MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Yörükoğlu süt




Gözünüzü kapatıp kulağınızı tıkarsanız ….!

07.09.2021 09:38

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanununun 5.Maddesinde [5/1-a, b, c] gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kanunda belirlenen esaslara göre artırımda bulunmaları halinde, artırılan döneme ilişkin daha sonra başka bir tarhiyatın yapılmayacağı hükmedilmiştir.

(c) bendinde yıllar itibarıyla belirlenmiş olan asgari limitler;

Gelir beyan etmeyen, beyanda bulunmayan mükellefler için vergilemeye esas alınacak asgari matrahlar [Örnek 2019 yılı için 112.400 TL] olarak belirlenmiş iken, aynı tutarlar yıllık beyanname ile kazanç beyan etmiş mükellefler için vergilemeye esas asgari matrah değil,[(a) BENDİNE GÖRE ARTIRDIKLARI MATRAH] ile kıyaslanacak tutar olarak belirlenmiştir.

Yani asgari tutarlar, gelir beyan etmeyen mükellefler için farklı, gelir beyan eden mükellefler için farklı anlamlar taşıyor. [Kanuna göre]

Bu önemli husus idare tarafından farklı, dolayısıyla yanlış yorumlandığı için dürüst mükellef aleyhine sonuçlar doğuruyor.

Peki, gelir beyan etmemiş mükellefler için kullanılmış olan VERGİLEMEYE ESAS ASGARİ MATRAH cümlesi yorum yapılmayacak netlikte iken gelir beyan etmiş mükellefler için farklı olarak kullanılan, asgari tutarın kıyaslanacağı belirtilen [(a) BENDİNE GÖRE ARTIRDIKLARI MATRAH] cümlesinden ne anlamalıyız.?

İdare, aynı bentte tamamen farklı anlamlar taşıyan şekilde kullanılmış bu cümleleri yanlış yorumlamış ve tebliğde örneklere de yansıtmış, asgari tutarı, yıllık beyanın hesaplanan asgari tutarı ile kıyaslayarak, yüksek olan tutarı matrah kabul edip vergilemeye esas almıştır.

Bunu yaparken kanunun adalet ilkesine uygun olması için birbirinden ayrı değerlendirdiği gelir beyanında bulunmuş ve gelir beyanında bulunmamış mükellefleri neredeyse birleştirmiş aynı şekilde vergilemeye tabi tutmuştur.

Aynı bentte yer almasına rağmen gelir beyan eden ve etmeyen iki tür mükellef için farklı ifadeler kullanılmasının özel bir amacı vardır. !

Atıfta bulunulan (a) bendinde; Yıllık beyannamelerde yer alan yıllık kurumlar vergisi matrahı ve bu matraha uygulanacak oranlar vardır.

Oran uygulanarak artırılacak olan matrah, yıllık beyannamedeki matrahtır.

(c) bendi hükmüne dikkat edilecek olursa, (a) bendine göre yapılan hesaplamanın sonucu değil bentte yer alan unsurlardan birisi olan, ARTIRILAN MATRAH’tan bahsedilmektedir, artırılan matrah da yıllık beyandır, bu çok açıktır. Artırılan matrahın bileşeni ise artandır.

Düzenlemede ARTAN / HESAPLANAN değil ARTIRILAN MATRAH ifadesi kullanılmıştır.

Bu çok önemlidir.

Uzatılan var ise bir de uzamış kısım vardır.

Büyütülen varsa bir de büyümüş kısmı vardır.

Çoğaltılan varsa bir de çoğalmış kısmı vardır.

Dolayısıyla artırılanın olduğu yerde birde artan olacaktır, bu nedenledir ki artırılana, artan kelimesindeki anlam yüklenemez, çünkü artan ayrıca vardır.

Kanunların temel amacı adaletin sağlanması değil mi? Bu bir ilkedir ve bu yönü ile de değerlendirme yapalım.

2801 Sayılı kanunun matrah artırımı ile ilgili hükümlerine baktığımızda gelir beyanında bulunan mükelleflerin asgari matrahı 25.000 TL belirlenmişken gelir beyan etmeyen mükelleflerin asgari matrahı yıllara göre 100.000-250.000 TL olarak belirlenmiş ve beyanda bulunanlara göre 4-10 kat fazla asgari matraha tekabül etmektedir.

Çünkü sorumluluklarını yerine getirmiş mükellefler daha önce gelir beyan ederek vergi ödemişlerdir.

Vergisini ödeyen mükellefin, gelir elde ettiği halde beyan etmeyen mükellef ile aynı asgari matrah beyan etmesi düşünülemez.

Zaten, 7326 Sayılı kanun da 2801 Sayılı kanun ile örtüşen hatta aynı nitelikte düzenlemedir.

O halde idarece yayımlanan tebliğdeki bazı örnekler kanunun lafzına uygun değildir hatalıdır.

 Bir de örnek yapalım.

2019 yılında 100.000 TL kazanç elde eden iki kurumlar vergisi mükellefinden birisinin gelirini beyan etmediğini, diğerinin beyan ederek kurumlar vergisi ödemiş olsun.

Vergi idaresi bu bilgilere göre 100.000 TL kurumlar vergisi beyan eden mükellefe; [100.000 x 20/100=] 20.000 TL artırım matrahı hesaplayıp112.400 TL asgari matrah ile kıyaslayarak, yüksek olan 112.400 TL üzerinden %15 oranıyla 16.860 TL artırıma ilişkin vergi salacaktır.

Kurum, yıllık beyannamesi ile de 20.000 TL Kurumlar vergisi de ödediğinden, yıllık geliri için artırım vergisi ile birlikte toplam 36.860 TL vergi ödemiş olmaktadır.

Sorumluluklarını hiç yerine getirmemiş ve gelirini beyan etmemiş aynı gelire sahip diğer mükellef ise VERGİLEMEYE ESAS ALINACAK MATRAH olarak 112.400 TL belirlendiğinden, belirlenmiş yüksek oran% 20üzerinden vergi hesabıyla, 22.480 TL vergi ödeyecektir.

Kanun, 2801 sayılı kanunda olduğu gibi sorumluluklarını yerine getirmiş mükellefleri mağdur etmeyecek bir sistem üzerine oturduğuna göre, görüldüğü üzere idarenin uygulamasıyla bu tersine dönmüş, dürüst olan mükellef hiç beyanda bulunmamış mükellefe göre aynı tutar kazanç için [36.860-22.480=] 14.380 TL fazla vergi ödemiş olmaktadır.

Bu, kanunun gerekçesine ve hukuka da aykırıdır.

Yani idarenin uygulaması; Kanunun lafzı, 2801 sayılı kanunun aynı konudaki hükmü, örnek hesaplamadan anlaşılacağı üzere tamamen hatalı ve hukuksuzdur.

Peki, daha önce gelir beyan etmiş mükellefler için uygulama kanuna göre nasıl olmalıdır?.

Yıllara göre belirlenmiş asgari tutar, kanunun lafzına uygun olarak, artırılacak matrah olan yıllık beyan ile kıyaslanacaktır.

Yüksek olan tutara, belirlenmiş artırım oranı uygulanıp artırım vergisine tabi tutulacaktır.

Şöyle ki; [Yıllık beyan 100.000 Küçüktür 112.400 Asgari tutardan]

[112.400 x 20/100=] 22.480 x % 15=3.372 TL artırıma ilişkin hesaplanacak vergidir. [İdare bunu 16.860 TL olarak hesaplamaktadır.]

Yıllık beyanda ödenen kurumlar vergisi 20.000 TL olduğuna göre;

Toplam ödemiş olduğu vergi [20.000 + 3.372 =] 23.372 TL olacaktır.

Gelir beyan etmeyen mükellefin artırıma ilişkin vergisi, kendisi için belirlenmiş vergilemeye esas matrah üzerinden 22.480 TL olduğuna göre, iddiamız doğrultusunda yapılacak hesaplama ile ancak adil bir vergileme söz konusu olmaktadır. Bu mağduriyet 2019 yılı için 562.000 TL’na kadar yıllık kurum kazancı beyan etmiş mükelleflerin tamamını ilgilendirmektedir.

Bakanlık, elbette kendi uygulamasının doğru olduğun söyleyecektir ancak, kanunun lafzı, ruhu, örnek hesaplama ve aynı içeriği olan daha önce uygulanmış 2801 Sayılı kanun hükümleri dikkate alındığında anlaşılacağı üzere;

Kanun lafzında kurumlar ve gelir vergisi artırımı yönünden hata olmamakla birlikte, yazım tekniğinin değişmiş olmasından dolayı tereddüt oluşabilmekte ve kanun hükmünü anlayabilmek için özel gayret ve çok dikkatli okumayı gerektirmektedir. [KDV yönünden artırımda da hukuksuzluklar olup bu hususa değinilmemiştir.]

Hata, idarece yayımlanmış olduğu tebliğdeki bazı örneklerden kaynaklanmaktadır.

Binlerce ilgili S.T.K mensubu, maliyenin soğuk yüzü ile karşılaşmamak için fark etmek istememiş olabilir ancak, binlerce denetim elemanı ve yöneticisi olan bakanlık, binlerce mükellefi ilgilendiren bu uygulamasını umarım yeniden gözden geçirir.

Tabi bu benim değerlendirmem.!

Takdir sizin.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları