MY TV Türkiye Programları İçin Tıklayın

Yörükoğlu süt







Süreç odaklılık

20.04.2022 09:59

Yolunda gitmeyen durumlar karşısında tavrınız ne olur? Olaylara göre bakış açısı mı geliştirirsiniz yoksa hep aynı bakış açısına mı sahipsiniz? Yapılan araştırmalar, kişilerin olaylara, yer ve zaman değişikliği varsa farklı görüşler geliştirdiğini ortaya koyuyor. Doğrudur da. Çünkü insan, değişen ve dönüşen bir varlıktır. Sabit fikirlilik çoğu zaman hiç işimize yaramayan hatta bize zarar bir veren bir husustur.

Bunu çoğu zaman bu durumu ilişkilerimizde de gözlemlemekteyiz. Hep vurguladığım bir nokta var ki o da her ilişkinin kendi dinamiklerini yaratmak zorunda olduğudur. Bu dinamikler yaratılamazsa herkesin yaşadığı ilişkiyi yaşar, herkesin gittiği yoldan gideriz. Mutluluklarımız da mutsuzluklarımız da benzer gibi görünmesine rağmen aslında bize özgüdür. Buna bağlı olarak da çözümlerimizin de bize özgü olması gerekir. Yarattığımız dinamiklerin içindedir çözümler, o dinamikler bize yön verir.

Dinamiklerimizden bahsetmişken bunları ne kadar sağlıklı oluşturursak o kadar güzel bir ilişki yaşarız. Önce kendinize sorun: süreç odaklı mısınız sonuç odaklı mı? Sonucu düşünerek hareket ediyorsanız o zaman kaygılar yakanızı hiç bırakmaz, sürekli içinizde sorularla boğuşursunuz. Ya olmazsa? En can sıkıcı sorudur.

Buna odaklandığınızda yaşayacağınız güzelliklerin önünü tıkamış olursunuz. Dolaylı da olsa ilişkinin yürümeme sebebini oluşturursunuz. Bu sadece ilişkilerimizde böyle değildir. ‘’ Sonunu düşünen kahraman olamaz’’ denir. Doğrudur da. Bir koşucu, çizgiyi neresinden geçtiğine bakmaz. Yarışma bittikten sonra döner bakar ne yaptığına.

Sonuca odaklanmak, bizim kaybetme kaygımızı da tetikler. Düşünsenize bunu bir etap etap ilerleyen bir maratona çevirmişsiniz, her etapta bir çentik atıyorsunuz. O zaman iki sözcüğe odaklanırız: kaybetmek ve kazanmak.

Şunu belirteyim ki biz bir ilişkinin nereye varacağını asla bilemeyiz. Bu yüzden ‘’benimle ciddiysen başlayalım’’ demek daha baştan ipotek koymaktır ve şartlı ilişki modeli yaratır. Nereden bilebiliriz ki işlerin nasıl gideceğini? Akışta kalmak ve nasıl gittiğine bakmak daha rahatlatıcıdır. Hatta bazen iyi başlar, bir yere varmaz bazen de istediğimiz gibi başlamaz ama zamanla raya girer. Bunu ancak akışta kalarak ve ilişkiyi yaşamaya çalışarak anlayabiliriz.

Boşa emek vermekten korkma durumu vardır bir de. İnsan öğrenen ve deneyim biriktiren bir varlık. Boşa emek vermek diye bir şey yok aslında. Olmuyorsa neyin olmadığını deneyimleyerek çıkarız o ilişkiden. Tabi burada gereğinden fazla deneyimlemenin de anlamı olmadığını eklemeliyiz. Bu deneyimler sayesinde ne istediğimizi daha iyi bilir hale gelebiliriz.

Duygu mu düşünce mi ikilemi var bir de hayatımızda. Duygu da önemli düşünce de. Eskiler iki insanın birbirini sevince her şeyi halledebileceğine inanırdı sanırım günümüzde artık bu, geçerli değil. Sevginin yanında başka kriterler de arıyoruz. Bir toplumun parçasıyız. Toplumla uyumlu bireyler olarak hayatımıza devam ediyoruz.

Toplum içinde sayılan, saygı duyulan biri olmak istiyoruz. Bu, sadece yaptığımız işle ilgili değil. Değer yargılarımızın sağlamlığı, dürüst oluşumuz, sağlam bir kişiliğimizin olması da toplumda saygı duyulmamızı sağlıyor. Düşüncelerimizin de beraber olduğu kişiyi onaylaması bizim için önemli.

Böylece kendimizi daha güvende hissedebiliyoruz. Bütün bunlar ancak süreç odaklı kaldığımızda farkına varacağımız unsurlardır. Bu farkındalıklar da hayatımızı daha huzurlu geçirmemizi sağlar kanısındayım o zaman haydi dönün bakın hayatınıza süreç odaklı mısınız sonuç odaklı mı?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları