MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Konyaaltı Belediyesi

Yörükoğlu süt




Yitik Değerler

24.05.2016 07:02

Kaybedilen değerlerin ve toplumun genetik yapısına verilen zararların anlamı ve ölçüsü kişilere göre değişebilir.

Bununla birlikte; toplumu temelden etkileyen inançların, faydalı gelenek ve göreneklerin, örf ve adetlerin eğitim ve yaşam biçimlerinin korunması gerekir.

Toplumda meydana gelen maddi zararların, kaybedilen değerler kadar önemi yoktur.

İç ve dış borçlar ödenir, bütçe açıkları kapatılır.

Güneydoğu’da meydana gelen yıkıntılar ve yıkımlar giderilir.

Kapatılan işyerleri yeniden açılabilir, iflaslar ertelenebilir.

Hırsızların, rüşvetçilerin, dolandırıcıların alıp götürdüklerinin yeri doldurulabilir.

Turizm gelirleri bu yıl azalırsa, alınan önlemlerle önümüzdeki günlerde artabilir.

Vatandaşın mal varlıklarında görülen azalmaların hepsi yeniden elde edilebilir.

Asıl sorun; yerine başka bir şey koyamayacağımız, bizi içten yıkan boşlukların nasıl kapatılacağı konusudur.

Konut ve işyeri inşası kadar, toplumsal yıkımlara değinmiyoruz.

Bizi biz yapan değerlerimizi, birbirimize olan inancımızı, güvenimizi günden güne yitiriyoruz.

İlkelerimizde ve değerlerimizde görülen kayıplar…

Askerlerimize ve polislerimize kurulan kumpaslar…

Eğitim ve öğretimdeki bozukluklar…

Terör belasının neden olduğu korku, endişe ve kaygılar…

Genç yaşta toprağın kara bağrına düşen vatan evlatları…

Ve bunların geride bıraktıklarının psikolojileri…

Toplumun soy ve inanç ayrımlarıyla kutuplaştırılması…

Partizanlık, ötekileştirmek, çıkarcılık, hakların ve özgürlüklerin kullanılmasının engellenmesi…

Hukuk dışı düzenlemeler, işlemler ve eylemler…

Hukuka saygının, yargıya güvenin yoksunluğu…

Ülkeye bağlılıkta dağılma ve bütünden kopmalar…
Duygularda çöküntüler…

Devletin uyguladığı politikalara duyulan kuşkular…

Toplumsal barışı, milli birlik ve dayanışmayı zayıflatır.

Bunların verdiği zarar rakamlarla ölçülemez.

Ne oldu bize?

Biz böyle değildik.

İnsanımız değişti. Hassasiyetlerimizi, duyarlılığımızı kaybettik.

Ne merhamet duygularımız kaldı ne de yardımseverliğimiz.

Fedakârlığı zaten unuttuk.

Bakın etrafınıza neler göreceksiniz neler.

İçtenliksiz ve samimiyetten uzak sözler…

Değişik araçlı ve amaçlı oyalamalar, yanlış algılar, aldatmalar…

Siyasal çıkar amaçlı velveleler…

Kendi çıkarları uğruna ikili oynayan, içten pazarlıklı, bukalemun tipler…

İnsanlar arasına fitne fesat sokanlar…

İnsanları birbirlerine karşı dolduran, kışkırtan dalkavuklar…

Olayları işine geldiği gibi yorumlayan, başkalarının mutsuzluğuyla mutlu olan kıskançlar…
Küçük hesaplar peşinde koşan, düzenbaz basit insanlar...

İşçisinin hakkını yiyen patronlar…

Çalıştığı işyerine ihanet eden üretmeden sadece isteyen işçiler…

Bilimden başka her şeyle iştigal eden akademisyenler…

İşini yapmak yerine, koltuğunu korumaya çalışan yalaka bürokratlar…

Dini siyasete alet eden din bezirgânları, dini ve milli değerlerimizi yok sayan küfür cambazları…

Kadınlara ve çocuklara tecavüz eden, cinsel tacizde bulunan sapıklar…

Bunların sayıları giderek artıyor ya da meydan onlara bırakıldığı için öyle görülüyor.

Değer verilmese sayıları gitgide artar mıydı?

Bu tip insanlar; toplumsal ilişkilere, yurttaşlık ve kardeşlik hukukuna zarar veriyor.

Değerlerini unutan insanlığından ve kimliğinden çok çabuk vazgeçer.

Onurlu olmak ve dürüst yaşamak gibi bir servet var mı?

P.Pecaut diyor ki: Bizden sonraki nesillere faydalı olacak şekilde yaşamadıkça ve onlara biraz daha görüş, düşünüş, biraz daha fazla cesaret ve ahlak sağlamlığı bırakmadıkça hayattan çekilmeyelim

O halde ne yapacağız?

Tabi ki üzerimize düşürülmek istenilen karanlığa teslim olmayacağız.

Her şeyden önce de umudumuzu ve yaşam sevincimizi yitirmeyeceğiz.

İlke ve ülkülerimize bağlı yaşayacağız.

Sevgi, saygı, güven ve hoşgörü gibi değerlerimizi öne çıkaracağız.

Gençlerimize kolay para kazanmanın yollarını öğrettiğimiz kadar, onlara inançlı olmayı, cesaretli ve ahlaklı yaşamayı öğreteceğiz.

Biz bunu başarırız.

Yeter ki ortak değerlerimize sahip çıkalım.

Yeter ki bizi biz yapan bağları koparmayalım.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları