MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Yörükoğlu süt




Kaleiçi’nde güneş erken doğar…

09.11.2021 09:44

Kaleiçi’nde doğmuş ve Kaleiçi’ne gönül vermiş bir aile, Sayın Olcay Okutan ve Sayın Hüseyin Okutan… Ailelerinin lakabı olan “Simitçi Mıstık” ismini, Kaleiçi’nde açtıkları galeride yaşatıyorlar…
Olcay Hanım’ın her zaman olduğu gibi nazik davetine, 15 Ekim günü büyük bir memnuniyet ile katıldım…

Moderatörlüğünü Olcay Hanımın yaptığı, Araştırmacı yazar Sayın Giray Ercenk ve Antalya Koruma Kurulu Eski Müdürü Sayın Mücella Uyar Hanımefendinin konuşmacı olduğu, Kaleiçi OldTown Festivali kapsamında, “Yaşayan Kaleiçi” nasıl olmalı konulu bir söyleşi idi…

GİRAY ABİM, YORUMLARI VE KONUYA HAKİMİYETİ İLE DÜNÜMÜZE IŞIK TUTTU…

Antalya’nın ilk kuruluşunu üç nedene bağladı…

Birbirine yakın 12-13 su kaynağının olması, Antalya Limanının kum tutmaması ve birden derinleştiği için gemilerin yaklaşımına uygun olması ve dağ geçitlerinin içerisinde Anadolu’ya en kısa süreçte ulaşanının Döşemealtı’ndan çıkan geçit olmasının, Antalya limanının ve Antalya’nın kuruluşunu sağlayan faktörler olduğunu belirtti…

İŞTE BU ÜÇ NEDENDEN ÖTÜRÜ LİMAN ARAYIŞI İÇERİSİNDE OLAN ATTALOS’UN TERCİHİ ANTALYA OLDU…

Giray Abim, liman arayışı içerisinde olan Attalos, Side limanını kum tuttuğu için uygun bulmayınca, yukarıda ki özelliklerinden ötürü Antalya’yı liman olarak seçtiğini ifade etti…

Side limanı akıntı nedeni ile çok kum topladığı ve liman olarak kullanılamayacak duruma geldiği için, halk arasında işleri kötü gidene o zamanlar, “Senin durumun Side Limanı'na döndü” tabirinin kullanıldığını anlattı…

1207’de Gıyasettin Keyhüsrev ile Selçuklulara geçen kent, dört yıl sonra Kıbrıs Luzinyan Şövalyelerinin eline geçiyor…

1216’da Gıyasettin Keykubat’ın oğlu İzzettin Keykubat tarafından tekrar geri alınıyor…

Kentte Müslümanlar ile Gayrimüslimler arasında büyük bir çekişme olduğunu gören Gıyasettin Keykubat surların inşasını gerçekleştirip, Müslüman ve gayrimüslim mahallelerini birbirinden ayırıyor…

Bugün o gayrimüslim mahallelerini ve sokaklarını hemen isimlerinden tanıyabilirsiniz diyor, Giray abim…

Çünkü mübadele sonrası Gayrimüslim nüfus gidince, o sokak isimlerinin yerini Kocatepe Sokak, Sakarya Sokak, Dumlupınar Sokak gibi kurtuluş savaşımızı hatırlatan isimler alıyor…

Müslüman mahallelerindeki sokak isimleri Akarçeşme Sokak, İzmirli Ali Efendi Sokak, Tabakhane Sokak, Musalla Sokak gibi isimlerle yıllardır varlığını sürdürmektedir…

O TARİHLERDE KALEİÇİ BİR ÜRETİM ALANI DEĞİL, BİR YAŞAM ALANI İDİ…

Giray abim eski Kaleiçi’nin nostalji olarak yaşadığını, şimdi ise Kaleiçi’nin bir üretim alanı olduğunu vurgulayarak sözlerini bitirdi…

ÇEVRESİNDE KURULAN TÜM ANTİK KENTLER İÇERİSİNDE SADECE ANTALYA YAŞAMINA DEVAM EDİYOR…

Sayın Mücella Uyar, sözlerine bu önemli tespit ile başladı…

Giray Bey ile aynı kanaatte olduğunu, Antalya’nın kurulmasında ki en önemli kriterlerin, denizin derin olması nedeniyle gemilerin rahatlıkla yaklaşabilmesi ve birbirine çok yakın bol su kaynaklarının olması olduğunu ifade etti…

Romalıların dış surları, Bizanslıların iç surları inşa ettiğini ve bu güne kadar ayakta kalabilmiş dünyada ki örneklerinin içerisinde en iyi antik kent olduğunu vurguladı…

Kentsel Korumada en önemli liman olarak “Altın Elma” ve “Sedat Simavi” ödüllerini aldığını, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Gönül Tankut Hocanın ve ekibinin büyük gayretleri ile 1978’ den itibaren "Kaleiçi Koruma İmar Planı”nının gerçekleştirildiğini, bu plan olmasa, bugün gördüğümüz o tarihi binaların çoğu da belki yok olacaktı diye belirtti.

Bütüncül imar planının gerekliliğini, artmakta olan kiralama olayını ama azalmakta olan kiracılık sürecini anlatarak, daha birçok saptamalarda bulundu…

Bana göre en önemli tespitler “ Fiziki katmanlar ile insan katmanını üst üste iyi oturtmak gerekliliği”, Kültürel peyzaj denilen, Halklar, Dinler, Kültürlerin hepsinin birlikte korunması ve hepsine sorumluluk yüklenmesi, bir bakıma hikayenin doğru yazılıp, doğru uygulanması idi…

Öncelikle misafirperverliği ve daveti için Sayın OLCAY OKUTAN ve Sayın HÜSEYİN OKUTAN’ a ve bilgilendirmeleri, yorumları, katkıları ile de Sayın MÜCELLA UYAR ve Sayın GİRAY ERCENK Abime sonsuz teşekkürler ederim…

Benim de ilave etmek istediklerim var…

“KALEİÇİ SAHİPSİZ KALDI" SÖYLEMİ…

Antalya’da yerleşik insanlar, Kaleiçi sakinleri ve Kaleiçi esnafından sıklıkla duyulan “Kaleiçi Sahipsiz Kaldı” Söylemi araştırıldığında karşımıza sorunlar ile ilgili birçok konu başlığı çıkmaktadır…

SORUMLULUĞUN ÇEŞİTLİ KURUMLARDA OLMASI YETKİ KARMAŞASI YARATIYOR…

Kaleiçi’nde çeşitli konuların sorumluluğu çeşitli kurumlardadır.

Burada bir yetki karmaşası yoktur, yetkiler açıkça bölüşülmüştür. Fakat burada bir koordinasyon eksikliği vardır. Böyle olunca çok sahipli ama sahipsiz problem odakları oluşmaktadır. Bunların anında tespiti ve vatandaş ile bire bir muhatap olup çözüm üretebilecek dinamik bir yapıya ihtiyaç vardır.

Kaleiçi’nde yaşayanların ve ticaret yapanların isteği de budur…

Bu yapı kurulmalı ve hiçbir siyasi değişimden etkilenmeyecek şekilde sürdürülebilirliği garanti altına alınmalıdır…

KALEİÇİ’NDE ESTETİKTEN YANA KAYGI VAR…

Kimi sokaklar, kimi alanlar özensiz ve terk edilmiş bir görüntüye sahiptir.

Metruk yapılar, terk edilmişlik hissi uyandırmaktadır…

Antik kent görünümüne aykırı 52 adet beton bina tespit edilmiş ama hala istimlak edilememiştir…

Surların temizliği düzenli olarak yapılmamakta ve ayrık otları surların derzlerine fevkalade zarar vermektedir…

KALEİÇİ’NDE ARAÇ VE YAYA TRAFİĞİ SORUNU HER GEÇEN GÜN DAHA DA ARTIYOR…

Kaleiçi sokakları birçok defalar müdahale edilmesine rağmen yine adeta bir otopark haline gelmiştir…

Kaleiçi’ne belli saatler dışında (işletmelerin ikmalini sağlayacak araçlar dışında) araç kesinlikle girmemeli, ulaşım shuttle araçları ile yapılmalıdır…

Yaya trafiğini rahatlatmak için, yolların ve geçiş alanlarının sınırları belirlenmeli ve işletmelerin yaya yollarını işgalinin önüne geçilmelidir…

SES KİRLİLİĞİ HAT SAFHADA…

Otellerde bulunan hatıra defterlerini lütfen bir okuyun, Kaleiçi’ne konaklamak için gelip, bu tarihi dokuyu tam anlamı ile teneffüs etmek isteyen konuklar, bir gece sonra müzik gürültüsünden uyuyamadıklarını ifade edip, ayrılmak istemektedir…

İŞLETMELERİN DE YANLIŞ UYGULAMALARI RAHATSIZLIK VERİYOR…

Sokaktan geçen turistlere satış yapmak için seslenen, grup halinde gezi yapan turistlere dışarıdan müdahale ederek mağazalarına çekmeye çalışan,
Kültürel miras değerini hiçe sayarak tescilli binalara raf monte eden, kişisel bakımına önem vermeyen bir grup mağaza esnafı veya çalışanlarının olduğu yönünde, bazı mağazalarda iç havalandırma olmaması ve hijyene önem verilmediği konularında da birçok şikayetler duyuyorum…

YAT LİMANINDA SORUN VAR…

Kaleiçi Yat Limanı, eski adı ile İSKELE…

Kurulduğu tarihten beri balıkçı tekneleri ve eskinin mavnaları ile özdeşleşmiştir…

MAVNA, eskinin tek kürekli açıkta bulunan gemiye yük taşıyan büyük yük kayıklarıdır. İSKELE, Marina olunca ve yükleme, boşaltma yeni limana kayınca, eskinin o mavnaları artık yok…

Onların yerine gezi tekneleri geldi… Şu anda Gezi Tekneleri ile Balıkçı Tekneleri arasında sorunlar olduğu konuşuluyor…

Balıkçılar ile Gezi Tekneleri arasındaki sorunlar mutlaka çözülmelidir…

Bazı gezi teknelerinde çalışanlardan da benzer şekilde müşteri ilişkileri, kişisel bakım, yeterli yabancı dile sahip olmadıkları gibi konularda ve deyat müşterilerine kibar davranmadığına dair şikayetler mevcuttur…

SONUÇ…

Sürdürülebilir turizm için tehdit oluşturan sonuçları (izdiham, araç yoğunluğu, kültür varlığında aşınma ve yıpranma, duyarlı alanlarda uygun olmayan ziyaretçi davranışları gibi) tanımlamak ve etkilerini azaltmak amacı ile mutlaka Kaleiçi Danışma Kurulu oluşturulmalıdır.

Kurul üyeleri vizyoner, birikimli kişilerden oluşturulmalı, kişisel ya da kurumsal çıkar çatışmalarının olmayacağı garanti altına alınmalıdır. Bu kurulda Kaleiçi sakinlerinden, esnaftan kişilerde olmalıdır.

Kaleiçi’nin korunarak faydalanılması ve yaşatılması için en başta yerel halk, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ortak akılla hareket etmelidir...

Danışma kurulu gerek Kaleiçi’nin operasyonel yönetimine, gerek gelecek vizyonuna dair öneri niteliğinde kararlar almalıdır. Bu kararları, yetkili merciler ile görüşmeli, düğümlenmiş problemlerin çözümünde etkin rol almalıdır...

Çünkü Kaleiçi’nin koruma kullanma dengesi ve taşıma kapasitesine yönelik uzun vadeli kararlar alınması ve bu kararların uygulanması için güçlü bir iradeye ihtiyaç olacaktır.

Yukarıda bahsettiğim pek çok sorunun çözümü için bu ortak aklın geliştirdiği politikalar, politikadan uzak kararlılıkla hayata geçirilmeli ve uygulanmalıdır…

YAŞANABİLİR BİR KALEİÇİ İÇİ NASIL OLMALI?…

Tarihi çevrenin kalitesini geliştirerek…

Ziyaretçi deneyiminin kalitesini yükselterek…

Ziyaretçi sayısını ve akışını yöneterek…

Yerel topluma ve ekonomiye net yarar sağlayarak…

Bölgedeki diğer çekim merkezleriyle rekabet etmek yerine işbirliği yaparak, birbirini tamamlayan etkinliklerde buluşturarak…

Toplu kamu taşımacılığından en üst düzeyde yararlanarak…

Turizm sektörüne ulaşım için altyapı desteği sağlayarak…

Planın öncelikli hedefi olan koruma ile ilintili olarak, kültür varlığına sahip çıkan farklı yerel grup ve kuruluşların taleplerini dikkate alarak…

Ziyaretçilere kültür varlığına erişme, deneyimleme, aynı zamanda bilgi edinme ve öğrenme olanakları sağlarken, olası olumsuz etkileri en aza indirip ziyaretçi yaşantısının kalitesini
gözeterek…

Daha yaşanılabilir bir KALEİÇİ’ ne sahip olabiliriz…

KALEİÇİ BİR EĞLENCE MERKEZİ DEĞİLDİR…

Kaleiçi Antalya’nın kalbidir, yüzük taşıdır, göz bebeğidir…

Kaleiçi’nin tarihi Antalya’nın tarihidir…

Kaleiçi, antik değeri, tarihi, turizmi, daha birçok değeri içerisinde barındıran bir bütünlüktür…

Bu nedenlerle; Kaleiçi’nin Antalya’nın en değerli kültürel mirası olduğu, tüm diğer hizmet alanlarından daha öncelikli olduğu kesinlikle bilinmelidir…

Bu düşünceye tüm üst düzey yöneticiler, STK temsilcileri ve şehrin ileri gelenleri de inanmalı ve destek vermelidir…

Kaleiçi’nde her evin bir hikayesi vardır…

Önemli olan hikayeyi doğru yazmaktır…

ANTALYA’NIN TARİHİNİ TARİHİ KALEİÇİ YAZAR…

ÇÜNKÜ, KALEİÇİ’NDE GÜNEŞ HEP ERKEN DOĞAR…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları