyniniz için bol bol protein alın saçmalıkları bir yana, beyin hücrelerimizin tek yakıtı şeker yani glukozdur. Bu kadar önemli bir organın diğer hücreler gibi yakıtını mevcut kaynaklardan kendi üretme ve çoğalma kabiliyeti yoktur. Beynin çalışması için karbonhidrat yani şeker gerekir, kan şekeri 5 dakika süreyle düşse beyin hücrelerinde geri dönüşsüz hasar ve koma oluşur. Bu hücrelerin içi proteinden, dış yapısı ise kolesterolden oluşur ama enerji olarak tamamen şekere bağımlıdırlar. Günlük gıdamızın %40´ı karbonhidrat kalanı protein ve yağlardan oluşur, yani dengeli bir beslenmeyle beyin günlük enerjimizin %20´sini tek başına tüketir. En çok enerji harcayan ve kalpten en çok kan alan organımız beyindir. 

Bu yazıyı, sevgili Semiha Çıtırgı bana "abi bilinç nedir? " sorusu üzerine yazdım, şimdi bu genel giriş bilgilerinden sonra artık cevaba gelebiliriz.  

Beynimizde 200 milyar adet nöron denilen hücre ve bunları birbirine bağlayan iki trilyon kadar nöron uzantıları denilen kablolar vardır. Beyinde nöronlar arası iletişim elektrokimyasal yolla oluşur. Yani bildiğiniz pilin artı eksi kutbu gibi elektiksel akım her nöronun iletisini taşır, kabloların bitiş ucunda ise diğer nöronların kabloları ile bağlantı ise kimyasal ileticilerle (seratonin, dopamin, noradrenalin) sağlanır. 

Birini gördüğünüzde, sesini duyduğunuzda ve söylediklerini anladığınızda ardından da cevap verdiğinizde her bir fonksiyon için beynin ayrı bölümü çalışsa da, kablo bağlantıları tüm verileri toplayarak "tek bir veri" haline sokar. Örneğin görme merkezi konuşanın anneniz olduğunu, duyma merkezi sesin annenize ait olduğunu, dil yani sesleri anlamlandırma merkezi annenizin söylediğinin "yemeğin hazırlandığı" demek olduğunu, tüm bu verilerin sonucunda,  "tamam anne, elimi yıkayıp geliyorum" demenizin ön beynin kararı olduğunu ve bu kararı konuşma merkezinize ileterek cevap vermenizi sağladığını, aynı zamanda beynin üst kısmındaki motor alana "elini yıka ve sofraya git" emrinin gönderildiğini ve tüm bunların trilyonlarca kablo bağlantısı ile milisaniyeler hızıyla elektrokimyasal  iletişimle olduğunu söyleyebiliriz. Bu örneği ders dinleyen bir öğrenci için kullanırsak, aldığı tüm verileri  yine kablo bağlantılarıyla beynin orta-beyaz alanına öğrenilmiş ve saklanacak bilgi olarak depolayacağını da eklememiz gerekir. Yine anılarımız da bu alanda depolanacaktır.

Evet, bilinç dediğimiz şeyin kabaca beynin her bölge fonksiyonlarının (200 milyar nöron ve 2 trilyon kablonun) ortak çalışması sonucunda ortaya çıkan "bir bütünlük" olduğunu söylersek yanılmayız. İnsan dışında diğer memelilerde de, farklı derecelerde ama bizim ancak 3-4 yaş civarımızdaki kadar bilince sahip olduğu sanılıyor. Bir köpeğin ne dediğimizi kabaca anlayabilmesi ve emrimizi uygulaması da bir bilinçtir, şempanzenin aynada kendini tanıması da bir bilinçtir. Küçüklüğümde Karo isimli bir köpeğim vardı. "Haydi Karo biraz dolaşalım" dediğimde anlardı ve benimle beraber gezerdi, oturduğumda "sen de otur" derdim, yanıma otururdu. Tabi bu bilinç seviyeleri insan bilincinin yanında pek anlam ifade etmeyecek kadar küçüktür. Genetik olarak bize en yakın hayvan denilen şempanzenin beyni 300 gram, insanın ki ise 1500 mg´dır. Aradaki fark devasadır.

Uzun yazma diyorlar, yine uzattım. Ama bilinç ve beyin için son cümlelerim şunlar olsun; kadın ve erkek beyni arasında fark yoktur, milletler veya ırklar arasında da fark yoktur, kafanın şekli veya derinin rengi ile de beyinler arasında fark yoktur. Yüzyıllarca Avrupalılar kendilerini üstün ırk görmüş, bunu da yaptıkları buluşlara ve bilimdeki ilerlemelerine bağlamıştır. Oysa farkı yaratan beyinlerinin üstünlüğü değildir, yüzyıllardır ve halen süren sömürgecilikle  başka ülkelerin kaynaklarını ve emeklerini kullanıp kendi halklarının refahlarını, iyi beslenmelerini, zenginliklerini arttırmış ve bunların getirdiği avantajları kullanarak ilerlemişlerdir. Bu söylemin doğruluğunun en iyi göstergesi Amerika´ya göçen ve imkan sağlandığında nice başarılara nice buluşlara imza atmış her ırk ve milletten insanın varlığıdır...

banner32
Son Güncelleme: 06.06.2017 18:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner263

banner174

banner242

banner275