MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Yörükoğlu süt

 




Kalbin Anahtarı

17.08.2015 05:39

Bir İzmir seyahatim esnasındaİzmir Ticaret Borsası’nın düzenlediği bir etkinliğe katılma fırsatım oldu.

Programın konuğu, Davranış Bilimleri Uzmanı & Yazar Aşkım Kapışmak idi. Kendisi ile bu toplantıda tanışma fırsatı buldum. Daha sonra özel şirketlerde gösteri ve seminerler düzenlediğini, ayrıca bireysel ve kurumsal danışmanlık eğitimleri de verdiğini öğrendim.

Oldukça güler yüzlü, akıcı konuşan, hoşsohbet birisi. Tek kişilik gösteri şeklindeki sunumunu İzmir Emniyet Müdürümüz ile birlikte sıkılmadan izledim.

Toplantı sonunda bana imzalayıp takdim ettiği “Kalbin Anahtarı” isimli kitabını okuma fırsatı bulduğumda daha çok ilgimi çekti. Burada verilen mesajları ana hatları ile kendi yorumlarımı da katarak sizinle paylaşmak isterim.

İnsan bazen yaşadıklarına anlam veremez. Karşılaştığı olaylar karşısında moral bozukluğu yaşar, hayalleri yıkılır. Ancak gün gelir kaybettiğini sandığı şeylerin hayatındaki büyük adımların basamağı olduğu anlaşılır.

Akıllı insan, çok konuşmak yerine hem kendisi hem de başkaları için fayda sağlayacak insanları konuşturandır. Çünkü “Senden daha iyi bilen her zaman vardır.”

Hayat ortalıkta huzurla gezdiğin bir bahçe değil artık, kurtların gizlendiği bir orman… Mevki makam sahibi de olsan acizliğini hisseden bir insansın, gözkapaklarına bile engel olamayan bir insan.

Yapacağınız hatalara pusu kurmuş insanlar çok etrafınızda. Onlar yanlışlarınızı avlamaya çalışırlar, hatalarınızla beslenirler. Çünkü damarlarında kıskançlık, kin, hırs ve bencillik dolaşır. Buna rağmen, hatalardan korkmayın. Hatalar çok tekrarlanmadıkça sürekli olarak öğretir.

Varlıklar hiyerarşisine göre yeryüzünde her şey kendisine hizmet için var olan, sadece insandır. Ancak İnsan, hiç bıkmadan görevlerini yerine getiren doğanın dengesini bozmaktadır. İnsanın yağmur yağmıyor, güneş ısıtmıyor, rüzgâr serinletmiyor diye kızmaya hakkı var mı? İnsanın iyileşmediği bir dünyada doğa hastalanır, kendine gelsin diye insanlar.

İnsan her söylediği sözün arkasında olmalı, başı dik bir şekilde, eğilip bükülmeden. Ne çekiyorsak en sevdiğimiz insanların elinden, dilinden, gözünden çekiyoruz. Samimiyetsiz dostlara kocaman bir hayır diyebilsek geçebileceğiz bu sınavdan.

Kalbi kendine dili başkasına çalışan insanlara dikkat etmek gerekir. Sürekli konuşan, yanınızda size abartılı bir şekilde övgüler düzen birçok insan, yanınızdan uzaklaşınca kalpleri sadece kendi çıkarları için atar.

İnsan asla dili ile övünmemelidir. Söylediği sözler kendisini bağladığından, eyleme dönüşmezse sıkıntı yaşar. Hayat, sürprizlerle doludur, onları talep ve sözlerle sınırlandırmamak gerekir.

Kendimiz için düşündüğümüz amaçlar çok yüksektir, ancak bunun için elimizden geleni yapmayız, vermeden almaya çalışırız hep. Hâlbuki hayat, sürekli alışveriş halindedir. Örneğin mutlu olmak için sadece sevmek yetmez, sevilmek de gereklidir.

Korkuların esiri olarak örülen kalın duvarların arkasına sığınarak yaşayanlar dışarısını göremez. İyi insan; yeri geldiğinde ses verir, kalemini kullanır, çalışır, üretir, bağırır, çığlık atar insanlık adına. Çünkü gün gelir, sessizliğin de hesabı sorulur. Hiçbir şeyi görmek istemeyen deve kuşu gibi kafayı kumlara gömerek ayakta kalınamaz.

Günümüzde insanlar, yakınlığı sadece iş ilişkileri ve menfaat odaklı olarak görmeye başlıyor. Dost, iyi ve kötü gününde yanında olandır. Başkalarının zayıflığından, mutsuzluğundan beslenen, bu durumda egosunu yükselten tipler ortalıklarda daha çok görünür oldu. Onlar öyle biridir ki sıkıntında yanında biter, derdini tasanı dinler. Ah ah, vah vah… Hepsi o kadar.

İnsan içinde hem iyiyi hem de kötüyü barındıran bir varlıktır. İnsan gözlerini doğruya ve güzele çeviremez ise gönlü farkında olmadan yanlışlıklara doğru kayabilir. Başka bir deyişle, inandığımız gibi yaşayamazsak, yaşadığımıza inanmaya başlıyoruz.

“Göz nereye bakar, gönül oraya akar;

Gönül nereye bakar, ayak oraya akar.” (Mevlana)

Haftaya “Kalbin Anahtarı” ile devam…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları