MY TV Türkiye Programlarını İzlemek İçin Tıklayın




Konyaaltı Belediyesi

Yörükoğlu süt




İYİ Partili Ahat Andican son kurultayda şahit olduğu olumsuzlukları anlattı

02.11.2020 16:35

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahat Andican, ‘İyi Parti Nereye?’ başlıklı yazısında son kurultayda şahit olduğu olumsuzlukları kaleme alarak partisinin Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın da Genel İdare Kurulu için aday olmayışındaki nedenlerin ipuçlarını yazdı.

İYİ Partili Ahat Andican son kurultayda şahit olduğu olumsuzlukları anlattı

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahat Andican, İYİ Parti’nin son kurultayında şahit olduğu gelişmeleri anlatan bir yazı paylaştı.

Andican yazısında, Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı ve İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın da GİK için aday olmayışında aynı rahatsızlıkları duymasının rolü olduğunu yazdı.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahat Andican

Genel merkezden yeşil ışık gelmediyse

Andican, “Kurultay öncesi kahvaltı yaptığım sırada Antalya Milletvekilimiz Hasan Subaşı aradı ve GİK için aday olup olmayacağımı sordu. Ben de, Genel Başkan veya Genel Merkez destekli bir blok liste veya anahtar listenin oluşturulacağını, bu sebeple aday olup seçimlerde dolgu maddesi haline düşmek istemediğimi söyledim. Yani 'aday olmayacağım. Merkezden yeşil ışık almamışsan bu riski göze almamalısın' dedim. O da aday olmayacağını söyledi” diye yazdı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı

İşte eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Ahat Andican’ın o yazısı:

"Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Yazımın başlığını “İYİ Parti Nereye?” koymamın nedeni son kurultayımızın gidişatı ve yapılan seçimlerle ilgili olarak ortaya çıkan sorular ve bu sorulara cevap arayışımdan kaynaklanmaktadır. Öncelikle o gün boyunca şahit olduğum gelişmeleri sizinle paylaşmak istiyorum. 
Kurultay öncesi kahvaltı yaptığım sırada Antalya Milletvekilimiz Hasan Subaşı aradı ve GİK için aday olup olmayacağımı sordu. Kendisine özetle şu cevabı verdim:
“Hasan Başkanım. Söylentiler çarşaf liste ile seçim olacağı yönünde olmakla birlikte doğrusu buna inanmıyorum. Genel Başkan veya Genel Merkez destekli bir blok liste veya anahtar listenin oluşturulacağını, delegelerin de bu listeler dışında hareket edemeyeceğini düşünüyorum. Bu durumda yönetimin desteklemediği adayların GİK’e girmesi çok zordur. Bu sebeple aday olup seçimlerde dolgu maddesi haline düşmek istemiyorum. Yani aday olmayacağım. Eğer Genel Başkandan veya Genel Merkezden yeşil ışık almamışsan bu riski göze almamalısın” dedim. O da aday olmayacağını söyledi ve konuşmayı sonlandırdık.

Kurultayda Sn. Genel Başkan, harika konuşmasının sonlarında, seçimlerde Genel Başkan Kontenjanı kullanılmayacağını, Blok Liste ve Anahtar Liste oluşturulmayacağını kesin bir dille belirtince sabah Hasan Subaşı ile yaptığım konuşma aklıma geldi ve kendi kendime “Ahat Andican, bu kez yanıldın. Türk siyaset tarihinde bir ilk gerçekleşiyor. Sn. Genel başkan herkesin eşit şartlarda gireceği, delegeye hiçbir şekilde baskı uygulanmayacağı ve herkesin hür iradesiyle oy kullanacağı bir seçimden bahsediyor” dedim ve işin doğrusu, o sabah Hasan Başkan’a yaptığım değerlendirmelerden dolayı biraz utandım.

Kurultayda seçim maddesine geçilirken Divan başkanının, delegeler arasında yayılan “ilk 75’e yazılmak seçimlerde büyük bir avantaj sağlar” şeklindeki söylentinin geçerli olmadığı, Listenin müracaat sırasına göre düzenleneceği ve kadın adayların ön sıralara yazılacağı mealindeki sözleri Genel Başkan’ın söylediklerine rağmen içimde halâ varlığını sürdüren kuşkunun biraz daha azalmasını sağladı. Divan Başkanının açıklamalarından tatmin olmayıp yine de ön almak isteyen adaylar vardı. Divan Başkanı, biraz da bu adayları azarlar bir dille, Sayın Genel Başkan’ın ifade ettiği gibi, blok liste, anahtar liste gibi uygulamaların kesinlikle olmayacağını dolayısıyla müracaat sırasının hiç önemli olmadığını tekrarladı. Divan olarak görevlerinin herkesin eşit şart larda yarışacağı, kimsenin hakkının yenmeyeceği adil bir seçim gerçekleştirmek olduğunu söyleyince de İYİ Partinin Türk siyasetinde parti içi demokrasiyi sonuna dek işleten bir parti olarak farklılık yaratacağını düşünmeğe başladım.

İlan edilen GİK Aday Listesini incelediğimde bir gariplik dikkatimi çekti. Birkaçı hariç Genel Merkez Yöneticileri, adaylık müracaatı yapan MV. arkadaşlarımızın büyük bir kısmı ve teşkilata yakın olduğu bilinen bazı isimler Teşkilat Başkanımızdan başlayarak aşağıya doğru sıralanmıştı. Bu kadar düzenli bir sıralamanın ancak Divan tarafından yapılabileceğini görmemek için fazlasıyla saf olmak gerekir diye düşündüm. “Allah kahretsin. Sn. Genel Başkan’ın bütün söylediklerinin çöpe atılmasına sebep olacak bir seçim oyunu düzenleniyor galiba” dedim kendi kendime.
Nitekim biraz sonra İl ve ilçe başkanlarının telefonlarına düşen mesajlar Teşkilat Başkanlığı ve Divan işbirliğiyle bir seçim oyunun tezgâhlanmakta olduğunu açıkça gösterdi. Bu mesajlarda listenin Teşkilat Başkanı Koray Aydın’ın 110 no. lu sırasından başlayarak 150’ye kadar olan 41 kişilik kesiminin blok olarak işaretlenmesi talimatı verilmekteydi. Ayrıca bu blok listenin Genel Başkan talimatına göre şekillendirildiği söylenmekteydi. 17.50 itibarıyla gönderilmiş ve Cep telefonumda kayıtlı olan bu mesajlardan birisinde bir İl başkanı şöyle yazıyor:

“ 110-150 arası işaretleniyor… Yani 110-150 arası seçici davranıyoruz. Gerisi vicdana dayalı tercih…” 

Mesajın satır aralarına baktığınızda gönderen şahsın bile 110 ile 150 arasını emir komuta zinciri içerisinde işaretlemeyi vicdanına sığdıramadığı görülmektedir. 

Bu gelişmelerle birlikte yıllar önce rahmetli Mustafa Taşar’ın Divan Başkanlığını yaptığı ANAP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerini hatırladım. Rahmetli Turgut Özal karısı Semra Özal’ı İstanbul İl Başkanı yapmak istiyordu. Fakat parti tabanı buna karşıydı. Mustafa Taşar’ın Divan Başkanı olarak görev yaptığı kongrede delegenin Semra Özal’ı seçmemesi üzerine Taşar kongreyi iptal etmişti. Gazetecilerin “niçin kongreyi iptal ettiniz?” sorusuna “Ben kongreyi yönetmek için değil Semra Özal’ı seçtirmek için Divan Başkanı oldum” şeklinde verdiği cevap Türk siyasetinin kongre gerçeğini bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştu.

Bir an için İYİ Parti delegelerinin de Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendinin net taahhütlerine dayanarak İl ve İlçe başkanları aracılığıyla yayılan bu mesaja itibar etmeyebileceğini düşünmek istedim. Fakat bölge milletvekillerinin bile bypass edilerek tamamen MHP teşkilatlanma geleneğine göre şekillendirilmiş İYİ parti teşkilatlarından gelen delegelerin Sn. Genel Başkan’ın desteklediği iddiasıyla yayılan bu blok liste talebine karşı çıkması ihtimalinin neredeyse sıfır olduğunu bilecek kadar uzun bir siyaset geçmişim vardı. Oyumu bile kullanmadan Kurultay merkezini terk ettim. 
Nitekim gece yarısı ortaya çıkan sandık sayım sonuçları Teşkilat ve Divan Başkanlıkları ekseninde düzenlenen tezgâhı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktaydı. En çok oy alan ilk 50 kişinin tam 41’ini delegelere gönderilen mesaja uygun olarak Sayın Koray Aydın’ın 110 numarasından başlayıp 150’inci sıradaki adaya kadar uzanan blok liste oluşturmaktaydı. 

Bu noktada bazıları ortaya çıkıp Aday listesindeki 110 ila 150 arasındaki sıralamada Divanın kesinlikle dahli olmadığını, bu sıralamanın tamamen tesadüfen oluştuğunu ileri sürebilir. Benzer şekilde bazıları da delegeleri 110-150 arasındaki listeye oy vermeye mecbur bırakan mesajların kesinlikle genel merkez kaynaklı olmadığını ve genel merkezin bu mesajlardan haberi olmadığını ileri sürebilir. Böylesi iddialara karşı verilecek cevap geçmişte Türk gümrüğünde yaşanan gerçek bir olayla verilebilir.
 “Gümrükte bir bavul dolusu İsviçre saatiyle yakalanan yolcuya gümrük memuru “Bunlar ne?” diye sorar. Yolcu gayet pişkin bir edayla “tavuk yemi, efendim” diye cevap verir. Memur büyük bir kızgınlıkla “Ulan benimle dalga mı geçiyorsun” diye bağırır. Yolcu gayet sakin bir şekilde “Valla memur Bey ben bunları çiftliğe götürüp tavukların önüne atacağım. Yiyip yememek onlara kalmış” cevabını verir.

Bir diğer deyişle bu olayı tezgâhlayanlar kendilerini akıllı, başkalarını aptal yerine koyup herkesi kandırabileceklerini düşünmemelidirler.

Bazı arkadaşlarla yaptığım görüşmelerde, siyasi partilerde anahtar liste ve blok list e uygulamasının normal karşılanması gerektiği şeklinde açıklamalara muhatap olduklarını söylediler. Doğrudur. Türk siyasetinde GİK’ten yetki alarak Genel Başkanların bütün GİK listesini yapmaları, Genel Başkan kontenjan listesi yayınlamaları, blok liste oluşturmaları veya seçim sırasında anahtar liste yayınlamaları kabul gören ve uygulanan seçim yöntemleridir. Normaldir. Fakat Kurultay açılışında, seçimlerden birkaç saat önce Sn. Genel Başkanımızı sadece delegeler değil bütün millet nezdinde partiyi bağlayıcı “GİK seçimlerinde bu yöntemlerin hiç birisinin uygulanmayacağı” yönündeki konuşmasından sonra normal değildir. Ahlaki değildir. Kim veya kimler yapmış olursa olsun kabul edilemez.

Çünkü bu uygulamayla Sn. Genel Başkanımızın parti içerisinde ve ülke genelinde demokrasiyi yerleştirmek konusundaki o harika söylemlerinin içi boşaltılmış, gelecekte bu sözleri gündeme getirdiğinde olumsuz manada sorgulanacağı bir emsal yaratılmıştır. Bütün delegelerin gözleri önünde cereyan ettiği ve bazılarının tepkiyle karşıladığı bu olay kamuoyuna mal olduğunda, kendi içerisinde bile sözlerini tutmayarak yan yollara sapan bir partinin ülkeyi yönetme konusunda inandırıcılığını kaybetme riski ortaya çıkacaktır. Delegeler ve onların aracılığıyla parti tabanının merkez yönetime duyduğu güven zedelenmiştir ve yavaş yavaş aşınmaya devam edecektir. Seçimlerde gerçekleştirilen bu uygulamanın aracısı olan İl ve ilçe teşkilatları, kendi bölgelerindeki seçimlerde merkezi örnek alarak “Amaca giden her yol mubahtır” ve “ Biz yaptık. İşinize gelse de gelmese de uyacaksınız” felsefesini benimseyecek nitelikte davranış modelleri geliştireceklerdir. Bu ise teşkilatların yozlaşmasına ve parti tabanının küçülmesine yol açacaktır. Son olarak bu uygulama, kurulan tezgâhtan habersiz olarak söz konusu blok listeye isimleri yazılmış arkadaşlarımızın sanki bu uygulamaya ortak olmuşlar gibi töhmet altında kalmalarına yol açmıştır. İnanıyorum ki bu arkadaşların çoğu adil bir seçimde zaten ilk elli içerisine girebileceklerdi. 

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Bu noktada ben de dâhil herkesin kafasında çok hayati bir soru ortaya çıkmaktadır. Kurultaydan bu yana bütün adaylar, delegeler ve parti mensupları “söz konusu blok liste iddia edildiği gibi Sn. Genel Başkan’ın bilgisi ve onayı dâhilinde mi gerçekleştirilmiştir, yoksa Parti Yönetimindeki bazı kişiler Divanla işbirliği yaparak mı bu tezgâhı düzenlemişlerdir?” şeklindeki bir soruyla karşı karşıyadırlar.

Eğer bu uygulama Sn. Genel Başkanımızın bilgisi ve on ayı dışında gerçekleştirilmişse sorumlular görevlerinden derhal istifa etmeli ve yeniden parti yönetiminde görevlendirilmemelidirler.

Eğer bu uygulama Sn. Genel Başkanımızın bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleştirilmişse sözün bittiği yere geldik demektir. Bu durumda Sn. Genel Başkan’ın sorumluluğu yüklenmesi dileğim dışında bir söz söylemek Lidere saygı anlayışımın dışına çıkmak olacaktır.

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Uzun yıllara dayanan siyasi deneyimim parti uygulamalarındaki yanlışlıkları herhangi bir gelecek kaygısı duymadan gündeme getirmeniz halinde nasıl reaksiyonlarla ve suçlamalarla karşılaşacağınızı bana öğretti. Dolayısıyla konuyu kapatmadan önce şimdiden bu sorulara ve muhtemel saldırılara cevap vermeliyim.

Bu durumlarda, yaptığınız açıklamalardan veya uyarılardan rahatsız olanlar ve her partide mebzul şekilde bulunan Lider yalakaları hemen Genel Başkan’a koşarlar ve sözlerinizin doğru olup olmadığını bir tarafa bırakarak konuyu düzleminden saptırırlar ve kişiselleştirirler. Kullandıkları argümanlar “partiye zarar veriyor olmak”, “partide hizip yaratmağa çalışmak” ve nihayet “ Liderin koltuğunda gözü olmak” gibi argümanlardır.

Söz konusu arkadaşlar boşuna zahmet etmesinler. Sayın Genel Başkanımızla bu tip iddiaların asla geçerli olmayacağını yakından bileceği kadar uzun bir geçmişe sahibiz. İYİ Parti kurulduğundan beri, Grup Başkanlığı konusundaki uzlaşmazlığımıza rağmen, Sn. Meral Akşener dışında hiç kimsenin bu siyasi hareketi bu noktalara taşıyamayacağını her zemin ve zamanda ifade ederek geldim. İfade etmeye de devam ediyorum. Kaygım, Türk siyasetinin müzmin hastalığı olan “Lidere güzelleme yapmak” uygulamasının partinin en tepe noktasından tabana doğru hızla yayılıyor olması. Böylesi bir ortamda birilerinin lider ve yönetim tarafından antipatik bulunma ve üzeri çizilme korkusu olmadan gerçekleri söylemesi zorunluluğu vardır.

Geçmişte bakanı olduğum hükümette, seçim hükümetinin başına rahmetli Bülent Ecevit’in getirilmesi teklifine tek başıma karşı çıkarken veya Genel Başkan Yardımcısı olduğum Sn. Mesut Yılmaz’ın Cumhurbaşkanı olma talebine karşı çıkıp Rahmetli Demirel’in süresinin uzatılması gerektiğini partide tek başıma savunurken niyetim ve gerekçem neyse, bugün de 4. Kurultayımızla ilgili düşüncelerimi paylaşma niyetim ve gerekçem aynıdır. İYİ Parti’ye bazı arkadaşların koltuklarını korumak için yaptıklarına göz yummak veya kurdukları tezgâhlarda meze olmak için gelmedim.
Aday olanların sesleri çıkmazken veya çok az çıkarken aday olmayan Ahat Andican niçin konuşuyor? sorusunun cevabı da basitçe şudur. 4. Kurultayımızın GİK seçimlerinde büyük bir haksızlık yapılmış ve 200’e yakın adayımızın hakkı yenmiştir. Sayın Genel Başkanımızın çeşitli konuşmalarında defalarca kullandığı Hz. Ali’nin “Haksızlığa asla göz yummayın. Göz yumarsanız hakkınızı kaybetmekle kalmaz onurunuzu da kaybedersiniz” ifadesi kesinlikle katıldığım bir felsefeyi yansıtır. Siyasette olduğum bunca yıldan beri onurumu, ilkeli ve omurgalı duruşumu korumaya özen gösterdim, bundan sonra da devam edeceğim.

Bütün milletvekili arkadaşlarımı sevgi ve muhabbetle kucaklıyorum.

Ahat Andican"

SUR YAPI

Sur yapı mobil

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

ŞANS OYUNLARI

On Numara
Şans Topu
Sayısal Loto
Süper Loto

Coronden

FOTO GALERİ

GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI

İLANLAR

vefatlarımız

Adin Hotel 3