banner154

banner228
21 Ağustos 2017 Pazartesi 23:00
Sıra Antalya'ya mı geldi?

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Keleş, Antalya'daki bazı büyük projelerin su kuyularına ciddi zarar vereceğini söyledi. Türkiye'nin kişi başına ortalama 1430 metreküple su azlığı çeken ülke sınıfına girdiğini belirten Keleş, son 20 yılda kişi başına düşen su miktarının 4000 metreküpten 1430 metreküpe düştüğünü vurguladı. Keleş, şöyle dedi: "Devlet İstatistik Enstitüsü 2030'da nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörüyor. Mevcut kaynakların tamamının bozulmadan korunduğunu varsaysak bile 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1000 metreküp civarında olacağı söylenebilir. Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor. Türkiye'de su kaynakları ile ilgili en önemli sorun sektörel su kullanımlarındaki plansızlık ve su kaynaklarının korunmaması. Bu sebeple Türkiye'nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynakların çok iyi korunup, akılcı kullanılması gerekmektedir."  Keleş, Türkiye'nin 20-30 yıl sonra geri dönüşümü imkansız su sorunlarıyla karşı karşıya kalacağını kaydetti.


36 YENİ SONDAJ KUYUSU AÇILACAK

Antalya'nın içme-kullanma suyunun tamamının yeraltı suyundan karşılandığını dile getiren Ali Keleş, yüzey suyu olarak Karacaören Barajı'ndan su getirilmesiyle ilgili projenin uygulama aşamasında olduğunu, inşaat aşamasında olan Küçük Aksu Barajı'ndan da içme-kullanma suyu temin edileceğini söyledi. Keleş, Döşemealtı Kovanlık Mahallesi arazileri ile Çubuk Boğazı girişinde de yeraltı suyu araştırmalarının yapıldığını ve bu bölgede de 36 sondaj kuyusu açılacağını kaydetti. Ali Keleş, Antalya'da bazı büyük projelerin mutlak koruma alanlarında yer alan su kuyularına zarar verdiğini iddia etti. Büyükşehir Belediyesi'nin gündemindeki Boğaçayı Projesi'nin de su kuyularına önemli zarar vereceğini öne süren Ali Keleş, şöyle devam etti: "Bu projede deniz suyu dere yatağına çekilecek. Denizin içeriye getirildiği gün sondaj kuyuları tuzlanacak ve kullanılmaz hale gelecek.”

DÜDEN ŞELALERİ TEHLİKEDE

Koruma alanları sınırlarında içme suyu beslenme havzasında yer alan düdenlerin mutlak koruma alanları olduğunu belirten Keleş, Antalya'da 400 düden bulunduğunu, bunların 300'ünün aktif olduğunu vurguladı. Düdenlerin özellikle ani ve yoğun yağışlar sonucu oluşan yüzey sularını drene ettiği için taşkın oluşmasını engellediğini kaydeden Keleş, şöyle konuştu: "Bu düdenlerin kapatılması, korunmaması sonucu yağış suları drene edilemeyecek ve Antalya merkezde yaşanan taşkınlara, yollarda vb yerlerde oluşan göllenmelere benzer sorunlar oluşacak. Öte yandan günümüzde düdenlerin üzerinde tuvaletler, mezarlıklar yapılıyor. Kimyasal atıklar ve sanayi atıkları ile düdenlere zarar veriyoruz."



KIRKGÖZ KAYNAKLARI KURUYACAK

Ali Keleş, Kırkgöz kaynaklarının debisinin geçmiş dönemlerde DSİ ölçümlerinde 15- 30 metreküp/sn arasında ölçüldüğünü belirterek, şöyle devam etti: "Ancak mevsimsel değişimler, Korkuteli ve Bucak havzalarında yapılan gölet ve barajlar, Termessos kuyuları nedeniyle kaynakların debisi günümüzde 2,250 m3/sn'ye düşmüştür. Yine Termessos sondajlarından daha fazla yeraltısuyu hedeflendiğini biliyoruz. Aynı sahada Çubukboğazı'nda açılacak ilave 36 sondaj kuyusundan da ortalama 1,5-2 m3 su çekileceği düşünüldüğünde kaynakların debisi daha da düşecek, hatta kurak geçen dönemlerde Antalya'nın dünyaca ünlü traverten platolarını oluşturan Kırkgöz kaynakları kuruyacaktır. Bunun vebali de hizmet yaptığını iddia eden genel ve yerel yöneticilerimize ait olacaktır."

