banner302

banner265

banner292
banner129

 2017-2018 Eğitim / Öğretim yılına başladığımız şu günlerde kulağımıza çalınan bazı şikayetleri yazımıza taşıyalım istedim bu hafta.  

Görme engelli öğretmen arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin hat safhaya çıktığı şu günlerde meslek icrası konusunda kendilerini kanıtlamak için çaba içinde olan onlarca öğretmen arkadaşım sorunlarını farklı mecralarda dile getirmeye devam etmekte. 

Değişen dünyada her şeyin değişebildiğini kabul ediyoruz da neden artık “keller ve körler öğretmen olamaz” mantığını değiştiremiyoruz? Bunu gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. 

Diplomasını almış, devlet tarafından açılan yeterlilik sınavlarını geçmiş bir kişinin öğretmenlik yapmasından daha doğal ne olabilir?  
Fakat maalesef okul idarecilerine hala öğretmenlik yapabildiklerini kanıtlamak zorunda kalan, kendilerine hak ettikleri dersler verilmeyen öğretmen arkadaşlarımız, sıkıntılarını dile getiriyorlar.  

Buradan 8 yıllık bir görme engelli öğretmen olarak sesleniyorum: mesleğe başladığım ilk yıl, bana da “buyurun, hoş geldiniz” demediler elbette. Fakat geçen yıllar çalıştığım idarecilere ve bana da gösterdi ki alanına hakim olan her birey gibi meslek icra edilebiliyor efendim. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın da bir dönem ifade ettiği gibi “görme engelli de bal gibi öğretmenlik yapabilir.” 

Evet, bal gibi de yapıyoruz.  Meslek icrasında görme engelli bireyin zorlanması diğer bir akranından farklı değil muhteremler. 

Ömründe hiç görme engelli görmemiş, kafasında soru işareti olan idareciler elbette vardır. Bu çok doğal… Fakat normal olmayan kafasındaki önyargının yıkılamaması. 
Bu idarecilere sorduğumuzda velilerin tepkilerinden, görme engelli öğretmenin yanlış bir harekete maruz kalacağından, üzüleceğinden, çocuklarla iletişim kuramayacağından yakınıyorlar. 

Bu tepkilerinin görme engelli öğretmenin iyiliğini düşündüklerinden olduğunu söylüyorlar. 

Şunları tecrübemle sabit olarak  söylemeliyim ki hedef kitlede hangi öğrenci grubu olursa olsun, çocuk öğretmeni her daim koşulsuz kabul ediyor. Öğretmenin çocuğa yaklaşımı ne denli içten ve sıcaksa o denli güçlü bir iletişim oluşuyor aralarında. Fakat eğitimci olan, yıllarını buna harcamış zihinlere bunu kabul ettirmek öylesine zor oluyor ki!  

Çözüm yine de eğitim diyorum ben. Bakanlıkça duruma el atılarak tüm okul müdür ve müdür yardımcılarına farkındalık seminerleri vermeliyiz. 

Ben kendi ilim için böyle bir eğitimi vermeye talibim. Yazımı okuyan ve engelli bir öğretmenle karşılaşmış, işin içinden çıkamamış olan bir idarecim varsa ne olur benimle iletişime geçsin, kendisinin bilmesi gerekeni paylaşayım onunla.  

Bu farkındalık seminerlerinde nelerden mi bahsedeceğiz?  Tabii ki görme engelliler hakkında aklımıza gelen, gelip de “üzülür mü acaba?” diye soramadığımız  her türlü sorunun cevabı olacak bu seminerde:  
   

Görme engelli adam okulunu nasıl buluyor? 
•     Kıyafetlerini nasıl yıkayıp ütülüyor? 
•    Öğrencilere nasıl söz hakkı veriyor? 
•    Derste tahtayı nasıl kullanıyor? 
•    Okulda yürürken sınıfını bulmak için adım mı sayıyor? 
•    Yazılı yoklamaları yaparken hangi yöntemi kullanıyor, kopya çekilmesini önleyebiliyor mu? 
•    Sınıfta dil çıkaran çocuğu görmeden ona nasıl müdahale edebilecek? 
•    Yemek yerken ağzını bulabiliyor mu? 
•    ………….. 
Aklınıza gelen tüm soruları yanıtlamaya hazırız. Yeter ki kafamızdaki önyargıları silip bizlerinde üniversite mezunu olduğumuzu, diplomamız olduğunu ve bir eğitim neferi  olduğumuzu kabul edin.

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242

banner335