banner302

banner265

banner292
banner228
14 Mayıs 2020 Perşembe 08:55
“Vazgeçme” kitabının yazarından Salı Grubu’na; Dijital konferans

Hayatta aşılamayacak hiçbir engelin olmadığını bizzat kendi hayatından örnek vererek yazdığı “Vazgeçme” kitabında anlatan Prof. Dr. Bahar,  dijital toplantıda Salı Grubu üyelerine korona salgını sonrası dünyayı anlattı. Prof. Dr. Bahar,  yeni dünya düzeninde de aşılamayacak sorunun olmadığını söyledi. Bahar,  korona krizinin de fırsata çevrilebileceğini söyledi. 

Antalya’da Salı Sanayici, İşadamları ve Kanaat Önderleri Grubu’nun (SALI GRUBU)  3’üncü  dijital toplantısına Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF)  İktisat Bölümü  Öğretim Üyesi Prof. Dr.  Ozan Bahar konuk oldu. 

Muharrem Koç başkanlığında gerçekleşen toplantıya İngiltere’den,  İstanbul’dan ve İzmir’den davetlilerin de aralarında olduğu 40 kişi katıldı. Muğla’daki evinden Antalya’daki Salı Grubu üyelerinin dijital toplantısına konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ozan Bahar Salı Grubu toplantısında “Koronavirüs sonrası İş Hayatında Beklentiler ve Muhtemel Senaryolar” başlıklı bir sunum yaptı.

Salgının etkisi

Salgın nedeniyle tüm dünyada borçlanmaların arttığına dikkat çeken Bahar, birçok ülkenin ekonomisini rahatlatabilmek için IMF’nin kapısını çaldığını söyledi. Dünyada pandeminin kontrol altına alınamaması halinde krizin bedelinin çok ağır olacağını belirten Prof. Dr. Bahar, “ikinci, üçüncü dalga gelmesebile salgının ekonomiye olan etkisi bir buçuk iki yıl devam edebilir.

En kötü senaryoya göre ise etkisi 3 yıl sürebilir. Umarım böyle olmaz. Eğer böyle olursa; salgın kontrolünde başarısızlık yaygın iflaslar ve kredi temerrütleri gibi sıkıntılar yaşanabilir” diye konuştu.Türkiye’nin COVİD  krizine sıkıntılı bir dönemde yakalandığına da dikkat çeken Bahar, önümüzdeki bir yıllık süreçte çoğu özel sektöre ait olmak üzere 180 milyar dolarlık borcun ödenmesi gerektiğini söyledi.

Geçmişe bakarak geleceği şekillendirme devri bitti

İş hayatının yeni dünyaya kendisini hazırlaması gerektiğini anlatan Bahar,“Geleceği şekillendirmek önemlidir. Ama geleceği geçmişe bakarak çözümleyemeyiz. Şu anda içinde yaşadığımız sorunlar geçmişe bakarak çözülecek sorunlar değil. Muhakkak geleceği düşünerek hareket etmek gerekiyor. Yeni duruma uyum sağlamak için ‘dünya nereye gidiyor’ diye sormak gerekiyor. Dünya dijitalleşmeye gidiyor. Dolayısıyla bunu anlamak lazım. Dünya o tarafa gidiyor ama ‘Türkiye nereye gidiyor. Benim faaliyette bulunduğum sektör nereye gidiyor?  Benim sektördeki şirketler nereye gidiyor? Ben nereye gidiyorum? Ben ne yapıyorum? Geleceği nasıl şekillendireceğim?  Ben ne üretiyorum?  Şu anda ürettiğim ürün insanlar tarafından tercih ediliyor mu? Edilmiyorsa ne yapmalıyım? Markalaşmak mı lazım? Tedarik zincirinde aksamalar mı var?’ Bu süreçte bunları çok iyi analiz etmek gerekiyor. Sonuçta nereye gittiğimiz çok açık.  Dijital dönüşüm ve mobiliteye doğru gidildiğini gösteriyor. Eğer hızlı hareket edersek bu krizi fırsata da çevirebiliriz” diye konuştu.

Ya farklılaşacağız ya da öleceğiz

Yeni normal dönem olarak isimlendirilen süreçte, iş yapma modellerinde, müşteri davranışlarında, rakip firmalarda ve mevzuatlarda büyük değişimler olacağını anlatan Prof. Dr. Bahar, “Bunları önceden öngörenler, şekil alabilenler, tasarlayabilenler rekabet yarışında önde olacaklar ve kazançlı çıkacaklar.  Dolayısıylaya farklılaşacağız, ya da öleceğiz. Buradan hareketle müşterilerimizin ihtiyaçlarını rakiplerimize göre daha tatmin edici şekilde karşılamamız gerekiyor. Daha iyi çözümler getirmemiz gerekiyor.  Dijital dönüşüme hangi sektörde olursak olalım; ayak uydurmak ve mobiliteye geçmek zorundayız” dedi.

Bazı stratejistlere göre bunun adı yıkım çağı

Müşterilerin ihtiyaçlarına diğerlerinden daha iyi çözüm geliştiren firmaların bu süreçte öne çıkacağını anlatan Bahar,” Hangi sektörde olursak olalım bugüne kadar ayakta durmamızı sağlayan iş modellerinin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalma olasılığı var. Nitekim bu sürece birtakım stratejistler‘yıkım çağı’ adını veriyorlar.  Pek çok firma belki bu süreçte tarihe gömülebilir. Dolayısıyla teknolojideki gelişmelerin yıkmadığı ya da derinden sarsmadığı bir iş modeli yok” diye konuştu. 

Prof. Dr. Ozan Bahar kimdir?

Muğla Merkez Bölük Komutanlığı yaptığı 1996 yılında 25 yaşında yeni evlenmiş bir yüzbaşı iken geçirdiği trafik kazası sonucu belden aşağısı felç olan Ozan Bahar GATA’da uzun bir tedavinin ardından taburcu edildi. Eşinin de desteğiyle 1998 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine başlayan Bahar, 2000 yılında ise doktora öğrencisi oldu. 2002 yılında TSK’dan malulen emekli edildi. Aynı yıl doktora öğrencisi olduğu üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında doktorasını tamamladı.2006’da yardımcı doçent, 2007 yılında doçent, 2013 yılında ise profesör ünvanı aldı. Akademik kariyer yaptığı üniversitenin Turizm Fakültesine 2014 ile2018 yılları  arasında dekanlık da yapan Prof. Dr. Bahar,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türkiye’nin ilk bedensel engelli tekerlekli sandalye kullanan dekanı sıfatıyla 2017 yılında Engelleri Aşanlar ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Bahar, kitabında da zorluklar karşısında yılmayıp nasıl başarılı olunabileceğini anlatıyor.
 

Kaynak: İHA

Emel Gümüş
Meslek hayatına Antalya Yeni İleri Gazetesinde başladı. Daha sonra uzun yıllar Beyaz ve Fotospor Gazetelerinde görev yaptı.
banner32
Son Güncelleme: 14.05.2020 09:25
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner324

banner174

banner242

banner335