Diğer yandan Burdur Gölü’nün ardından Yeşilova ilçesinde yer alan ve Mars gezegeni özelliğindeki jeolojik yapısıyla dünyada heyecan yaratan Salda Gölü, çevresindeki kaçak kuyular, yoğun su alımları, yoğun tarım ve taş ocakları ile havzadaki çok sayıda gölet-baraj yapımı nedeniyle kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Bilim adamlarının tüm uyarılarına rağmen DSİ gölet yapımından vazgeçmeyip, tam tersine ikinci bir gölet için düğmeye basınca doğaseverler internette kampanya başlattı. Öte yandan Jeoloji Mühendisleri Odası yönetimi, Antalya'daki bazı büyük projelerin su kaynaklarına ciddi zarar verdiğini açıkladı.

Bilim adamlarının tüm uyarılarına rağmen Salda Gölünü besleyen derenin üzerine gölet yapan DSİ, şimdi de göl kıyısındaki Kayadibi köyüne bir başka gölet ve taş ocağı yapıyor. Yöre halkının talebi üzerine yapımına başlanan göletler nedeniyle Salda Gölü’ne hayat veren suyun kesileceği ve Türkiye’nin en güzel gölü olan Salda’nın yok olacağı uyarıları ise dikkate alınmıyor.

GÖLÜ BESLEYEN DEREYE GÖLET

Türkiye'nin Maldivleri olarak anılan Burdur'un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü'nün kıyısına ikinci bir gölet daha yapılıyor. Mars'a benzeyen jeolojik yapısıyla dünyadaki iki noktadan biri olan Salda Gölünü besleyen Düden Deresi'nde geçtiğimiz ay inşasına başlanan Salda Göleti'ne yönelik tepkiler sürerken DSİ bu kez de gölün kıyısındaki Kayadibi köyünde yeni bir gölet yapma kararı daha aldı. Böylece bembeyaz kumsalları ve turkuvaz renkli suyuyla Türkiye'nin en önemli doğal miraslarından biri olan Salda Gölünün etrafı yapay göletlerle çevrilecek.

ÇED BEKLENMEDEN TEMEL ATILDI

Salda Gölü'nü besleyen Düden Deresi'nin üzerinde inşasına başlanan Salda Göleti'nin tarımsal sulamaya hizmet vereceği belirtiliyor. Ancak uzmanlara göre bu gölet projesi Salda Gölünün ekosistemini bozarak gölün giderek kurumasına yol açacak. Bilim insanlarının tepkisini çeken girişimle ilgili tartışmalar henüz sürerken DSİ 18. Bölge Müdürlüğü Salda Gölü kıyısında, Ardıçlıoluk Deresi üzerinde ikinci bir göletin daha temelini attı. Burdur'da düzenlenen törende temeli atılan Kayadibi Göleti için ÇED süreci de başlatıldı. Ancak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün projeyle ilgili ÇED sürecinin başladığını duyurmasının ardından sadece 6 gün sonrasında gölet ve paralelindeki taş ocağının temelinin atılması ise büyük tepkiye neden oldu.

'ÖNEMLİ ORANDA KİRLİLİK TESPİT EDİLDİ' 

Geçtiğimiz yıl profesyonel dalgıçlar eşliğinde Salda Gölü'nde yaptıkları araştırmalarda, göldeki beyaz kayaların ve canlıların kirlilikten önemli oranda etkilendiğini tespit ettiklerinin de altını çizen TTKD (Türkiye Tabiatını Koruma Derneği) Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr. Erol Kesici şunları dile getirdi: “Salda Gölü çevresindeki kaçak kuyular, yoğun su alımları, yoğun tarım ve taş ocakları ile havzadaki çok sayıda gölet-baraj yapımı vb. insan etkileri, geçmişte az tuzlu ve oldukça temiz olan su kalitesi, yüksek alkalin ve ekosistem dengesinin bozulmasına neden olmuştur. Bunların sonucu oluşan kuraklık nedeniyle de her yıl su seviyesinde 1metreye ulaşan azalmalar söz konusudur. Göl yoksa yağış da yok. Burdur'da tarımı her yerde yapabilirsiniz ancak Salda Gölü'nü yeniden oluşturmanız imkansızdır. Giderek çöle dönüşen Burdur Gölü ve çevresinde kurutulan göllerden hala ders alınmadı mı? Baraj ve göletler, yapaydır, su deposudur. Doğal alanlar ve göller ise bölgedeki geçimin ve yaşamın belirleyicisi, hazırlayıcısı olan yaşam alanlarıdır. 

(MYGazete.com)
 

banner32
Son Güncelleme: 21.08.2017 23:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner157

banner174