banner302


banner292
banner129

İkranur 7 yaşında, önce kayboldu sonra ölü bulundu. 
Müge/Esra programları olmasa belki duymayacağız. 
Sürecin içinde yer alan aile fertlerinin, olayla bağlantılı olarak anlattıkları, kadın cinayetleri, çocuk gelinler ve kız çocukları ile ilgili acı gerçeği bir daha haykırıyor.

Annesi henüz 24 yaşında ve 4 çocuğu var ki evliliği 16 yaşında, hatta daha küçük olabilir.
Annenin kız kardeşi yine küçük yaşta yakın akrabasının oğluna nişanlanıyor, daha sonra nişan bozuluyor. Bu defa diğer yakın akrabasının oğluyla evleniyor. Nişanı sen yapacaktın düğünü ben yapacaktım çekişmeleri ile arada parasal sorunlar çıkıyor. Yakın akrabalar arasında düşmanlıklar oluşuyor. [TV’da yakınlarının anlattıkları]
Sahnedeyine küçük yaşta akrabalar arasında evlendirilen kadın var ve sonunda ise dünyada iken cehennemi yaşadıktan sonra cennete giden küçük bir kız var.

Mükemmel, önüne dünyayı yığsanız yan gözle bakmayacak, hakka hukuka saygılı, başkası için ailesi için canını esirgemeyen o kadar çok güzel insan var ve bunlar olmasa dünyada yaşamak bile mümkün olmaz.
Benzeri çok daha kötü olaylar, hatta sapkın yaşayış tarzı o kadar yaygın ve yoğun ki toplumların önemli bir kısmı ise sanki helak olmasına rağmen LUT kavminin devamı gibi.

Sorsanız, Müslüman olduklarını söyler ve görüntü de öyle. Müslüman olmak çok zor değil zaten, ağzınızla söylemeniz yeterli. 
Esas olanı MÜMİNolabilmek ve her Müslüman MÜMİN olamıyor. Rabbimiz, Kur’an da zaten, MÜMİN’lere hitap eder.

Çok yazık.! 
Hiçbir kesim yanlışların gerçek sebeplerin aramıyor, araştırmıyor onun içinde çare üretemiyor. 

Oysa her şey o kadar açık ki!

Kur’an hükümleri çevrilirken yorumlanırken değiştiriliyor ve gencecik nesillerin bilinçaltına hurafe olarak yerleştiriliyor.

Birkaç örnek verelim.

Yüce kitabımızda kadınlarla ilgili ayet vardır. [Kadınlarınız nesillerinizi devam ettiren, size hayat veren toprak ana gibidir.]Şeklinde çevirisi de varken bu dikkate alınmadan, aynı ayeti [Kadınlarınız sizin için bir tarladır…..] Şeklinde çevirenlere rağbet edilmiş ve genç dimağlara bu şekilde aktarılmış, aktarılmaya da devam ediliyor.
Oysa, en adil olan Yüce Rabbimizin, kendi yarattığı insanlar arasında ayrım yapmayacağının bilinmesi, bilmeyenlere de böyle öğretilmesi gerekmezmi?

Bugün bile toplumun önemli bir kesimi yaratılış ile ilgili gerçeği, [Adem ilk insandır, leğen kemiğinden Havva yaratılmıştır ve çoğalmışlardır.]şeklinde bilir ve sorduğunuzda böyle cevap verir.

Yüce Rabbimizin El-Halik [Yoktan var eden] vasfıyla,birden çok çift yaratabileceğini ve gerçeğinde böyle olduğunu düşünemiyorlar.
Yüce Kitabımızda yasaklamış olmasına rağmen kardeşlerin birbiri ile evlenerek çoğaldığına inanıyorlar, üstelik gencecik beyinlere bu şekilde aktarılıyor. 

Gerçeklerin anlatılmasına dahi izin verilmiyor. İşte, yakın akraba evlilikleri hatta aile için tacizler bu sapkın hurafe düşüncelerin yayılmasının sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Kadının eşine secde etmesi gerektiği söyleniyor. Sonuç itibarıyla kız çocukları yani kadın yok sayılıyor. Alınıyor, Satılıyor, Dövülüyor, Sövülüyor, Öldürülüyor. Üstelik bunlar erkek için hak olarak görülüyor. 

Günümüzde dahi ülkemizin önemli bir kesiminde, küçük yaşta para karşılığı veya mübadele yöntemiyle yapılan evliliklerin haddi hesabı yok.
Acı olanı; Bu sapkın düşünce tarzını doğrulayan ilim adamı unvanlı yüzlerce, binlerce kişinin olması. 
Yanlışları, dini öğretiyoruz diyerek ve üstelik para karşılığı yayıyorlar çünkü varlıklarının gerçeği gizleyebildikleri sürece devam edebileceğini iyi biliyorlar. Kur’an hükümlerine aykırı olmasına rağmen, devlet kurumları  dahi çaresiz kalıyor ve hurafelerin yayılmasına engel olamıyor. 

Yüce Kitabımızda yasaklanmışsapkın tarikatların abdestsiz liderlerinin anlatımlarına inanıyorlar.
[Yüz yıkamak abdestin farzıdır.][Yüz: alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu bölümdür][Şimdi o kişilerin yüzüne bakın neden abdestsiz? Siz karar verin.] 
Şöyle ki;

İlk eşinin ölümünden sonra, iki yıl evlenmemiş olan yüce peygamberimizin çok eşli olduğuna inanılıyor ve buyanlış bilgiyi referans göstererek kendileri çok eşli yaşıyorlar.
O dönemdeki yaş hesaplama yöntemindeki farklılığı düşünmeden, yüce peygamberin 9 yaşındaki kız ile evlendiğini söylüyorlar ve bunu referans göstererek kendileri her türlü sapkınlığı yaşıyorlar.
Yüce peygamberin eşinin tüccar olması gerçeğini görmeyerek, aksi hurafelere dayalı olarak kadının tahsil görmesini, ticaret yapmasını uygun görmüyorlar, kız çocuklarını kısıtlıyorlar. Yasakların içine hapsederek, istenilen her şeye razı olacak şekilde çaresizliğe terk ediyorlar.

Tamamen hurafe ile şekillendirilmiş toplumun önemli oranda bir kesimi, mensubu olduğu inancının temel hükümlerini savunabilecek durumda bile değil. 
Sizin dininiz kardeşlerin evliliğine izin veriyor diye soracak başka dine mensup birine “Dinimizde kardeş evliliği haram kılınmıştır, rabbim çoğalmayı kardeşlerin evlenmesiyle değil birden çok çift yaratmak suretiyle sağlamıştır, insanı, topraktan hücrelerden yaratmıştır.” Diyebilecek durumda değiller. Çünkü gerçek değil hurafeler ile donatılmaktalar.
Bu yanlışlığı sürdürenler YARADAN YÜCE RABBİMİZE VE PEYGAMBERLEREinanmayan,dinimizi kötü göstermek için içimize yerleşmiş virüsler ama bir türlü fark edilmiyor, fark ettirilmiyor. 
9 Yaşındaki kızla evlenilebileceğini söyleyen profesörler, üniversiteli kızların isimleri okunurken canlı olarak genç kızları görmekten zevk aldığını söyleyen dekan gibi birçok insan, en yüksek tahsilleri alsalar dahi çocukken aldıkları hurafe öğretilerin sonucu sapık düşüncelerden sıyrılamıyorlar.
Genel olarak kadınlar, bir mücadele içinde olsalar da çoğunluğu, hurafe ile donatılmış ailelerinin vicdanı ve çaresizliklerinin sonuçlarını kabullenmiş görülmektedir.  
Yüce kitabımızıngerçekleri, olduğu gibi değiştirilmeden anlatılmadıkça ve öğretilmedikçe;
Kadın, çocuk şiddet ve cinayetleri önlenemeyecektir.
Aile içi şiddet ve aile içi sapkınlıklar önlenemeyecektir.
Kadını yok sayan düşünce önlenemeyecek hepsi artarak devam edecektir, bu açıkça görülmektedir.
İnsanların önemli bir kesimi kendisini yaratan Rabbimizin koyduğu kurallara hep karşı çıkmışlar, onların yola gelmesi için Peygamber gönderilmiş olmasına rağmen ve yüzlerce kez salgın hastalıklar ve felaketlerle helak olmalarına rağmen ıslah olmamışlar, kadınlara ve çocuklara dünyada iken cehennemi yaşatmışlar ve yaşatmaktadırlar.
Yüce peygamberimiz, “CENNET ANNELERİN AYAKLARININ ALTINDA”sözünü, erkek egemen toplumların kadına yönelik olumsuzluğunu ve dünyada iken onlara cehennemi yaşattıklarını gördüğünden, gerçek dünyada karşılaşacakları uygulama için söylemiş olamaz mı?

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242

banner344