MY TV Türkiye Programları İçin Tıklayın

Yörükoğlu süt







Hem vallahi hem billahi mümkün

17.11.2022 12:04

Ülkemizin kaynaklarının bir kısmı yurt dışına kaçırılıyor mu?

Bu soruyu sıradan rastladığınız bir vatandaşa sorun.

Soruyu sorduğunuz her kişi elbette kaçırılıyor diyecektir ama, ne kadar olduğunu sorsanız yüzde biri dahi gerçek rakama yakın bir cevap veremeyecektir.

Bu soruyu Merkez Bankası başkanına sorsanız.

Size birçok Türk vatandaşının yurt dışında yaklaşık 500 Milyar Dolar [9.000.000.000.000][Dokuz trilyon lira.] kaynağı olduğunu söyleyecektir çünkü, sorulan soru üzerine bu cevabı vermiş. Bu miktar bir yıllık yurt içi gayrisafi milli hasılamızdan daha büyük bir rakam.

Para politikasının başında olan kişi bunu söylüyorsa inanacağız ve bu rakamın doğru olduğunu anlayacağız.

Bunu doğrulayan bir örnek vereceğim.

“Sadece Mayami’de 2019 öncesi 5 yılda 10.000 Türk vatandaşının 2 Milyon dolar ve üstü fiyatlı lüks konut aldığı ve toplam bedelin yaklaşık 20 Milyar dolar olduğunu yalanlanmamış yayınlardan anlıyoruz.

Bu örnek sadece Mayami ile ilgili.

Diğer ünlü turizm kentleri, vergi cenneti olarak adlandırılan yurt dışı bölgeler dikkate alındığında Merkez Bankası başkanının söylediği rakamın doğru olduğunu herkes anlamış olmalı.

 Peki bu kaynaklar yurt dışına nasıl gidiyor?

Kimisi yasal yollarla örneğin, Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 sayılı kararda iyi niyetlerle yapılmış değişikliklerin istismar edilmesiyle.

Vergi cennetlerine yasal yollarla sermaye transferiyle.

Gümrük giriş belgeleri şişirilmiş ithalat yöntemiyle.

[Kargo, valiz, uluslararası bankaların ülkemizdeki büroları vs. vasıtasıyla çıkarılanlar]  Şeklinde gayri yasal yollarla.

Peki bir kısmı nasıl tekrar ülkemize giriyor?

Hayali ihracat başta geliyor. Her yıl bir milyar lira artış var iken küresel ekonomik kriz olmasına rağmen % 52 artış olan 2008 yılı ihracatında olduğu gibi.

Bir de her iki yılda çıkan af yasalarıyla legal hale getiriliyor.

Potansiyel para yurt içinde nasıl elde ediliyor derseniz o da belli, bunları;

(Hayali stok, sahte fatura, belgesiz tahsilat, muhasebe hilesi, devralma, birleşme, yetersiz denetim, düzenlemelerdeki boşluklar, eküri mükellefiyet, bir birimlik işin devlet iki birim bedelle yapılması vs.)şeklinde sayabiliriz.

 En önemlisi;

Biz bu olumsuzluğu nasıl önleyeceğiz?

Bu olumsuzluğu, tek başına insan gücüyle önlemek mümkün değil.

Ama yöntemi yok değil.

Şöyle ki devlet aslında hazinenin üzerinde oturuyor ama gözünü kırptıkça altındaki hazinenin bir parçasını kaybediyor.

 Köklü bir vergi reformu gerekiyor. !

Hem yerli hem milli hem kendimize mahsus yöntemli olmalı bu reform.

Nasıl?

Bu reform; Hem kayıt dışını, hem vergi sistemimizi çökerten sahte faturacılığı sona erdirmeli.

Verginin hazineye aktarılmasında kötü niyetli mükelleflere  inisiyatif bırakmamalı.

En önemlisi vatandaşın üzerine ilave bir yük yüklememeli.

Vatandaşın vergi yükünü % 10 – 15 oranında azaltmalı yani KDV vergi oranı % 5 hatta daha az olmalı.% 5 oranlı vergi ile yaklaşık 500 Milyar Lira ilave hazine geliri sağlamalı.

Bu mümkün mü?

Elbette mümkün.

Hem vallahi hem billahi.

Buyursunlar anlatayım.

 

Yorumlar

  • 1

Erdal Yeşil dedi ki;

2022-11-17 12:22:22

Tebrik ederim.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Yorum Yap

    Yazarın Diğer Yazıları