banner302

banner265

banner292
banner228
13 Mayıs 2020 Çarşamba 22:45

Akdeniz Gazeteciler Federasyonu ve Antalya Gazeteciler Başkanı MYGgazete.com Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt Yeni, geçtiğimiz akşam Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay'ı sosyal medya aracı Instagram'da konuk etti.

60. ve 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri'nde Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev yapan Ertuğrul Günay, şehirlerarası kapıların açılmasının rehavet yaşanmasına neden olmaması gerektiğini söyledi. Günay, “Mart’ın 10’u gibi önlemler alınmaya başlandı. Bunun makul süresi üç ay olmalıydı. Yaşanan gevşemeler ekonominin abartılı boyutlara gitmesini önlemek için yapılmıştır. Devletin verdiği katkı yaptığı desteklere yetişememesi bu gevşemeleri kaçınılmaz kıldı. Yurttaşlar AVM'lere giderken dikkatli olmalı, önlemlerini alarak, hijyene çok dikkat etsin” diye konuştu.

Şartlar izin vermediğinden…

Sosyal mesafeye dikkat edilmesi konusunda uyarıda bulunan Günay, “Daha uzun süreli kapatmalar ve kısıtlamalar sürmesini isterdik ancak şartlar maalesef izin vermemektedir. Mevcut yönetimin ekonomik gücü olmadığından gevşemeler kaçınılmaz olmuştur. Ekonomi dayatmasından dolayı gevşemeler yapılmıştır. Dünya da salgının tekrar yükselme endişesi yaşanıyor. Bizlerde buna dikkat etmek zorundayız” dedi.

Bakanlıktan otellere sertifika hazırlığı

Günay, “Turizm sezonunun açılmasıyla otellerin uyacağı kurallar konusunda bir takım önlemlere geçilecek. Yurt dışından belki çok az turist gelecek. Ancak yurt içinden dışarıdan gelecek olanlara oranla biraz yüksek olması mümkün. İnsanlar dip dibe oturmayacak, hijyene sosyal mesafeye çok daha dikkat edilecek. Uygulanması istenilen maddeler eğer işletmenin inisiyatifine bırakılırsa hem müşteri hem işletme bu kuralları özensiz kullanması söz konusu olacaktır. Bakanlık bir sertifika hazırlığı yapıyor. Oturma düzeninden eğlence mekânlarına kıstaslar getirmeye hazırlanıyor” diye konuştu.

Sertifika güven belgesi olacak

Sertifa güven belgesinin doğru bir uygulama olduğunu söyleyen Kültür ve Turizm eski Bakanı Günay, “Bizim dönemimizde otellere yeşil yıldız veriyorduk. Yeşil yıldız alındığından çevreci konaklama merkezi oluşmuş ve bu tarzı tercih etmek isteyen turist sertifikayı değerlendirerek otele gelmekteydi. Şimdi otellere virüs salgınına karşılık bir takım kıstaslar getirilerek sertifikaya sahip olan otellerin kaliteyi ve ziyareti arttıracağına inanıyorum. Bu doğru bir uygulamadır. Bunu bakanlık dikkatli bir şekilde sürdürecektir. Konaklama merkezine bu uygulama belli külfetler getirecektir. Bu belge güven belgesi olacak” şeklinde konuştu.

Avrupa'dan gelecek olanlara dikkat!

Uygulama ve kısıtlamaların uyulmaması nedeniyle bedelinin ağır olacağını belirten Günay, “Bu yıl Avrupa’dan ciddi bir sayının geleceğini sanmıyorum. Bir miktar gelebilir ancak beklenen rakamları bulmak mümkün olmayacak. Önce iç turizmi canlandırmamız gerekiyor. Yılın ikinci yarısında Avrupa’dan gelenler başlarsa denetlemeler yapılarak kabul edilmelidir. Bu denetlemeler yapılmazsa ülkemize virüsün bulaşması devam edecektir” dedi

Özensiz davranılırsa tehlikeye kapımızı açarız

Günay, “Gelenlere karşı özensizlik gösterirsek tehlikeye kapımızı açmış oluruz. Sorunu  Avrupa pazarımızda yasıyor. İspanya, İtalya salgın nedeniyle önlem olarak turizm destinasyonunu açmayacak. Bu yıl salgın nedeniyle Avrupa’dan çok fazla ziyaret olmayacağı düşünüyorum. Turisti artık sayıyı ile ifade etmemek gerekiyor” diye konuştu

Zenginliklerimizi gören turist gelmeli

"Kimsenin çöpünü toplamamalıyız diyen Ertuğrul Günay, “Çok turistin geliyor olması kaliteyi göstermez. Turizmi önemseyen ziyaretçileri kabul etmeliyiz. 16 milyon geleceğine 8 milyon gelsin ama ülkemizi bilen anlayan ve tüm zenginliklerimizi gören ve bunu dünyaya anlatacak turist gelsin. Antalya’nın değerini bilenlerin gelmesi gerekiyor. Sayı bakımından değil, nicelik değil nitelik bakımından turistin gelmesi en doğrusu olacaktır” dedi.

Böyle giderse başka tehlikeler kapımızda

Ertuğrul Günay, “Dünya bu şekilde devam ederse başka tehlikeler kapımızda. 8 milyar nüfusa ulaşmış bulunuyoruz. Bu şimdiye kadar yer yüzünde yaşamış insan sayısına ulaşılmış olduğunu gösteriyor. Dünya temizliği ihmal ediyor. Yol boyunca görüyoruz, piknik bölgesinde insanlar arkasında pislik bırakıyor. Dünyayı hoyrat kullanmaya devam edersek dünyanın sınırlarını zorlamış oluyoruz. Doğanın, ağacın, yeşilin korunması kaçınılmaz. İnsan bu kavramları önemsemeli. Kaynaklar adaletli dağıtılmalı. Bizde maalesef bu bilinç yok” diye konuştu.

Yüzlerce kapasiteli otellere artık gerek yok

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, “Anadolu’nun bir çok şehrinde bunları anlattığımda anlaşılmıyordum. Doğayı korumanın çok önemli olduğunu bilmek zorundayız. Sürdürülebilir turizm yapmak gerekiyor. Gelecek kuşaklara da bir turizm imkanı ve olanağı bırakmak gerekiyor. Denizi, doğayı, enerjiyi iyi kullanmak gerekiyor. Biz bunlardan ders çıkartamazsak başka virüslere karşılaşabiliriz. Ağaç boyunu geçmeyen yapılaşmaları defalarca anlattım. Turizm Bakanlığı'nın görevi Kültür Bakanlığı'ndan çok daha önemlidir. Antalya’nın artık binlerce yataklı tesislere ihtiyacı yok” dedi

Dersler çıkartmak zorundayız

Turizmin sadece deniz ve kumdan ibaret olmadığını söyleyen Günay, “Artık daha butik anlayışta konaklama merkezleri oluşturmalıyız. İbradı'yı, Akseki'yi gösteren yatırımlar olmalı. Sadece insanları denize sokup çıkartmanın gece de animasyonlar ile eğlendirilip ülkelerine gönderilen turiste yapılan doğru bir davranış ve hizmet değil. Şimdi bunu anlama eşiğine geldik. Yeni dönemde daha butik ve daha nitelikli turizm tarzı  ve konseptini uygulayacak sistemler hayata geçirilmeli. Buradan dersler çıkartmak zorundayız” diye konuştu

"Kaliteli hizmet veriyoruz ancak…"

Günay turizm giderleri ve masrafları konusunda  yenilenecek turizm anlayışı hakkında yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Türk parasının değerinin düşük olması nedeniyle Türkiye tercih edilmekte. Kaliteli hizmet vermemize rağmen turizm de fiyatlarımız diğer ülke ziyaretçilerin bütçesine uygun olduğu için ülkemiz tercih edilmektedir. Biz dünyaya hizmet sunalım ancak bizim insanımız da bizim ülkemizin değerlerinden yararlansın istiyoruz. Turizm yeni bir dönem yaşayacak. Şu an geçiş dönemindeyiz. Yeni yöntemler bulunarak fiyatlar belirlenecek.”

Fabrika gibi oteller yapılıyor

Ertuğrul Günay, “Benim bakanlığım döneminde tüm turizm bileşenleri taban ve tavan birlikleri ile birlikte oturup konuşuyor paylaşarak sonuca gidiyorduk. Yöntemler ve öncelikleri böyle belirliyorduk. Fabrika gibi bin beş yüz yataklı otel niye yapılır anlayamıyorum. Dünya da bireysel turizm döneminden kitlesel turizm dönemine geçişte biz bu rüzgara kapıldık. Bu yüzden yüzlerce odası bulunan oteller yapıldı. Şimdi daha bireyi önemseyen yatakları daha mütevazi otellere yapılmalı. Otellerde bugün sanat alanları yok, sergi salonları mekânlar yok. Bu mekânlar yeniden ele alınmalı ve oluşturulmalı. Antalya turizm şehri aynı zamanda bir sanat şehri olduğunu ortaya koymak gerekiyor. Dünyanın en güzel sanat etkinlikleri otellerde ki bu alanlarda gerçekleştirilmeli” diye konuştu

Gerçek turist misafirimiz olmalı

Çağdaş sanattan örnekler sunulması gerektiğini belirten Günay, “Benim dönemimde otellere sanat mekânı konulmasını sağlamıştım. Bir takım yollar almıştık. Mutlaka çağdaş sanatlardan dem alınmalı. Yatırımcıyı bunlara alıştırmak çok zor. Ancak bunları geliştirmek gerekiyor. Türkiye ziyaretçi sayısını arttıran değil ama gelirini arttıran marka değerini yükselten özelliğe sahip olmalı artık. Gerçek turisti misafir gibi alacağız ve memnuniyetle ayrılmasını sağlayacağız. Giderken de zeytinyağından incirine kadar alıp götürmelerini sağlayacağız. Parfüm alıp gitmesinler Türkiye'den. Türkiye’nin tarımı da para kazanmalı. Havaalanından çıkarken Türkiye'de üretilenlerin götürülmesi sağlanmalı” dedi

Ben karşı koydum

Betonlaşmaya dikkat çeken Ertuğrul Günay, “2007'nin Eylül ayında bakanlık görevine başladım. 2012 yılında bakanlığı bıraktım. Mümkün olduğunca yeşile ve doğaya önem verdim. Benden önce başlamış olan yapılar vardı elimden geldiğince önlemeye ve durdurmaya, hatta mümkün olduğunca karşı koydum. Ancak ilginç lobiler karşımıza çıkıyor. Benim dönemimde orman yangını olduğunda yeşillenme çalışması yapılması için kararlılık göstermiştim ancak oralara yine beton yığınlarına dönüştürüldü. Birisi oradan gelir elde ediyor ama Türkiye’nin geneli kaybediyor bu davranışlarla. Ülkenin geleceği kaybediliyor bu izinlerin verilmesiyle” diye konuştu

Kaş'ta ve çarpık yapılaşma var

Günay, “Kaş Türkiye’nin müstesna bir ilçesi. Kaş’ın yamaçları betonlaşıyor. Bu olmaz. Ülkenin geleceği yok ediliyor. UNESCO kültür mirası olan mekânlara sahip. Özel çevre koruma bölgeleri var. Hassas alanları var. Kaş da 2015 yılından bu yana çarpıklıklar filizlenmeye başlandı. Mevcut yerel yönetim bunlara hiç te hassas davranmıyor. Meclis üyeleri teknik çalışma yapmışlar bana da dosya sunuldu. Maalesef Kaş'ın geleceği yok edilecek yapılaşmalara izin veriliyor. Kamu bunları seyrediyor. Antalya Valisi ile mesai yaptığım bir arkadaşım. Fakat altındaki birimler onun dikkatini çekecek paylaşımlar yapmadığını görüyorum. Finike yamaçlara doğru çirkin bir yapılaşma yapılıyor. Fırsatçılar doğmaya başladı. Kaş ve Kalkan’da bu çarpık yapılaşma sürüyor.  Fırsatçılık bölgesine dönüşmüş Kaş ilçemiz. Kaş'ı elimi tutacak kadar görüyorum. Geçmiş yıllarda kimi ilçeler betona teslim edildi. O bölgelerin ve güzelim ilçelerin bir hükmü kalmadı. Kaş bugün imarsız yapılaşma ile talan edilirse Kaş’a haksızlık yapılıyor olacak. Halk birbirine düşürülüyor Kaş da. Kimi uygun olmayan kararların alınması kişisel çıkarlar için kullanıldığı izlenimi uyandırıyor bizlerde. Bu vatana ihanettir. Zeytinlikler ormanlık alanlar korunmalı” diye konuştu.

OLİMPOS ve SİT derecesinin düşürülmesi

Olimpos'ta yeni yapılan plan değişikliği hakkında açıklamada bulunan Ertuğrul Günay, sit derecelerinin düşürülmesini doğru bulmadığını söyledi. Günay, “SİT alanının derecesinin düşürülmesi beton yapılara müsaade edilmesi anlamına geliyor. Bakan beyin bu konuda kararlı olduğuna şüphemiz yok. Ancak, bakan değişince yarın orada ne olacağını kimse bilememektedir. Bu arada yerel yönetimlerin çok da duyarlı davrandıklarını düşünmüyorum.  Kuralı koymak gerekiyor. Kural da mümkün olduğunca SİT alanlarını daraltmamak olmalı. Kazı Başkanı Olimpos için nasıl bir görüş bildirdi onu tam olarak bilmiyorum onları da dinlemek gerekiyor” dedi.

Antalya boydan boya tarih duyarlılığı artmalı

Esku bakan Günay, “Kamunun eli Kaş’tan Kalkan’a kadar uzanarak bu değerleri enine boyuna inceleyerek değerlendirmelerde bulunmalı. Ben Perge’yi otuz yıl önce gördüğümde aynıydı şimdi de aynı. Ancak şimdi biraz biraz Perge'de canlanma görüyorum. Türkiye'de farkına varmadığımız hoyrat kullandığımız yerler var tabii ki. Ancak son yıllarda bu konulara duyarlılık arttığını söylemek isterim. Ören yerlerini dönemimizde toparlamaya çalışmıştık ancak bütçe ayarlamalarında kültür bakanlığına verdiği destek bütçe dağıtımında orantılı olmuyor” diye konuştu.

Topkapı’nın içinden beş gece kondu çıkarttık

Bakanlığı döneminde Topkapı Sarayı'nda üç adet geçiş avlusunun birinden tam 5 tane gece kondu çıkarttıklarını belirten Ertuğrul Günay, “İki milyon ziyaretçisi olan burnumuzun dibinde ki tarihi hazinemizde biz bunları gördük yaşadık. Kaldı ki bugün ülkemizin dört bir yanında bu ve buna benzer durumların varlığı mümkün olabilmektedir. Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar olan bir açık hava müzesi görünümünde ki Antalya'da ise çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Xhantos kazısını Fransızlar yürütmekteydi. Kazı ekibine yaptığım ziyarette yerde Lahit Kapağı gördüm. Yarın bugün ekip buradan gidince bu Lahit Kapağını kim kaldıracak diye sordum. Tam iki yıl Fransızlar'dan ekibi çekebilmek için uğraştım ve sonunda biz aldık oranın çalışmalarını biz yürüttük. Türkiye'de bu yüzden yapılacak çok şey var. Ören yerlerimiz Türkiye’nin ülkemizin petrol rezervleridir. Gereken önem daha çok verilmeli artık” diye konuştu

Bu topraklara daha çok borcumuz var

Basının bu konularda göstereceği duyarlılığını önemli bulan Ertuğrul Günay, yurt dışı ziyaretlerinde kilometreler boyunca yolda giderken çevreye karşı olan duyarlılığa hayran kaldığını ve imrendiğini söyledi. Günay, “Bütün yol boyuna insan eli değmiş. Bizim bu topraklara daha çok borcumuz var. Burdur Gölü kuruyor. Biz gölleri kuruttuk. Akarsuları kurutuyoruz. Her yere bina yapıyoruz. Köylere katlı binalar yapıyoruz. Bunlar olmamalı” dedi.

Müzecilik ve yatırımlar

Ören Yerleri hakkında da açıklamada bulunan Günay, “2008'li yıllarda müze mağazalarda kaliteli ürünlerle doluydu. Bizde Avrupa'da ki seviyeye gelebilmek için Bilkent Üniversitesi ile yürüttüğümüz çalışmalarda nitelikli ürünler yer almaya başlamıştı. Hatta yurt dışına danışmanlık satmaya bile başlamıştık. Devletin verdiği bütçe sınırlı. Sağladığımız ek gelirler ile müzecilikte önemli yatırımlar yapmıştık. Koruma statülerini önemsemek gerekiyor. Arkeolojik alanda yapılaşmaların önünde set olmak gerekiyor. Bakanlık bu konuda duyarlılık gösteriyor ancak konunun muhatabı o tarihi antik alana sahip ilin müdürü, yerel yönetimi çoktan bir takım olurları siz anlayana kadar vermiş oluyor” diye konuştu.

Siyasi irade ne istiyorsa kurul onu çıkarıyor

Koruma Kurulları hakkında görüş belirten Günay, “Siyasi irade kimi zaman bu alanlara müdahil olduğunda bozulmalar yaşanıyor. Benim bakanlıkta birinci dönemimde seçim çalışmaları yürütürken bir baktım ki Koruma Kurulları'nın kaldırılması çalışması yapılıyor. Şiddetle bunun karşısında durdum. Daha sonra SİT'ler bizim bakanlığımızdan alındı. Çevre Bakanlığı'na verildi. Koruma Kurulu kaldırılamayınca bu sefer Doğa SİT’leri Çevre Bakanlığı'na devredildi. Doğa SİT'leri tamamen memurlardan oluşan bir oluşum.  Memurlardan kurulu bir anlayış Koruma Kurulu olmaz maalesef. Buralarda siyasi atamalar yapıldı, kurulcuklar oluşturuldu. Yine de haksızlık etmeyeyim. İşlerini titizlikle yürüten arkadaşlarım vardır mutlaka ancak bazı yerlerde örneklere rastlıyorum ki siyasi irade ne istiyorsa kurulda onu aynen çıkarıyor” diye konuştu.

Belek'teki çıkar tartışması yaşanıyor

Belek'teki Halk Plajı hakkında açıklamada bulunan Eski Bakan Ertuğrul Günay, “Şunu savunuyorum. Biz bir plan yaparken halkında doğal olarak yararlanacağı bir alan en güzel alan bırakmalıyız. Yabancı ziyaretçi gelip en güzel yerlerden faydalanıyor ama benim ülke insanımda bu ülkenin sahibi olarak bu güzelliklerden faydalanma hakkı var. Yerel yönetimlerin bu yerleri iyi planlaması gerekiyor. Bu alanları bir gelir kapısı olarak düşünmemeli. Özel sektörün  işletmeciliğine verilerek halkın buralardan faydalanmasını sağlamayı doğru bulmuyorum. Belek'teki konuyu sadece yazılanlardan anlatılardan bilgi sahibiyim. Buna göre anlaşılıyor ki orada bir çıkar tartışması yaşanmış” dedi.

Hiçbir parti ile bağım yok. Ancak…

Siyasete dönüş olup olmayacağı yönünde ki soruya ilişkin Ertuğrul Günay, “Siyasi yaşamımda 1980'den 2007'ye kadar ben hiç milletvekilliği yapmadım. Beni hep milletvekili olarak görürdü. Bulunmuş olduğum partilerde siyaset yaptım. Şimdi hiçbir parti ile bir bağım yok. Parlementoya girmek için bir çabam yok. Benim bu saatten sonra yapacağım parlemento üyeliğinden fazla şeylerdir. Yine de teklif gelirse yine o günün gündemine ve gelişmesine göre düşünürüz. Ancak siyaset eğer ülkenin sorunlarını konuşmaksa, halkın ekmeğinin büyümesini konuşmaksa, halkın özgürlüğünün çoğalmasını konuşmaksa, ülkede adaletin konuşmasını yapmaksa bunu her zaman yapıyorum daima da yapmaya devam edeceğim” diye konuştu.

Kültür Bakanlığı icracı bir bakanlıktır

Kültür Bakanlığı'nın icracı bir bakanlık olduğunu söyleyen Günay, “Hayata dokunan bir bakanlıktır. Sözde değil icrada etkili bir bakanlıktır. Yatırımlar yapan, yatırımlarını çoğaltan ve arttıran bir hizmet anlayışı ile görev verilmektedir bu bakanlıkta. Urfa'da çok büyük müze yapıldı. Şimdi Urfa'ya gelen önce buraları görmeye geliyor. Bunu yapan Kültür Bakanlığı'dır. İcra iş yapmaksa Kültür Bakanlığı böyle bir hizmetin makamıdır” dedi

Sıkıntısız bir dönem geçerdim

Bakanlık olarak hizmet verdiği süre içerisinde alınan bir çok karar ve yatırımlarda tamamen bakanlığın tasarrufları neticesinde sonuçlandırdıklarını belirten Günay, “2007 ile 2011 arasında o dönem de ne müsteşarımı atarken, ne genel müdür atamasında, herhangi bir konu da karar verirken ya da yatırım yaparken, bana kesinlikle müdahale olmadı. Benim dönemim parlementer dönemin olduğu bir dönemdi. Şimdi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye yeni bir sistem var. Koruma Kurulları başta olmak üzere bazı konularda bir zaman sonra itilafa düştük. Ben İstanbul'daki yüksek yapılaşmalara itiraz ediyordum. Örneğin Zeytinburnu’ndaki kulelere, Gezi Parkı'nın betonlaşmasına itiraz ediyordum. Suriye meselesine itiraz ettim. Bir gerginlik yaşanmıştı. Onun öncesinde Sümela Manastırı  başta olmak üzere bazı kiliselerde ayin yapılmasına ben izin vermiştim. Kimsenin müdahalesi olmamıştır verdiğim bu karara. Türkiye'de kültürel çoğulculuğa sahip çıkmak için ayrım yapmaksızın bir takım işler yaptım kimsede bana bunları niye yapıyorsun demedi. Madımak Oteli'ni boşaltırken bile niye bunu böyle yapıyorsun denilmedi hatta destek de gördüm. Nazım Hikmet’e vatandaşlığının geri verilmesi çalışmalarımda hakkını yemek istemem sonuna kadar bana destek olundu. O gün öyleydi. Şimdi benim yaptığım gibi olur mu olmaz mı şimdi ki arkadaşlarımız benim kadar rahat mı bilmiyorum. Haksızlık yapmayayım 2011 yılına kadar sıkıntı olmaksızın görev yaptım” diye konuştu

Turizmcilere TÜSİAD modeli önerisi

TURSAB yasasının öneriler neticesinde değişikler yapıldığını belirten Günay, “Tüm turizmcileri içine alan Turizm Meclisi adı altında yasa hazırlığı yapmıştım. O yasa hazırlığını Bakanlar Kurulu'na götürdüm. Bazı bakan arkadaşlarım kimi meslek gruplarının altlarında toplanmasından şikâyetçi oldukları için beni hazırladığım bir meslek kuruluşunun olmasını istemediler. Muhalefet ettiler ve bakanlar kurulundan bu geçmeyince öyle kaldı. Bunun üzerine Rehberlik Yasası çalışması üzerinde çalıştım ve Rehberlik Yasası da yine benim döneminde çıktı. Hazırladığım yasa çıkmayınca arkadaşlarıma başka bir yasa önerdim. Turizmin tüm destinasyonu içinde barınan çalışanların oluşturduğu sektör, dalları içine alan Turizm Meclisi olsun istedim. Her yıl bunun başkanı değişsin istedim. Üç ayda bir toplantılar yapılsın. Bakanlıktan ayrı olsun ancak Bakan buraya toplantıya katılsın istedim. Başkanı Bakan olmayan ve turizmcilerimizden birisi olsun istedim. Bunun protokolünü yaptım. İmzalarını aldım. Bakanlığın duyuru panosuna da astırdım. Ancak ne yazık ki benden sonra bu yürümedi. Turizmcilerimiz bir TÜSİAD gibi olabilirdi. 2015-2016 krizinde herkes kendi gemisini kurtarmaya kalktı. Halbuki birlikte davransalar sektörün ufkunu koruyabilirlerdi. Birlikte davranma bilinci gösteremediler. Halbuki TUSİAD modeli üzerinden mesleki dayanışma sağlanabilirdi. Yapılmadı bu. Temennim ilerde bir yasa çıkar. Bunun için turizmcilerin bir yasa çıkmasını beklememeliler. Kendileri sözünü ettiğim model üzerinden büyük ve örnek bir oluşum kurabilirler.

Hürriyet Partisi ve 1960 yılı siyaseti, yeni kitap

Anadolu’nun ilgi görmesi gerektiğine inandığı yerleri ele aldığı kitabının büyük ilgiyle karşılandığını belirten Günay, “Güzel dönüşler aldım bu kitap ile ilgili. Bu arada 1960 döneminin siyasi partilerinden Hürriyet Partisi’ni ele aldığım bir konuyu kitabıma taşıdım. Salgın kısıtlı günlerin bitmesi bekleniyor. Herşey hazır. Yayın Evine kitap gönderildi. Gerekli telif anlaşmaları yapıldı. Bende heyecanla çıkmasını bekliyorum. Elimde ayrıca üçüncü bir kitap var. 1970-80 arasını anlattığım bir kitap çalışmam var. 12 Eylül 1980 askeri darbenin 40’ncı yılı 12 Mart Muhtırası'nın da 71. Yılı. tüm bu dönemde yaşananların bir dökümünü çıkartmaya devam ediyorum” dedi.

Videonun devamını izlemek için tıklayınız.

MYGazete.com Özel

Güldane Ayrancıoğlu
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi.
banner32
Son Güncelleme: 13.05.2020 23:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242