MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Konyaaltı Belediyesi

Yörükoğlu süt




Kobani'de (Ayn El Arap) neler oluyor?

03.11.2014 07:17

Ayn El Arap, diğer adıyla Kobani, Suriye’nin Halep Eyaletine bağlı, Türkiye sınırının hemen yanında bulunan, 55.000 civarında nüfusu olan, Kürtler(%89), Araplar(%5), Türkmenler(%5) ve Ermeniler(%1)in birlikte yaşadığı bir şehirdir.

Kobani, Abdullah Öcalan’ın “demokratik özerklik” tezinin somut uygulama alanı bulduğu bir yerdir. Çünkü PKK’nın Suriye kolu Demokratik Birlik Partisi(PYD) tarafından demokratik özerkliği ilan edilmiştir. Bu nedenle PKK için ayrı bir öneme haizdir. Kobani´nin kaybedilmesi demek, PYD kontrolündeki Kürt çoğunluğun iradesinin kırılması demektir. Aynı zamanda Demokratik Özerklik Projesi’nin çökmesi anlamına gelir.

Kobani, aynı zamanda Kürtlerin kontrol ettiği Cizire ve Afrin gibi iki yerleşim alanının tam ortasında bir nokta ve Türkiye sınırı ile bağlantısı nedeniyle önemli bir lojistik merkezdir. Savaşı kazanan, Türkiye´nin Suriye sınırını kontrol edecek, dolayısıyla önemli bir stratejik avantaj sağlayacaktır.

Suriye´de Kürtler pek çok sorun yaşamışlardır. Suriye’de baş gösteren isyanla birlikte muhalefete katılacakları ve ayaklanacakları tahminleri yapılıyordu. Kürtler kısmen isyana katılır gibi gözükse de, her kesime kapıyı açık bırakan bir politika izlemişlerdir. Böylece Suriye ordusuna, yeni bir cephe açmaması nedeniyle uzun vadeli siyasi kazanımların kapısını araladılar. Aynı zamanda koalisyon güçlerinin de yer aldığı oluşumlardan yer alma imkânını kazandılar.

Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri IŞİD ilk defa bir Kürt bölgesini ele geçirmek için hareket etmiştir.

IŞİD’in amacı, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin bölgedeki coğrafi hâkimiyetini zayıflatmak, Kürt yerleşim bölgeleri arasındaki bağı kopartmak olabilir. Bu sağlanırsa, karşıt koalisyonun önemli unsurlarından biri olacak olan Kürtler, hareket dışı bırakılmış olacaktır.

2 Temmuz’dan beri IŞİD güçleri ile PYD’ ye bağlı, Halk Savunma Birlikleri (YPG) arasında çatışmalar devam ederken, koalisyon güçleri de YPG ile koordinasyon halinde havadan saldırılarını sürdürmektedir. Şehirde şu ana kadar tam bir belirsizlik hâkimdir. IŞİD’in saldırdığı Kobani ve çevresindeki köylerden Türkiye’ye doğru başlayan göç, bölgenin gündeme gelmesine neden olmuştur.

Şu ana kadar 900’e yakın insanın hayatını kaybettiği, AFAD raporlarına göre ise, bu dönemde savaş nedeniyle, Türkiye’ye 140 binden fazla insanın geldiği, gelenlerin 60 bininin çocuk, 30 bininin ise kadın olduğu ifade edilmektedir.

HDP ve Abdullah Öcalan ise Türkiye´deki barış sürecinin gidişatını Kobani´ye bağlamıştır.

HDP, Kobani’nin, IŞİD tarafından ele geçirilmesi halinde kitlesel eylemler yapıla cağını bildirmiş ve yandaşlarını sokağa dökmüştür. Kobani’deki çatışmaları bahane ederek, başkaldırı/ayaklanma provalarını sahneye koymak, ülkede belirsizlik, güvensizlik, çatışma ve karmaşa yaratmak kimseye fayda sağlamaz.

Türkiye’de 35 ilde ve çok sayıda ilçede yapılan Kobani eylemlerinin faturası acı olmuştur. Bir HDP milletvekili “ Kobani düşerse Ankara düşer” deme cüretini göstermiştir. Sokaklarda kamu ve özel sektöre ait işyerleri ve araçlar yakılmış, yağmalanmıştır. Güvenlik güçlerine karşı çatışmaya girilmiş, polislerimiz şehit edilmiştir. Karakollarımıza taciz ateşi açılmıştır. IŞİD yanlısı olduğu sanılan masum gençler katledilmiştir. Bunun neticesinde Diyarbakır başta olmak üzere bazı il ve ilçelerde kısa süreli sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır.

Bu yaşananları kabul etmek mümkün değildir. Bir milleti etnik ya da mezhepsel olarak böldüğünüzde ülkenin ne hale getirileceğini, bize bu olaylar göstermiştir. Kimlikleri ikinci plana atarak, ortak değerler etrafında eşit yurttaşlık çizgisinde buluşmak en doğrusudur.

Etnik kalkışma ve isyan girişimleri, demokratik kurallar çerçevesinde karşılığını bulacaktır. Çünkü büyük devlet olmak bunu gerektirir.

Türkiye Kobani´ye yönelik IŞİD saldırılarına uzun bir süre sessiz kalmıştır. Çünkü Türkiye için bölgede çatışmakta olan IŞİD neyse PKK ‘nın Suriye kolu PYD de odur. İkisi de terör örgütüdür ve Türkiye için tehlikeli oluşumlardır. Ne PKK, ne de PYD, Kürtleri temsil etmemektedir.

Kobani’de yaşayan Kürt, Türkmen, Arap bizim kardeşimizdir. Orada yaşanan acı olayları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu bölgede göç etmek zorunda bırakılanlar başka bir yere değil, Türkiye’ye sığınmayı tercih etmişler, Türkiye’ye güvenmişlerdir.

Kobani’ye müdahale edilecekse, uluslararası koalisyon güçleri ile birlikte ve Suriye’nin tamamını kapsayacak, bölgeyi terörden ve terör örgütlerinden arındıracak şekilde müdahale edilmelidir. Türkiye’nin tek başına olaylara müdahil olması, Irak ya da Suriye’ye asker göndermesi akıl tutulmasıdır. Böyle bir durum Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına çeker ve ülke de kargaşa ve karışıklık baş gösterir.

Bu durumun faaliyetlerini asla tasvip etmediğimiz IŞİD’ e avantaj sağlayacağı iddia edilse de, bölgede yaşayan insanlara ilaç ve gıda gibi insani yardım yapılması dışında, Türkiye’nin bölgedeki terör örgütü kapsamındaki PYD´ye askeri yardım yapması ya da koalisyon güçlerince bunun yapılmasına aracı olması çelişkidir, doğru değildir.

Suriye, PKK ve Hizbullah örneğinde olduğu gibi teröre destek vermektedir. Suriye Kitle İmha Silahlarına sahiptir. Esad, halkına zulmetmekte ve iki yıldır elindeki tüm imkânları kullanarak halkını katletmektedir. Buna rağmen 2003 yılında iç savaş dahi yokken Irak’ a demokrasi getirmek(!) için işgali başlatan

ABD’nin Suriye yönetimi konusunda sessizliği manidardır.

Dış politika uzmanı Doç. Dr. Mehmet Şahin bunu üç gerekçeyle açıklamaktadır. 1)Suriye’deki muhalif hareket ABD güdümünde ve kontrolünde değildir 2) İsrail’in güvenliği konusunda endişeler taşımaktadır. Muhaliflerin İsrail konusundaki tutumundan emin değildir. 3) Irak’ta olduğu gibi yeteri kadar bulaşacak petrol bulunmamaktadır.

Bu sebeplerden dolayı, ABD yönetimi son günlerde Suriye’de yaşanan iç savaş konusunda yönetimle muhalif güçlerin bir araya geldiği politik çözümden bahsetmeye başlamıştır. Ancak Irak’ta hiç kimseyi dinlemeyen ABD’nin şimdi siyasi çözümden/politik uzlaşıdan bahsetmesi inandırıcı gelmemektedir. Peşmergelere Kobani’ye geçmeleri için ABD’nin isteği üzerine Türkiye üzerinden koridor açılmış ve 150 peşmerge “kurtarıcı” imajı ile Suruç üzerinden Kobani’ye ulaşmıştır.

Batının PYD ile birlikte hareket etmesinin ve Peşmergelerin Kobani’ye ulaşmalarının sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları