MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Konyaaltı Belediyesi

Yörükoğlu süt




Öyle Bir Yazı Ki!

13.03.2016 10:39

Öyle bir yazı ki, ben yazayım o yaşansın. Nerde bir eğrilik, eksiklik varsa düzeltsin kelimeler. Silgi olsun da, kelimeler silinince silinsin zulümler. Kelimelerin kurduğu ideal dünyayı kopyalayınca da çoğalabilsin güzellikler.

Bir yazı istiyorum: Yazdıkça hayata geçsin. Öyle bir yazı istiyorum ki hayatın kendisi olsun: Ben yazdıkça yaşansın mesela.

Mesela, “Birleşmiş Milletler sınırsız bir kardeş dünya kararı aldı; bundan böyle tüm insanlar ırk, inanç, cins ayırmadan dünya nimetlerinden eşit yararlanacak”, “bundan böyle tüm dünya halkları özgür yaşayacak” yazayım, yarından itibaren ebediyen öyle olsun.
Ya da hiç olmasa , “yerinden yurdundan olmuş mülteciler özel araçlarla istedikleri ülkeye taşındı ve onlara insanca yaşama olanakları tanındı” yazayım; olsun. Yok yok bu olmadı: “mülteciliğe gerek kalmadı, işgalci sömürgeciler çekildi, diktatörler yok oldu, ülkelerine barış ve adalet geldi, herkes artık kendi evinde mutlu” yazayım hemen olsun.

“Üniversite” yazayım, sadece bilim ve eğitim kalsın içinde; temizlenip paklansın: “icat ve keşiflerle dolu, geleceğin pırıl pırıl öğrencilerinin yetiştirildiği parlak bir bilgi dünyası” kurulsun. “Liyakat” yazayım, hak eden hak ettiği yerde görev yapabilsin.

“Barış” yazayım, gelsin; “saygı, ahlak, onur” yazayım, olsun. “Çölde su” yazayım, hemen yağmurlar yağsın. “Had”di üç harfle tamamladığımda, herkes haddini bilsin: “zavallılık” kalmasın.

“Gitsin bu karanlıklar” cümlesi klavyede tamamlanınca, aydınlık olsun. Klavyem “açlık”, “yokluk”, “çocuk istismarı”, “genç ölümleri”, “adaletsizlik”, “savaş”, “işgal”, “çalma-çırpma” yazamasın. “İyilik-güzellik”, “dürüstlük” yazsın; “aşk” yazsın, hemen yaşansın. “Çocukların yüzü gülsün”. “Önemli olan, kimin neye inanıp nasıl yaşadığı değil, “herkesin bir başkasının inanç ve yaşamına saygı duymasıdır” yazdığımda herkes artık öyle yaşasın.

Keşke olsaymış; hayali bile umut verici. Üzgünüm, klavyem tam tersini yapıyor: bir işe yaramayacağını bile bile yaşananları yazıyor: Onlar da “az iyilik”, “çok kötülük”ten ibaret.

Bu kelimeler “yazının gücü”ne inkârı değil, çoğu zamanlık “acz”i ve daimi bir “dileği” tarif ediyor. Üzgünüm; her şey hayatta; yazıda değil. Yoksa binlerce yıldır, milyonlarca etkili cümle, diledi iyilikleri. Hayat hayatla yenilir, mücadeleyle düzeltilir. Yazıyla değil: Öyle bir “tanrısal klavye” yok. Benimki de öncekiler gibi romantik bir ütopya sadece.

Yoksa klavyem bunların “hayal” olduğunu, ulaşılmaz “ütopya” olduğunu yazamamalıydı zaten.

Şimdi sabahın altısıdır. Yine de deneyeceğim: “Günaydın” yazıyorum, belki “gün aydın” olur.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları