banner302


banner129

Sevgili okurlar...  Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek bilindiği üzere uzun süredir hastanede tedavi görüyor. 25 Ekim'de 58’inci yaşına bastı. Aldığım duyumlara göre Başkan Muhittin Böcek’in sağlık durumunda olumlu gelişmeler var. Zaman zaman uyandırılıp mama dışında gıdalar veriliyormuş. Bunlar güzel gelişmeler.

 Muhittin Böcek’in tedavisi devam ederken, geçen ocak ayında Ankara’dan getirilen Basın Danışmanı Serap Belovacıklı 10’uncu ayda tası, tarağı toplayıp gitti.

Kim bu danışman ? 

Siyasete başladığı günden beri tanıdığım Muhittin Böcek gazeteci dostu bir belediye başkanıdır. Kendisinden yaşça küçüklere bile ”abi“ diye hitap edebilen bir yüreğe sahiptir. Başkan Böcek geçen 10 Ocak'ta Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Antalya’da basın mensuplarına bir davet vermişti.

Yapılan davet üzerine o toplantıya ben de katılmıştım. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin karşısında eski Tekel binasının yerinde inşa edilen otelde gerçekleşen o toplantıya gittiğimde belediyenin basın departmanında çalışan arkadaşlarımdan biri beni uzun boylu, ince, narin yapılı, alımlı, özetle fotomodel gibi, güzel bir hanımefendi ile tanıştırmıştı.

Adı Serap Belovacıklı imiş. Büyükşehir Belediyesi’nde basın danışmanı olarak görev yapmak üzere Ankara’dan gelmiş. Kimi “Antalya’da Büyükşehir Belediyesi'ne basın danışmanlığı yapabilecek nitelikte gazeteci yok muymuş. Bu kızın meziyeti neymiş?” diye başkanın bu kararını eleştiriyordu. Kimi de bu genç kızın danışmanlık konusunda tecrübesinin olmadığını söylüyordu. Ben de bu danışmanın adını o güne kadar hiç duymamıştım. Kimi bu danışmandan bir bürokratın sevgilisi diye bahsediyordu. Kimi de ulusal bir gazetenin üst düzey yöneticisinin yakın akrabası olduğunu anlatıyordu. Hatta bu görevin verilmesinde bu etkenlerin olduğu ima ediliyordu. Kimi de liyakatın önemine dikkat çekiyordu. Kimi de “Başkanın vardır bir bildiği” diyordu. Baktım internet sitelerine... 12 yıllık gazetecilik geçmişi olan bu hanımefendinin danışmanlıkla ilgili bir tecrübesini göremedim.

Tanıyanlar iyi bir insan olduğunu söylüyorlar. Geçen 10 Ocak benim o hanımefendiyi ilk ve de son görüşüm oldu. Bir daha kendisiyle hiç karşılaşmadım. Ben 1995 yılından beri birçok basın kuruluşunda farklı pozisyonlarda görev yaptım.

Hayatım boyunca birçok basın danışmanı ile tanışma fırsatım oldu. Benim bildiğim basın danışmanları görev yaptıkları kurumla basın arasında köprü görevi yaparlar. Bunu yapabilmek için gazetecilerin üyesi oldukları meslek örgütlerinden başlayarak basın kuruluşlarını ziyaret ederler.

Bir buket çiçek, ya da bir paket çikolata alıp giderler. Kendilerini tanıtır, iletişimi canlı tutarlar. Ama bu hanımefendi basın danışmanlığına getirildiği günden Antalya’dan ayrıldığı tarihe kadar Antalya’da meslek örgütlerini, gazeteleri, medya kuruluşlarını ziyaret etmiş mi bilmiyorum.
 
Ama iddialara göre; yerel basını muhatap kabul etmemiş. Bu danışmanımız Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ni de hiç ziyaret etmemiş. Antalya basınını yok saydığı iddia edilen bu hanımefendinin, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin baş danışmanı İnşaat Mühendisleri Odası eski şube Başkanı Cem Oğuz’un da bulunduğu bir ortamda gazeteci Ahmet Oruçoğlu’nun yanında Mevlüt Yeni hakkında “Haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz” diye hakaretlerde bulunduğu iddia ediliyor.

Ben bir basın danışmanının Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin Başkanı hakkında böyle bir beyanda bulunduğuna inanmak istemiyorum.
 
Bu sözler Mevlüt Yeni’nin kulağına gidince bu kişi hakkında şikayetçi olmuş. Ancak savcılık takipsizlik vermiş. Mevlüt Yeni de yerel gazetelerin olduğu bir WhatsApp grubunda bu konu açılınca serzenişte bulunmuş. 

Burada kullandığı bir sözcükten yola çıkarak basın danışmanına hakaret etmekle suçlanıp istifası istenen Mevlüt Yeni ile Akşam Gazetesinde uzun yıllar çalıştım.

Mevlüt Yeni bölge temsilcimizdi. O dönemde kadınıyla, erkeğiyle yıllarca uyum içinde kardeşçe çalıştık. Büromuzda haber müdürümüz Selma Kunar’dı. Editörümüz Fisun Erözel’di. Reklam Müdürümüz Ahmet Mekin’in kızı Zeynep Geven idi.

Hiçbir zaman hiçbir personeli rencide edici ya da aşağılayıcı, hakaret edici bir sözünü de duymadım. Görmedim. Akşam Gazetesi Bölge Temsilciliği yaptığı dönemde 2006 yılında Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına seçilen Mevlüt Yeni, o tarihten bu yana girdiği tüm seçimleri kazandı. Birçok projeye imzasını attı. Örneğin aralarında benim de olduğum 138 gazeteciyi Avrupa Birliği desteğiyle uluslararası geçerliliği olan sertifika sahibi yaptı.
 
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin bazı seçimlerinde Mevlüt Yeni’ye oy vermedim.  Hatta bazen karşı listede yer aldım. Ama hiçbir zaman da kendisine oy vermediğim için bana kızmadı. Aramız hiçbir zaman açılmadı. Kendisiyle Akşam Gazetesi’nde 2002’den 2009’a kadar çalıştım.

Sonra Sabah Gazetesi'ne geçti. Ben Akşam Gazetesi’nde 2014 yılı Temmuz ayına kadar tek başıma çalışmaya devam ettim. Mevlüt Yeni birlikte çalıştığımız dönemde haberlerime hiçbir zaman müdahale etmedi. Zaman zaman fikir ayrılıklarına düştüğümüz anlar da oldu. Ama her haberimin arkasında kapı gibi durmasını da bildi. Özgürce gazetecilik yapabilmemi sağladı. Takdir ettiğim bir yöneticidir. Birilerinin ayar çekmesiyle gidecek de değildir.

Kendisine gıyabında  “Haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz” diye hakaret ettiği iddia edilen basın danışmanı bir süre önce Antalya’daki görevinden ayrılıp Ankara’ya geri dönmüş. Anlatılanlara göre; daha önce muhabirlik yaptığı televizyon kanalında haber sunacakmış. Yaklaşık 10 ay Antalya’da danışmanlık yapan bu hanımefendiye ne kadar ücret ödenmiştir bilmiyorum. Ama bu hanımefendinin Antalya’ya ne gibi katkısının olduğunu ise çok merak ediyorum. Bu danışmanı Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin olduğu dönemde de hiç görmedim. Altın Portakal Film Festivali'ne de Muhittin Böcek, yoğun bakımdan çıkamadığı için katılamadı.
 
Ama film gösterileri sırasında bu danışman film gösterileri için gelen film ekiplerini karşılayıp, Belediye Başkanı Muhittin Böcek adına onlara “Hoş geldiniz. Belediye Başkanımız Covid-19 tedavisi gördüğü için aramızda bulunamadı. Kendisi burada olmayı çok isterdi. Başkanımız adına sizlere hoş geldiniz diyorum.” diyemez miydi acaba? Belediye Başkanımız adına bir buket çiçek veremez miydi? Öyle bir karşılama töreni organize edilmiş olsaydı; Muhittin Böcek de Antalyalılar da çok mutlu olmaz mıydı?

Ben Altın Portakal'da yarışan 12 filmden 8’ini izledim. Bu izlediğim 8 filmin sekizine de film ekipleri kalabalık bir kadroyla katıldı. Ama hiçbirinde belediyeden bir yetkili onları karşılamadı. Başkan adına hoş geldiniz diyen olmadı. Film gösterileri sırasında bir sunucu çıkıp ekibi sahneye davet etti.

Ödül gecesine kadar neredeydi belediyenin yetkilileri? Danışmanların bu işleri organize etmesi gerekmez miydi acaba? Muhittin Böcek eğer sağlıklı olsaydı; eminim ki tüm film gösterilerine katılıp sanatçıları kapıda karşılardı. Sonra da kalkmışlar Altın Portakalı özüne döndürmekten bahsediyorlar. Acaba bunu söyleyenler kendileri inanıyor mu söyledikleri sözlere?

Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ne gelince; mensubu olmaktan onur duyduğum bu meslek örgütünden ben üç kez ödül aldım. İlki 1997 yılında. E TV muhabiri iken. İkincisi 1999 yılında. Star Gazetesi muhabiri idim. Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk ile yaptığım bir röportajla yılın gazetecisi ödülü almıştım.

O tarihlerde mesleğe yeni başlamış bir gazeteciydim. O tarihte cemiyetin üyesi bile değildim. 3’üncü ödülümü ise Akşam Gazetesi’ndeki muhabirliğimin ikinci yılında 2003’te almıştım. Bir askerin komutanlarının izniyle yaptığı böbrek bağışının haberiyle haber dalında yılın gazetecisi olmuştum. Sanırım aldığım 3 ödülden sonra cemiyete üye olabilmiştim.

Cemiyetin başkanlığına 2006’da Mevlüt Yeni seçildikten sonra ben cemiyetten hiçbir ödül almadım. Fakat Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin 2010 yılında yayınladığı Bayram Gazetesi'ndeki ‘Tarihi Yağmanın kitabı yazılıyor’ başlığını taşıyan haberimle katılmadığım Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD)  yarışmasında yılın gazetecisi ödülünü kazanmıştım.

Bu olayla Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin Bayram Gazetesi'nde yayınlanan bir haber ilk kez yılın haberi ödülü almıştı. Ayrıca ANSİAD tarihinde ilk kez sahibinden habersiz bir haber, yılın haberi seçilmişti. Katılma başvurusu yapmadığım yarışmada haberimin birinci seçildiğini gelen telefondan öğrenmiştim. Benim böyle anılarımın olduğu bu Cemiyet, Antalya basınının iftiharıdır.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı'nın Akdeniz Üniversitesi’nin Fahri Danışmanları arasında yer alması da gurur vericidir. Başkan'ın üniversite mezunu olmadığını söyleyerek fahri danışmanlık yapamayacağı iddiası diğer fahri danışmanlara da haksızlık olacaktır.

Örneğin sıradan bir işletmeyi Türkiye’nin dev sanayi kuruluşlarının arasına sokan Antalyaspor’un eski başkanlarından Cihan Bulut da üniversite mezunu değildir.  Lise yıllarında gittiğim dershanede sınıf arkadaşım olan Cihan’ın ,eğitimin hayatına son verip dedesinin Yenikapı’daki çay bahçesinde işçi olarak çalıştığı günleri dün gibi hatırlarım. 

Elbette sıkıntılarımız var. Elbette hepimiz aynı düşüncede olmayacağız. Sıkıntılarımız varken birbirimize küsecek miyiz? Birbirimizin kuyusunu mu kazacağız? Yoksa farklı fikirlerimizi problem değil, zenginliğimiz mi kabul edeceğiz? Bizim gibi düşünmeyenleri ayrık otu mu göreceğiz? Yoksa  demokrasi ormanı mı göreceğiz? Şimdi ayrışma zamanı değil birlik olma zamanı. Cemiyete sahip çıkma zamanı.

Rahibe Teresa’nın çok sevdiğim bir sözü vardır, "İnsanları sürekli yargılarsanız; onları sevmeye vaktiniz kalmaz.”

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242