banner154


banner129

Bir hayli düşündüm bir spor yazısı yazmak bu köşeye uygun olur mu olmaz mı diye…  Ancak üzerimde ki ağır baskı “yaz” dedi.  

Son günlerin spor gündemi Antalya…  Eee, bizde “Gündemden geri kalmayalım” dedik.

Petrolcü-Turizmci bir para ağasının oğlu bu işe soyundurulunca herkes “Aha Antalyaspor kurtuldu” diye hiç yöneticilik ve spor tecrübesi olmayan birine büyük bir hevesle Antalyaspor’un anahtarı teslim edildiği günde bu işe olumsuz bakanlardan hatta bu düşüncemi de yazanlardan biriyim. Hem de kongrenin hemen ardından. 
Ali Şafak Öztürk ağlaya ağlaya ilk istifa ettiğinde “Eyvah!” dedim.  Antalyaspor ağlama duvarı değildir. Antalyaspor birilerinin ayakkabısını cilalayıp kaçacağı bir kurumda
değildir. Ben bugün olanları biliyormuş gibi ta işin başında yazdığımda bazıları bana çok kızmıştı. Keşke haklı çıkmasaydım…

Bir çuval borç, kaybedilmiş sinerji ve zaman… 

Neymiş efendim kulübe kurumsallık kazandırılmış. Sen onu benim külahıma anlat. Yönetimde bazılarının ipinin çekildiği bir kongre yapıldı. Kongre delegesi bir kurumun başkanıyım ve temsil ediliyorum ama kongreden haberimiz olmadı. Oldu da davet edilmedik. Bu mu kurumsallık? Yangından mal kaçırır gibi sessiz sedasız kongre yapmak mı kurumsallık? Ağlaya ağlaya istifa edip, ertesi gün hiç bir şey yokmuş gibi söylediklerini yemek mi kurumsal bir kurumun başkanı olmak? Ne kurumsallığı rezil ettiniz Antalya’yı.

Spor kamuoyuna, çocuksu hal ve tavırlarınızla küçük düşürdünüz Antalya spor camiasını… 

Sosyal medya hesaplarımdan da yazdım. Aslında Antalyaspor gibi hepimizin ortak değeri olan bir kulübün geleceğinin 3-5 kişinin elinde tekelinde olması konusu tartışılmalıdır. Baştan beri Antalyaspor’un delege yapısı ve başkanın seçim yönteminin doğru olmadığını savunuyorum. Antalyaspor Anonim Şirketi’nin kurulmasına karşı değilim. Antalyaspor’u yönetecek kişinin seçim sistemine karşıyım. “Aman efendim, ne yapalım sistem bu” demek işinize geliyor tabi. Kurum olmak, büyük kulüp olmak AŞ’nin büyük hissedarı iki kurum olan dernek ve vakıf başkanlarının istediği adamı seçmesiyle mi oluyor acaba? 

Büyük kulüplerin hemen hemen tamamın derneği, vakfı  ve anonim şirketi var mı var? Peki, bu kulüpler başkanını nasıl seçiyor? Tabi ki kongre delegeleri seçiyor. Vakıf ve dernek başkanları bir araya gelip “Şunu başkan seçtik” demiyor.  Böyle kafaya böyle şapka misali, bu sistem değişmedikçe Antalyaspor güdük kalmaya, ileri değil, geri geri gitmeye mahkumdur. 

Dernek Başkanı Nafiz Tanır ve Vakıf Başkanım Dündar Ulukay bana gücenmesin ama bu kulüpte gerekli reformları yapmadıkları için en az seçtikleri başkan kadar her şeyden sorumludurlar. Borçtan da sportif başarısızlıklardan da…

Siz ikiniz bir olup istediğiniz başkanı seçip istediğinizi görevden uzaklaştırabiliyor musunuz?  Evet, bunu rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Bugüne kadar da yaptınız. O zaman olup biten her şeyden sorumlusunuz arkadaş.  

Vay efendim turizmciler para vermiyormuş, yok iş dünyası destek olmuyormuş, yok taraftar takımını desteklemiyor maça gelmiyormuş… 
Bir dolu mış-muşlar…  

Bende gelmiyorum bir yıldır maçlara çünkü soğuttunuz bizi kulüpten… 

Ben de iki dönem Gültekin Gencer döneminde Ali Yılmaz ile birlikte vakıf yönetiminde bulunduk. En son Vakıf Başkan Vekilliği’nden istifa ettim. Hiç kimse sormadı “Bunlar niye istifa etti?” diye. Çünkü, biz içeride yanlışları söylüyorduk elbette bu kimsenin işine gelmiyordu. Antalyaspor Vakfı’nda kurucu kurumlar temsil ediliyor, şu anda Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ni kim temsil ediyor acaba? Bu durum kimseyi rahatsız etmez çünkü işlerine gelmez… 

Antalyaspor her geçen gün borç batağına sürükleniyor. Verdiniz bir çocuğun eline koskoca bir camiayı oyuncak yaptınız. Adam çıkıyor ağlaya ağlaya “Ben artık bıktım bu oyuncaktan bırakıyorum alın oyuncağınızı” diyor, sözünü ettiğim dernek ve vakfın başkanları yine kimseye danışmadan kafalarına göre oturup karar veriyor. “Kongre yok, biz başkandan memnunuz görevinin başındadır” diyorlar. Gün geçmiyor ki, çocuk yine ağlıyor ve “Ben bu sefer ciddi ciddi istifa ettim alın kulübünüzü” deyip kaçıp gidiyor.  Pes yani pes…  

Yok mu Antalyaspor’u yönetecek biri de, istifa eden birinin istifasını kabul ediyorsunuz. Sonunda Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, “Antalyaspor sahipsiz değildir” dedi ve duruma el koymak zorunda kaldı. Düştüğümüz duruma bakın hele…

Sonuç olarak, Antalya gibi büyük bir dünya kentinin spor kulübün mevcut yapısı bir masaya yatılmalıdır. Delege yapısından, vakıf ve dernek yapısına kadar köklü ve yapısal bir reforma ihtiyaç var. Anonim şirket olsun ama Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor da olduğu gibi başkanını kongre delegeleri seçsin. Parayı verenler, 7’den 70’e yağmur, kar kış kıyamet demeden takımını yalnız bırakmayan cefakâr Antalyaspor camiası başkan ve yönetimi seçilirken söz sahibi değilse o kulüp büyümez.  

Milletten para istemekle olmaz bu işler. Parayı iyi yönetecek, şeffaf olacak, kendine değil kentine spora gönül vermiş gönüllülere ihtiyaç var. Tabi ki, gönüllü insan bulmak için önce mevcut hantal yapıyı değiştirip, katılımcı ve demokratik bir yapı oluşturmak lazım. 

Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

Esen kalın
 

banner130
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner174

banner157