banner154

banner228
06 Haziran 2017 Salı 17:00
ALIN YAZISI.......

 

Alın yazısı veya kötü kader deyimleri belki binlerce yıldır insanların dilindedir. Bir insana  baktığınızda tabiki alnında bir yazı göremezsiniz veya onu muayene edip kaderini söyleyemezsiniz. Hatta bazı kötü insanlar için kanı bozuk deyimi de çok eskidir. Modern tıbbın olmadığı çağlarda kullanılagelen bu sözlerin bilimsel bir anlamı var mıdır? Doğrusu teşhislerin aynı olduğu, sadece tıbbın bu teşhisleri farklı adlandırdığı ve detaylandırdığıdır.

Dıştan gelecek bir faktörle yaşamın değişmesi ( sakatlık vs) veya sonlanmasını kenarda tutarsak, şunu söylemek doğru olur. Henüz yeni doğan bir insanın kaç yıl yaşayacağı, hangi hastalıkla yaşamın sonlanacağı veya mücadele edeceği, hangi organının ne kadar ömrü olduğu alnında değil ama genlerinde yazılıdır. Bunlar şifrelerdir ve günü gelince şifreyi çözecek genler aynı bir saat gibi çalışır, belirlenen saat geldiğinde kötü kader, alın yazısı, kanı bozuk deyimleri tek tek gerçekleşir.İnsanlarda 22 bin civarında her biri ayrı göreve sahip ve sağlıklı yaşamamızı sağlayan genler bulunur. Her genin içinde ise farklı aleller dediğimiz çeşitlilikler bulunur. Göz rengi geninin herbir aleli göz renginizi belirler, cilt rengine ait gen alelleri cilt renginizi veya saç geni alelleri dalgalı, düz, sarı, siyah, saçlı veya kel olmanızı belirler.

Buraya kadar sorun yok, sorun genlerin bozulması ile başlar ve bozuk gen kuşaktan kuşağa aktarılır. İşte bizim mevzu da burada başlıyor. 22 bin genin yani ömrümüzün, kişiliğimizin, zekamızın veya hastalıklarımızın yazılı olduğu 22 bin genin içinde, bugüne kadar tesbit edilen 4200 üzerinde hastalığa yol açan bozuk gen alelleri tesbit edilmiştir. Bunları saymak veya ezberlemek işimize yaramaz. Sadece örnekler vermek yeterli olucaktır.Diyabet geni, hipertansiyon geni, kanser genleri ( meme, akciğer, barsak, kan kanseri, böbrek, beyin, kemik kanserleri gibi), kalp damar hastalığı ( erken kalp krizi ve damar tıkanıklığı) geni, böbrek ( Alport, polikistik böbrek) ve karaciğer ( bazı siroz tipleri) hastalıkları geni, kan hastalıkları ( talasemi gibi ) geni, şizofreni geni. Çok daha fazlası var ve yerimiz dar olduğundan bu kadar örnek yeterli, çünkü tüm bunlar yaşam süremizin temel belirleyicileri olan genetik hastalıklardır. 

Anne ve babamızdan belki maddi anlamda miras kalmaz, ancak genetik anlamda miras almak kaçınılmazdır. İşte bu ortaklığın ( evliliğin mesela) doğurduğu bizlere kalan miras alın yazımızdır, hastalık anlamında kaderimizdir veya kanı bozuk dedirten psikopat kişilik ve ruh hastalığı genleridir. Ortaçağda veya daha gerisinde, bir salgın hastalığın veba, kolera, tifüs gibi bir anda Avrupa nüfusunu yarıya indirdiği tarihi kayıtlarda yazar. Neden yarısı kurtuldu veya neden yarısı öldü sorusunun cevabı da genlerde gizlidir, bağışıklık genleri zayıf veya bozuk olanların kötü kaderleri olan mikroplar yok edilemez ve insanı öldürür. 

Peki genler neden bozulur? Neden bozuk bir gen atadan torunlarına ve onun torunlarına binlerce yıl sürekli taşınır? Genleri bozan nedenlere bakarsak,  en başta iyonize radyasyon genlerimizi bozup parçalar, radyasyon yeni ortaya çıkmadı biz dünyada yokken de vardı. Radyoaktif atomların yoğunnolduğu yerlerde yaşamak veya güneşin radyasyonuna aşırı maruz kalmak, günümüzde ise radyoaktif topraklarda yetişen ürünleri yemek, çevresel radyasyonun insan eliyle artışı başlıca sebeplerdir. Genleri bozan önemli bir faktör ise virüsler, birçok kanserin kökeninde virüsler var, bir diğer neden genlerin kopyalanması yani çoğalmak için üretimleri sırasındaki rastgele hatalar kötü kopya ortaya çıkarıyor, genlerdeki değişim bazen daha güçlü olmamıza, bazen hastalıklara, bazende hiçbir belirtiye yol açmayabilir, bu değişimlerin hepsine mutasyon diyoruz. 

Hatalı veya ölümcül genler eğer kişinin üreme çağına gelmesine ve üreyip çoğalmasına kadar sessiz kalıyorlarsa, kuşaktan kuşağa geçiyorlar. Mesela tip-2 diyabet ve hipertansiyon 40´lı yaşlarda ortaya çıkar. O zamana dek bu genleri çoktan çocuklara aktarmış oluruz. Çocuk yaşta öldüren genetik bozukluklar ise üreme çağına gelmeden ortaya çıkar ve bir sonraki kuşağa geçemeyip yok olurlar.Özet olarak eğer dış faktörlerin (teröristin bir bomba patlatması, savaşta ölüm, trafik kazası, cinayete kurban gitmek vs) etkisini kenara bırakırsak, alın yazısı, kötü kader denilen durumlar doğuştan aldığımız genetik mirasa bağlı. Tıp bilimi bu kötü mirasa sahip insanların alın yazısını değiştirmeye çalışıyor, ama henüz ortaya çıkmalarını engelleyemiyoruz, erken teşhis kurtarıcı olabiliyor veya ömrü biraz daha uzatmak için çabalıyoruz. 

Çok değil, en geç 20 yıl sonra tüm genlerimizi taratacağız, hangi kötü genleri taşıdığımızı bulacağız, onların zamanı saati çalışmaya başladığında ise biz o saati durduracağız. Alın yazımızı veya kötü kaderimizi hastalık yönünden biz belirleyebileceğiz, gelecek kuşaklar bu yönden daha şanslı olacaklar.Şu ot şu bitki kanser oluşumunu engeller diye birşey olamaz, çünkü bir ot gidip bozuk bir geni tamir edemez. Beslenme faktörleri ise genin saatini geriye veya ileriye alabilir ama engelleyemez. Tereyağı ye veya yeme bozuk damar geni taşıyorsan gerisi hikayedir. Deden tereyağı yedi 90´ında öldü, çünkü damar genleri sağlam. Ama damar genin bozuksa tereyağı tecelliyi erkene alıyor. O yüzden beslenmeye verilen bu önem ve tartışmaların genetik temelde çok anlamı yok. Şizofreni geni taşıyan biri tamamen normalken, 20-30´lu yaşlarda ruhu parçalanıyor, deliriyor. Bu alın yazısı veya kötü kaderi yenecek tek yol var: kötü gen tedavileri ve çok ama çok zor bir iş. Bu konuda yine de çok yol alındı. Şu an hemen hemen tüm genetik hastalıkların altında yatan kromozomu ve içindeki bozuk gen ve alellerini biliyoruz. Bazı genetik hastalıkları tedavi edebiliyoruz. Sırada belki en zor kısmı var: Bozuk genin tamiri veya susturulması. 

Yaşam sürelerimiz arasında uçurumlar yaratan genetik bozuklukları yendiğimizde, tıp bize daha adil bir yaşam süresi dağılımının yolunu açacaktır.....

banner32
Son Güncelleme: 06.06.2017 17:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174

banner241