banner302


banner292
banner129

Her zaman verdiği eserlerle, sevdasıyla dimdik ayakta duracak bir çınarın ardından özlem, minnet ve dua dolu bir yıl dönümü daha...

Sayın hocamız Bilimler Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin'in aramızdan ayrılışının yıl dönümü vesilesiyle yine değerli hocamızın o altın harflerle yazılacak sözlerinden alıntılar yaparak yad etmek istiyorum.

Türkiye’de genç dimağlara okuyan nesillere bir tavsiyem var.

“İslam bilimleri tarihini yazmak için o alandaki bütün dilleri bilmeniz gerekli…Hepsini öğreniyordum. Mühim olan irade meselesidir. Ben bunu yapacağım inşallah diyeceksiniz. O kararınızda kalacaksınız. Benim bütün hayatım bundan ibaret. Bir enstitü kurmaya karar verdim. Türk genci olarak bir enstitü kuruyorum kolay bir şey değildi. Üniversitede mücadele ediyordum; ben bir müze kurdum, enstitü kurdum. 

Eğer arkanızda inancınız varsa o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur” demiştir. 

Başarının sırrını fiili dua da gören Fuat Sezgin, devasa eserler vermek için, karıncalar gibi çalışmak lazım geldiğine inanan bir ilim adamıydı. Fuat Sezgin gibi bir ilim değerine sahip olmak Türkiye için büyük bir kazanımdır.

Bilimler Tarihi Dostu Prof. Dr. Fuat Sezgin, tüm dünyaya, bilim alanındaki üstün çalışmalarıyla, neler başarabileceklerinin örneklerini sergilemiştir.

İlim Bilim Dünyasına yeni ufuklar açmış; bu sahada kendilerini otorite olarak kabul ettiren bilim adamlarının hayranlığını kazanmıştır. 

Bilimler Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin gibi ciddi, birikimli, gayretli, azimli, kararlı, merhametli, fedakâr, sabırlı; aziz milletine ait yüce değerleriyle donanmış samimi ve inançlı, adeta çift kanatlı Bilim İnsanları yetiştirmek hayalimiz, büyük ufkumuz, hedefimiz olmalıdır. 

“Siz gençsiniz aceleniz olmayabilir, âmâ benim fazla vaktim yok. Çok hızlı hareket etmemiz lazım.” diyerek bizlere “Vakit nakittir” atasözünü hatırlatırcasına zamanın çok kıymetli olduğuna, yapılacak işlerin mutlaka vaktinde, medeniyetimizin yeniden ihyası için en hızlı şekilde yapılmasına işaret ediyor. 

“Vakit geçiyor vakit! Zaman geçiyor! Dünya nimetlerinden feragat edebilmeniz, sabırlı olmanız, masa başında oturmanız ve okumanız, aklın yapılan işte olması gerektiği, düşünmeleri ve düşünüp fikirlerinizi geliştirmeniz gerekir vurgusunu yapardı.

Okuyan, yazan, düşünen bir millet olmalıyız.

Bu işler dilsiz olmaz. Milletimize sesleniyorum. Dil korkusundan kendilerini kurtarsınlar!

İnsan hayatında sürekli öğrenmek çok mühimdir. Bu hafta ben bir şey öğrendim mi? diye kendisine sorması lazımdır.

“İki günü birbirine eşit olan zarardadır.” Demek ki İslam dini sizden her gün yeni bir şey istiyor. Bugün ne öğrendin bugün yeni bir hayır işledim mi? diye sormalıdır.

Keza “İslam Medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, batılılara anlatmaktan daha zor.

Dünyaca tanınmış bilim tarihçilerinden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in Bilimler Tarihçisi olmasında en büyük rol, Alman Hocası Hellmut Ritter’di. Hocası Ritter, bilimlerin temelinin İslam ilimlerine dayandığını söylerdi. 

Yabancı bir hocanın bu tespiti onu bu ilim dalına yöneltti. Vefatından sonra bir basın açıklaması yapan kızı Hilal Sezgin, babasının hayatını bilime, özellikle de Batı ile Şark kültürleri arasındaki çok yönlü tarihî ilişkilerin araştırılmasına adadığını söyledi. 

Hilal Sezgin babasının yaptıklarına odaklanan ve ilerlemiş yaşına rağmen yorulmadan çalışan bir profesör olarak bu dünyadan göç ettiğini kaydetti. Fuat Sezgin'in birçok kez Arap ülkelerine, İran, Hindistan, Malezya ve Rusya'ya gittiğine ve bu ülkelerde eski el yazmaların bulunduğu kütüphanelerde haftalar geçirdiğine işaret eden Hilal Sezgin babasının ölmeden önceki son yıllarında, Frankfurt ile İstanbul arasında adeta mekik dokuduğunu dile getirdi. Hilal Sezgin, Fuat Sezgin'in 2008 yılında İstanbul'da Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ni kurduğunu hatırlattı.

İslam Bilim Tarihi alanının en önemli isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin 94 yıllık ömründe gerçekleştirdiği yoğun çalışmaları sayesinde birçok önemli bilgiyi gün yüzüne çıkardı. Bu keşiflerin neredeyse tamamı tüm dünyada ses getirip takdir topladığı gibi derin tartışmalara da neden oldu. 

Hadis kaynağı olarak İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan Buhari’nin bir araya getirdiği hadislerde bilinenin aksine yalnızca sözlü değil İslam’ın erken dönemine ait yazılı kaynaklara da dayandığını ortaya çıkarttı. Bir başka tezinde ise Amerika’nın ilk olarak Müslümanlar tarafından keşfedildiğini iddia ediyor ve diyordu ki: Dördüncü ciltte bilimler dünyasına sunduğum önemli bir sonuç vardır. O da Amerika kıtasının, Müslümanlar tarafından keşfedilmiş olması. 

Müslümanlar tarafından Dünya haritasının yapıldığı ve bu haritaya dayanarak Christophe Colomb'un, Amerika'ya değil, Asya'ya ulaşmak istediği gerçeğine ulaştım. Fuat Sezgin bilimsel olarak temellendirdiği matematiksel coğrafyanın da Müslümanlara ait olduğu yönünde bir tez daha sunuyordu.

Allah korkusunu, Allah’ın bütün hareketlerimizi kontrol altında tuttuğunu bilme şuurunu, tavsiye ederim.” Paha biçilmez eserlerinde ve konferanslarında yüce milletimize ait manevi ve ahlaki değerler hep öne çıkmaktadır. Ailede olması gereken 5 esas: *Merhamet *Hürmet *Muhabbet *Sadakat ve *Fedakarlık şuurunu gerek kendi hayatında gerekse çevresine hissettiren yaşayan gerçek bir alim olan hocamızın ardından söylenecek çok güzel söz ve yad edilecek çok anı var.

Her hali bir örnek ve ders niteliğinde hocamızın. Beş vakit farz namazlarını camide cemaatle kılan, 6 ayda Arapça öğrenen, onlarca dil bilen, milletine ve değerlerine her şart ve olumsuzlukta bile sımsıkı bağlı, vatan sever, ömrünü ilime ve çalışmaya adamış bir kimliktir hocamız. Herkesin imreneceği, örnek almak isteyip saygı duyacağı bir kimlik.

Her sözü hatta hayatı boyunca her saniyesi altın hükmünde olan yaşamını züht hayatı içerisinde geçirerek geriye büyük eserler bırakan değerli hocamızın anısına, Emekli olduğumuz 03.01.2019 tarihinde yeni bir şevk, heyecan ve emekle onun yılı olan 2019’da; "Bilimler Tarihi Dostu Prof.Dr.Fuat Sezgin” Kitabımız yayınlanmıştı.

Bir yıl boyunca onu anlatmaya gayret ettik, şükür anlattık. Kapanışı doğduğu yer Bitlis’te 31 Aralık’ta Genç kardeşlerimizle buluşmuştuk. Kitabımızı imzalayıp hediye etmiştik.

Batı İslam Medeniyetinin Çocuğudur, İslam gerilemenin sebebi değildir diyen ve bunu ispat eden Allame Fuat Sezgin'in çalışma odası hala kilitli. 18.cilt yazma notları dahi çalıştığı odasında geri verilmemiş. Hoca oysa Almanya’yı Arap İslam Bilim Tarihi noktasında Referans ülke yapmış olmasına rağmen kendi cebinden ödediği, aldığı, ayrı envanteri, etiketi olan kitapları Türkiye’ye getirmek istemiş, 360 koli kitabı gümrükte  hala tutsak aynı AYASOFYA gibi…, Osman Yüksel Serdengeçti’nin dediği gibi “Bu olacak Ey Ayasofya bu olacak belki yarın belki yarından da yakın” dediği ve ikinci bir FETİH olarak adlandırdığı Ayasofya’nın açılışı kim bilir belki bu zincirlerin düğümünün çözümüne de vesile olur. Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es…

Ayasofya gibi birçok değerli ve kıymetine paha biçilemeyen İslam bilim eserlerinin unutulmasına mani olan, onları gün yüzüne çıkararak hürriyetine kavuşturan, İslam Aleminin ve Milletimizin Yüz Akı Bilimler Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin Hocamın ahrete irtihalinin ikinci yılında onu rahmetle ve minnetle anıyor ve ruhuna el Fatiha diyorum.
 

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242

banner344