banner302


banner292
banner129

Antalya’da korona salgını yüzünden karantinaya alınan Zeytinköy’de barikatları aşıp geçenler bir yana,  kanalizasyon kanalından geçip uyuşturucu temin etmeye çalışanların yankısı devam ederken şimdi de uyuşturucu sevkiyatındadron kullanılmaya başlandığı iddia ediliyor. Sevgili okurlar gazetecilikte fikri takip çok önemlidir.  Bu hafta da Antalya’nın kanayan yarası haline gelen Zeytinköy’de karantinalı günlerde yaşananları anlatacağım.
Geçen 1 mayıstaki yazımda korona ile mücadele kapsamında sokağa çıkma yasaklarının olduğu günlerde bile Antalya’nın Zeytinköy semtinde uyuşturucu ticaretinin devam ettiğini yazmıştım.
Nitekim bu yazımın üzerinden yaklaşık 2 hafta geçtikten sonra Zeytinköy’dekorona salgını başladı. Bölge karantinaya alınınca ikinci bir yazı daha kaleme aldım.  Bu yazıdan sonra çok sayıda kişiyle telefon görüşmem oldu. 

Bunlardan biri CHP eski milletvekillerinden Yıldıray Sapan idi.  Yıldıray Sapan, Zeytinköy’deki uyuşturucu sorununu gündeme getirdiğim için teşekkür etti. 
Ben de kendisine” Zeytinköy ile ilgili bu köşe yazılarını yazarken aklıma sen geldin” dedim.
 2011 yılında Zeytinköy’deki uyuşturucu trafiğine dikkat çekmek için bir haber yapmıştım. O haber Zehirköy başlığıyla Akşam gazetesinde manşetten yayınlanmıştı. 
O haberden sonra “Belki devletin yetkilileri o bataklığı kurutmak için tedbil-i kıyafet Zeytinköy’e gider”  diye düşünürken dönemin CHP milletvekili Yıldıray Sapan Zeytinköy’e gidip  temin ettiği uyuşturucuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde basın toplantısı düzenlemişti. 
Yıldıray Sapan o toplantıda Antalya Zeytinköy’de uyuşturucu temininin çok kolay olduğunu söyleyip devletin ilgili kurumlarını göreve davet etmişti.   
Aradan 9 yıl geçmesine rağmen Antalya Zeytinköy’deki bu kara düzen  devam ediyordu.  
Bu yüzden Yıldıray Sapan gelmişti aklıma.

Bunu anlattım Yıldıray Sapan’a. 
Yıldıray Sapan da Zeytinköy’deki uyuşturucu sorununun bu kentin katili olduğunu söyledi.  Birçok suçun uyuşturucu parası temin edebilmek için işlendiğini anlattı. Yıldıray Sapan bunları söyleyince gözümün önünden madde bağımlılarının anlattıkları hayat hikayeleri geçti. 
Uyuşturucu yüzünden ölenler, öldürülenler, gençliğinin baharında madde bağımlısı yapılarak uyuşturucuya para yetiştirebilmek için suça saplanan, gelecekleri çalınan pırıl gençleri isim isim hatırladım. 
Ben de Yıldıray Sapan’a “ Belki bir baba yiğit çıkar da bu sorun çözülür” dedim.  O da bu sözlerime güldü. 
Bizimkisi sadece bir umut…  

Zeytinköy’den de arayanlar oldu. Arayan duyarlı vatandaşlardan birine karantinalı günlerin nasıl geçtiğini sordum. Uyuşturucu trafiğinin karantinaya rağmen devam ettiğini söyledi. Nasıl olduğunu sordum.
”Polis mahalleyi demir barikatla çevirdi. Ama alan geniş olduğu için polis bazı noktalarda yetersiz kalıyor. Madde bağımlıları bazen  barikatların üzerinden atlıyor. Bazen de hava karardıktan sonra geçiyorlar” dedi. 

 “Uyuşturucu  Zeytinköy’e nasıl giriyor” diye sorduğumda ise dron kullanıldığına dair iddiaların olduğunu anlattı.“Ben görmedim ama böyle duyumlar aldım. Ne derece doğru bilmiyorum” dedi. 
Korkunç bir iddiaydı söyledikleri.
“En çok ne tür uyuşturucu satılıyor” diye sordum. 
“A4 adı verilen  uyuşturucu.  Kağıdın üzerine püskürtülen kimyasal sıvılar. Bakıldığında görünmüyor” dedi.
 Bu A4 adı verilen uyuşturucu dosya kağıdı boyutunda değil,kibrit kutusu kadar birkaç santimetre kare boyutunda olan kağıt parçasıymış.  
Uyuşturucu püskürtülen bu kağıt parçası 50 liraya filan satılıyormuş.  Korona gibi. Bakıldığında kağıt.  Başka bir şey görünmüyor. 

O kağıdın dumanını sigara gibi içiyorlarmış.
“Bir bağımlı günde kaç tane kullanıyor” diye sordum.
 “Bir tane yetmiyor. 10 tane kullansa günde 500 lira para bulması gerekiyor. Bu parayı temin edebilmek için bağımlılarher yolu deniyorlar. Satıcılar bukirli işten çok büyük paralar kazanıyor.  Kazandıkları her kuruşta kan var, göz yaşı var. Acı var.  Ama umurlarında değil. Gecekondular,  uyuşturucu satışı yapılan ticarethane gibi kullanılıyor. Evlerde sokağı gözetleyen kamera sistemleri kurulu. Oradan gelip geçenleri gözetliyorlar. Polis sokağa girdiğinde satıcılar ortadan kayboluyor” dedi.
Bu salgının mahalleye nasıl yayıldığını sordum. 

Dedi ki; “Uyuşturucu suçundan diğer illerde yatan Zeytinköylüler vardı. Bunlardan bazıları Dalaman açık ceza evinde kalıyorlardı. Bunlar korona yüzünden tahliye edilmişlerdi .Tahliye edilenlerden biri 9mayıs akşamı oğluna mahallede nişan yapmıştı.Y. İle P. aileleri arasında yapılan nişanda havai fişekler patlatılmıştı.  Nişana aralarında mahalle muhtarının da olduğu yaklaşık 200 kişi katılmış.Zaten olay da muhtarın da evinin olduğu 1166 sokakta akşam saat 21 sıralarında oluyor.  Nişana Serik ilçesinden de gelenler olmuş. Gelenler nişan yapan ailenin kız kardeşleri. Nişandan sonra hastalananlar olunca mahalle karantinaya alındı. Salgın cezaevinden mahalleye, mahalleden de düğünle   Serik ilçesine  taşınmış. Bunun üzerine Serik’te merkez mahallesinde de bazı sokaklar karantinaya alınmış.Karantinaya karşı dedikodular da üretilmiş. Hatta uyuşturucuyla mücadele edebilmek için korona bahanesiyle mahallenin karantinaya alındığını ileri sürenler varmış. Bu hastalık devam eden uyuşturucu ticareti yüzünden her yere yayılabilir” dedi.

Karantinaya alınan Zeytinköy’deki durumu gözlemlemek için ben de birkaç kez bölgeye gittim.  Her gittiğimde barikatları aşıp karantinalı bölgeye geçenleri de, karantinalı bölgeden kaçanları da, çevrede uyuşturucu parası bulmak için bedenini pazarlayanları da, hal kavşağındaki çimenlerin ortasında oturup boynundaki damarına uyuşturucu iğne enjekte eden gençleri de,  uyuşturucu yüzünden bacağı kesildiği için tekerlekli sandalyeli bağımlıları da gördüm. 

Keşke gitmez olaydım, keşke görmez olaydım.
 Buradaki görüntü Antalya’ya yakışmıyor.
Bu yaşananlardan dolayı bazıları yolunu değiştiriyor. 
Örneğin 2 yıl önce özel bir lisenin okul servisinin hal kavşağındaki uyuşturucu bağımlılarından dolayı velilerin tepkisi üzerine güzergahını değiştirdiğini duymuştum.
Bu ayıp kimin?

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Geçmiş ve şimdi 2020-05-23 18:05:38

Sayın Sapan'ın ve sizin manşet yaptığınız dönemlerde (ticaret zirvesindeyken) narkotiğin başındaki kişiler ya terfi ettirilip daha büyük mevkilere getirildi. Ya da şehirden uzak illere, ilçelere sürüldü. Susup mu terfi ettirildi? Yoksa konuştukları için mi görev süresi dolmadan başka yerlere gönderildi.
Ama o dönem Antalya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu maddeleri ele geçiriliyordu. Şimdi ise yapılan gösterme baskınlarla (Antalya Emniyeti hava destekli 280 polisle operasyon düzenledi. Ee sonuç 3 gram esrar, hassas terazi ve ruhsatsız silah) Sırf yapmış olmak için. (Ya da bu kadar izin veriliyor)
Ve şimdilerde de vali beyle lütfen görüşün.
-Yeni narkotik müdürü nereden geldi? Üzerinde baskı var mı?
-Görev süresi boyunca yakalanan uyuşturucu miktarı ne kadar?
-Sayın Vali bey, narkotik müdürünü tanıyor mu? Konuşmuş mudur?
-Muhtarın onlarca sözlü/yazılı ihbarları doğrultusunda yetkililer görevlerini yapıyor mu?
-Şehir merkezine girmeden Lara'da yeni yere izin mi veriliyor?

Avatar
Alpaslan Diker 2020-05-23 15:28:00

Mustafa eline koluna kalemine sağlık antalyanın kanayan bir yarasına parmak basmışsın ibretlik bir konu ne aileler nede gençler bahsi geçen konunun gençler üzerinde nasıl derin yaralar açtığını sonuçların bağımlı olmuş gençleri birer birer kaybediyor olmamız.Sevgi ve saygılarımla

banner343

banner324

banner174

banner242

banner344