banner1

banner18
Türk kasabın Kanada’daki başarı öyküsü

2007 yılında Kanada’nın Toronto’da şehrinde Tahsin Solmaz tarafında kurulan ve oğlu Mehmet Solmaz tarafından geliştirilen Helal Et Ürünleri  bugün milyonlarca dolarlık dev bir yatırıma ulaştı. Tahsin Solmaz’ın oğlu Mehmet Solmaz Türkiye'den Kanada'ya ulaşan başarının öyküsünü MYgazete.com Genel Koordinatörü Hanife Yeni'ye anlattı.

İlk olarak buraya hangi yıl nasıl gelindi, kimlerle gelindi?

2001 yılının mart ayında akrabalarımızın da ısrarlarıyla İstanbul’dan işi gücü bırakıp, Babam Tahsin Solmaz önderliğinde ailecek Kanada’ya geldik. 6 ay boyunca hiçbir iş yapmadan gezdik, piyasa araştırması yaptık. İlk geldiğimiz yer olan Toronto’nun dışına çıkmak istemedik. Çünkü buraya bildiğimiz işi yapacağız diye geldik.

Ancak bize ‘burada ne et işi yapabilirsiniz, ne de İstanbul’ da unutun’ dediler. Yanlış insanlarla yanlış işler konuştuğumuz için böyle tepkiler aldık. Yaptığımız işten o kadar emindik ki, ‘hayır biz bu işi yapacağız’ dedik. Nerede ne var bilmiyorsunuz. Bu nedenle daha öncesinde bir yerde çalışıp, en azından havayı soluyalım dedik. Bu süreçte kime sorsak yok yapamazsınız, olmaz gibi cevaplar aldık. Tahsin Bey’in hiç İngilizcesi olmadığı halde (bu arada babam çok azimli ve girişimcidir. Hiç bir dil bilmediği halde en güvendiği şey işiyle ilgili bilgisi ustalığı ve tecrübesi) Toronto’nun doğu tarafına gitti. Ben 23 yaşındayım o zaman. Akşam eve geldi, ben bir ilan buldum dedi. İlanda bir market açıldığı ve kasap aradıkları yazıyordu. Marketin sahibi Filistinli yani Arap. En azından kendi kültürümüze yakın, başka bir şeyler de yapabiliriz dedik.  Daha kurulum aşamasında ki Markete 2- 3 gün gidip geldik. Market sahibi ‘anladığım kadarıyla et olayına oldukça hakimsiniz’ dedi. Kasap kısmını yarı yarıya ortak yapalım dedik. 1 aylık hazırlık aşamasından sonra market açıldı. Toplam 6 metrelik 2 adet reyonda işe başladık. Yeni gelmişiz, piyasayı bilmiyoruz, ortağımızın da haklı olarak endişeleri var. Babam Tahsin Bey, ‘sucuk yapacağım, dondurma makinası almamız lazım’ dedi.  Ortak yeni açıldık, iş olacak mı? diyerek tedirginliğini dile getirdi. İş 2-3 hafta olmasına rağmen güzel gidiyordu. Babam dondurma makinesini kafasına koymuştu bir kere, ‘Ben gider kendim alır koyarım’ dedi. 3 ay geçmişti ve bizim için iyi bir tecrübe olmuştu. İlk 3 ay günlük 50 dolar gibi çok komik rakamlara çalıştık. 3 ay sonunda artış yaşadık. İnsanlar yavaş yavaş tanımaya başlayınca, günlük 50 dolardan 750 dolara ve ardından 1500 dolara yükseldi.

2001 yılında iyi bir rakamdı.  Bu rakam hafta sonları iki katına çıkıyordu. 10-20 kilo sucuk yaparken, haftalık 100 kiloya çıkardık.

Biz büyüyüp, daha fazla üretim yapalım istiyorduk. Fakat biz böyle dedikçe ortağımız bu durumdan rahatsız oldu. O dükkanın iş yapmasının en büyük nedeni biz olsakta, ortağımızı ilerlemeye bir türlü ikna edemedik. Böyle beklersek işler de düşecek.  Babamın her zaman bir B planı vardır. Yunan mahallesinde kuzu eti aldığımız bir toptancımız vardı. Babam oraya giderken boş bir dükkan görmüş, burayı tutup kendi işimizi yapacağız dedi. 30 yıllık yunan kasabının yanında nasıl iş yapacaksın diyerek ben itiraz ettim. Sonrasında biz işimizi orada kurduk. Yaklaşık bir 3 ay yine sıkıntılı geçti. Bir anda insanların Türk kasabı marketi diyerek gelmesi işimizin patlamasına neden oldu. İş öyle bir noktaya geldi ki,  ‘Yapmak istediğim iş bu değil diyerek 2005 yılında toptan market işini bırakıp, ete yöneldim. Restoranlara toptan et satmaya başladım. Başka marketlerde işlenmiş et olmadığını gördüm. Ben bu fikri diğer marketlere vermeye başladıkça iş bir anda beni etnik pazara girmeye zorladı. İşin gerçeği o etnik Pazar, o etnik kültür olmazsa biz buralarda olamazdık. Gözüme çarpan en büyük unsurlardan diğeri de helal pazarda işlenmiş et konusunda büyük bir açık olduğu dikkatimi çekti. Bu seferde başka sorun çıktı. Olduğumuz yerde bunu yapmamız mümkün olmayacaktı. Sonra babamla konuştuk ve et işine geri döndük.

2006 yazında bu işi komple bıraktık. 2007 yılının tam başında imalata başladık. İlk 2 sene baya zorlu geçti. Bir sürü makine aldık ancak piyasanın zayıflığından imalata bir türlü başlayamadık. Etnik kültür çok zayıftı, bizim tadımızı biliyorlar ancak, ürün yapıp verebileceğiniz iyi bir dükkân yoktu. Bu sebeple büyük firmalara gidiyorduk. Onlarda Müslüman imalatına sıcak bakmıyordu. Sonra orada adım adım gideceğimize dair kara aldık. Sucuk ve döner yapmaya başladık, o zaman Toronto’da döner işi çok zayıftı. Bu arada nüfusun artmaya başlamasıyla tekrar hareketlendi. Şunu da yapalım, bunu da yapalım derken 3 çeşit şarküteri ürününü 70’e çıkardık.

Helal ürünlere yabancıların ilgisi nasıl?

Müslüman olmayıp, çok sağlıklı bulan insanlar da var. Kimisi helal olmasını önemsemeyip, damak tadını beğendiği için alıyor. Çok az bir grup helal diye tüketmiyor. Birisi helali yanlış ve düzgün bir kesim uygulaması olarak görmeyip, hayvanlara eziyet olarak algılıyor. Diğeri ise, helali Müslümanlıkla bağdaştırıp oradan da fanatik gruplarla bağdaştırıp almıyor. Ama çoğunluk bizi tercih ediyor. Burada domuz satılmadığı için çok memnun. Çünkü domuz eti çok çabuk bakteri ürettiği için, bizi tercih edenler çoğunlukta. Şuan yaptığımız işler sayesinde Müslüman kesimin dışında diğer etnik kökenlere de hizmet vermeye başladık.

(Tahsin Solmaz - Hanife Yeni - Mehmet Solmaz)

Kaç markette hizmet veriyorsunuz?

Etnik olan büyük marketlerde varız. Küçük dükkanlardan tamamıyla çekildik. Ama bizim mal verdiğimiz dağıtıcılar var. Toronto etrafında 5 adet büyük market var. Yaklaşık 2 sene kadar ürünü anlatmaya çalıştık. Bizim gibi başka firmalarda var. Ancak, ambalaj ve paketlememiz diğerlerine göre çok daha iyi olduğu için bizi tercih ettiler. İkincisi ürün yelpazemiz çok daha geniş. 2017 başında tek bir dükkan verdiler. Toronto çevresinde bir marketten 6, diğer bir marketten 5 dükkan var. Önümüzde ki 3 ay içerisinde bu rakamı 15 dükkana çıkarmayı hedefliyoruz.

Aylık kaç ton et işliyorsunuz?

Full kapasite çalıştığımızda günlük maksimum 8 ton ürün çıkartabiliyoruz. Ama normal koşullarda 2-2,5 ton et çıkartıyoruz. 2018 hedefimiz 4-45 tona çıkarmak. Biz ürünün rafta durmasını istemiyoruz.

Dana kıyamının kilosu ne kadar?

Kendi tezgahımdan örnek verecek olursak, köftelik kıymanın kilosu 8,80 dolar, 25 TL’ye denk geliyor. Etin kilosu ise kemikli dana eti 6 dolar, 18 TL. Toptancıdan alış fiyatı bu şekilde. Marketten aldığımızda dana etin kilosu 14 dolar, 40 TL civarı.

Türkiye de ismi Nur et’ti. Burada muhasebecimiz babama kendi ismini ver dedi. Babam da öyle yaptı. Tahsin sucukları hala bizim ürünümüz.

Bu işe başlarken ne kadarlık bir sermaye ile başladınız. Bugünkü hacminiz nedir?

En başlangıçta ki sermayemiz çok komik rakamlarla oldu. Şuan ki firmamızı açmak için milyon dolarlar gitti. Yanlış hatırlamıyorsam 13 bin 500 dolara kurmuştuk. O zaman ki sermayemizle bir kıyma makinesi ve bir testere makinesi alabildik. Şuan kurduğumuz firmaya harcadığımız para 5 milyon doları geçti

Kanada geneline ürün veriyor musunuz?

Hayır! Çok açılmak gibi bir planım yok. Kanada’da özellikle gıda tüzüğünde gereksiz bir bürokrasi var. Türkiye’de bir yer açtığınızda o belgeyle tüm Türkiye’ye ürün satabiliyorsunuz. Ama burada kurallar eyalet eyalet değişiyor. Bana göre gıda sektöründe gördüğüm kadarıyla Kanada demek Ontario demek, Toronto demek. Diğer bölgelerle iş yapmaya çalışanların memnuniyetsizliklerini ve istedikleri hedeflere ulaşamadıklarını görüyorum o da çok sağlıklı değil. Bizi bugünlere getiren para olmadı. Yaptığımız ürünün arkasında durduk. Türkiye’de yatırım yapmayı düşünmüyorum. Et işi ciddi bir iş. Başında durmanız gerekiyor ve çok ciddi ustalık gerektiriyor. Hammaddenin sıkıntılı olmasından dolayı bu işi Türkiye’de yapmak istemiyorum.

Her şeye tekrar başlayacak olsanız tercihiniz yine Kanada mı olurdu?

Evet, tercihim tekrar kanada olurdu

Kanada’da sizi en çok etkileyen şey nedir?

Burada durmamın en büyük sebebi, birisiyle konuştuğunda veya iş yaptığımda benim ne olduğum, ne konuştuğum, ya da kim olduğum hiç önemli değil. Orada olan bir şahıs olarak kayda alınmam. Bu şekilde düşünmeyen birileri tabi ki oluyor ancak, siz bir birey olduğunuzu karşınızdaki kişiye belirtirseniz o kişi kendisini hemen topluyor. Her kim olursanız olun eğer bir kimlik sahibi iseniz geçerli olan o dur. Beni en çok etkileyende bu.

Kanada da en beğenmediğiniz, ya da yanlış gördüğünüz bir şey var mı?

Kötü demeyeyim, değiştiremediğimiz bir şey var. O da çok sakin ve sabırlılar. Bu durum bazen iyi bazen kötü, sakinlik biraz daha gevşetiyor insanı. Keşke biraz daha hızlı olabilsek.

Kanada’da bir yatırımcı olarak buradan baktığınız da Türkiye nasıl görünüyor?

80 milyonluk bir ülkeden bahsediyorsunuz. Son 5-6 yıldan bu yana gelişen olaylar, ülke nüfusuna katılan farklı insanlar var. Eskiye göre kıyasladığımda çok iyi ilerlemeler olduğunu görüyorum. İyi bulduğum, çok yanlış bulduğum şeyler de var. Gördüğüm şey insanların daha sertleştiği hoşgörüyü fazlasıyla unutmuş olması.

(Mehmet Solmaz - Türkiye Cumhuriyeti Ottava Büyükelçisi Selçuk Ünal -  Türkiye Cumhuriyeti Toronto Başkonsolosu Erdeniz Şen)

Türklerin Kanada’daki itibarı nasıl?

Burada nüfus çok düşük ve Avrupa ile burası asla kıyaslanamaz. Son 15 sene içerisinde ciddi gelişmeler oldu. Hem ticari hem profesyonel iş hayatı anlamında öne çıkan Türkler oldu. Türklerin profili güzel.  Kanada’da geriye giden değil, ilerleyen gelişen kendini gösteren bir Türk toplumu var. Özellikle bildiğim tanıdığım inşaat sektöründe ciddi gelişen insanlar var. Bizim geldiğimiz yıllarda Türk mutfağı bir iki yerde vardı. Şimdi Türk mutfağı, işi bilenler tarafından birçok noktada var. Bu açıdan bakıldığında Avrupa’yı bilmiyorum ama burada Türk profili yükseliyor. Profesyonel alamda burada eğitim sektöründe olsun, tıpta olsun, finans sektöründe olsun çalışan ve öne çıkmış başarılı olan bir kesim var. Finans sektöründe bir çok Türk var ve ciddi anlamda bu işi başarıyorlar. Bu profil atlanacak basit bir profil değil. Daha fazla toplumun ileri çıkması için ciddi ticari oluşumların olması lazım kendi toplumuyla bağdaşmış iç içe olacak uzak durmayacak. Bir yerde profesyonel kimliklerin olması önemli tabi ki ancak, orada ticari kurumlarında olması gerekir ki toplumu desteklesin.

Kanada’da yatırım yapmak isteyen vatandaşlarımıza ne önerirsiniz?

Burası büyük bir pasta, bu pastayı benim ya da başkasının tek başına yemesi çok zor. Burada iş yapmak isteyenlerin öncelikle gerçekçi olması gerekir. Yapacağınız işle ilgili daha önce iyi bir ARGE çalışması yapmak gerekir. Benim ilk geldiğim döneme göre ARGE çalışması yapmak çok daha iyi. Gelmeden önce bile internet üzerinden ciddi sağlıklı bilgiye ulaşabilirsiniz. Gelmek için gelip burada iş yapamayan hayal kırıklığına uğrayan insanlarda var ama işin başlangıcı reel değildi. Buna en gerçekçi örnek karşınızda duruyor. Bize burada et satamazsınız yapamazsınız olmaz dediler tamam dedik iddialaşmadık ama biz bildiğimiz yaptık. Önemli olan paradan önce ne yapmak istediğine karar verip başlaman gerekir. İşi yapacak kişinin reel olması gerekir. Kendini bilmesi, gücünü bilmesi, genç, dinamik ve azimli olması gerekir.

(Hanife Yeni - Kanada -  MYgazete.com )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.