MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Konyaaltı Belediyesi

Yörükoğlu süt




Andızlı’dan kaçamayız…

12.04.2021 10:33

Çocukluk yıllarımda mutlaka bayram arifesinde Kaleiçi’nden komşularla Andızlı mezarlığına ebediyete intikal etmiş yakınlarımızın ziyaretine gidilirdi…

Hepsi de nurlar içinde yatsın, Annem, Babam, Komşumuz Süheyla Ablam ve ben, yine bir arife günü ziyaretinde idik. Süheyla Ablam babama dönerek “Hilmi Abi bu Hüve’l- baki sülalesi ne kadar kalabalıkmış, her mezar taşında Hüve’-l baki yazıyor” deyince, babam önce gülmüş sonra da “Hüve'l-bâkī” ölümsüz ve ebedî olan sadece O'dur anlamını ifade etmektedir” demişti…

Çocukluk yıllarımdan beri sürekli mezarlıkları ziyaret ederim. Benim için bir terapidir. Dünyayı algılamam ve yaşam felsefem açısından bana birçok hatırlatmalarda bulunur. Belli bilgiler yanında psikolojik bir dinginlik ve rahatlık verir…

Martin Luter “ Mezarlıklar ölüler için dua etmekten çok, hayatta olanların anılarını tazeledikleri bir yerdir” diye boşuna söylememiş…

Özellikle bu konuda Antalya Andızlı Mezarlığı, birçok yönden örneği çok az bulunacak mezarlıklardan birisidir.

ANDIZLI MEZARLIĞI, ANTALYA’NIN ÖNEMLİ BİR ARŞİV DEPOSUDUR…

Antalya’nın dünü ile ilgili sosyal, bilimsel, kültürel verileri alabileceğimiz özel bir kütüphanedir.

Antalya’nın geçmişten günümüze ölüm ve mezar kültürünü anlamamız açısından da önemli bir kaynak özelliği taşımaktadır.

ESKİDEN ANTALYA’MIZIN HER TERAFINDA KÜÇÜKLÜ, BÜYÜKLÜ MEZARLIKLAR VARDI…

Belediyelerin yapmış olduğu iskan çalışmaları sırasında maalesef çoğunu eve, çarşıya, yola dönüştürerek bitirdik.

ESKİ OTOGAR’IN YANINDAKİ ANDIZLI MEZARLIĞININ DA ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ İSKAN’A KURBAN EDİLDİ…

Bugün için yaklaşık 130 dönümlük bir sahayı kaplayan Andızlı Mezarlığı, betonlaşmış kentin içerisinde adeta bir vahadır…

İlk adım attığınızda sizi büyük bir sessizlik, serinlik, botanik ve ağaç müzesi zenginliği ile karşılar…

KENDİNİZİ BİR AĞAÇ MÜZESİNİN İÇERİSİNDE BULURSUNUZ…

İçerinde bulunan kırktan fazla ağaç türü ile birçok ormanda bile bulunmayan çeşitlilik, sadece tarihi değil, aynı zamanda doğal zenginliği de içerisinde barındırmakta ve Antalya’mızın doğal güzelliğini yansıtmaktadır…

Andız, Selvi, Zeytin, Çınar, Ceviz, Meşe çeşitleri, Hatay Safranı, Limon, Erik, Badem, Okaliptüs, Çam, Mandalina, Limon, Portakal, Turunç, Keçiboynuzu, İncir, Dut, Yeni Dünya, Çitlenbik, Mersin,

Muşmula, İğde, Tesbih Ağacı, Söğüt, Kauçuk ve daha birçok çeşidi ile bir orman müzesi, Sarmaşık, gül, zambak, nane, yasemin, papatya, karanfil, Begonvil, Aslanağzı, kasımpatı gibi daha bir çok çeşidi ile de bir botanik bahçesidir…

TOPLUMUMUZUN KÜLTÜRÜNDE, MEZARLIKLAR KUTSALLIK TAŞIYAN YERLER OLARAK TANINIR…

Andızlı Mezarlığının bugünkü kapladığı alanda tahmini olarak yüz binin üzerinde kişi gömülü bulunmaktadır.

Bunun yanında otuz binden fazla da “Şahide Taşı” bulunmaktadır…

ŞAHİDE TAŞLARI BİZE ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLER VEREN BİR HAZİNEDİR…

Özellikle eski mezar taşları, Antalya’nın mezar kültürünü yansıtan belge niteliğindedir.

Yapılan iskan çalışmaları sırasında çok önemli bilgiler taşıyan, yaklaşık beş yüz yıllık tarihi anlatan “şahide taşları” nın bir kısmı şu anda Antalya Arkeoloji Müzesinde korunmaya alınmışsa da maalesef büyük bir kısmı yok olmuştur…

ANDIZLI’DAN İÇERİ ADIMINIZI ATINCA ÇOK SESSİZ VE GÖRKEMLİ BİR DÜNYADA BULURSUNUZ KENDİNİZİ…

Kimisi Vali, Belediye Başkanı, Milletvekili, kimisi doktor, mühendis, öğretmen, esnaf, memur, işçi, emekliye ait, en gösterişlisinden, en sadesine çeşitli mermerlerden veya taşlardan yapılmış sanatsal boyutta mezar taşları…

İçeriye adım attığınızda, beş yüz yıllık bir tarih; edebiyatıyla, kültürüyle ve sanatsal verileriyle sanki bir sinema filmi gibi gözlerinizin önündedir…
Sizi duygulandıracak, düşündürecek, hoş görüye yönelmenizi sağlayacak bir terapinin içerisinde buluverirsiniz kendinizi…

“HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR…”

İstanbul’ da yaşadığım yıllarda günde iki defa geçtiğim Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kapısına 2002 yılında Kuran-ı Kerim’deki bir ayetten alınma bu cümle yazılmıştı…

Önünden geçen herkese sanki “hişt ben buradayım” diyordu…

Ölüm, herkes için ne uzak, ne yakın… Önemli olan yaşarken süreci doğru yönetmek…

ANDIZLI’ DA DOĞASI, KÜLTÜRÜ, TARİHİ VE MEZAR TAŞLARINDAKİ MESAJLAR İLE BİR HAZİNEDİR…

Her mezarın farklı bir karakteri, farklı çiçekleri, farklı dekoru, farklı isimi vardır…

Her mezarın içine aldığı farklı bir yaşam ve de verdiği farklı bir mesaj vardır…

O kadar çok mesaj var ki;

“Kanma bu dünyanın fendine, sende bir eser bırak kendine.
Teveccühüm Hakkadır, zannetme bir şakadır,
Şu dünya dedikleri, eğreti bir hırkadır…
“yazıyor bir mezar taşında, dünyada bıraktığın eserlerle anılırsın diyor…

Bir diğerinde;

“Vakit çok erken derken kendine,
Elveda bile diyemezsin, çekip giderken…”diyerek, her an her şey olabilir, gönlünce yaşa demek istiyor…

Bir diğeri de onu doğruluyor,

“Ölmek değildir, hayatımızın en müşkül işi,
Müşkül odur ki, yaşarken ölmüştür kişi…” diyerek, yaşayan ölülere ithafta bulunuyor…

ARKADAN YAZILAN MESAJLAR…

Özlemi, hasreti, sevgiyi ifade eden mesajlarda var…

“Sen koca bir çınar, biz o çınardan düşen yüzlerce yaprak olduk…” yazıyor bir mezar taşında…

Bir diğerinde,

“Gözlerimden yüzün, Kulaklarımdan sesin, Silinmedi senelerdir…”diyerek unutulmaz şarkı sözleri ile özlemi dile getiriyor.

BABA VE ANNE İÇİN YAZILAN MESAJLAR…

Bir evlat, babaya sesleniyor ;

“Böyle bir dünyada seninle yaşamak varken,
Böyle senden uzak kalmak gücüme gidiyor,
Senin verdiklerini seninle paylaşmak varken,
Seni sensiz yaşamak içime sinmiyor…”

Başka bir evlat da anne hasretini dile getiriyor,

“Artık göremeyeceğiz biliyorum.
Her gece rüyama gel diyorum,
Cennetin için dua ediyorum,
Yokluğuna alışamadım Annem…”

HENÜZ YAŞAMA TUTUNAMADAN GÖÇ EDEN SABİLER VAR…

Şöyle yazıyor mezar taşında;

“Ana rahminden geldik pazara,
Bir kefen aldık döndük mezara…”

TRAFİK KAZASINDA YOK OLAN YAŞAMLAR VAR…

“Araba araba derdi,
Can gibi severdi,

Son nefesini de,
Arabasında verdi…”

Her mesaj yaşamdan bir örnek…

SİZDE ZİYARET EDİN YAKINLARINIZI…

Ziyaret ederken farkındalığına varın hala nefes alabildiğinizin…

Özellikle son bir yıldır, hayatın bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen, güzel ve sonuna kadar deneyimlememiz gereken bir hediye olduğunu düşünün…

Her bir mezar taşının bir yaşamı simgelediğini, anıları, mutlulukları, hüzünleri, sırları, zorlukları ifade ettiğini unutmayın…

ETRAFINIZDA YATAN KİŞİLERİN SORUNLARI ARTIK YOK…

O yüzden hayatınızda sorunlara takılıp kalmayın.

Bir kütüphaneden daha sessiz bir yerdesiniz. Kuş ve böcek sesleri de sizi rahatlatmaya yardımcı olacak, işte Meditasyon için harika bir ortam.

EN GÜZEL İYİLİK KARŞILIKSIZ YAPILANDIR…

Bazı mezarların üstünün çok kuru, solmuş çiçekler göreceksiniz, siz orada yatan kişinin yakınlarının unuttuğu vefayı o solmuş çiçekleri sulayarak gösterin…

HAYATIMIZ BOYUNCA HEP YA BİR YERLERE YETİŞMEYE, YA DA BİR YERLERDEN KAÇMAYA ÇALIŞTIK…

Fakat ölümden kaçılmaz…

“Tek bir erdem vardır, Adalet.
Tek bir görev vardır, Mutlu olmak.
Tek bir sonuç vardır, ölümü kabullenmek…”  diyor, Fransız yazar ve filozof Diderot…

Yapmamız gereken de bu…

ANDIZLI’yı unutmamak, fakat HAYATI DA EN İYİ ŞEKİLDE YAŞAMAYA ÇALIŞMAK…

Mutlu ve Sağlıklı yaşamlar diliyorum…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları