banner302

banner265

banner292
banner129

Dün Kaleiçi turumu yaparken, Sevgili Mevlüt Yeni kardeşimden beni onurlandıran bir mesaj geldi, “Abi seni zorlamaz isek, My Gazete'de haftalık yazılar yazabilir misin? Bizim için, fikirlerin, engin görüşlerin çok önemlidir, eğitici, öğretici, yol göstericidir…” diyordu…

Hemen “pazartesi başlayalım…” diye cevap verdim, her dönem dostum olan, hem dostluğu ile hem de Antalyamızın tanıtımına mesleği, vizyonu ile yapmış olduğu katkılardan ötürü, gönlümün adamı olmuş dostuma hayır gibi bir cevabım olamazdı…

O arada Kırkmerdivenlerin başındaydım. İskele ye inerken yaşlı bir çift yaklaştı yanıma, “Bizler Ankaralıyız, Kaleiçi ve iskeleyi sizin bir CD'nizde seyredip, yazılarınızda okuyunca sevdik, her yıl gelip bir iki ayımızı burada geçiriyoruz, size ne kadar teşekkür etsek azdır…” dediler, meğer iki yıldızı kurumamaları için denize atmışım, çok mutlu oldum…

Antalya halkının 1950'li yılların ortalarına kadar içme suyunu aldığı altı taş, üstü ahşap İskele Mescidi'nin önünden geçerken, her zaman ki gibi gözlerim Rahmetli Ekizler’in Mustafa Amcamı aradı… Ama ne Mustafa Amcam, ne balıkçı kahvesi, ne seyyar berber yerlerinde yoktu…

Kaleiçi halkının ön bahçesiydi iskele… Kaleiçi halkı, burada soluklanır, burada mutlu olurdu…

Kaleiçi halkını mutlandıran bu küçücük coğrafya, acaba ne gibi üzüntülere de şahitolmuştu?

Babaannemden dinleyip, kitaplardan okuduğum mübadele yılları geldi aklıma.

1922 yılında Antalya’da yaşayan Rumlar mübadele ile Atina’ya gönderilmişti. "Günlerce kulaklarımızdan ağlayıp, yalvarmalarının sesleri gitmedi” derdi babaannem…

Onların yerine 1924 de Selanik’ten, Kesriye’den, Missistre’den gelen Türk mübadiller, Kaleiçi ve çevresine yerleştirilerek Rumların yerine “ Yeni Antalyalı” olmuşlardı…

1927 yılında Selanik Kesriye’den zorla gemilere bindirilerek Antalya’ya gönderilen Karaferya Romanlarının Yenikapı’da Rumlardan boşalan evler yeni mekanları olmuştu…

1822'de Moralılar, Mora yarımadasından, 1897'de de Girit’ten gelen Türk Göçmenler Şarampol’e yerleştirilmişlerdi…

1913'de Üsküplüler ve Çerkezler muhacir olarak gelmişler, 1950'de Bulgaristan’dan Türk göçmenler gelerek Antalya’da yeni bir etnik grup oluşturmuşlardı…

Özellikle, el sanatları, inşaat ve ticaret konularında Antalya ticaretini ellerinde tutan Rumların gidişi ile birlikte ticaret bu iş kollarında durma noktasına gelmişti…

1930'lu yılların ortalarına kadar Rum ustalar gidince inşaat işleri yapılamamıştı Antalya’da…

Tabii sadece inşaat ve ticaret değildi yarım kalan, dostluklar, paylaşımlar, sevgiler yarım kalmış, aileler parçalanmıştı…

Mübadele de esas olan ”din” olduğu için, Rum denilenlerin arasında Türkçe'den başka dil bilmeyen Türk Ortodoks Hristiyanlar, Yunanistan’dan gelen Müslümanların arasında Türkçe bilmeyen Rumca yada kendi dilini konuşan Müslümanlar vardı…

Sadece Antalya’ya ve Ege'ye değil, Türkiye’nin birçok bölgesine o topraklardan beşyüzbin insan geldi…

Değişim Türk ve Yunan ekonomilerinde on yıldan daha da fazla süren ağır bir krize neden olmuştur…

Türkiye ile Yunanistan arasında ki nüfus mübadelesinde Türkiye’de sadece İstanbul, Bozcada, Gökçeada da oturan Rumlar ileYunanistan’da Batı Trakya Türkleri muaf tutulmuştur…

Mübadele yılları bence tarihimizin en acı yaşanmışlıklarından olmasına rağmen, maalesef çokta roman ve hikayelerde kendisine yer bulamamıştır…

2015 yılında Ege’yi gezerken, o şirin ilçe Küçükkuyu’da, Girit ve Midilli’den gelenlerin karaya ilk bastıkları yerde MÜBADİL ANITI’nı görünce yine yukarıda ki anlattıklarım aklıma gelmiş ve çok duygulanmıştım…

Göç eden bir ailenin dramatik halini anlatan o heykel, sadece iki yakası bir araya gelmeyen Ege’nin değil, tüm mübadillerin o dramatik hikayesini ne güzel anlatıyordu…

Altında yazıtta yer alan cümle ise tüm göçe zorlananlara gecikmiş bir özürdü gibiydi…

“Her iki yakanın mübadilleri anısına…”

1993 yılında da Sezen Aksu’nun seslendirdiği “Marina’nın Türküsü”nde “Yareme tuz diye yakomoz bastım, tek şahidim aydı… Bir elimde defne, bir elimde sevdan, gönlüm Ege'de kaldı…” türküsübu nedenlerden ötürü acıyı yüreklerinde hissedenlerin türküsü olmuştu…

Otuz yıl aralıksız, İskele Camii'nin gönüllü İmamlığını yapan Mustafa Amcamı,

Yine 30 yıl denizcilere ışık, Kaleiçi halkına istikrar simgesi olan, Allah çok daha uzun ömürler versin bugün 95 yaşında olan, son fener Gardiyanı Fatma Doman teyzemi,

Ve de sesleri hala İskele semalarında yankılanan mübadilleri,

Ölümsüzleştirmek için İskeleye, onları anlatan heykellerini dikmek, vefa adına, yaşanmışlıklar adına, yaşattıkları adına ne güzelde olur…

Tüm yaşanmışlıklara, vefaya, yaşatanlara ve de MYGAZETE okurlarına, MERHABA…

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan Y. AKINCIOĞLU 2020-05-18 10:43:44

Sevgili Emin kardeşim,
Kalemine sağlık ayrıca sevgili Mevlüt kardeşime de öz Antalyalıların en tanınmış ve birleştirici simasını değerli yazı ekibine dahil ettiği için tebrik ediyor şükranlarımı sunuyorum.
İskele Antalya'da çok önemli, hikayeleri bol olan mistik bir mekandı. Güneşin doğuşu ile birlikte balıkçıların tezgahlarını açmalarıyla uyanır, Antalyanin seçkin simalarını sabah çayı ve simitiyle ağırlar daha sonra ticari ve gündelik kendine has girdabı ile akşam üzeri olur ve bu vakitte de yine müdavimi tek-tek'ci tabir edilen keyif erbabının rakı sofraları ile tavla ve pişti partilerine ev sahipliği yapardı. Çok enteresandır ki hava karardığında ortalıkta kimse kalmaz sadece iki lokantada bir avuç insan bulunurdu. Akşamları karanlık sessiz ve esrarengiz bir görünüme bürünürdü iskele.
Emin kardeşimin, büyük çoğunluğu ebediyete intikal etmiş fakat çocukları halen Antalya'da bulunan ve en önemlisi de küçük azınlığı halen hayatta olan İskele eşrafının önemli şahsiyetlerine ulaşıp o bal akan güzel kaleminden iskele ve eski Antalya ile ilgili bu mecrada güzel yazılar sunacağına eminim.

Avatar
BinnazAltunok Acun 2020-05-18 11:47:34

6 kuşak Antalyalı olarak bu habere çok memnun oldum görüşmek dileğiyle selamlar sevgiler

Avatar
Seren Evcilmen 2020-05-18 10:05:15

Bu kentin omurgasını oluşturan “tarihi degerlerimiz” unutulmasın ve yeni kusaklara aktarılabilsin diye verdigin uğraş takdire şayan.
Antalyalılık ve Antalya Kültürünü yaşaman ve yaşatman , bunu tamamen içten ve yürekten keyifle yapman asıl senin Antaya için bir değer olduğunun göstergesi. İyi ki varsın sevgiler.

Avatar
Hasret Bayramoğulları 2020-05-18 10:05:31

Emin abi hoşgeldin

Avatar
Ruhi Beşiktaş 2020-05-18 11:11:25

Abi hoş geldin.Antalya'nın tarihine kısa ve hızlı bir tur attırdın.Zevkle okudum.İnanıyorum ki Antalya Sizden çok güzel şeyler öğrenecek.

Avatar
Selda Ecer 2020-05-18 11:23:07

Sayın Emin ALTINER sizin yazılarınızı MYGAZETE de okumak çok keyifli.Hoşgeldiniz...

Avatar
Engin Evin 2020-05-18 11:57:12

Ne kadar çok sevindim anlatamam, canım kardeşim Emin Altınel'i zaten tartışmam,ben bir İstanbul'lu olarak bana Antalya'yı sevdiren canım Emin'cimdi,bu arada sayın Mevlut yeni'ye Emin kardeşime böyle bir teklifde bulunduğu için çok teşekkür ederim...

Avatar
Engin Evin 2020-05-18 12:04:42

Nasıl sevindim anlatamam, Canım Kardeşim Emin Altınel'i zaten tartışmam, ben bir İstanbul'lu olarak bana Antalya'yı sevdiren canımm kardeşim Emin Altınel'di ,bu arada Sayın Mevlut yeni'ye teşekkür ederim, Emin kardeşime böyle bir teklifde bulunduğu için....

banner343

banner324

banner174

banner242

banner335