banner302


banner292
banner129

Sevgili okurlar bugün size hergün on binlerce kişinin denize girip yüzdüğü, güneşlendiği, bisiklete bindiği, buluştuğu, yürüyüş yaptığı,dinlendiği, özetle huzur bulduğu ancak son zamanlarda davalarıyla adından söz ettiren Konyaaltı sahilini anlatacağım. 

Her şeyden önce şunu belirteyim. İlçeye adını veren Konyaaltı sahilinde hergün olmasa bile, sık sık yürüyüşe çıkarım. Bazen bisikletime atlar gezerim. Bazen de mayomu giyer yüzerim.  Sedece ben değil, benim gibi her gün on binlerce insan soluğu sahilde alıyor.  

Sahil Antalya Yaşam Parkı Projesi, öyle ya da böyle Konyaaltı sahilinin cazibesini kat kat arttırmıştır. Bunu bizzat 15 yıldır Konyaaltı’nda yaşayan, meydana gelen değişimleri bizzat gözlemleyen biri olarak söylüyorum.

Çocukluğumda Konyaaltı’na gitmeye çekinirdim. Konyaaltı yerine şimdiki Kaleiçi Yat limanındaki İskelede “Kumluk” denilen yerde denize girerdim. Çünkü Kumlukta su birden derinleşmiyordu. Konyaaltı gibi dalgalı da değildi.  

Ayrıca o dönemde sokaklar gibi plajlar da ideolojik olarak ayrışmıştı. Konyaaltı’nın Halk plajları da öyleydi. Konyaaltı varyantından sonra başlayan beyaz renkli obalardan sonra 1970’li yılların ortalarında açılan Halk plajları vardı. Adı halk plajıydı ama, plaj sol görüşlülerin hakimiyeti altındaydı. Karşıt görüşlü biri plaja gittiğinde kavgalar çıkıyordu. 

Bir keresinde (5’inci halk plajındaydı sanırım) güneşlenirken  “Vurun faşiste” diye bir ses duymuştum.  Sese doğru dönüp baktığımda eline taşı alan kim varsa,arkasına bile bakmadan kaçan mayolu bir genci kovalıyordu. Oysa taşlayanların çoğukovaladıkları o mayolu genci belki de hiç tanımıyorlardı. Hayatlarında ilk kez görmüşlerdi belki de. Ama taşlamaları için “Faşist” denilmesi yeterliydi. 

O dönemde tarafsız kalmak da mümkün değildi. “Taraf olmayan bertaraf olur” sözü misali sağa da, sola da karışmayan “ya bizdensin ya değil” mantığıyla her iki tarafın da hedefi oluyorlardı çünkü.

Ama belki de en güzeli o dönemde çocuk olmaktı.Biz çocuk olduğumuz için kimse dokunmuyordu. Ama yaşananları görünce korkuyorduk. O yıllarda ben daha 11-12 yaşlarında bir çocuktum. “Faşist nedir, komünist nedir” bilmezdim.Ama siyasi kavgalardan ve dalgalardan korktuğum için Konyaaltı yerine iskeledeki kumlukta denize girmeyi daha çok seviyordum.  

Ayrıca o yıllarda Konyaaltı’na ulaşım da öyle pek kolay değildi. Yıkılan Süleyman Erol Yüzme havuzundan sonra sahilde yaz aylarında bile in-cin top oynardı. Issız yerleri daha çok şalvarıyla ya da iç çamaşırlarıyla denize giren vatandaşlar tercih ederdi.

Hatta Zeytinköylüler o yıllardan kalma alışkanlıklarının etkisiyle bugün de Boğa çayının altında denize girmeye devam ediyorlar. Öyle bir yerdi 1970’li yıllarda Konyaaltı sahili.

Plajlardaki sağ sol kavgaları 12 eylül 1980 darbesinden sonra son bulmuştu. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Askeri rejimin Antalya’daki ilk icraatı dönemin CHP’li belediye başkanı Selahattin Tonguç döneminde Konyaaltı’ndaki obalarda barındırılan aralarında Mehmet Aksoy ile Orhan Taylan gibi sanatçıların yaptığı resimleri sildirip heykelleri kaldırmak olmuştu. 

Darbenin ardından Kaleiçi’ndeki Kumluk betonla doldurulup rıhtım haline getirilmişti. Çevredeki yapılar ise restore edilip 1980’lerin ortalarında turizme açılmıştı.
 Artık iskelede yüzebileceğimiz kumluk kalmamıştı. Konyaaltı sahilinde ideolojik kavgalara sahne olan plajlar ise kaldırılıp gazinolar, restoranlar açılmıştı. Belki de darbeyi meşrulaştırmak için, belki de darbecilere yaranmak içinKonyaaltı Caddesi’nin adı dao dönemde “Kenan Evren Bulvarı”olarak değiştirilmişti. 

Konyaaltı’ndaki Açık hava tiyatrosunun yanındaki ağaçlık alana ise “12 Eylül Koruluğu” adı verilmişti. Hatta koruluğun yanında inşa edilen Açık hava tiyatrosu da “12 Eylül tiyatrosu” olarak anılmaya başlanmıştı. 12 Eylül bir tiyatro değildi, kanlı bir darbeydi ama bir tiyatroya bile isim oluvermişti. Artık Konyaaltı’na gitmeye başlamıştık. Üstelik yüzmeyi de bata- çıka öğrenmiştim artık. 

 O yıllarda bu sahile neden Konyaaltı adı verildiğini hep merak etmiştim. “Konya nere? Antalya  nere?  Bu sahile neden Konyaaltı adını vermişler acaba” diyordum.

Sahilin arkasında Arapsuyu köyü vardı. Nitekim Arapsuyu isminin de Mısır’dan gelen göçmenlere ait araziden geçen bir dereden geldiğini duymuştum. Yani ‘Arapsuyu’ denmesinin bir nedeni vardı. Peki “Konyaaltı ismi nereden geliyordu acaba?”  “Koy altı” adından geldiğini söyleyenler de vardı. Ama bu benim kafama pek yatmıyordu Yani “Koy altı” kelimesinin zamanla Konyaaltı’na dönüşmesi hiç mantıklı gelmiyordu. 

Yıllarca Konyaaltı isminin nereden geldiğine ilişkin kafamı kurcalayan sorunun yanıtını bulamamıştım. Taaki vefat etmeden önce Adnan Selekler’le  yaptığım telefon görüşmesine kadar.

Benim gazetecilik hayatımın çoğu Akşam Gazetesinde geçmiştir. 2002’nin başından 2014 yılının temmuz ayına kadar Akşam Gazetesi’nde çalıştım. O yıllarda Meltem Mahallesindeki mülkiyet davasıyla bir haber hazırlıyordum. O davanın taraflarından biri de Antalya’nın tarihi çınarlarından rahmetli Adnan Selekler idi. Kendisiyle telefonla konuşmuştum. Adnan Selekler,o telefon görüşmemizde Meltem mahallesindeki mülkiyet davasını anlatırken bu bölgenin geçmişiyle ilgili bilgilerini de benimle paylaşmıştı. Mahalleye denizden esen meltem rüzgarından dolayı “Meltem Mahallesi” adının verildiğini anlatmıştı.Adnan Selekler Antalya’nın Osmanlı döneminde Konya Vilayetine bağlı bir sancak olduğunu belirterek, “Antalya’nın askerlik çağına gelen gençleri de şimdiki Meltem  Mahallesi’nin kurulu olduğu bir alanda toplanıyordu. Orada bir araya getirilen çocuklar askerlik görevlerini yerine getirmeleri için Konya’ya gönderiliyordu. Yani burası Konya’nın altı idi. Konyaaltı ismi buradan geliyor. Aşağıdaki sahile de bu yüzden Konyaaltı sahili denilmeye başlanmıştı” demişti. Benim çocukluğumda da Meltem Mahallesi taşlık çalılık bomboş bir araziydi. 

“Konyaaltı ismi nereden geliyor” diye yıllardır yanıtını bulamadığım sorunun cevabını rahmetli Adnan Selekler telefon konuşmamızda Meltem Mahallesi’nin geçmişini anlatırken söylemişti. Artık sorumun cevabını bulmuştum.

1989 ile 1999 yılları arasında Belediye başkanlığı yapan Şimdiki İYİ Parti Milletvekili Hasan Subaşı’nın belediye başkanlığı döneminde ise içinde AKM ve Cam Piramit’in de bulunduğu park ile birlikte Konyaaltı sahilinde düzenleme yapılmıştı. Sahildeki restoranlardan biri olan 7 Mehmet de şimdiki yerine taşınmıştı. Sahilin Konyaaltı varyantından eskiden öğretmenler plajı olarak bilinen Dumlupınar Bulvarına kadar kısmı ise bir bütün olarak yap işlet devret modeliyle bir firmaya ihale edilmişti. Firma da bir bütün olarak aldığı alanı etap etap işletmecilere kiraya vermişti. 

Şimdi ANET’in yaptığı gibi  işletmeci firma tarafından otopark ücreti alınmaya başlanması üzerine o dönemde bu uygulamayı “Deli Dumrul” köprüsüne benzetenler olmuştu. Bu firmanın sözleşme süresi bittikten sonra bu kez bu alana Beach Park yapılmıştı. Eskiden yapılanlar yıkılıp sahilde yeni tesisler inşa edilmişti. 
Sahilin Öğretmenler plajından sonraki etabı ise  hatırladığım kadarıyla 1994’te kurulan Konyaaltı Belediyesi’nin sorumluluğundaydı. Sahilde çok sayıda salaş işletme vardı.Mafyatik bir düzen oluşmuştu.  Muhittin Böcek’in Konyaaltı Belediye Başkanı seçildiği 1999 yılından sonra salaş yapılardan temizlenen bu bölge, bir başka şirkete bir bütün halinde yap işlet devret modeliyle ihale edilmişti. Ancak projeye göre 6 metrekare olması gereken kaldırım üstündeki büfeler devasa boyutlara ulaşmıştı. 

Nihayetinde bu firmanın işletme süresi dolduktan sonra, Milli Emlak Müdürlüğü sahilin birinci etabı ile 2’inci etabını bir bütün halinde Menderes Türel’in başkan olduğu dönemde 2016 yılında Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis etti. 

Büyükşehir Belediyesi de 30 yıl süreyle kiraladığı yaklaşık 1 milyon metrekare büyüklüğündeki 7 kilometre uzunluğu olan bu kıyı bandında 200 milyon liranın üzerindeki bir harcamayla yaya ve bisiklet yolları, basketbol sahaları, tenis kortları,  açık alan spor aletleri, kaykay, paten parkı,  çocuk oyun alanları, 350 kişilik amfi tiyatro, 10 bin kişi kapasiteli etkinlik  çayırı ile kiraya verilip gelir getirmesi için   26 plajla 80 kadar dükkandan oluşan  büfe, kafe, restoran gibi işletmeyi bir bütün halinde ihaleye verdi. İhaleyi Hülya Koçyiğit’in damadının  ortağı olduğu ALSE firmasının kazanması ise tartışmaları da beraberinde getirdi. 
2019  yılı mart ayında yapılan seçimleri Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı Menderes Türel’in  kaybedip Muhittin Böcek’in kazanması üzerine ihalenin iptali ve kira sözleşmesininfeshi talebiyle iki ayrı dava açıldı. Bu yargılama sürecinde yaşananlar geçen 15 haziranda Akdeniz Gazeteciler Federasyonu ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni'nin  My TV’de hazırlayıp sunduğu proğramda masaya yatırıldı. Proğrama Konyaaltı sahilindeki bazı alt kiracıların avukatlığını yapan Avukat Ersen Göksan  konuk oldu. 

O proğramda Avukat Ersen Göksan İhalenin iptal edilmesi istemiyle İdare Mahkemesi’nde açılan davayla ilgili son karar merci olan Danıştay’ın Büyükşehir Belediyesi’nin talebini reddettiğini açıkladı. Özetle ihalenin feshiyle ilgili konuda Büyükşehir Belediyesi’nin bu aşamadan sonra hukuken yapacağı bir şey kalmamış. Avukat Ersen Göksan,  kirasözleşmesine aykırı uygulamalarve  işgal gibi gerekçelerle ALSE Firmasıyla yapılan  kira sözleşmesinin feshine ilişkin Sulh hukuk mahkemesinde açılan davayı ise  belediyeninkazandığını söyledi. Bu konuda hukuki sürecin  ise tamamlanmadığına dikkat çeken Avukat Göksan, karara ALSE firmasının itiraz hakkının olduğunu söyledi. 

 Yani Sulh hukuk mahkemesinin verdiği karar temyiz edilip İstinaf mahkemesine taşınacak. Belki de oradan da konu Yargıtay’a taşınacak. Belki de davanın sonuçlanması yıllar alacak. Ama böyle ihtilaflı ortamlar mafyatik oluşumlara zemin hazırlayabiliyor. 

Antalya’daki mülkiyeti, imar planı sorunlu yerlere bakıldığında ne demek istediğim anlaşılacaktır. En somut örneği Zeytinköy’dür. 

Sadece Zeytinköy mü?  Antalya’daki sorunlu, mülkiyeti ihtilaflı, davalık, hisseli arsalara, arazilere bir bakın. Buralara kimler nasıl çöreklenmişler mesela.  

Konyaaltı sahilinin böyle bir ortama sürüklenmesini eminim kimse arzu etmez. Ben 15 yıldır Konyaaltı’nda ikamet ediyorum. Muhittin Böcek’in 1999’dan 2019 seçimlerine kadar Konyaaltı’nı nereden nereye getirdiğini de en iyi bilenlerden biriyimdir. KendisiKonyaaltı’ndaki  başarılı hizmetlerinden dolayı 2019 seçimlerinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmıştır. Doğup büyüdüğü Konyaaltı’na 20 yıl aralıksız belediye başkanlığı yapan Muhittin Böcek eminimki herkesten fazla Konyaaltı sevdalısıdır. 

Özetle…

29 haziran günü sahilde dolaşırken elinde ölçüm cihazlarıyla plajda  tespit yapan elemanlar gördüm. “İşgallari mi tespit ediyorsunuz” diye sordum. “Aynen öyle” yanıtını aldım. 1 milyon metrekarelik alanda toplam işletmecilerin tasarrufunda olan yer öğrendiğim kadarıyla 34 bin metrekareymiş. Yani 966 bin metrekarelik alan vatandaşın ücretsiz olarak yararlanabildiği alan.  

Fakat oturunca bir bakıyorsunuz sahilde midyeciler, çekirdekçiler, mısırcılar, tatlıcılar, pamuk şekercileri görüyorsunuz. Bunların sattıkları ürünler sağlıklı mı değil mi bilen yok. Kim bunlar?   Basit sıradan satıcılar mı yoksa arkalarında belli birileri mi var? Bunları denetleyen var mı? Açıkçası merak ediyorum. Konyaaltı’nda herkes tezgah açıp satış yapabiliyor mu? 


Öte yandan belediye ekipleri bakım ve onarım çalışması yapsa da yeterli olmuyor. Bazı yerlerde tuvaletler sıkıntılı, bozuk.Sahildeki bazı mobilyalar, korkuluklar dökülüyor. Bakım istiyor.

Ama öncelikle Milli Emlak başta olmak üzere, Büyükşehir Belediyesi, ihaleyi kazanan ALSE Firması ile alt kiracıların bir araya gelip ortak akılda buluşmaları gerekiyor. Sonuçta kimse düşman değil, hasım da değil. Konyaaltı da düşman toprağı değil şehrimize güzellik katan, bir cennet. Ama duyduğuma göre; Muhittin

Böcek Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra hiç Sahil Antalya Yaşam Parkı’nın olduğu  alana gitmemiş. Sadece bir kez yıkılan Minicity’nin karşısındaki Olbia’ya gelmiş. O ziyareti de Konyaaltı davasıyla ilgili Fox TV’ye röpörtaj yapmak için gerçekleştirmiş. Röpörtajdan sonra da ayrılmış. Ben  böyle bir şey olabileceğine asla inanmak bile istemiyorum


 

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Memiş Serhat DİRİ 2020-07-03 21:30:41

Çocukluğum, gençliğim...
Sayenizde geçmişi yeniden yaşadım.
Kaleminize sağlık.

banner343

banner324

banner174

banner242