MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Yörükoğlu süt

1 Mayıs konyaaltı

1 mayıs

Fenix center




Birleştirici Demokrasi

12.01.2015 07:22

Bilindiği gibi kamu, piyasa ve sivil toplum üç farklı etkinlik alanıdır. Sivil toplum, aralarındaki ilişki ve işbirliğine rağmen, siyasal alan ile ekonominin yönlendirildiği piyasanın dışındadır. Bazen bu alan, sosyal sermaye açısından güçlü olduğundan üçüncü sektör olarak da adlandırılır.

Sivil toplum; devleti yönetenlerin kontrolünde olmayan yani bağımsız, gönüllü örgütlenmeye dayanan, kar amacı gütmeyen ve kendi kendini yöneten bir yapıya sahiptir.

Bazı düşünürler, devlet, sivil toplum ve piyasa arasında kesin bir ayrım olduğunu düşünmektedir. Bunlar arasındaki ilişkilerin, çıkarlar uyuşmadığı anda her an çatışmaya dönebileceğini ifade ederler.

Günümüzde toplumsal sorunların çözümü için, devlet ile sivil toplumun işbirliği içerisinde olması, bu işbirliğinin sağlanması için de gerekli düzenlemelerin yapılması fikri giderek yaygınlaşmaktadır.

Demokrasiye dayalı, yönetilenlerin katılımına ve fikirlerine önem veren bir sistemin oluşması; kamu ve özel alandaki tarafların demokrasi anlayışının gelişmesine, katı hiyerarşik yapılarının değişmesine bağlıdır. Burada demokrasinin demokratikleştirilmesi düşüncesi de çıkabilir.

Son yıllarda temsili demokrasi ile yönetilen ülkelerin içine girdiği ekonomik ve ideolojik krizler, bu kavramı tartışmaya açmış görünmektedir.

Birleştirici demokrasi anlayışı; sivil toplumu, devletin önünde tutan bir modeli yansıtır. Kamu gücünü elinde tutan devlet, toplumda güvenlik ve barışı sağlamak, temel hak ve özgürlükleri korumak, adil ve adaletli olmak gibi görevleri üstlenir.

Birleştirici demokrasi modelinde devlet, yerel grupları ve STK’ları birlikte hareket etmeye teşvik etmekte, toplumsal sorunları yerel oluşumlarla müzakere ederek, onlardan gelen çözüm önerilerini dikkate almaktadır. Başka bir deyişle, farklı çözümler deneyen bir yapıdır. Ayrıca, bu kuruluşların (STK) üyelerine hizmet sağlamaları için kamu fonlarından yararlanmalarını mümkün kılmaktadır.

Birleştirici demokraside, denetimden çıkmış, hukukun ilkelerinden sapmış bir devlet ile para gücünü elinde tutan piyasanın sivil toplum aracılığıyla kontrol altına alınması düşüncesi vardır. Burada sivil toplum bir denge unsurudur. Gelişmiş bir sivil toplum, piyasa ile kamu gücünün hukuk dışına çıkarak toplum aleyhine uygulamalarda bulunmasının önüne geçebilir.

Birleştirici demokrasi idealinin gerçekleşmesi için bazı koşulların oluşması gerekir.

Birleştirici demokraside halk egemenliği ve siyasal eşitlik en önemli iki koşuldur. Bunların yanında yurttaşlar arasında eşitlik ilkesine büyük önem verir.

Yeterli toplumsal refahın sağlanması ve demokratik bilincin gelişmesi, toplumda sivil düşünce ruhunun canlanmasını sağlar. Ekonomik bağımsızlığı olan, özgür ve eşit bireyler bir araya gelerek politika aracılığıyla toplumu yeniden yapılandırabilir.

Sivil toplumun gelişmesi için toplumsal güvenin sağlanması gerekir. Kendilerini güvensiz hisseden ve gelecek endişesi taşıyan insanlar özgür tercihlerde bulunamamaktadır. Bireylerin sivil toplum kuruluşlarında diğer insanlarla bir araya gelip sosyal sorumluluk projeleri üretebilmeleri için güven düzeyinin yüksek olması gerekir. Dünya Değerler Araştırması verileri, ülkemizde yaşayan insanların güven düzeyinin çok düşük olduğunu göstermektedir.

Birleştirici demokraside, devletin toplumu kontrol eden değil, kontrol edilen bir konumda olması tercih edilir. Siyaset stratejisinin merkezine devlet yerine, sivil toplum oturtulmuştur. Devlet merkezli oluşumların toplumu otoriter ya da totaliter sistemlere götüreceği düşünülür. Devlet yapılanmasının demokratik olması, yani yerel unsurların yönetime katılması ve merkeziyetçilikten uzaklaşılması birleştirici demokrasinin en önemli koşullarındadır.

Birleştirici demokrasinin yerleşebilmesi için çoğulcu, katılımcı ve demokratik müzakereye dayalı bir kamusal alan geleneğinin olması gerekir. Bu alanda ötekileştirme, ırk, cinsiyet ve inanç ayrımcılığına fırsat verilmez. Farklı kimlik ve kültürlere sorgulama, tartışma ve uzlaşama fırsatları yaratılır.

Sivil toplumla bütünleşmeyen bir kamusal alan, devlet erkânının varlık ve söylem alanına dönüşür. Birleştirici demokraside, kamusal alanın sivil toplumla özdeşleşmesi için, devlet gerekli düzenlemeleri yapmak, temel insan haklarını ve bireysel özgürlükleri güvence altına almakla yükümlüdür.

Bugünün devasa sorunlarını çözmede ne devlet, ne piyasa ne de sivil toplum kuruluşları tek başına etkili olabiliyor. Devletin kamu gücü, piyasanın parası ve sivil toplumun sosyal sermayesi bir araya gelmeli, işbirliği ve ortaklık temelinde güçlerini birleştirerek topluma hizmet etmelidirler.

Dünyada olaylar her gün değişiyor, gelişiyor ve dönüşüyor. Yeni toplumsal hareketler ve yeni siyaset anlayışı mutlaka toplum merkezli olmak zorundadır. Sivil toplum yapılarına olduğundan fazla değer yüklemek ne kadar yanlışsa, onları yok saymak ya da dikkate almamak o kadar yanlıştır. Ülkemizde sivil toplum kuruluşları sorunları ve yapıları gereği işlevlerini tam olarak yerine getirememekte, birçok alanda etkisiz kalmaktadır.

Sivil toplum ve STK’lar demokrasinin güçlendirilmesi ve gelişimi için vazgeçilmez unsurlardır. Bunun sağlanması için demokratik kurumların iyileştirilmesi, siyasi aktörlerin demokratik tutumları desteklemeleri, sosyal ve ekonomik ortamın oluşturulması gerekir.

Şunu da hatırlatmak gerekir ki, her topluma uyacak bir demokrasi modeli yoktur. Birleştirici demokrasi modeli ile devlet-piyasa ve sivil toplum ilişkisinin demokrasi odaklı kurgulanması ve sivil toplumun etkinliğinin artırılması hedeflenmiştir.

Türkiye artık çok değişmiştir. Her şeyi bilen, halk için her şeyi düşünen, ülke menfaatlerini sadece kendisinin koruduğunu zanneden, özgürlüklerin sınırlarını evrensel değerlerden ziyade, kişisel düşüncelerine göre belirleyen, bürokratik devlet anlayışını kabul etmiyor. Devletine güvenmeyen bir millet, vatandaşına güven duymayan, şüphe ile yaklaşan bir devlet olabilir mi?

Demokrasilerde doğru olan beklenti ve taleplerin toplumdan gelmesi, belli bir süzgeçten geçirilerek doğru olanın yapılmasıdır. Bürokrasiden gelen, altın tepsi içerisinde sunulan kısıtlı özgürlükler ülkenin önünü açmaya yetmiyor.

Ülkemiz insanı klasik demokrasi kalıplarının kırılmasını, ileri demokrasi, müzakereci demokrasi ya da birleştirici demokrasi, adını ne koyarsanız koyun demokrasinin demokratikleşmesini talep ediyor. Huzur ve barış adına…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları